Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Gözlerin

Tekrar yazmaya başlamana sevindim. Kolay gelsin. Selamlar.

05 Ekim 2011 16:12
Bir virgülden sonra

Merhaba. Hoş geldiniz.

28 Eylül 2011 10:01
Neden taşımalı eğitim?

Taşımalı eğitim daha profesyonel şekilde yapılırsa eksileri artıya dönüşecektir. Ayrıca bu yöntem eğitimde ulaşılan son nokta değildir elbette.Eğitim sistemimizin bir çok meselesi var ve sorunlar taşımayla bitmiyor, taşınmaya devam ediyor. Her şeyin hızla değiştiği günümüzde bireyi çevresine katkı yapan ve daha iyi bir hayat için hazırlayan yöntemlere ve gerçek bir sisteme ihtiyacımız var. Taşımalı ve ya taşımasız... Selamlar. 25.8.2011. Şehrezat Zengin.

25 Ağustos 2011 12:07
Neden taşımalı eğitim?

Sayın Hocam 6 yıldır taşıma merkezi olan okullarda görev yapıyorum. Taşımalı eğitimin düzenli trafik kontrollerinin eksikliği, taşıma hizmetinin ve verilen yemeklerin düşük kalitede olması, okulların her sene artan sayıyı taşıyamaması gibi handikapları olsa da saydığınız bir çok yararı var. Karşı çıkan arkadaşların konuya sadece öğrencinin rahatı açısından baktıklarını görüyorum. Fakat köy öğretmenlerinin işi de hiç kolay değil. Urfa'da bulundukları köyde kalacak yer, yiyecek, hatta banyo yapacak su bulma imkanından mahrum olduklarını ifade eden arkadaşlara şahit olduk. Köy okullarının fiziki yetersizliklerini de katmıyorum.(Benim okulum özellikle sınıf okutan arkadaşlar için hayal gibiydi. Köyden taşımalıya gelen sınıfçı arkadaş okulumuzda kantin var diye epey sevinmişti mesela) 25.8.2011. Şehrazat Zengin

25 Ağustos 2011 12:03
Ömer Öğretmen ya da bizim Raçinski

Bizim Raçiçinski Ömer öğretmen… Hayatımda çok fedakar dediğim, herkesten daha fedakar…. Öğrencileri için eşinden, çocuğundan, hatta kendinden vazgeçen bir öğretmen… Raçinski, hayatı boyunca çok başarılı olmuş bir profesör. Avrupa bilginlerinin mükümmel buluşlara çalışmalara imza atmasını beklediği. Ömer Öğretmen, kimsenin yapamacayağı bir karar vererek bir köy okuluna gider. Öyle bir köy okulu ki ‘bu okul benim istersem dinamitle patlatırım’ diyenlerin sahiplendiği, gelen öğretmenlerin 2 ay tatil yapıp 1 ay ders verdiği ve sonra da hiç gelmediği, öğrencilerin ders aşkıyla yandığı bi okul… Böyle bir köy okuluna gidip doktorlar, öğretmenler, profösörler yetiştiren bu öğretmenin yaşadıkları inanılmaz… Hocam yaşananları mükemmel dile getirmişsiniz. Sanki olayları uzaktan izliyormuş gibi hissettim… Böyle güzel bir hikayeyi bizimle paylaştığınız için tesekkür ederim… Tuğba Yalçın

22 Ağustos 2011 16:49
Selvi öğretmen

Selvi Öğretmen... İdol bir kişi. Onda biraz kendimi buldum sanki. Yaptığı işleri, başarısını göstermek istiyor. Bunu ben de çok yaparım. Yani, güzel bir çalışma yaptıysam, emek verdiysem, başarı gösterdiğime inanıyorsam, bunun bilinmesini isterim. Zaten Selvi Öğretmen başarısını göstermeye çalışmasa da, bu hemen fark ediliyor. Çünkü o öğretmen hataları kendine söylendiğinde, itiraz etmek yerine ''Doğrusu ne? Nasıl yapabilirim?'' diyor, diğerleri gibi yanlışları yüzlerine söylendiğinde savunmaya geçmiyor. O düzeltmek için elinden geleni yapıyor. İlk teftiş sırasında yapılması gerekenleri, hatalarını öğreniyor ve ikinci teftişte bunları en güzel şekilde yapıyor. Bir öğretmenin izlemesi gereken yolu gösteriyor Selvi Öğretmen. Başkalarının tecrübesinden nasıl faydalanılır, bize bunu yaşantısıyla başarısıyla sergiliyor... Bu anınızı paylaştığınız için teşekkürler hocam... Tuğba Yalçın

30 Haziran 2011 10:48
Kilit

Kilit... Gerçekten yazıya insanı kilitliyor. Her bir paragrafı, bir sonraki paragrafı heyecanla bekleyerek, hızlıca okudum öncelikle. Sonra yavaş yavaş, tekrar ve tekrar... Çok iyi kurgulanmış, diyeceğim ama yaşanmış bir olay olsa gerek. Anlatım çok güzel olmuş. Cümlelerdeki zaman zaman yer değiştiren özne yüklem öncelikleri, anlatıma ilgi çekici, sürükleyici bir hava katmış... Bir solukta heyecanla okunuyor. Olayı ele alırsak, adamın sevdiği kızı bekleyişi ve yaptıkları gezintiler masum, sessiz, heyecanla yaşanan bir aşkın hikayesi. İnsanı farklı hayallere götürüyor. Anlatımdaki detaylar ve zenginlik, yaşananları bir film karesi gibi gözler önüne seriyor. Bu aşk, kilitli bir sandık olup kalıyor adeta... Ellerinize sağlık hocam, çok beğendim. Teşekkür ederim... 21.6.2011. Tuğba Yalçın.

22 Haziran 2011 12:43
Köy Enstitüleri

Merhabalar. Pazartesi günü uygulama okulumdan dönerken, elinde Halit Ziya Uşaklıgil'in bir romanı bulunan bir genç ile sohbete başladık. Osmanlı'nın son dönemine ait üç romandan bahsettim. Genç, okumadağını söyledi. Sonra 1920'lerde yayınlanan Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu'nu sordum. Okumadım, dedi. Ayrılmak üzeriyken, hangi bölümde ve kaçıncı soınıfta okuduğunu sordum. Fen/Edebiyat, üçüncü sınıf, dedi. Olayı olduğu ibi anlattım. Yorumu size bırakıyorum. Siz Köy Enstitülerinde 25 tane klasik kitap okutulurdu, diyorsunuz. Selamlar. 31.3.2011.

31 Mart 2011 15:26
Monarşi

Kendi vücut ülkemde gurbetlik çekmek ve gözlerin vanasını kapatmak, çok ilginç deyimlerdi. Kutlarım. Selamlar.

24 Şubat 2011 16:59
İçimdeki değişim rüzgarı

Teşekkürler Emrah. Okuduğun kitaplar ve yazğın özetler/yazılar ile bana teşekkürü çoktan ettin. Esasen bundan dolayı ben sana teşekkür etmeliyim. Selamlar. başarılar. 28.12.2010.

28 Aralık 2010 10:44
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 282
Toplam mesaj
: 98
Ort. okunma sayısı
: 2892
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

Gazi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster