Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Birlik ve beraberlik zamanı

Değerli hocam, Görüş ve düşüncelerinize yürekten katılıyorum. Artık birlik ve beraberlik zamanıdır. Çünkü, süreç başlamıştır; bunu her aklıselimin görmesi gerekiyor. Milletimizin ortaya koyduğu haklı tepkileri içeren mesajlar, içeride ve dışarıda; her kesim tarafından okunmuştur. Dünya'yı yanına almak, Dünya Devleti olmanın gereğidir. Görünen o ki Devletimizin kurumları da bunu yapıyorlar; bir araya geliyor, tartışıyor, kararlar alıyor ve uygulamaya sokuyorlar. Dediğimiz gibi süreç başlamıştır. Devletimiz ve Milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz.

23 Ekim 2007 19:56
güvenim de umudum da sıfırı tüketti...

Şu satırları okuyup da dıygulanmamak mümkün mü? Şu günlerde herkes birer pak yürek; birer pak yürekli pak Özlem. Bütün Özlemlerin yüreğine serptiğiniz su dolayısıyla sizi kutlamama izin verin. Baki saygılarımla

22 Ekim 2007 23:40
Günün manşeti : Masada yumruk, sahada hüsran

Sporu centilmenlik yarışından, ulusal ve uluslararası şiddete; kusura bakmasınlar ama: teröre dönüşterenlerin gerçek adresi. Gariban ve cefakar taraftarların, sporseverlerin günahını kimse almasın.

18 Ekim 2007 17:23
Adı Mehmet'ti, mutsuzdu, asgari ücret yüksekti...

İlhamınız için şükran duygularımı kabul edin lütfen. Saygılarımla. Mehmet Bulunduğu yerde yaşıyordu… Kimse fark etmemişti; Mehmet’ti adı. Bir gün; Çağırdılar Mehmet’i, “Mehmetçik” olmaya; Vatan Borcunu ödesin diye. Bir gün; Haberlerde duyuldu adı; “Şehit Mehmetçik” diye. Fark edilmişti Mehmet, “Şehit” olunca. Kendi gibi yokluğu, Ve yoksulluğu. Her gün gibi, Çöktü yine karabasanlar, Gariplerin düzüne… Birkaç yürek dışında Mehmet, kayboldu yine Kahbe dimağlarda.

18 Ekim 2007 13:23
Apartmanda inek beslenir mi ?

Ne desem bilmem ki.... Olur mu olur... :))) Peki komşu hatırı? Süt yumurta ikramı falan yok muydu? :)))) Saçma sorularımı mazur görün... Gülme krizinden :)))) Ama sormadan da edemeyeceğim: Peki sonra ne oldu şu çiftlik?

17 Ekim 2007 01:51
Beş maymun hikâyesini bilmeyen mi var

Değerli Seven, Bu yazınıza izninizle katkıda bulunmak istiyorum: Döverlermiş ama niye dövdüklerini bilmezlermiş... Dövülürlermiş ama niye dövüldüklerini bilmezlermiş. Çünkü orada işler böyle gelmiiiiş, böyle gitmeliymiş... DERS 1: Sürekli engelleyen bir terbiye ve değer sistemi ile ancak mutsuz ve sürekli engelleyen insanlar yetiştirebilirsiniz. DERS 2: Sürekli engellenen bir toplumda sadece emredilenleri yerine getiren, pasif ve edilgen; risk almayan, üretmeyen, güvenmeyen ve inanmayan; katılmayan ve geliştirmeyen... yığınlar oluşturursunuz.

25 Ağustos 2007 08:27
Ey demokrasi geldiysen üç kere vur...

"Demokrasilerde devlet eden siyasetçi, çoğunluğun bir tercihidir. Bir seçmen olarak, siyasetçinin ve onun politikalarının kalitesini tartışmadan önce tercihlerimizin kalitesini tartışmamız gerekmez mi? Unutulmamalıdır ki; tercihlerimizin kalitesini yükseltmedikçe hiçbir şeyin kalitesini yükseltemeyiz; siyasetçinin de siyasetin de (B. Ali Demirel-2001)." "Demokrasi bilincinin yerleşmediği toplumlarda, demokratik sorumluluğun varlığından bahsedilemez. Böylesi toplumların hemen her faaliyetinde demokratik değil, fakat aksine; asalak bir ilişkinin varlığından emin olabilirsiniz (B. Ali Demirel-2001)."

09 Haziran 2007 05:19
Yok olan el sanatlarımız ve ustaları

Sayın Özkaya, Duyarlılığınız ve verdiğiniz eğitici bilgiler için çok teşekkür ederim; sizi izleyeceğim. 1- Siyah boya ile ve -kuvvetle muhtemel- kamış kalem kullanarak sandık kapağına çizilmiş ve kısmen silinmiş Figürün temizlik sırasında zarar görmemesi ve aslına sadık kalarak canlandırılması için nasıl bir yöntem uygulamalıyım? 2- Çivi izlerinin, çatlakların ve yüzeydeki diğer boşlukların doldurulması için hangi malzemeleri kullanmalı ve nasıl uygulamalıyım? Teşekkür ederim; baki saygılar.

09 Haziran 2007 04:38
Yok olan el sanatlarımız ve ustaları

Sayın Özkaya, Öncelikle şunu söylemek istiyorum: Sizin sahip olduğunuz beceri, eskilerin deyimi ile "İnce Zanaat" erbabısınız. Eserleriniz ise el emeği göz nuru... Fakat maalesef, Ülkemizde İnce Zanaatlar, yok olmakla karşı karşıya. Çabalarınızı takdirle karşılıyoruz. Soruma gelince; 18. yy İran yapımı ceviz bir sandık var. Geçme teknikle yapılmış. Yaklaşık 50 yıl önce çivilerle sağlamlaştırılmış. Kapak üzerinde kalemle çizilmiş "Kitap okuyan kadın" figürü var. Restorasyonu için Ankara'da bir kaç antikacıya başvurdum; "Değmez!" dediler. Kendim yapmaya karar verdim. Emekliyim, vaktim var ve az çok elimden iş gelir. Böylesi bir işe kalkışmadan önce bir uzman olarak bana tavsiye ve önerileriniz neler olacaktır? Saygılarımla.

07 Haziran 2007 18:13
Hassas dengeler

Sizi kutlamama izin verin lütfen. Oldukça yerinde ve zamanında yapılmış bir geribildirim. Teşekkürlerimle saygılar sunuyorum.

05 Mayıs 2007 16:53
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 246
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 898
Kayıt tarihi
: 30.04.07
 
 

Türk san'at müziği dinlemeyi, okumayı, yazmayı ve paylaşmayı seviyorum. Kamudan emekli inşaat mühend..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster