Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Herşeyin başı sağlık

Diyorum ve diyete bağlı kaldıkça önemli bir problem olmayacağına inanıyorum. Kaldı ki; bence adı diyet... bir iki gereksiz şey dışında her besini alabiliyorsun. :))) Sağlıcakla kal.

14 Aralık 2008 18:52
Mustafa’yı beğenenlere iftira atmak ….k yemektir.

Değerli Dostum. Üzülme ve eleştir, eleştirebildiğin kadar... Her blog yazarı gibi sen de baştacısın... Benim üzüntüm, hatta endişem; üslûbuna güvendiğimiz dostlarımızın hoşgörüyü bir tarafa bırakıp üslûp değişikliğine gidebilecekleridir. O zaman şu sayfalar çekilmez olur diye düşünüyorum. Ayrıca sana gerici diyen de affetmiş... Ne zamandan beri değerler sistemine bağlı şahsiyetler gerici oldu?

14 Aralık 2008 18:43
Mustafa’yı beğenenlere iftira atmak ….k yemektir.

Sen hiç ağzını bozmamıştın Talip! / Fıkradır bu, mübalâğa olacak. / Olur mu hiç dosta herze yedirmek, / Yakıştı mı bu üslûp sana Talip!

14 Aralık 2008 14:33
Ucundan accık

Hem... Mızıkçılara üzülmek de ney miş? Çok güzel bir şiir; esen kal.

14 Aralık 2008 08:51
Dilimizi sokan arılar

Özellikle yazanlar, kullandıkları dili öğrenmek zahmetine girmeyince... Eşek ile eşekarısı farkına gönderme yapan resim ise çok güzel. Teşekkürler Değerli Arkadaşım.

14 Aralık 2008 08:45
Peynir gemisi

neler barındırıyor, neler... Hakikaten öyle.

13 Aralık 2008 09:27
Kim kimi durduracak?

Türkiye’deki gizli eller, “Bu Devlet ile görülecek hesabım var!” diyenlerin nerdeyse tamamını, medya’ya yerleştirdi. Bu güruhun,sadece fitne ve fesada çalışan mantıkları, medya patronlarının da işine geldi; tıpkı, Devlet’den çalmayı, domuzdan kıl çekmeyle eşdeğer tutanları istihdam eden bir kısım müteahhitler gibi... Bu asalak ilişikiler sonucunda medya patronları da, çalan müteahhitler de onların çalışanları da Türkiye’nin ayrıcalıklılar sınıfını oluşturdu. Bunların en hin olanları ise bürokrat ve politikacıları da döngüye katarak üçlü sacayağını oluşturdular: hırsız işadamı, hırsız bürokrat ve hırsız politikacı. Bugün şahit olduğumuz bütün rezaletler, bu üçlü sacayağı üzerinde tezgâhlanmaktadır. Faturası ise birtürlü belini doğrultamayan namuslu vatandaşlarımıza, işadamlarımıza, üretenlerimize, emekçilere kesilmektedir.

07 Aralık 2008 00:12
Mutlu son!

mutsuz son, bir başka mutluluğa gebedir. Çok mu beylik oldu? Boşver... beylik, meylik... İçimden geldiği gibi söyledim; tıpkı senin gibi. Baki selam ve saygılar.

05 Aralık 2008 08:53
Artık çubuk gibi olacağız

Yoksa, fransız şarapçılığı krize mi girdi? Hani... tıpkı bizdeki brokoli, muz, kivi; soya, mercimek, zeytinyağı... üreticilerinin bir zamanlar krize girdikleri gibi. Son günlerde de "Yumurta zararlı kolestrolü artırmıyormuş; Yumurta aklandı... " kampanyaları başlatıldı! Yoksa... parayı veren, doktor mu konuşturuyor? :))) üreticileri, soyade mi?

04 Aralık 2008 22:55
Gül-bün idim

Gül-bün: gül biten yer. Gül-i gül-zâr: Gül bahçesinin gülü. Hâre: Sert taş, kaya. Gül-çin: Gül devşiren, gül toplayan.

03 Aralık 2008 20:16
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 246
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 886
Kayıt tarihi
: 30.04.07
 
 

Türk san'at müziği dinlemeyi, okumayı, yazmayı ve paylaşmayı seviyorum. Kamudan emekli inşaat mühend..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster