Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Futbolu sevenler bu yazıyı okuyun. Futbolda sistem ve Türk futbolu.

Tespit doğru. Sistem uygulamaları, en tepedekilerin sistemin gereğine inanıyor olmasıyla başlar. İlk şart budur. Belki hatırlayan olur, Fenerbahçe kulubü, ilerici bir hamle yaparak CEO atamıştı. Levent Ersalman görevine sadece 5 ay devam edebildi. Boşalttığı konuma atama olmadığı için, ilerici görünen girişimin aslında kof bir hamle olduğu açığa çıktı. Altyapıda da benzer bir atakla sorumluluk, altyapısıyla meşhur Ajax'tan transfer Joob Lensen'e emanet edildi. Bir yıl kadar sonrasında Lensen ve ekibi görevi bıraktı. Kurumsallık, sistemli olmaktan geçer. Ya da sistem, kurumsallığı getirir. Türkiye'de kurumsallık yolunda ilerleyen bir kulüp yoktur. Maddi anlamda bağımsızlık kazanmayı kurumsallıkla eş tutanlar, kurumun çevresinde salınanlardır. Saygılar.

29 Eylül 2008 08:54
Deli futbolcular geçit töreni

Fenerbahçeli Bahtiyar ve Güngör'ü de listenin ilk sıralarına koymak lazım... Bir Ankara deplasmanında Abdülkerim'in avut atışı kullanmak için kale arkasındaki foto muhabirlerine doğru gerildiği anda, elleri arkasındayken fotoğraf makinalarına verdiği bir poz vardır, aklımdan çıkmaz. Baş parmağı, işaret ve orta parmağının arasına girmiş, muhabirlere gizlice sallıyordu. Neden böyle bir şey yapar bir insan ve neden sürekli kavga halindedir bilmiyorum ama taraftar sever böyle adamları. Sevgiler.

19 Ağustos 2007 03:56
Kimbilir, zamanla blog yazarları toplantıları da olur

Evet tam 45 gün olmuş siz bu yazıyı yazalı ve ben ancak şimdi yorum yazıyorum. Özürlerimi kabul edin lütfen. Saklamama gerek yok; sosyal aktiviteleri çok seven, fırsatları değerlendiren bir yapıya sahip değilim. Sosyalliğin bir süre sonra görev haline gelmesinden korkuyorum herhalde. Yine de blog ortamında tanımaktan, öğrenmekten zevk alacağım ve karşılığında da (umarım) aynı hazzı yaşatacağım insanlar mutlaka vardır. Saygılar, sevgiler...

10 Kasım 2006 11:25
Bütün kızlar toplandık

Bir Almodovar hayranı olarak "Dönüş"ü dört gözle bekliyordum ve üç gün önce izleyebildim. Gerçekten çok beğendim ve dediğiniz gibi P.Cruz filmi büyüleyici bir atmosfere sokuyor.

09 Kasım 2006 08:21
Mavi Saçla İş Görüşmesi

Yazınızdan alıntı yapayım; "aslında herşey göz boyamaktır." Hepimizin gözleri o kadar boyandı ki, gerçek dünyanın ne olduğunu göremez olduk.

07 Kasım 2006 18:30
Bukowski ve Fante'yi kim çevirdi?

Okurken çok şaşırdım. Kısa bir süre "ne zaman yazdım acaba?" sorusu geçti aklımdan :-) Yakın çevrem Bukowski, Fante ve Avi Pardo için beslediğim hayranlığı dinlemekten yorgun düşmüş durumda. Her satırına ve satır arasına katıldığım bir yazı olmuş. Elinize ve hayat görüşünüze sağlık.

02 Kasım 2006 08:41
Hayatı bir oyun gibi yaşamak...

Budha'nın felsefelerinden biriydi; "mutsuzluğu yok etmek istiyorsanız, mutluluğu da yok etmeniz gerekir." İlk bakışta insan sırtını dönebilir bu felsefeye ama aslında yanlış bir yaklaşım olduğu da söylenemez. Herhangi bir şeyi değerlendirebilmek için referans noktasına ihtiyacımız var. İyi diyebilmek için zıt kutbu kötülüğü bilmek gibi örneğin... Budha neyi düşündü, neyi anlattı açıkçası çok ilgilenmiyorum ama ne mutluluk oyununa soyunmak ne de mutsuz olmak için bitmek tükenmek bilmeyen bir hırsla hayatı yetirememek mantıklı geliyor bana. Çıkış yolu, nötr kalabilmek ve olduğu gibi kabul etmekten geçiyor sanki. Yaşam boyu öğrenmek güzel bir ideal olabilir. Öğrenebilmek için de (sizin de yazdığınız gibi) hayatın içinde karşılaştıklarımıza gereğinden fazla önem vermemek yeterli olabilir. Ve belki ilk başta insan oğlu ve kızı olarak kendimizi gereğinden fazla ciddiye almamayı öğrenmeliyiz. Hata da bizim, çekip çıkartığımız doğrular da... Bence bu dünyaya hata yapıp öğrenmek için geldik.

05 Eylül 2006 15:07
Asırlık kavuşma

Öyle bir bağıracaksın ki ciğerine yanacaksın, ses kesmediği için. Öyle bir açacaksın ki kollarını, dünya küçücük kalacak iki arada. Sevinirken tüm karnavallar sönük kalacak yanında. Merdivenler çakıl taşı gibi ufalacak koşar-adımlarının altında. Öyle bir ağlayacaksın ki, okyanuslar yanacak susuzluğuna.. Yandıkça doğacak, doğdukça kucak açacaksın varlığına. Fenerbahçe sen bizim herşeyimizsin dediğinde, Sahip olduğun tek şeyi... kendini vereceksin...

27 Temmuz 2006 14:31
Bukowski'yi niçin severiz?

Bukowski'ye karşı olan ilgi, kendi yazılarındaki netlik gibidir. Ya sevilir ya da hiç sevilmez. Yazı ve şiirlerinin içeriği herkes için farklı anlama sahip olabilir; beğenip beğenmemek ne aradığımızla ilgilidir neticede... Dili kullanma açısından ise müthiş bir deha olduğuna inanıyorum. Sonuçta herkes herşeyi anlatabilir ama Bukowski kadar yalın bir dile erişebilmek çok zor. Bukowski'yi çok seven biri olarak, onu kaybedenlerin değil çok nadir çıkan "kazananlar" sınıfına sokuyorum. Maskelerimizin ardındaki bizi anlattığı ve anlatırken laf kalabalığı yapmadığı için çok saygı duyuyorum. Alpay Bellisan

17 Temmuz 2006 17:36
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 70
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 2017
Kayıt tarihi
: 07.07.06
 
 

Evli. Baba. Ailesine düşkün. Mühendis. Fenerbahçeli. Suya yazar.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster