Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Aysel Gürel'e...

Dedikleri gibi tanıdığımız delilerin içinde en akıllısıydı! Sıra dışı rengarenk kimliği kelimelerle bütünleşirdi. Biz de hiç sıkılmadan, bıkmadan dinlerdik. Zira o bir sanatçıydı bizler de hayranları... not: bu güzel yazınız için teşekkür ederim...

19 Şubat 2008 19:33
Bazen kendi kendinize güler misiniz?

Kendi kendime güldüğüm zamanlara bakıyorum da ne kadar fazla... Düşünüyorum; gülüyorum. Hatırlıyorum; gülüyorum. Dinliyorum; gülüyorum. Okuyorum; gülüyorum. Meğerse ne kadar neşeli insanmışım da ben farkında değilmişim!!! diyorum... Lafı fazla dolaştırmayayım: Kendimizi doğru bir biçimde ifade etmeyi öğrendiğimiz zaman, karşımızdakini de doğru bir biçimde anlamayı öğreneceğiz. Ben buna inanıyorum. Saygı ve Sevgilerimle...   

27 Eylül 2007 23:39
Bir bayanın, bir erkeği evliliğe ikna etmesi için ne yapması gerekiyor?

Sayfamdaki yazıyla ilişkili olarak yaptığım yorum, sizin blogunuza doğru kaydığı için burada devam etmek istedim: Yukarıda bahsettiğiniz kadın tipi ne yazık ki "zayıf" karakterli bir kadın tipidir. Ne demek evlilik üzerine karşısındaki erkeği ikna etmeye çalışmak. Ne kadar onur kırıcı bir şeydir bu! Evlilik ortaklaşa alınması gereken bir karardır ki ne kadın erkek üzerinde ne erkek kadın üzerinde böylesi bir baskı yapabilir. Erkeklerin annelerine olan düşkünlüğüne gelince; "hayırlı evlat" annesine de babasına da düşkündür. Kadını erkeği olmaz! Konuyu tekrar evliliğe çevirelim: Bir birliktelikte kadın ve erkekte huzurluysa, ilişkileri öncelikle birbirlerine karşı saygılı bir şekilde ilerleyebiliyorsa ki sevgiden bahsetmeye gerek yok, zira zaten birliktelerdir, birbirlerinin ailelerine de saygı göstermelilerdir. Siz karşınızdaki insanı her şeyden sıyırıp almıyorsunuz ki onu her şeyiyle kabul ediyorsunuz. Yok etmiyorsanız, evlenmeyin! 

15 Eylül 2007 13:03
Bekaret ve namus

Üzülerek belirtiyorum ki maalesef bireyler yaşamlarını, yaşam felsefelerini, ahlak ve din anlayışlarını,vb. kısacası kendilerini tam olarak ifade eden hayattaki çizgilerini belirlemeden oklarını sözde hayata bakış açılarıyla "onlara göre yanlış" kimseleri eleştirmek için kullanıyorlar ki bunu bile farkında değiller. (Ne acıdır ki...) "Hür irade" diyorum; sen ailenden, sosyal çevrenden bir sıyrıl; öncelikle kendine SAYGIN olsun. Yaşadığın her ne olursa olsun, kendine saygını yitirmiyorsan ve aynaya gönül rahatlığıyla bakabiliyorsan; "ben özgürüm!"diye isyan bayraklarını çekmek yerine bireyselliğini öncelikle kendine zarar vermeden kullanabiliyorsan ne mutlu ki yaşadığın her şey sana tecrübelerinle doğru orantıda katkılar sağlar. Aksi taktir de senin kendine saygın yoksa başkasından bunu asla bekleme!
(Ellerine sağlık Karga)  

15 Eylül 2007 12:23
Kendini yaşamak

Kendini "kendin gibi" yaşamak zordur. Hele çevrendeki milyonlarca kimlikten etkilenmeden, asıl olanın senin düşüncelerin olduğunu bilmeden... İlk önce ailen etkiler seni, sonra sosyal çevren. Herkes kendince haklıdır, herkesin kendince kuralları vardır. Ama zinciri bir noktada kırmak lazım; iradeni, beklentilerinin doğrultusunda kodlandırıp, yola devam etmen lazım. (Ellerine sağlık...)  

14 Eylül 2007 11:31
Evlilik öncesi bekâret önemli mi?

(Yazınızın okunma oranına ayrıca, yorum yapanların cinsiyetine ve sayısına baktım da daha çok yol almamız lazım...) "Cinselliği evlilik öncesi yaşamak ya da evlendikten sonra yaşamak bireylerin kişisel seçimlerine kalmıştır. Mantık basittir: İki insan da bunu istiyorsa yaşar. Aile, din, sosyal çevre, vb. kimlikler sizi bundan "zorla ya da çekindirerek" uzak tutuyorsa unutmayın; sizin bir kişiliğiniz var. Kararlarınızı başkasının baskısıyla almayın, kendi hür iradenizi kullanın. Namusa mı takıldınız? Namus dediğiniz şeyin öncelikle gerçekte ne olduğuna, sizin -erkek ya da kadın farketmez- , o kelimeden ne beklentinize karar verin ve karşınızdakinden ne bekliyorsanız siz de onu yapın! Kimse sütten çıkma ak kaşık değil, biliyorsunuz. Lütfen kendinizi kandırmayın..." Size de bu blogunuz için teşekkür ederim, Mustafa Bey.

11 Eylül 2007 01:08
Öküzün trene baktığı gibi bakmayın!

İletişim çağında yaşıyoruz; sosyal yaşantımız içinde gerek iş olsun gerekse özel hayat, diyalogların önemi büyük. Yani dinlemek, anlamak, anlatmak... Bunun bilincinde olan bir birey öncelikle şunu çok iyi bilir; siz ne kadar konuya hakim olursanız olun, karşınızdaki bireyi ne kadar iyi anlarsanız anlayın ve kendinizi ne kadar iyi anlatırsanız anlatın, gözleriniz, kulaklarınıza ve dudaklarınıza eşlik etmediği sürece eksik bir şeyler vardır. Gözler önemlidir; samimiyetinizi, içtenliğinizi, kültürünüzü, bilginizi, vb. iletişim esnasında olduğunuz insana iletebilmenin vücut dilinizdeki en etkili yeridir.

11 Eylül 2007 00:43
Deniz Baykal demokrasinin gereğini yerine getiremedi

İstanbul'un bana kattığı en büyük erdemlerden biri sabretmek. Sizin yapılan yorumlara karşı kayıtsız kalmayacak kadar blog'la ilgilendiğinizi biliyorum. Bu yüzden sabırla bekliyordum. Sevgi ve saygılarımla...

30 Temmuz 2007 23:34
Deniz Baykal demokrasinin gereğini yerine getiremedi

Deniz Baykal,1973 yılında CHP Antalya milletvekilliğiyle başlayan aktif siyasal yaşamında bir hukuk! adamı olarak ne kadar başarılı olmuştur tartışılır. Zaten 1999 seçimlerinde CHP ilk defa parlemento dışında kalınca başarısızlığın bedelini ödeyip siyaseti bırakmıştır. (Bu kadar yerli yerinde bir karar almışken neden siyasete döndü, inanın aklım almıyor.) Siyaset tarihi içinde bir defa bile "başbakan" olamamış ancak başbakan yardımcılığına kadar yükselebilmiş sayın hukukçu siyasetçimiz seçimler öncesi AKP Hükümetinin aldığı kararları engelleyebilmek için Anayasa Mahkemesini arka bahçesi gibi kullanmıştır ve bu davranışları eksi değerler olarak ona geri dönmüştür. Erken seçim demiş erken seçim kararı alındıktan sonra bir hukuk adamına yakışmayan hitaplarla, söylemlerle gündeme gelmiştir. Netice açık: Milletim ekonomide istikrarı yani yerli ve yabancı! yatırımı seçmiştir. Hayırlı olsun...

29 Temmuz 2007 22:03
Çatlak kova

"Kusur" dediğimiz kelime kime göre geçerlidir? Topluma göre mi yoksa, kendimize göre mi? Kelimelere anlam yükleyen bizlersek bazı kelimeleri kişisel sözlüğümüzden de çıkarabiliriz. Sizin bahsettiğiniz kusur kelimesi gibi. Zira kendiyle barışık olan insanın nasıl etrafına "özgüven" yaydığını bilirsiniz. Bu da başarının en önemli temelidir. Yine yerden göğe kadar haklısınız ama yazması kolay uygulaması zor oluyor (bazen...)

29 Temmuz 2007 21:29
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 75
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2591
Kayıt tarihi
: 09.05.07
 
 

Halen üniversite eğitimime devam etmekteyim. Hayatın üzerime yüklediği sorumlulukları yavaş yavaş hi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster