Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Zerafetin adı Oya Başar...

İçinden ne kadar kızarsa kızsın onu dışarı yansıtmaması gerçekten asalet yani kızsın tabi bağırsında hatta, ama Nazire Şenlendirici gibi değil.

06 Haziran 2007 17:41
Çatı bahçelerimiz olsun...

Çok hoş ve okudukça insana ferahlık veren bir yazı.Ellerine sağlık keşke hep birlikte böyle bahçelerde kahve içme şansımız olsaydı.

06 Haziran 2007 15:28
İnsan nasıl kendi canına kıyar?

Yaşam şartları ne kadar zor olursa olsun yinede kendi içinde yaşamak güzel. Yani kimse için değil kendimiz için, bu dünyaya tek geldik öyle değilmi? Diğer insanlar hatta en yakınlarımızla bile sonradan tanıştık. Onlar bize dış dünyaya alışmamız yerleşmemiz konusunda yardımcı yada araç oldular. Ben intiharın çok ince bir çizgide olduğunu düşünüyorum. Yani insanı canından bile bezdirecek kadar yorulduğu zamanlarda bu hayattan yaşamaktan vazgeçmek istediği bir durum. Yaşamak güzel, işte bakın biz tanışmıyoruz ama ben şu anda yazınızı okuyorum ve yaşadığınıza seviniyorum. Sevgiler

06 Haziran 2007 10:44
Neydi yaşamak...

Dediğin gibi bazen mutluluğun zirvesinde olmak bazende acı ve üzüntüyle yoğrulmak sanırım yaşamak...Ellerine sağlık sevgiler

06 Haziran 2007 10:21
Ruhum kanat çırpmada..

Canım yine değişik ve çok güzel bir konu ellerine sağlık. Benim oğlanda nerdeyse üç gündür kollarını çırpıyor. "Anne keşke uçabilseydim "diyor. Büyük, küçük fark etmiyor galiba herkes bazen uçup gitmek istiyor.

06 Haziran 2007 08:20
İlk iş hayatının zorlukları

İlk işe başladığım zamanları hatırlıyorumda, korkunçtu. Sudan çıkmış balık misali herşeye saldırıyordum. Bu nasıl yapılır? Bunu ben yaparım vs. Ama o dönemde, eskilerde sizi kullanmaktan hiç çekinmiyor. Bu da doğanın kanunu olsa gerek:)

06 Haziran 2007 08:17
Bir çift göz

Yazınızı okurken içim burkuldu bir an. Çocuğun o masumluğu ve ailenin içinde bulunduğu duruma çok üzüldüm. Siz hasta hanede olduğunuz için kimbilir daha nelerle karşılaşıyorsunuzdur. Allah kolaylık versin. Ellerinize sağlık.Benim oğlumda doktora gittiğimiz zamanlarda "sakın annemin canını acıtmayın"der.

06 Haziran 2007 08:14
Sevdiğim kitaplardan…

Bu arada senin ufaklık ne yapıyor?Adı ne? Ne şekerdir kimbilir? EE böyle şeker bir anne olunca değil mi?:)

05 Haziran 2007 16:03
Sevdiğim kitaplardan…

Alıntılar kitapların güzel olduğunu gösteriyor. Elimde yarılanmış iki kitap var. Hem yazıp, hem örümcek adam ile uğraşıp, hemde kitap okumak bayağı yorucu oluyor. Ancak sabah erken okuyabiliyorum. Tabi yazabilmek için daha çok okumak gerekiyor biliyorum ama şu bilgisayar yokmu.Karşımda durunca yazmadan duramıyorum.Sadece blog yazısı yazmıyorum, kendimce hikayeler de yazıyorum bu yüzden ilk fırsatta elimdeki kitapları bitirip önerilerini dikkate alacağım.Sevgiler

05 Haziran 2007 16:01
Ölümsüzleşmek mümkün

Çok güzel ve önemli bir konuya değinmişsin. Bir organ için bekleyen binlerce hatta milyonlarca insan olabilir. Bende bunu hep yapmak istedim ve en kısa zamanda yapacağımda. Ama yaşadığımız toplumun şartlarında, yani o kadar çok para düşkünü insan varki, buna bazı "üstüne basarak, bazı "diyorum. Doktorlar ve sağlık kuruluşları da dahil . Onlar yüzünden doğal olarak bir korku yaşanıyor. Yani acaba diyorum gerçekten beyin ölümü gerçekleşmemiş ise yada sırf organları almak uğruna daha fazla çaba göstermeyebilirler mi? şeklindeki sorular kafamı karıştırmıyor değil. Ellerine sağlık.

03 Haziran 2007 16:10
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 911
Kayıt tarihi
: 18.05.07
 
 

1971 İstanbul doğumluyum. Evliyim, dört yaşında bir oğlum var. Her ne kadar şu an ev hanımı olarak g..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster