Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Neden?

Merhaba Aynur Hanım Adaşız bu arada :) Sanırım benzer şeylerde ortak konularımız hayat gibi, kadın gibi, erkek gibi, insan gibi. Yazınız inanılmaz hoş ve anlamlı, anlamlı olduğu kadar çok şirin ince dokunuşları olan bir yazı olmuş. Evde unutulanların ; evde unutanlara attıkları tokat gibi sarsıcı ve düşündürücü hayatın içinden dokunaklı bir yazı. Ne gidendir, ne de kalandır hatalı olan, zaman durmuşsa ,her iki tarafta yaralanmış ve yaralamışsa zamanın akmasından başka birşey yoktur aslında dilenen. Yüreğinize ve ellerinize sağlık Sevgilerimle, Aynur

25 Aralık 2007 15:17
Aşk kadına yakışmaz…

Aşkla ilgili olarak belki şu da eklenebilir ; aşk taşıyabilen herkese çok da güzel yakışıyor. Bedelini de taşıyan iki taraf ödüyor. Ödeyemenler ise aşkı yaşayamıyorlar. Ellerinde kaçış teorileğiyle anında sığınabilecekleri başka limanlar kalıyor ki limanda limanlıktan çıkıp dalgalanıyor sonra. Yeniden yazı yazdım neredeyse :)

21 Kasım 2007 17:50
Aşk kadına yakışmaz…

Birde aşk neden erkeklerin mücadele , güç vs durumlarını tercih ettiği noktada kadının onun peşinden sürüklenmesi olarak algılanıyor. Siz hiç kadına mücadelesinden ötürü saygı duyup ,aşkının peşinden sürüklenen bir erkek gördünüz mü ? :) Nazım'ın eşi hapishane hapishane Nazım'ın peşinden gitmiştir bu aşktır da Nazım nereye gitmiştir :) onu ardından sürükleyen onurlu bir mücadelenin peşinden, iyi de yapmıştır :) ancak eşinin değil, üstelik hiç ara vermeden başka sevgilileride almıştır yaşamı içine ki bu doğaldır da :) peki kime yakışmıştır aşk :) Nazım'ın eşine mi , sevgilisine mi , Nazım'ın kendisine mi ? Hepsine de yakışmıştır :) Nazım aklıma şuan için gelen bir örneklerden bir tanesi böyle tarihten birçok örnek olduğunu biliyoruz. Sizin örneklerinizde de erkekler giderken kadınlar da gittiklerinde " aşk kadına yakışmıyor " da giden erkeğe neden yakışıyor :) Erkek birşeylere sığınıp kaçarken kadının onun peşinden gitmesi aşk, kadının gitmeyipte yerinde kalması aşk değil :) ( al ya

21 Kasım 2007 17:49
Aşk kadına yakışmaz…

:) Tarihsel süreç anlatısı bakımından oldukça değerli bir yazı olduğunu söyleyememek yazıya haksızlık etmek olur. Bu yazıya şu da eklenebilirdi aslında : Tarihsel süreçin sonraki süreçleri ve bu süreçler içindeki dil sürçmeleri ile kadın ve erkeğe yüklenen rollerin giderek değiştiği ve değişikliğin sürmekte olduğu :) Beğeniriz beğenmeyiz onlarda alt konu başlıkları olur :) Hani o tarihsel süreç içinde erkeklerin pazılarına olan tapınmanın giderek kadında yerinin değiştiğini de anlatabiliriz. Artık erkeğinde en az kadın kadar bir güç peşinde olduğunu ve buna karşılık erkeğin ; kadından da kendisinden istenen bedelin aynını istediğini de ekleyebiliriz :)

21 Kasım 2007 17:48
Nasıl başarılı oluruz?

Merhaba Stilwater, Çok doğru bir yazı olmuş, hayatın her alanında bu şekliyle davranabilmek, istenirse ve amaç edinirse hiç zor değil :) Yaşam içindeki tüm ilişkiler içinde gerekli tüm bunlar. Selamlar

21 Kasım 2007 13:51
Çakıl taşları

" Suskun sokaklar, sonsuz sokaklara dönüşüyor kimi zaman, o sokaklar benim değil. Kan istiyorlar bildik sıradan cümlelerle, çakıl taşlarından yeni alfabeler vermek istiyorum, dudaklarına sürsünler, okşasınlar, insana ait yeni szöcükler yaratsınlar diye. Çakıl taşlarını en uzağa savuruyorlar , bu karanlık gece yırtılsa, çakıl taşlarından yaratılan yeni alfabelerin sözcükleriyle yırtılır " Daha güze nasıl anlatılabilirdi ki , mükemmel bir anlatım ve dolu dolu herbiri üzerinde bir bir düşünülüp hayatı yakalayacağımız satırlar. Ellerinize , yüreğinize sağlık Selamlar, Aynur

15 Kasım 2007 14:01
Hangi şair sevgilisine değil, karısına şiir yazmış?

Merhaba Murat Bey, Sizde eşine şiir yazan şairler kategorisine girdiniz bile benim nezdimde :) Nasıl duygulu ve içten, bir ömür bir yastıkta tatlısıyla, eşkisiyle ama hep sevgi ve saygı ile kendi efsaneniz içinde yaşamanız dileğiyle :) Nazım; çapkın bir adammış vesselam :) Ancak o ; hem eşine, hem memleketine, ve insanlarına dolu dizgin yüreklice şiir yazabilecek mangal yüreklidir. Sevgisini aşkını aynı zamanda memleketi ve insanına bokörce sunabilmiştir. Ecevit'te keza sevgisi ve memleketi insanı önünde eğilmiş, eşi ile olan sevgileriyle çoğaltmışlar birbirlerini, birbirlerine duydukları bu sevginin dizelerini koklaya koklaya okumamak ve hayata dair birşeyler öğrenmemek mümkün değil. Sevgi sanıyorum böyle birşey yanyana durulabilen ve insanın içinden gelen, insanı düşmana inat çoğaltan ve insan yapan tıpkı Eren Eyüboğlu gibi yüce gönüllü kılan. Bedri Bey'in de mutlaka kendince nedenleri olmuştur karadut'una ilişkin. Sanatını bunların dışında tutmak lazım . Selamlar aynur

15 Kasım 2007 12:26
İlk denemeler belki kurtarır...

"Kendinizle dahi eğlenin... yaşayın aşkıda acuyıda bugünü terketmeyin, yarınınızda bugün gibi olacak düşüncesiyle tadın bu zevkleri doyasıya " Ellerine, emeğine, yüreğine sağlık :) Sevgiler

29 Haziran 2007 12:07
Toplam blog
: 43
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1782
Kayıt tarihi
: 24.06.07
 
 

72 istanbul doğumluyum.  Yağmur yüklü buluttan pamuk şekeri, Yağmurdan sonraki gökkuşağı, to..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster