Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Simit mi poğaça mı

Sabahları mutlaka sıcak poğça, kaşarlı olsun. beyaz peyniri çok katmıyolar güzel olmuyor. Akşamüstü kayıntısına taze simit ve çay:)))

02 Nisan 2008 15:54
Cinsellik ve Osmanlı

Kusura bakmayın ama bir hanedanlığın yapılanmasında bu denli sistemli bir durum görüyorsanız (yani eşlerin hiçbiri Türk değil), bunun sebebinin seks olduğunu söylemek, siyasetin mantığının kavranamamış olmasıyla ilgilidir diye düşünüyorum. Tıpkı padişaha en yakın kişilerin çoğunun devşirme olması gibi... Çünkü Türk soyundan biri her zaman tehdit yaratır. Dünyada hiç bir imparatorluğu tek hanedan yönetmemiştir. Osmanlı sadece Osmanoğulları hanedanı tarafından yönetilmiştir. Bu yabancı eş seçimi de bu yönde bir tedbirdir. Üstelik çokça da bilindiği üzere devletlerarası müttefik kazanmanın bir parçasıdır. haremin de bir başka işlevi, padiahın tek kadına bağlanmaması, etki altına girmesinin engellenmesidir. Yoksa her padişahın ilişki kurduğu kadınların ne kadar sınırlı olduğu bilinir. haremin tümüyle her gün alem yapılmaz:)

02 Nisan 2008 11:06
Gülten ile Cezmi: Kafası kırık bir aşk hikayesi...

İyi misin arkadaşım? Keyfin yerinde mi? İki kez okudum nasıl bir motivasyonu var çıkaramadım. Sen çok yolculuk yapıyorsun şehirlerarası... Bu dumur hali ondan bence...Cezmi ile Gülten'e şu kongre yolculuklarından birinde rastladın sanırım:)))

01 Nisan 2008 23:56
Esseniler ve ölü deniz yazmaları

Bu yazmaların bulunduğunu okuduğumda tüylerim diken diken olmuştu, neden bilmiyorum ama gerçek olduklarına dair kuvvetli bir his duymuştum. "Stigmata" filmi ise bazı eksikliklerle beraber bu yazıtlardaki asıl özü çok güzel anlatmıştı. Bir de Kathleen McGowan'ın "Beklenen" diye bir kitabı var İthaki yayınlarından, orada çok net ifade edilmişti. Hırıstiyan kilise ne zaman vazgeçecek bu diretmeden bilmiyorum, kaybı çok büyük olacaktır kabul ederse tabi. Bir de Yuhanna'nın İncili en mükemmelidir diye düşünüyorum. Tamamen şifreli bir kitaptır, anlamak ise çok zor ama sembolleri çözmeyi çalışanlar var. Bunlardan biri de 666 olan şeytanın sayısının ebcette www denk düştüğü yorumu. bu bakıştan ilginç tabi. Burak Eldem'in "Mardukla randevu" su da buna katkı yapanlardan sayılabilir. sevgiler

31 Mart 2008 22:20
Jaquelin'in jartiyeri

ben hep polisiye roman okurdum. Ama ne hikmetse o sarı dizi de, beyaz dizilerden farklı değilmiş. San Antonio hastasıydım ben ve her bölümünde en az 2-3 kadın cazibesine dayanamazdı ve aynı böyle anlatılırdı. Dedektiflere aşıktım ben de.. zekiler ya:)

31 Mart 2008 22:06
Simit mi poğaça mı

Emin olun yalnızken daha güzel o çayın tadı. Aslında bir çok algımız yalnızken hakkıyla yaşanabiliyor. Bir mekanı gezmek, çayı tatmak, bir manzarayı gözlemek bile. bazen esas savaş, evet poğça mı simit midir. yarına iyi sabahlar. sevgilerimle.

31 Mart 2008 22:01
Öz, söz, göz

Caroline hanım, aslında bu yeni bir tür olmalı. Ruhsal gelişim şiirleri hiç yok, ilk sizde rastladım. ya hep aşk şiirleri ya da ölümden bahsediyorlar:))) ayrıca ben hiç şiir de sevmem. ama bir şiiri sevdim ilk kez...ve özünüz özüme değdi, kelimeler ne kadar tasarruflu kulanılırsa, o denli anlamlı oluyor. bu tabir size aitse, orada burada kullanacağımdan emin olun:) sevgilerimle.

27 Mart 2008 20:03
şerefe şımarık ikizler!

Sevgili Erol bey, aslında son bir kaç bloğunuzu düzenli okumuş olmamla beraber, yorum yapmıyorum çünkü öznel hisleri onaylamak ya da eleştirmenin sanatı değerlendirmeye pek uygun düşmediğni düşünüyorum. yani genelde şiir ve özel yazılara pek yorum yapmıyorum. Ama bu iki şehir benzetmeniz cidden çok hoş. Şımarık ikizler:))) Ben de aslen İzmirliyim, İstanbul doğumluyum. Her ikisinin de şımarıklığına sahibim yani:) sevgilerimle

27 Mart 2008 01:02
Evliliklerin ilk 24 saati...

Kırsal kesimlerde sorun cinsellikse, kentlerde ve eğitimli kişilerde ise hesapçılıktır. Benim en anlamadığım, yeni moda, mal paylaşımı yapılması, ya da evlilikte masraflardan dolayı kavga çıkması. Bunlar aşk evlilikleri değil Erol bey. Aşık kişinin ne kimsenin malında gözü olur, ne kendi malı gidecek diye endişelenir. Saygı boşanmaları da değil bunlar. Saygıyla boşanan, kendisinden önce, karşındakini düşünür, onun refahını sağlamaya çalışır. Birlikte yaptık, al git diyebilmelidir. Kişinin kendisi ne ki evliliği ne olsun? sevgilerimle.

27 Mart 2008 00:32
Yabancı mıyız?

Evet sevgi bittiği zaman bile saygı kalmalı. Ben bir çok çifti ve bir çok dostluğu çok saygısız buluyorum. Bize ailecek, "çok hassas" derler ama bir kişinin ablanız ya da anneniz olması, onun size kırılmayacağı ya da saygı beklemediği anlamına gelmiyor. Çocuklar bu sınırı aşmaya başladıklarında anne babalar set çekseler ve eşler de aynını yapsalar, sevgilerinden dolayı görmezden gelmeseler ve dostlar da "dost acı söyler" diye gaddarlığa bahane bulmasalar iyi olacak:)))

27 Mart 2008 00:22
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 194
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 12827
Kayıt tarihi
: 29.06.07
 
 

Blogumun amacı; sağlıklı ruhsal yaşam ve psikoloji; özel ilgi alanım olan ruhsal (spiritüel) geli..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster