Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Beyin tarama

Söylediklerin gerçek projeler. suç önleme stratejisi olarak kullanılması gerektiği bile konuşuluyor. zaten suçlulara benzer uygulamalar yapılmakta. şu anda çok ütopik gelmekle beraber... bu aralar "İnsan hakları İhlalleri" konusunda bir çalışma yapıyordum, aslında cep telefonlarımızın verdiği sinyallerle nerede olduğumuzun bilinmesinin bile bir nevi çipleme olduğu kanaatindeyim. sevgilerimle

27 Mart 2008 00:17
Erkek zavallı bir vatandır!

Sevgili Tevfik çok haklısın. kesinlikle böyle oluyor. Ben sorunun kadınlarda değil, evlilikte olduğuna inandım. Evliliğin kendisinde bir şey var, en asi adamı kuzu, en kural dışı kadını sıradan yapıyor. Bir baktım, bana çizlmiş bir rolu oynamaya başlamışım, kendimi özgün sansam da...herşey planlı bir oyun gibi olmuş. Ama içindeyken savaşılamıyor, çırpındıkça batılıyor, o çırpınışlar ise hem sevgiye hem öze zarar veriyor. Şimdi diyorum eşim nasıl katlanmış, ben nasıl o hale gelmişim? oy oyyyyy. nerden geldi aklına bu yazı?

27 Mart 2008 00:11
Ketum olmak

Aslında tecrübelerle öğrenilen ve terbiye edilen bir özellik, bir tutum değil. Tutum olursa ancak yapaylık olur, bir yerden patlar. Ketumiyeti iki anlamda kullanmışsın 1. somut anlamda paylaşılan bir bilgiden 2. Bir hikmet olan öğretilerin bilgisinden. Sanırım ilkini yapabiliyorum ama ikincisini yapmak, kesinlikle hizmet ettiğimiz öğretilere saygı gereği anahtar bir noktada duruyor. bazen bu noktada çelişkiye düşüyorum, söylenmeli mi, gizlenmeli mi? O yeri ve zamanı ve de doğru kişiyi kollamayı becermek ayrı bir maharet ve öğrenilmesi gerekiyor. sevgilerimle.

27 Mart 2008 00:04
Aşık olmak için ne yapmak gerekir?

...kendimizi "herkesi seviyorum" diye kandırmak, evreni kandırmak olur ama yaratım süreci eksik kalmış olduğundan insanı sabırsız bir bekleyişe ve "emeğimin karşılığını alamadım" a iter bence. Yazınızdan çıkarılacak ve tartışılacak gerçekten çok şey var, dolu dolu bir yazı...sevgilerimle.

26 Mart 2008 23:53
Aşık olmak için ne yapmak gerekir?

yazınızın önemli bir kısmına katılıyorum, özellikle ruh ve beden için koruma kalkanı olduğun.Ama ruhun tam olarak inanmadığı bir şeye zihni inandırmak, "yaratım" boyutunu engeller. Aşık olmak için insanlara iyilik yapmaktan söz ettiğiniz zaman, kesinlikle bir tüccar zihniyeti taşımış oluyoruz: "Hımm, aşk istiyorsam iyilik yapmalıyım". İyilik de tam olarak ne demekse? İyilik yapıyorum sandığımız şey, insanların alacağı dersleri bile bile engellemek, yüzleşmelerini önlemek ve tekamüllerini geciktirmek bile olabilir üstelik. İyiliğin nerede başladığını biz bilemeyiz. En güzeli defter yapmak yerine, koşulsuz sevmek ve doğal olmak bence. Ve sevmek bizim gerçek bir parçamızsa işe yarar. Kendimize "herkesi seviyorum

26 Mart 2008 23:51
Çözemediğimiz bir tutku

Evet ben zaman düşünsem, "onda beni çeken ne?" (yani onlarda:) diye tek bir cevap buldum aşklarım için: narsistik bir özdeşleşme. Benim öenmli bir parçamı karşımdakinde görüyorsam, bende olan ya da nadiren de olsa içimde gizlediğim ama ifadesini beklediğim bir şey varsa, pat aşık oluveriyorum. Ben bir şekilde kendime aşık olduğuma ve tüm çabamın kendimle bütünleşmek olduğuna karar verdim en sonunda. Ciddiyim üstelik bu bulgumda. Bir de siz cevap verin aslında:) sevgilerimle.

26 Mart 2008 23:43
Nedir bu aşk

Ayşe hanım face bookta uzun zamandır görüyorum bu şiirimsi yazıyı. Kime ait bilmiyorum ama aşk, o değildir dediği şeyleri de içerir bence. Üstelik büyük bir eksiği var: Aşk bencildir, sevgi değildir. Aşk "hayır"ı kabul etmez, "sonra"dan anlamaz, sınır dinlemez, istediği verilmeyince acıtır, yerine göre yok eder, bunu hepimiz biliriz. Bence bu yapılan aşkın değl sevginin tarifi. sevgilerimle

26 Mart 2008 23:32
Memleketimden TV manzaraları ya da tam tersi...

Tv, akıllara zarar bir şey. Bu aralar gündemler ciddi diye açık oturumlara takılıyordum. Hem de kendimce önemli veya ciddi habercilik yaptığına inandığım insanların programlarını seçmeye gayret ediyordum. ben en çok Şahan Gökbakar'ın Doç Dr. C. Oktay Sinanoğlu tiplemesine gülerdim. Baktım ki o adam gerçek,mizah falan değil. Dün izledim konu AKP kapatılması, adamlar fikirlerini savunurken birbirlerinin soyadlarından iğneleme yapıyorlar. Şaka gibi herşey. ben izlemeyi bıraktım TV'yi. Bugün Harry Potter'in son filmini koydum cd'ye. En güzeli:)

26 Mart 2008 23:11
Bizim mahallenin kızı...

Eğer bu gerçekse ortada büyük bir sorun var. 1. Bir kişinin özel bilgilerini, hayat hikayesini izin almadan kendi adıyla, ablasının adıyla hem de "güzel memeleri var" diyerek yazman 2. kişinin bariz tanınabilir bir fotoğrafını, ondan gizli çekip, kamuya açık bir yerde isimle yayınlamanı kesinlikle doğru bulmadım. Ceylan bu durumdan haberdar mı? Kişilerin saklamak istediği bilgilerin iş ortamında evlilik hayatlarında sorun yaratacağını hiç düşündün mü? seni sevmesem bu blog hakkında suç duyurusunda bulunurdum.

26 Mart 2008 23:02
28 numaralı koltuk...

Bir de şu "tamamen uydurulmuştur" ibaresinin yazılan yazının hoşluğunu bozduğunu düşünüyorum. yani polis sorgusunda değiliz ki gerçekliğini ispatlayalım. hepimizin öyküleri, yazıları hem yaşanmışlıklardan, gözlemlerinden hem de kısmen kurgudan yola çıkıyor. Ve sen en sonunda o ibareyi koyduğunda gülümseme yüzde donuyor. Bir yazar için iyi bir yöntem değil bence. Ama bir tarihi yazı yazarsan, o zaman bu ibareyi koyarsın, kahramanlar uydurulmuştur diye. Bilmem yanlış mı düşünmekteyim? sevgilerimle

18 Mart 2008 12:03
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 194
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 12776
Kayıt tarihi
: 29.06.07
 
 

Blogumun amacı; sağlıklı ruhsal yaşam ve psikoloji; özel ilgi alanım olan ruhsal (spiritüel) geli..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster