Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Memeliler doğurur

Benim yengem doğum yaklaştıkça sezaryenle doğumun son zamanlarda moda olaması nedeniyle acaba sezaryenle mi yoksa normal doğum mu yapsam sorusuna yanıt aramış ama sonunda normal doğumda karar vermişti. Ne var ki, bebeğin boynuna kordon dolanması nedeniyle sezaryeni mecburen kabul etti. Her fırsatta sezaryenle doğumun onun açısından ne kadar sıkıntı verici olduğunu, gönüllü olarak sezaryenin tercih edilmesine hayret ettiğini anlatır oldu. İşin maddi külfeti de çabası; duyduğum kadarıyla sezaryen dar gelirli vatandaşlar arasındada bir hayli yüksek oranda tercih ediliyor. Ben de ona "bu deneyimlerini Milliyet Blog'da yaz da belki mecbur kalmadan sezaryeni tercih edecek birini ya da birilerini bundan vazgeçirerek büyük bir iyilik yapmış olursun..." diye tavsiyede bulunacaktım ki sizin yazınızla karşılaştım. Konuyu ne güzel de anlatmışsınız. Umarım blog editörleri yazıyı manşetlere ve Milliyet ana sayfaya taşıyarak mümkün olduğunca çok okunasını sağlarlar.

29 Nisan 2007 01:45
Bay ve bayan veznesi...

Bence resme dikkatle bakıldığında olumlu sayılabilecek bir kaç ayrıntı daha fark ediliyor. Vezne ve sıralar alternatif olarak bir bay bir bayan olarak verilmiş olup kadın ve erkeğin bir ölçüde tam olarak ayrılmamış olduğunu görüyoruz. Ayrıca bayan veznesinin en solda olanında bayan veznedarın arkasında henüz bir erkek görülebiliyor (aynı mekanda ha!). İşte görmek isteyince halen ne olumluluklar yaşanabildiği çok açık bir şekilde ortaya çıkıyor. Bir başka ayrıntı yazılar da halen latin alfabesiyle ve kolayca okuyabiliyorsunuz; ya bir de Arapça olsaydı?! Sevgili emekli subay kardeşim ve sevgili yorumcular lütfen o kadar karamsar olmayalım... olaylara ve resimlere pozitif yaklaşmayı öğrenelim; aşkolsun size!!!

28 Nisan 2007 22:04
Aşka bakış

Kanımca aşk gelişmiş bir sinir sistemine (beyne) eşeyli üreyen canlıların bir bölümünde soyun devamlılığını en iyi şekilde garanti altına almak bağlamında doğanın bir lütfudur. Öyle bir lütuftur ki, hem eşlerin kendine en uygun olanı seçmesini hem de çocukları dünyaya geldiğinde anne babanın onların erişkin olmasını sağlayıcı bir birlikteliği mümkün olduğunca uzun sürmesini sağlar. İnsanlarda görülen aşkla ilgili psişik durumlar da bu alt yapı üzerinde şekillenir. Biliyorum çok mekanik ve kalpsiz bir tarif oldu ama biraz daha positif bilimsel yaklaşımla analize devam edersek işler aşk ve hormon bağlantısıyla devam eder ki, geride romantizm falan kalmaz.

26 Nisan 2007 15:02
Lale şenlikleri

ama şimdiye kadar hiç kimse burayı bana sizinki kadar güzel anlatmamıştı. Yazınız ve fotoğraflarınızdan sonra, İstanbul'a geldiğimde Emirgan'a gelmek olacak.

26 Nisan 2007 09:53
Kızılderililer halk değil; yasa böyle!

ABD Vietnam'dan kovulduğunda geride bıraktığı ölü sayısı konusunda verdiğiniz rakam bana biraz az göründü. ABD Vietnam'da 1955'de Fransa'dan "koloni efendiliğini" devralmasından 1975'e kadar süren çatışmalarda Vietnam tarafı yaklaşık 2 milyon ölü, 3 milyon yaralı verdi, 12 milyon kişi de yerinden yurdundan oldu; savaş nedeniyle ülkenin ekonomisinin ve doğasının muazzam bir tahribe uğraması nedeniyle de savaş sonrası 1 milyon 250 kişi başka ülkeye göç etmek zorunda kaldı. Yaklaşık 5 yüzbin kişi de küçük botlarla Çin denizi üzerinden ülkeyi terkemeyi denedi; bunların büyük kısmı yolculuğu tamalayamayarak öldü, geri dönmek zorunda kalanlar da kötü politik muameleye tabi oldu. Kaynak: MS Encarta Professional 2003, Vietnamkrieg (Almanca).

20 Mart 2007 13:19
Allah rahmet eylesin!

Sevgili Ahmet Bey, Yazınızın başında duanın Tanrı ile diyalog olduğu ifadenizin bir dikkatsizlik sonucu mu ortaya çıkmış diye düşünmeden edemedim. Diyalog karşılıklı konuşma demekse ve dua sırasında Tanrı'dan bir yanıt alındığı şimdiye kadar görülmediğine göre buna Tanrı'ya hitaben monolog (tek başına konuşma) demek daha doğru mu olurdu acaba?! Bununla beraber yukarıdaki yazınızı beğeniyle okudum; mantık örgüsü güçlü, sade, akıcı ve anlaşılır. Din konusunda hoş görüyü ve farklı dinlerden ve kültürlerden insanlar arasında yakınlaşmayı ve sevgiyi ön plana çıkarmanız ayrıca övgüye değer.

27 Ocak 2007 15:33
Texas, Tommiks, Mandrake... En karizmatik Kızılmaske!

Sevgili Leyla, Eski çizgi roman kahramanlarına ilişkin nostaljik yazın çok güzel fakat bazı yönleriyle bir yanlış hatırlama var gibime geldi. Üzerinde durmak istediğim gökdelenler meselesi. Evet Teksas, Kaptan Swing, Tommiks, Zagor, Judas ve Tombraks zamanında gökdelen yoktu; ama Mandrake ve Kızılmaske modern zamanların kahramanlarıdır ve bunların yolu aynı zamanda ABD'nin modern şehirlerini de düşerdi. Kızılmaske'nin hava alanlarında uçağa binecekken en çok karşılaştığı sorun yanındaki kurt köpeğine gelen itirazlar olurdu. O da son derece basit bir yanıtla durumu kurtarırdı: "Köpek değil, o bir kurt!"

30 Ağustos 2006 03:12
Achilles'in topuğu

Achilles, Acilles, Achilleus, Aşill, Akhilleus, Akhill...? Bir yazı içinde en doğru olan bir tanesini kullanmak en iyisidir. En doğru yazılımı bulmak için yeterli Türkçe kaynak vardır. Saygılarımla. M.O.

23 Ağustos 2006 19:40
Neden çekirdeğe çiğdem deriz?

Sizi gidi siziii. Bilirim ben İzmirlileri... hele de kızlarını. Kahvaltıda gevrek, yanında tulum sunaraktan, öğleleri sevgi parkında dolaşıp çiğdem çıtlataraktan, akşam üstü Kordon'da yürek hoplataraktan, akşam sofrasında türkü okuyup romantik romantik bakaraktan aklını başından alır İzmirli yaparsınız başka şehrin erkeklerini. Önce yadırgarlar ama onlar da başlar zamanla simite gevrek, ayçiçeği çekirdeğine çiğdem, incire yemiş, çirkine çikin demeye; bilmedikleri otları yemeye, kordonda kahvede bira içmeye, parklarda elele gezmeye... bu bir İzmir asimilasyonu değil de nedir?! Bıraksalar İzmirli kızlar tüm Türkiye'yi İzmirleştirir, Egeleştirir. Fena da olmaz hani!

11 Ağustos 2006 16:02
Araştırma sonuçlarını açıklıyorum..

Sevgilu Ahtapot, Lutfedup zavallı tutsak hamsilerun "nihai" soninu pize pildurmemuşsunuz. Ha pundan, hamsilerun paşuna "duşunulepilecek en kötü" şeyun gelduğu sonucuna mi farmaluyuz?! Şimdu kamuya şu noktalaru açuklayun lutfen: Hamsileru dizdun mu? tavaya oturtin mu? ninen de hamsu yeridu, punları unuttin mu?

10 Ağustos 2006 23:38
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 147
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1300
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Arkeolog olarak arkeoloji, Eski Çağ tarihi, günümüzde sit ve çevre sorunları başlıca ilgi alanlar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster