Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Yalnızlığa Dair

benim hikayemden eksik kalan ne varsa anlatamadığım, sizin kelimelerinizle önümüze dökülmüş, bir kez daha okuyacağım ve sanırım bir kez daha....

04 Haziran 2008 10:30
Modern kadın

her kelimesine katılmakla kalmıyor, bu fikirleri yaşam mücadelemizin bir parçası olarak seninle paylaşıyor olmaktan gurur duyuyorum, saygılarımla...

08 Eylül 2007 14:23
Zamanla dans

sanırım ben bir yerlerde yanlış yapmışım : ))) ne saçlarımdaki 5-10 beyaz ne de hafif serinlik beni bir arpa boyu öteye taşımamış desenize, hadi siz çevrenize ve kendinize karşı biraz daha dizginleyebilmişsiniz kendinizi, ilk söylenene karşı belki biraz daha ılımlıyım ama bu yaşımda hala kendimle olan derdim bitmedi.... Tanrım?, dalgamı geçiyorsun benimle???? : )))))

15 Ağustos 2007 17:05
Aslında bize dayatılan

aynen böyle, demokrasi adına!!! demokrasiyi "araç" görenlerin "mazlum" temalı şovundan ibarettir aslında yaşanan bu tiyatro... Tabana mazlumu oynayınca şimdi geri adım atamazlardı da, hal böyle olunca ben de "bu sefer niye yine aynı kişi" diye hiç sorgulamadım, bu seferin nedeni zaten belli de asıl ilk seferi sorgulamak lazımdı zamanında. Türk halkı bu duygu sömürüsünü her seferinde yutmuştur, ilk seferinde maphushane kuşu olarak beyinlere tvlerden naklen pompalanan sn.rte'yi de "yan yürüyüşü, argosu, harbiliği!!! ve sanat aşkına!!! mağduriyeti" sebebi ile "işte lider" diye nasıl şiirsel bir şekilde bağrına bastı ise bu seferde mazlum ABDullah'ı bağrına basmıştır. Şimdi dönüp bu şovun nihayi hedefine bir bakalım bence; abd tipi veya olmazsa yarı başkanlık sistemine geçiş için halk oyu ile seçilip yetkilendirilen tam veya yarı başkan, yani BOP'un valisi, kimse bana demokrasiyi "geçmişi ve itaat ettiği yer belli olan" zihniyetin savunduğunu veya savunacağını söylemesin, selamlar....

15 Ağustos 2007 16:49
Sorular...

kaçmak yok bu sahneden!!! : ))) daha alkışları duyacaksın.............. benden, biz dostlarından ve senden.....

13 Ağustos 2007 09:20
Resimdeki kel kadın

Dinlemekten her zaman zevk aldığım bu farklı sesi bana tanıştıran (inanınki sadece o tanıştırdığı için bu sesin sahibini sevmiyorum, taa en başından beri bu nev-i şahsına münhasır Kuzey'liyi dinlerken yüreğimde ve boğazımda oluşan tat ve hisler hep böyleydi, buruk ama hoş!) bir dostum aklıma geldi : ))) Bu vesile ile ona da "TEŞEKKÜR ETMEK" istedim, bu sesi duyduğum her yerde, yüzümde beliren o gülümseme hep onun dostluğundaki içtenliğe olan inancımdan ve sırrı bende saklı utancımdandır, sağolasın be DOSTUM, seni yadettirenlere de TEŞEKKÜRLER.... : )))

12 Temmuz 2007 11:29
Yaşlanın

ona ulaşamdı, gittiğimde ben aldım posta kutusundan........ Korkumdanmı, kızgınlığımdanmı bilinmez yıllardır kimseye kart atmadım"hiç bir sebeple", bu sene dayanamadım ve babamın adına bir kart attım kendi adresime ve kendi "en özleyen köşesinden" kalbimin, "Sen dünyanın en özlenen BABASISIN" dedim sesimin gitmediği ötelere.... Öğrenmek işte böyle bişey!, gerçekten özlemeyi, ayak ucuna gidince "mutlaka" yanlız kalmak istemeyi "göz pınarındaki hasretle kucaklaştırabilmek için elinde tuttuğun bir avuç toprağı", neyse, Yaşayan tüm babalara, tüm çocukların ve çocuk kalanların kahramanlarına sizin sesinizle "selam olsun............" Yüreğinize, beyninize ve elinize sağlık : ))))

11 Temmuz 2007 13:49
Avcumdaki sedef kadar

Cesaretin yoksa eğer avucundaki yaraya değecek tuzun acısı ile yüzleşmeye, ışıltısı ile seni kavurabilecek olan sedefi de zaten hiç hakketmemişsindir.... İşte bu yüzden insan her kıyıya gittiğinde denize sokmalı tüm benliğini, geldiği yoldan dönemese de belki başka kıyıda bırakabilir ayak izlerini..... Godoskol....

11 Temmuz 2007 13:37
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 435
Kayıt tarihi
: 11.07.07
 
 

Ankara'dan, küçük, uzak ve soğuk bir kente göçmüş bir akademisyenim. Yazmanın, dolayısı ile paylaşma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster