Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Et ve kaplan...

Bazen senin sen olman bile yetebiliyor kişilerin üzerine gelmeleri için... Kendi olamadıklarını hatırlatman yetebiliyor... İlla isebulanan bir tarafın olması gerekmiyor... Küçük kaçışlar için çadır malzemeleri yanımda duruyor zaten ama bir tekne yada bir ada da kesinlikle ruhu özgürleştirmek için kullanılabilecek yöntemler diyorum :) Sevgiyle...

10 Ekim 2006 18:31
Taammüden adam aldatmaya teşebbüs!

Yıllar önce bir sevgilimle beraber bir meyhanede içerken karşılaştığım bibr sevgili kavgası... Kadın (18 yaşından sonra tüm insan dişileri kadındır) sevgilisine "Benimle yattın da sahibim mi oldun? Defol hayatımdan" diyordu... Sevgilimle aferim sana demiştik beraberce... Eğer kadınlar kendilerinin farkına varıp kendi sahipleri olmayı tercih ederlerse şeklen kendilerini bir erkeğe vermek yerine, zaten sorun kalmaz... Ayrıca sırf erkeklerden oluşan bir sınıfta "sanıyormusunuz ki; ilk siz öpeceksiniz sevgilinizin dudaklarından" diye başlayıp biraz daha ağırlaşan bir ders işleyerek birsürü kişinin saçlarını diken diken etmiştim... ve İtalya'daki bakire fahişeleri anlatmak da gerekiyor insanlara; her türlü ilişkiye girip asla bekaretlerini vermeyen fahişeleri. Neden diye sorulduğunda "eğer bekaretimi verirsem evlenemem" cevabını veren bakireleri ve sevgilisiyle evlenmek için bacak arası zarını diktiren binlerce genç kadını anlatmak gerekiyor aldatmanın ve aldanmanın anlamı için. Sevgiyle.

09 Ekim 2006 02:04
Türkiye'de işsizlik

Ama bilinçsiz aile yönlendirmeleri hala benim için muallakta.... Aile mümkünse zaten karışmasın... Bu genç nüfusun üstünün örtülmesi, daha doğrusu işsiz gözükmemesi için açık öğretim üniversiteleri ve üniversiteden mezun olduktan sonra bir işe yaramayacak bölümlerin bu ülkede var olduğunu da unutmamak gerek :) Eskiden Çiller bölümleri yada üniversiteleri derdik ama her iktidarın çaktırmadan can simidi oldular... Rekabet denilen şeyse sadece belirli üniversitelerden mezun olanlara kalmış bir şey... Derin konu, daha çok dürtmek gerek...

03 Ekim 2006 01:26
Dört kelime ...

Bu yüzden. En karmaşık gerçekleri en yalın halde söyledikleri için... Ama kimsenin omurgasız kalmaması da gerekiyor, en azından uzun süre için :) Sevgiyle...

02 Ekim 2006 22:40
Ebedi sevgililik ütopyası

Evlilik kurumunu tamamen yıkmadan içinde ebedi sevgililiğe ulaşabilmek çok mümkün gözükmedi bana... Ama şıklar güzel gözüküyor... devamı beklenmekte :) Sevgiyle...

02 Ekim 2006 21:09
Dırdır nedir, ne değildir?

Valla paylaşmayı bırakınca insanlar böyle oluyor sankı :) Mülkiyet ilişkisi... Ama her zaman kadınlar tarafı sizin anlattığınız gibi olmayabiliyor ;) Çoğu zaman öyle olması ise her zaman öyle olmasını gerektirmiyor hanı.... Ama herkes herkessiz yapabilir. Elindeki eğer sevgiyse değerini bilmek gerek. Kaybettikten sonra bilinen zaten değer olmıya :p

02 Ekim 2006 21:04
Yaşanmış aşklara

Ama ben hiçbir şeyindir noktasında takılı kaldım sanki.... Atilla İlhan derki : Ayrılanlar hala sevgili... Bu da demektir ki geçmiş değişmiyor. Kişi artık Nazım Hikmetin dediği gibi "herkes gibi" olabilir artık ama hala sevgili olması durumundan da geçemeyecektir... Bu eski dostluklara benziyor. Dost eskiyebilir ama yaşanılan dostluk her zaman var olacaktır vb.vb.vb.vb. Sevgiyle...

02 Ekim 2006 20:54
Sevgi şımartır mı?

Bir çocuğun şımarıklık yapacağı ilk yer ailesinin içi. Bu kötü mü? Hiç sanmıyorum. Ama yazıda denildiği üzerine her şey dozajında... Şımarıklık yapılacak yada yapılmayacak yer, şakalaşılacak yada şakaleşılmayacak yeri çocuk görecek ailesinden... Kabul görecek koşulsuz ve bilecek her ne olursa olsun ailesinin onu sevdiğini ve yanında olduğunu... ama alacak aynı zamanda yaptığı şeylerin sorumluluğunu vb. vb. vb. Zor iş çocuk yetiştirmek ama, sevgi göstermeden nasıl yapılır ben de bilemiyorum...

02 Ekim 2006 13:51
Yeni arkadaşlar

Babam bütün çocuklarla anlaşabilmek üzerine ihtisas yapmış birisi ama üst kat komşusunun çocuğuyla karşılaştığında hatun yaygarayı kopartıyor, babam bozuluyor. 3,5-4 yaşındaki kızı erkeklerden korkutmuşlar... 3,5 yıl çocuk yuvasında çalışırken de nelerin olumlu olarak değiştirilebileceğini bizzat gördüm. Kişiye ne şekilde davranırsan o şekilde cevap alıyorsun. Çocuklar da dışarıdan canavar olarak görülüyor... Ama aileleri, onları yetiştirenler? Onlara suç bulmak diğer ailelerin yetiştirdikleri çocuklarda yanlış yaptıklarını kabul etmelerini gerektirecek. Bu yüzden yetişkin dünyası yetişkinlere değil çocuklara suç bulmayı tercih eder... Kendi yetiştirdiklerini unutarak ;)

02 Ekim 2006 10:21
Ulu insan Aliye!

Ben arkadaşlar misafirliğe geldiğinde kurtaramayıp seyretmek zorunda kalıyordum, zira zaten televizyon seyretmiyorum aşağılanıyormuş hissinden dolayı... Ama bu dizide bir şey varki çocukların gelecek hayatları karanlık. Psikopat oldular anne baba babaanne arasında çekiştirilmekten ve başlarına gelmedik kalmadı. Çocuk hakları açısından yasaklanması gerekirdi diye düşünüyorum. Diğer taraftaysa kimin ne yaptığının ne önemi var? Herkes kendi hayatını yaşar ve kimsenin -anne, baba, eş dahi olsa- kimsenin hayatında tasarruf yapma hakkı yoktur. Beğenmeyen gider... Ama çocuklara yazık ettiler ve eğer yeni yayın döneminde devam edecekse dizi çocuklara yazık etmeye devam edecekler. O dizide çocuklarını para için oynatan anne ve babalara ise söyleyecek bir şey bulamıyorum. Ve tepkisiz kalan Türk Psikologlar Derneğine de.... Sevgiler

30 Eylül 2006 01:17
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 576
Toplam mesaj
: 79
Ort. okunma sayısı
: 1883
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

İnsanın kendisini anlatması zor. Beykoz, Saint Benoit, Psikolog. Bu kadar... Detay gerekiyors..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster