Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Âdemler ve Havvalar

Aman da aman, resme bak.. aslında başlangıçta birisi diğerine "elma" dişlettirmişti de biz aynen "şut" cennetten.. maddi boyutta nirvanaya ermesi olası değil insanın, olsa olsa biraz daha kanâatkâr olur diğerine göre... Hiç değilse sevgide katışıksız olsa... sanki onun da DNA'sıyla oynanıyor gibi... hormonlu aşkların ömrü kısa oluyor da...

25 Ocak 2012 14:55
Yalnızken

Belkiyi de kaldır. Sitemkârlığı da sil. Sevgiyle de diyeceğini.. hem de her şeye rağmen. Yaşam sevinci seninle olsun.

25 Ocak 2012 14:49
Bir fotoğraf karesi

Rahmet olsun. Işıklar içinde yatsın.. An'ı bilerek yaşamanın erdemine vardığını görüyorum. Sergilenmeyen sevginin, sevgi olup olmadığından hep şüphe etmişimdir. Gülün kokusu yayılmalı, bülbülün nağmesi duyulmalı, rüzgârın esintisi serinletmeli, sevgin mutluluğu ışıldamalı, şefkatin sıcaklığı ısıtmalı... Derin devlet gibi olmamalı insan. Sevgiyle kal..

25 Ocak 2012 14:46
Seni Çocuktan saymadılar...

İçim acıdı... Neyin bedeliydi bu erkenden ödetilen. Neyin hesabıydı bu daha gerçek bilinmeden görülen. Kimin yaşamıydı bu daha yaşanmadan defteri dürülen. Kimin canıydı bu, daha can vermeden alınan...

25 Ocak 2012 14:29
Aşk kölesi dişler

Bilge bir deyiş olmuş girişteki dörtlük. Düz satır yazılsa, sanki ata sözü gibi. Gönlüne sağlık.

18 Ocak 2012 16:04
Anlasana

"Verenlerin sevgisi kalmazsa, en değerli hediyeler bile değersiz kalır" der Shakespeare. Yemek, eğlence, ve diğer hoşluklar temin edilebilir... bedeli mukabili... Ya sevginin bedeli.. acaba neyle ödenir..

11 Ocak 2012 11:19
Ayşe Arman'a açık mektup

Sosyal içeriği derin ve duyalı bu çabanız için kutlarım. Her şeyi yönetecek ve şekillendirecek olan insan unsurudur. Umarım duyarlı ve bilinçli insanlar ehil oldukları yerlere gelir de yazarken, yönetirken, uygularken, değerlendirirken kurumlar zarar görmez, gerçekler iyiye doğru yüceltilir. saygılarımla.

10 Ocak 2012 13:56
Pes etmek mi havlu atmak mı

Yawww bu yazılanlar hiç de yabancı gelmiyor bana. Ben de sanki gözümde yaşadığım sorundan sonra başka gözle bakar olduğunu sanıyordum dünyaya.. Ya da daha olgunlaştığımı, ya da hoş görülü olduğumu, ya da affedici olmanın lezzetini kapıp nirvanaya çıktığımı falan falannn.. zannediyordum… Yoksa çılgın sular gibi dağlar, tepeler, vadiler aşıp da da göle kavuşmanın dinginliği içinde dalgaların insafına mı kaldı kaderim… bu olgunluğun tadını çıarmanın rehavetindeyim… sakın yaşla falan izah etmeye kalkma… içerdekinin ne elek ne ip nede un umurunda… Bak sen şu işe… neredeyse blog yazacaktım bu konuda… bu alınganlığın nedeni ne acaba…

05 Ocak 2012 15:46
Değişik bir tat mı?

Yazmaktan maksat; insanın kendisini ifade etmek, okunmak, anlaşılmak, paylaşılmak ve aynı düşün yapısındaki yeni arkadaşlar tanımak isteğidir. Herkesin karşılaştığı bir durumdur. Zannederim herkes de benim gibi, "kim bu?" nezaketi çerçevesinde orjinal kaynağı tanımak ister. Ve ben de seni okudum ve yorumumla bir şeyleri paylaştım mesajı verilir. İşin devamı ise frekansların uyuşmasına bağlı. İnsan kendine hitabeden birşeyler bulursa okumaya devam eder. Bulmaz ise... İşte bu konuda ben de böyle düşünüyorum. Selamlar...

24 Aralık 2011 12:57
Aman da benim güzel tükürüğüm(!)

Vay be neler olmuş. Tesadüfen gördüm. Blogun bu yeni halinden beri ne kimseyi izleyebiliyor ne de yeni birilerini tanıyorum. Isınamadım bu haline. Bu nedenle de yazma zevkimi de diyete soktum. Adeta dostlarımı da kaybettim. Sizin blogunuza ise tamamen bir tesadüf eseri olarak denk geldim. Meğer sizde yokmuşsunuz. Neyse hoş gelmişsiniz. Bloglarla da katolik nikahı kıyılmaz ki. Selam ve sevgiyle.

15 Aralık 2011 19:37
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 1060
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 972
Kayıt tarihi
: 01.08.07
 
 

Bilecik doğumluyum. Emekli Eğitimciyim. Ankara'da ve yazları Kuşadası'nda yaşıyorum Günlük uğraşl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster