Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
İkbal Gürpınar canlı yayında ne demiş?

Ben de tek rahatsız olan ben miyim diyordum. Bizim hastanede de sifonu açık bırakıp gidenler var ve kendilerini "temiz olmakla" savunuyorlar. Adam gibi, içine sindiği gibi temizle ve öyle çık git, sifonu da kapat di mi ama. Bu ne aymazlık, bunu yapan insanın ülke sevgisi var mıdır? İkbal hanım az bile demiş.

09 Ağustos 2007 18:31
Bozulmayan kızlık zarı…

Cinsel ilişkiye girememe genelde anatomik sorunlardan ziyade ( zar kalınlığı vs...) psikiyatrik bir sorundan kaynaklanır. Benim önerim böyle bir sorunu olan çiftlerin öncelikle bir Psikiyatriste gitmeleridir.

09 Ağustos 2007 18:22
Yaşanmış bir muska hikayesi

Anadolu'da "Hastanın Beyin MR'ını görmeden muska yazamam diyen de var", "Yok bu okul senin kızın için hayırlı değil" diyip çocukların tahsiline engel olan da... Gerçek meraklısı değil buna kanmak isteyen insanlar. Sözün özü; 100 kere 1000 kere eğitime-eğitimciye yatırım yapmak sonra diğer hizmet alanlarına eğilmek gerek. Bilgi ve merak ulaşmadan kimse insan olamıyor ve sağlık hizmetinden de başka hizmetlerden de yararlanamıyor. Saygılar.

09 Ağustos 2007 16:38
Ne çok soru sordum ya! Hani cevaplar?

Çok merak ediyorum belediye başkanlarımız çeşitli ülkeler ve kendininkilere benzer şehirler gezerek şehir planlamacılığına kafa yoruyor mu ? Yeşil alan çok önemli ama bu alanların şehre yerleşimi de başka bir bilim konusu, bu konuda söz sahibi olması gerekenleri dinleyen var mı? Bişkek mesela; orman gibi desem yeridir. İnsanlar parkların içinde yaşıyor gibi, çocuklar dev ağaçlar görebiliyor...

09 Ağustos 2007 16:21
Evlilik zor bu yüzyıl

1-Çocuk ve sevgili kesin olmalı ama mümkünse kimseyi ailenle tanıştırmamak ve aynını kendin de yapmak en iyisi. 2-Hayal kırıklığı konusunda,karşımızdakini prens değil de insan olarak görmek işe yarayabilir. 3-Bence insan "hayal edebildiği" kadarını hak eder ve yaşar. 4-Tüm mutluluk ve doyum kaynaklarımızı karşı cinsle olan ilişkimize bağlamak kendimize ve yeteneklerimize haksızlık. oluyor.

09 Ağustos 2007 16:10
Yaramaz kardeşim ve ben

Bi tane de resmini girsen de güzel yüzünü de görsek Anlatımın harika orası kesin ama fazlası da var, kelimelerinden taşıp hepimize ulaşan bir mutluluk var sen de. Umarım hissettiklerini tanımlamak için hep sevgi dolu sözcüklere ihtiyacın olur. Hepimizin içini ısıttın

03 Ağustos 2007 02:08
Yuvadan kopuş adlı hikaye ve blog okurlarına bir teşekkür

Milliyet blog üyesi olmanın en büyük ödülü: üstün kurgu kabiliyetine sahip, yormadan anlatırken insanın kalbine kalbine uzanan kelimeleri de ustalıkla seçebilen ünlü bir yazarın ilk öykülerini okuyabilmek herhalde ! Kolay gelsin prenses

03 Ağustos 2007 01:50
Beni eve götür

Babaanne akıllı kadındı, saygılı,sevecen ve empatik, dinlediğini anlarsın bakışlarından hayatı sevdiğini ve ne biliyim terliklerini çantasına koymasından, en ufak yolculuğa heyecanlanmasından, radyoterapiye koşa koşa gitmesinden ve onu tedaviye aldıkları alet bozulunca küstüm çiçeği gibi soluşundan anlarsın nasıl hala yaşamak istediğini. Babaannesi kocama çok güvenirdi çook, oydu tek umudu. Bilirim eşimin o güven veren,yatıştıran halini... Öyle teslim etmişti kendini torununa, oğullarına bile değil torununa. Sanki vakti geldiğinde onu ölümün elinden bile çekip alacakmış gibi güvenirdi ve 'Hadi babaanne hepsi geçti eve gidiyoruz' diyeceği anı beklerdi. Kanser çok hızlı yayıldı ve kimse onu kurtaramadı Ama yine yalnız bırakmadı Akgün babaannesini, gidebildiği son yere kadar yanında gitti. Kimse kimsenin kurtarıcısı olamıyor. Sorun bize bakan çaresiz gözlerde değil o bakışlarla bizde yerinden oynayan kronik suçluluk hissi illetimizde.Kederle kayıpla yaşanır ama suçlulukla yaşanmaz

01 Ağustos 2007 03:38
Gözlere bakmak

Evde kadın yok Evde insan yok... ne kadar doğru ama her kadın daha doğrusu her insan için geçerli değil bence. 10 ay kadar önce, sağken bu kadar özleyeceğimi hayal bile edemeyeceğim anneannem öldü. Zaman sonra fark ettim ki o ölünce yaşadığı ev de öldü ve aynı adanın aynı köşesine ilişip sığındı, hem de içinde sağ olma şartlarını taşıyan dedemin yaşamasına aldırmadan... Hırçın, telaşlı, kırık,insan haliyle asıl canlı olan sadece anneannemmiş meğer. O hevesli, heyecanlı, çözememiş, bulamamış halini düşündüm canım annanemin... soruları hala boşlukta takılı mı? ona biçilen roller, istediği hiç bir şeyi yapamadan tükettiği günler hayat mıydı? Bu muydu bu kadar mıydı? 'Göz göre göre öleceğiz Yaşar bey' derdi dedeme, herkes bakarken, izlerken,devam ederken... öyle de oldu. Bu yüzden: Kadınlar erkeklerin, Erkekler kadınların ve beraberce mutlaka çocuklarının, hepimiz karşımıza çıkan en uzak ve uğramamış hayalin bile gözlerinin içine bakmalıyız bence Dik dik

01 Ağustos 2007 02:44
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 81
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 606
Kayıt tarihi
: 31.07.07
 
 

34 yaşına girdim profilde hala 30 yazıyor bir türlü değiştirmeyi beceremedim, dur bakalım bu sefe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster