Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Selahattin Demirtaş Antalya'da Rakı Balık Ziyafetindeydi

İlahi Yıldız Hoca, benim de bilmediğıim bir teknik konuydu Başbakan'ın açıklaması. Dikkatimi çekti ve araştırdım; ölüm orucu başka, açlık grevi başka. Başbakan ölüm orucundan bahsediyor. Bu durumda kim açığa çıkmış oluyor? İkincisi 6 ay önce öyle mükellef bir ziyafet sofrasına kurulmak bir şeyi değiştirir mi? 6 ay önce de dağdaki çocuklar, canları kursaklarında kuru ekmekle soğana talim etmiyorlar mıydı? Ben bu durumu önceki yazılarımda ifade ettiğimden çok rahatım. Yani Akit yada Başbakan gibi değilim. Ama ne yazık ki sonuç itibariyle onlar da haklılar. Bir tarafta feciat, bir tarafta şatafat! Yazık!!!

04 Kasım 2012 12:09
Şaaapınca yazı yazamıyorsunuz, değil mi?

Merhaba Ümit Bey, bu aralar yazınızı gören cennetlik:)) Eminanım sayesinde sebebi kabızlığınızı öğrenmiş olduk:)) Ama bu vesileyle ben başka bir şey daha öğrendim. Hani bu günlerde yabancı bazı kuruluşlar Türkiye hakkında olumsuz raporlar yayınlıyorlar da bizden bazıları da mal bulmuş mağribi gibi sevinçten dört köşe oluyorlar ya... Türkiye'de sansür varmış, otosansür varmış, bilmem kaç gazeteci içerdeymiş diye! Bunu diyenler ezkaza bir başbakan olsalar Türkiye'nin durumunu düşünemiyorum. Hep olumlu yorumlar yayımlanmış, hiç mi olumsuz yorum yoktu acaba? Örneğin ben göndermiştim. Eminim başkaları da göndermişlerdir. Çünkü, bir yoruma verdiği cevapta sözüm ona bahsettiği insanlık değerleri, sayeyi himmetleriyle MB'de yerlerde sürünüyor. Lakin 'tık' gelsin de diğer 'tık'lamalar önemli değildir! Selamlar, saygılar...

24 Ekim 2012 10:29
"Sevişemeyince yazıyorsun(uz) değil mi?"

Oktay Ekşi'nin köşe yazarlığının bitmesine neden olan 'Vurucu ifade şehveti' aşkı, sizin başlığınıza yansımış! Oktay Ekşi'yi bitiren bu isterik size yaramışa benziyor: Reyting Patlaması! Tebrik ediyorum. Saygılar...

23 Ekim 2012 13:00
Diyarbakır açılımı; 'teröriste ağlamak' ve puzzle okuması...

Çetin Doğan'ın Ergenekon şemasının başında yer almasının nesi tuhaf anlayamadım. 2001 yılında Balyoz davası yokmuş! Peki 28 Şubat da mı yoktu? Çetin Doğan BÇG'nun başkanıydı. Onun için, bırakın adının şemada yer almasının tuhaflığını, bilakis Balyoz davasının 1 numaralı sanığı olmasını da açıklayıcı bir durumdur. Başka türlü katı emir-komuta zinciri içerisinde ve üstlerinden özellikle de uyarı geldiği halde nasıl oluyor da 1. ordu komutanı olarak bu kadar cesaretli ve etkili davranabiliyor? Oda tv'nın yaptığı psikolojik harekât. Yani zihinleri karıştırmak. Saygılar...

09 Ekim 2012 15:00
Sonrası

Neye baksan bir mucize Bunu gören bir acuze Misafiriz hancı size Hancı emanet emanet Yolcu emanet emanet Ölümü aklının ucundan bile geçirmeyen bir arkadaşımın ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrendiğim gece yazdığım uzunca şiirimden bir bölüm. Şu anda şiir kitabımda basılı olan bu şiirden arkadaşımın hiç bir zaman haberi olmadı:(( Siz çok daha kısa ve özlü bir şekilde anlatmışsınız. Bu bilinci her zaman hatırımızda tutabilsek, yada herkes bu bilinçte olabilse eminim ki yaşadığımız sorunların hiçbirini yaşamayız. Buna savaşlar da dahil. Yüreğinize sağlık diyorum. Esen kalın...

08 Ekim 2012 23:17
AKP Genel Kurulu ve sonrası ve 2071…

Merhaba İbrahim Bey, lütfen bağışlayın ama benim yazıma gönderdiğiniz yorumla bu yazınızı pek örtüştüremedim. Siz de kongrenin çok başarılı olduğunu kabul ediyorsunuz. Benim yazımın yüzünü ekşitenlerle ilgili olduğu açık değil miydi? Herhalde hata bende; kendimi iyi ifade edemedim. Sizin yazınızın içerikle ilgili bazı kısımlarına çekincelerim olsa bile böyle bir yazıya benim itirazım olmaz. Sonuna kadar saygı duyarım. Selam ve saygılarımla...

04 Ekim 2012 01:51
Bu neyin sancısı...

Tarihsel olayları özetlemişsiniz, ama biraz hikaye gibi olmuş. Konya'daki Kudüs mitinginde ayağa kalkmayan, sarıklı yeşil cübbeli grubun ve açılan Arapça yazan yeşil bayrağın hikayesini açmanız gerekirdi. Bunlar mitingin baş organizatörlerinden dönemin Konya Belediye Başkanı Mehmet Keçeciler'i de çok şaşırtmıştı. Yıllar sonra bir tv'de anlatmıştı bunları. Yani 12 Eylül'e meşruluk kazandıracak provokasyonlardan biriydi. Hani Evren şartların olgunlaşmasını bekledik demişti ya! Bugün terörde yaşanan tırmanmanın da önümüzdeki seçimlerle ilgili olmadığını iddia edebilir miyiz? Yine 2007 seçimlerinden önce Türkiye'de yaşananları bir hatırlayın isterseniz. O zamanki gerilim bugünkünden az mıydı ki? Ama galiba hafızayı beşer nisyan ile maluldür sözü burada da geçerli. Geçmişi kolay unutuyoruz yada unutturuyoruz! Saygılar...

21 Eylül 2012 14:31
Dost sohbetlerinin keyfi…

İzin verirseniz size üstadım diye hitap edeceğim. Gerçekten duayensiniz. Onun için "muhtemelen baş ağrıtmadınız", muhtemelen sohbete doyuramadınız. Gerçekten de sohbetinize doyum olmuyordu ve doyamadık. Şu yazdıklarımın aynısını bugün Şahin ustayla konuştuk. Demem o ki, kesinlikle riya değil. Bir insanın sohbetinden ancak bu kadar zevk alınabilir, ancak bu kadar yararlanılabilir. Ben İbrahim Pekbay'la değil, bir deryayla tanıştım ve de çok memnun oldum. Umarım ve dilerim bu sohbetin devamından bizleri mahrum bırakmazsınız. Bu güzel yazınız için de ayrıca teşekkür eder, selam ve saygılarımı sunarım...

20 Eylül 2012 00:33
Bir insan kendini neden canlı bomba yapar ki?

Ben de aynı soruları kendime hep sormuşumdur. Bu konuda onların duygularını anlayabilmek çok zor. Belki de normalde intihar eğilimi olan psikiatrik sorunlar yaşayan kişiler seçilerek, bu kişilere intihar eğilimini artıran ilaçlar da veriler bu işi yaptırıyorlardır. Yoksa sizin de anlattığınız gibi sağlam bir kafayla insanın kendi yaşamına son vermesi imkansız gibi. Ayrıca kendisiyle beraber bir sürü insanı da peşinden sürüklemesi de yine patolojik bir durum olsa gerek. Selamlar, saygılar Şükran Hanım...

12 Eylül 2012 13:28
Anılarda İnebolu lll. bölüm (son)

Öğrencilik anıları da tıpkı askerlik anıları gibi... Yeni tanıştığın insanlarla büyük sorumlulukları paylaşmak insanın ruh dünyasında derin etkiler, izler bırakıyor. Böyle derin anıların aktörlerinin kaderlerinin MB'de yeniden kesişmesi de çok tatlı bir tesadüf olsa gerek. Aydın Tiryaki'yle ben de bu sanal alemde tanıştım. Karşı görüşleri savunsak da, hatta belli konularda karşılıklı yazılar yazıp yorumlaşsak da nezaket ve saygı sınırlarını hiç aşmadık; o da, ben de. Siyasi görüşlerimiz uyuşmasa da kişilik olarak MB'de en takdir ettiğim yazarlardan biriydi. Bilmem biliyor musunuz; Aydın Bey'e güvenilir yazarlık teklif edilmiş, o da reddetmiş. Başka bir örneği olacağını zannetmiyorum. Onurlu ve kişilik sahibi birisi. Ve tabii ki teknolojide de bayağı ileride. MB'de benim bildiğim kadarıyla başta Blog kategorisi olmak üzere bazı yeniliklerin mimarı. Ama Blog kategorisini bugünkü işleviyle önermemiş! Selam ve saygılar sunuyorum Hocam... Görüşmek üzere...

10 Eylül 2012 01:02
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 1342
Toplam mesaj
: 70
Ort. okunma sayısı
: 3618
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster