Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Cin Ali’de büyüdü…

Bu şikayetlerinizi yazıp, okul öğretmenlerinden imza toplasanız. Sonra da Bakanlığa gönderseniz. Durum değişmez mi?

26 Aralık 2007 14:11
İlber Ortaylı ve Topkapı Sarayı

Bahsettiğiniz programı izlemedim. İzlemeyi isterdim. Ben İlber Ortaylı'yı çok beğenirim. Elbette bir tarihçi kadar, yapıp ettiklerini, eserlerini, görüşlerini bilmem ama bana bir otorite gibi gelir. Eğer bütün bunlar doğruysa, Ortaylı şunu çok iyi bilmelidir. Bizler putperest değiliz. Kıla, asaya, hırkaya tapmıyoruz veya onlar bizim için dini açıdan hiç bir anlam ifade etmiyor. Basit eşyalar. Şu yönden bir şey ifade ediyor; bizler peygamberlerimizi seviyor ve onlara saygı duyuyoruz. Bu eşyalar da, sanki onları bize anımsatıyor ve hissettiriyor. Bunun için değerli. Ancak, önünde ibadet edecek halimiz yok ya ne diye örtünelim!

25 Aralık 2007 19:31
Rakı içme kuralları ve tavsiyeler...!

Necip Bey, önce yazınızı sonra da yapılan yorumları okudum. Bize söyleyecek bir şey bırakmamışsınız doğrusu. Bir yandan da çok ama çok özlemişim rakı içmeyi, bunu fark ettim. Rakıdan için ağır içki diyenler var gerçi bana pek öyle gelmez. Size rakıyı buz gibi sodayla denemenizi tavsiye ediyorum. Ancak, çilingir sofrasında değil, arada sırada farklı bir tat aradığınızda, değişik ve hoş bir karışım oluyor.

24 Aralık 2007 18:24
Yüzleşme

Siz kimselere aldırmayın Ali Bey, sigarayı da bırakırsınız kilo da verirsiniz. O kitaplar da biter. Hem her kitap da okunacak diye bir şey yok. Ne demişler; bir karpuz aldınız, eve getirdiniz kelek çıktı. Yer misiniz? Bir kitap aldınız, eve getirdiniz, sarmadı. Okur musunuz? Ben sigarayı günde iki pakatten yarım pakete düşürdüm. Nasıl oldu bu derseniz, şöyle; sigara sadece balkonda içilecek diye bir kural koydu bizim ev ahalisi, e tek içen de benim. Bu soğukta içtiğimden bir şey anlamıyorum. Çok uzun bir yorum oldu ya neyse... 2008 her şeyden önce bize kocaman mutluluklar getirsin, bir de güzel dostluklar, bir de yaşam kalitesi, bir de iç açıcı haber bültenleri, bir de yeni ve başarılı işler, bir de savaşsız ve silahsız bir dünya, bir de Amerikasız bir devlet politikası.... bu böyle uzar gider. Saygılarımla...

24 Aralık 2007 02:27
Deniz neden tuzludur?

Bu verdiğin güzel bilgi için teşekkür ederim. Yazı yazmayı bırakma, seni hep aramızda görmek istiyoruz...Sevgilerimle...

20 Aralık 2007 12:19
Evlilikten korkmak

Hayat gittikçe zorlaşıyor. Erkekler hayatı paylaşabilecekleri değil, hayatlarını kolaylaştırabilecekleri bir kadın arayışına girdikçe bizim de kormamız doğal. Yani, hem maaşım, statüm yüksek olsun hem ev temiz, yemeğin tadı güzel, konu komşu akrabalar ziyaret edilmiş, mükemmel bir evlat yetiştirilmiş üstelik kocam da mutlu olsun... E iyi de bizim de bir canımız var... Değil mi ama?

20 Aralık 2007 12:09
Vatan terk edilmek için değil uğruna ölünmek için vardır

Yazınıza kimi yönleriyle katılıyor kimi yönleriyle katılmıyorum. Fazıl Say kimdir? Bugünlere nasıl gelmiştir? Bugüne kadar ayakta alkışlanan resitalleri, bugünden sonra neden yasaklanmıştır? Fazıl Say ülkesini neden terk etmek ister? Nasıl bir vatanseverdir? Fazıl Say bu sözleri sarf ederken, yüreği ne kadar yanmıştır? Hadi her şeyi boşverelim... Bir ülkenin aydınları teker teker ülkeyi terk etmeye kalkarsa veya terk ederse, o ülkeyi nasıl günler bekler? Zira, bizler gerek halk gerek hükümet olarak, var olan beyin göçüne dur diyememişken böyle bir ikinci beyin göçü furyasının sonuçları ne olur? Fakat, her şey bir yana, her kim olursa olsun ve düşmanımız her ne olursa olun; bir ordu, bir ideoloji ya da ekonomi... hiç fark etmez. Gitmek olmaz. Kalıp savaş vermek gerekir. Ben, beş yıl ülkesinden ayrı kalmış biri olarak bunları düşünüyorum. Fazıl Say'ı kızmakta haklı, gitmeyi düşünmekle haksız buluyorum. Saygılarımla...

18 Aralık 2007 23:03
Kişisel marka

İş yaşamı adına güzel bir öneriydi... Teşekkürler.

18 Aralık 2007 14:27
Telefondan nem kapmak..

Önce yazınızı sonra da yorumları okudum. Ben cep telefonu kullanmayalı uzun zaman oluyor. Soranlara telefon kullanmıyor diyorum, yaklaşık üç saniye yüzüme bakıyorlar. Tabi ki özel durumlar ve (varsa) özel kişiler hariç... Bu gibi durumlar için evde her an kullanabileceğiniz bir telefonunuzun olması şart.

18 Aralık 2007 00:20
Bekaret ve namus

Benim yorumumu yayınlama istersen Kargacığım. Çok güzel bir yazı olmuş. Ancak, "namaz vs kılar" demişsin ya dini vecibe olarak namazdan başka kılınan bir şey yoktur. O yüzden "vs" orada fazla olmuş. Bir de "fark etmek" ayrı yazılır. Sanırım, sinir haliyle gözden kaçmış. Aslında, uzun zamandır blogdayım ama ilk defa böyle bir uyarıda bulunma ihtiyacı hissettim. O da yazını çok beğendiğimden olsa gerek. Kendine iyi bak.

17 Aralık 2007 12:16
Toplam blog
: 45
Toplam yorum
: 163
Toplam mesaj
: 52
Ort. okunma sayısı
: 8502
Kayıt tarihi
: 06.08.07
 
 

Fark ettim ki; çok okudum, çok araştırdım, çok gezdim, çok öğrendim ama az yazdım. Bir baktım ki,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster