Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Vekil millet olmayı çok mu seviyoruz?

Bu günkü haliyle vekillerin davranış psikolojisine ilişkin yapmış olduğunuz eleştirilerde tam da değinmeye çalıştığım nokta yatmakta. Henüz daha devlet imgesinin bir hizmetkârlık yapılanması olduğundan uzak, daha çok toplumu biçimlendirmeye çabalayan bir devlet imgesi olduğundan bu günkü siyasi partiler ve parlemento yapılanmasında tuhaf bir durum yok. Demokrasi geliştikçe, kurumsallaştıkça vaziyette tahayyül ettiğimiz şekilde bir değişim olacaktır. Selamlar Saygılar

06 Nisan 2013 10:49
Vekil millet olmayı çok mu seviyoruz?

Anadolu insanının zihninde “Devlet” imgesi özel bir yere sahiptir. Devlet büyüktür, kudretlidir ve muktedirdir. Dolayısıyla böyle bir imgenin merkezinde kendisine yer bulanların topluma bakış açısı da topluma hizmetten ziyade, topluma tepeden bakmayı zorunluluk haline getiriyor. Evet bu günkü haliyle siyasi parti yapılanmaları, siyasi partiler kanunu çerçevesinde yapıldığından, liderlik bir sultaya dönüşüyor ve bizlerin zihnimizde tahayyül etmiş olduğu demokrasi imgesiyle örtüşmüyor. Gerçi kendi ülkemize baktığımızda demokrasisi henüz daha hayli genç… Hatırı sayılır ölücülerde askeri darbelerin muhatabı olmuş bir toplumuz. Böyle bir toplum da bazen düşünürüm de geldiğimiz noktayı fazla da küçümsememek gerekiyor. Zira demokrasi bilincinin toplumda yerleşmesi hayli uzun zaman alabiliyor. Bu gün Avrupa’da bu bilincin yerli yerine oturmasının üzerinde yüzyıllar geçmiş. Sanırım bizde de bu bilinç daha epey bir sürece yayılacak gibi görünüyor. devamla

06 Nisan 2013 10:49
Vekil millet olmayı çok mu seviyoruz?

Merhaba Nedim Bey; İlk cümlenizle sanırım baltayı taşa vurmuşsunuz. Cumhuriyet demokrasi demek midir? Hayır… Mesela İran’da bir cumhuriyettir. Peki İran’da demokrasiden bahsedebilir miyiz? Ama buna karşın Avrupa’da birçok ülke monarşiyle yönetilir ama demokrasileri dünyaya örnektir. Bu cümlenizi tekrar gözden geçirmeniz gerektiğini düşünüyorum. Yazının gelişme bölümünde anlatmaya çalıştığınız noktalara gelince… devamla

06 Nisan 2013 10:48
Akil adamlar / Sorunu bilmeyenler sürece yön veremezler

PKK bu işten ne kazandı? sorusuna gelince… PKK aslında sosyolojik bir olgu… Ülke de otoriter bir rejim, farklılıkları baskılayan bir devlet düzeni söz konusu olduğundan bu türden devlet yapılanmalarının doğal sonucu olarak, bu türden örgütler ortaya çıkıyor. Ben PKK sorunun da devleti biraz daha sıkı bir mercek altına almak gerektiğini düşünüyorum. Demokratik bir anayasa çerçevesinde şekillenecek olan bir devlet yapılanmasında PKK’nın veya ortaya çıkacak türevi muhtemel örgütlerin işlevsel bir yanı olmayacağından PKK’nın bu işi nihayete erdirmek durumunda kalacağını kanaatini taşıyordum. Nitekim aynen öyle de oldu. Devlette bu işe gönül yatırınca, süreç bu noktaya geldi. Kötü mü oldu? Hayır… En azından süreç başladığından bu yana bölgeden şehit haberleri gelmiyor. Buda bence başlangıçta iyiye doğru bir gelişmenin işaretidir. Yorumumu Çetin Altan ustanın o meşhur sözüyle kapatayım “Enseyi karartmayalım”. Selamlar Saygılar

06 Nisan 2013 10:19
Akil adamlar / Sorunu bilmeyenler sürece yön veremezler

Kürtlerin bu işin sonunda ne kazanıp kaybettiğini de yeni anayasanın vücut bulması sonrasında net olarak göreceğiz. Kaldı ki “Kürtler” dediğimizde de ortaya birkaç parçaya dağılmış Kürtler çıkar ki Pkk’ya destek verenlerin sayısı ancak dört milyondur. Diğer taraftan devletle uzlaşı halinde olan bir kesim var ki bu kesimleri diğer siyasi partilerde görüyoruz. Bir de apolitik düzeyde Kürtler var ki sorunu tümden uzak, gündelik yaşam içerisinde hayatını sürdürmeye çabalayan bir kesim. Yani Kürtler de bu sorunda yekpare değil. Dolayısıyla Kürtlerin Pkk eksenli taleplerde ne kazanıp kazanmadığı bence bir yana bırakılırsa, yapılacak bir anayasa da demokrasi ve insan hakları öne çıkartılırsa sanırım herkes bu anayasadan memnun kalır. Sonrasında toplum nasıl şekillenir, işte onu izleyip görmek durumundayız. Ama ben kendi payıma söyleyeyim demokrasiden korkmamak, özgürlüklerden korkmamak gerekiyor. Bunlar insanlık adına iyi ve güzel şeyler.

06 Nisan 2013 10:19
Akil adamlar / Sorunu bilmeyenler sürece yön veremezler

Merhaba Sayın Korkut; Tespitlerinizde doğru olan noktalar olduğu gibi, yanlış olan noktalar da var. Özellikle şu “Akil Adamlar” mevzuu… Bence de buradaki tespitiniz yerindedir ve bu ekibin ortaya çıkartılmasındaki amaç tam olarak netlik kazanmamıştır. Süreci halka anlatacak seçilmiş vekiller tercih edilmiyorsa, ben de tabi sizin sorduğunuz gibi bir soru sormak durumunda kalırım, “Biz seçilmiş vekiller akil değil miyiz?” diye. Ayrıca sürecin sekteye uğraması durumunda bu akil insanların vaziyetinin ne olacağı hususu… Siz de işaret etmişsiniz zaten, işin sonunda dengeler değişirse bütün sorumluluğu bu isimlerin üzerine atmakta söz konusu ki akşamdan sabaha uçtan uca politika değiştiren bir Başbakan bence bu insanlar açısından ciddi tehdit oluşturabilecek bir kimliktir. devamla

06 Nisan 2013 10:19
Top çizgiyi, Caner ise haddini aştı (Fenerbahçe 2-0 Akhisar Bld.)

Merhaba Engin Bey; Ben halen anlamış değilim Aykut'u. Caner'de hangi olağanüstü yeteneği görüyorda sürekli ilkonbir de sahaya sürüyor. Stoch gibi bir futbolcuyu adeta futboldan soğuttu Aykut. Kaldı ki ben kendi namıma söyleyeyim, Fenerbahçe'de Aykut kaldığı sürece keyif veren bir takım izleme şansımız yok. Takım galip gelebilir ama oyun sıfır. Bize de böyle bir takım doğrusunu istersen lazım değil. Selamlar

02 Nisan 2013 09:17
Sansürlenmede Çıtanın Yükseldiği Son Dem

Hasan Basri Beye devaml... “Milliyetçi oylara tevessül” hususuna gelince… Sanırım Başbakan bu alanda da yeterli doyumun sağlandığını düşünüyor olsa gerektir ki Kürtlerle anlaşma yolunu tercih etti. Ayrıca bu durumu sadece seçimlerle irtibatlandırmakta olası değil. Ortadoğu’nun hali ortada. Kürdüyle kavgalı bir Türkiye’nin derdinin daha çok olacağı muhakkaktı. Erdoğan’ın sanırım başka seçeneği yoktu. Selamlar Saygılar

29 Mart 2013 10:19
PKK, "esirleri" bırakmayıp kurşuna dizseydi sevinecek miydiniz?

Merhaba Ali Hoca, Genel olarak yerinde bir eleştiri yapmışsın. Her şeye rağmen bu süreç desteklenmeli ve bu lanet olası ölümlere bir son verilmeli. Bu süreci sekteye uğratmak için uğraşanlar, çabalayanlar pek tabi ki var. Bunların kimler olduğunu biliyoruz, görüyoruz. Bunlar için insanı merkeze almak diye bir düşünce hiç bir zaman hasıl olmadı. Varsa yoks devlet... Zihinlerdine devleti merkeze alan tuhaf bir algıları var. Eminim ki PKK elindeki asirleri öldürseydi bunlar o günü yas değil bayram ilan ederlerdi. Selamlar saygılar

16 Mart 2013 08:58
Müslüm Gürses kimin babası?

Müslüm Gürses konusunu çok da doğru bir zeminde ele almadığını düşünüyorum Necati kardeş. "Kendisini dinleyen kitlelere jilet ve falçata dışında, umutsuzluk dışında bir şey vermedi" demek, mevcut sistemi gözardı etmeden, cepheden bir eleştiri demektir ki bence sorun Müslüm Gürses'te değildi. Toplum böyleydi aslında ve bunu arıyordu,aradığını onda buldu. Sanırım bizim toplumu anlamk için Müslüm Gürses konserlerini izlemek, insanların davranışlarına, ilgilerine, dikatlerine bakmak yeterli olmasa bile insanın önüne çok şeylet koyuyor. Ayrıca ben göründüğü gibi yaşayan insanlara saygı duyuyorum.Müslüm Gürses'te göründüğünden farklı yaşamıyordu. Selamlar Saygılar

06 Mart 2013 09:07
Toplam blog
: 1512
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1122
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster