Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Orada olmak ya da olmamak

Çok klasik bir söylem ama, sağlık her şayden önce gelir. Ayrıca çok önem verdiğimiz şeyler de daha çok aksilik olur. Her şeyi biraz akışına bırakmak lazım. Geçmiş olsun.

14 Ocak 2007 19:46
İstiklal Caddesi: Namaza ve bara gidenlerin yan yana yürüdüğü sokak

Güzel bir yazı ve güzel bir konu... Elinize sağlık... Aslında İslâm kültürü, herkesi inancında hür bırakan, sevgi ve hoşgörüye dayalı bir insanlık anlayışıdır. Siyasetçiler halkın içine girip, birtakım şeylere karışmasalar ve karıştırmasalar, bizim toplumumuz çok daha medenî bir ortamda yaşamanın yolunu bulacaktır. İçeride ideoloji, particilik, etnik ayrılık, inanç gibi sebeplerle bizi birbirimize düşürenler ne yazık ki bundan rant elde eden kötü niyetli kişiler olmuştur. Dış politikayı bile çıkmaza sokan yine onlardır. Sınırda yaşayan insanlarımızın ne Suriye'yle, ne İran'la, ne Irak'la, ne Yunanistan, ne Bulgaristan'la ve onların halklarıyla bir problemi yoktur. Ama iş siyasete gelince iki tarafın da yöneticileri düşmanlığın ilk sırasına komşusunu oturtur. Bu gerçeği keşke bir an önce kavrayabilsek...

11 Ocak 2007 17:51
Neden yazamıyorummm!!!

İnsanı etkileyen binbir çeşit olay var... Bazen yazmak istemez insanın canı... Aynen anlattığınız gibi.. Yazar, beğenmez, siler, tekrar başlar... Olmayınca olmaz... Bazen de sular seller gibi akar kelimeler, durdur durdurabilirsen... Geçecek merak etmeyin... İlham periniz sizi terketmez, siz onu terketmedikçe....

11 Ocak 2007 11:38
Türkçe bil-mi-yo-ruz

Bir konuyu derinlemesine öğrenmek yerine, her konuda biraz bilgi sahibi olmak bize yetiyor. O yüzden "ne iş olsa yaparım abi" diyenlerle dolu ülkemiz. Belli ki hiçbir işi yapacak bilgiye sahip değil. Anadilimizin iyi öğrenilmesi gerektiğinin de farkında değiliz. Bugün dünyada geçerli dil İngilizce diye düşünen ve bu yüzden küçük yaşlarda çocuğunun İngilizce öğrenmesini isteyen anne babalar var. Türkçe'yi iyi bilmeyenin yabancı dili de iyi öğrenemeyeceğinin farkında bile değiller. Sıraladığın sebeplere aynen katılıyorum. Yabancı hayranlığı kendimize olan güvensizliğimizden, yabancıların da bize uyguladığı baskıdan kaynaklanıyor. Kelimeleri eğip bükerek konuşmayı farklı espri üretmedeki beceriksizliğimize; internetteki konuşma şeklini, doğru kelime kullanmayı bilmeyenlerin şakayla karışık yanlış yazmayı bir espri haline getirmelerine bağlıyorum. Yanlışı düzeltmek için doğrusunu bilmek, doğrusunu bilmek için öğrenmek lazım. Bence öğrenmeye pek niyetimiz yok gibi. Asıl sorun sanki bu.

11 Ocak 2007 11:25
Benim çocuğum özel değil

Yazıyı ilk okuyan ben olmuşum. Fırsattan istifade en klasik yorumu yapma imkânımı kullanabilirim. İlkokulda çocuk için okuldan çok öğretmenin önemi büyüktür diyorlar. Bizim de buna aklımız yattığı için iyi olduğunu düşündüğümüz, daha doğrusu etraftakilerin tavsiyesi ve bilgisiyle öyle olduğuna inandığımız bir öğretmenin okuluna kaydettirdik. Şu an oğlumuz dördüncü sınıfta ve öğretmenimizden de memnunuz. Karar sizin elbette. Benim tavsiyem bu. Selamlar...

09 Ocak 2007 12:46
Hayallerimi bile yazdırmadılar

Zevkle okunan harika bir yazı. Bence sizin hayallerinizde hep assubayların uğradığı haksızlıklar var. Yani hiç aklınızdan çıkmıyor. Selamlar..

06 Ocak 2007 15:33
Kaç müslümanın kurbanı kabul olur?

Anlatmaya çalıştığınız yanlışlara ve olumsuzluklara aynen katılıyorum. Kanaatim o ki, her müslümanın kurbanı kabul olur. Burada müslümandan kastım, gerçekten dinin inceliğini kavrayıp onu benimseyebilen ve yaşayabilen insanlar. Kendinin müslüman olduğunu ilan ve iddia edenler değil. Çözmemiz gereken problem şudur: Birileri İslâm'ı yanlış anlayıp yanlış uyguluyorsa, biz onları müslümanlığın ölçüsü olarak kabul edip dinden soğumayacağız. Tam tersine, bu yanlışlığı gören, doğrusunu da bilen insanlar olarak, doğru şeklini uygulayacağız. Böylece hem görevimizi yapmış, hem de ideal olarak arzu ettiğimiz insanlığımızı yerine getirmiş oluruz diye düşünüyorum. Sevgilerimle..

05 Ocak 2007 14:39
Heybe felsefesi

Yazdıklarının her cümlesine, her satırına, her kelimesine yürekten katılıyorum. Şu kurak mevsimde çağlayan bir ırmak gibisin genç dostum... Bu azmi yakalayabilsek, Türkiye'nin önünde kimse duramaz. Bu coşkuya ayak uydurup katkı sağlayabilecek vasıfta olmayı çok isterdim. En azından önünüzde engel, yolunuzda köstek olmamaya özen göstereceğim. Sevgiyle kal...

03 Ocak 2007 13:16
AKP niçin tek başına Cumhurbaşkanı seçemez?

Haberler ve olaylar üzerinde yorum yapmakla, hukukî bir konuda yorum yapmak arasında fark olacağını düşünüyorum. Hukukî yorumun yine hukuki bir yönü olması veya en azından başka bir kurala ters düşmemesi gerekir. Şimdi toplantı sayısının 184 olduğu Anayasa'da belirtilmişse, biz "cumhurbaşkanlığı seçimi önemlidir, bunun için yapılan toplantıya daha çok üye katılmalı" diyebilir miyiz? Bu Anayasaya aykırı bir yorum olmaz mı? Bu düşünceniz çok iyiniyetli ve ideal bir yorum olabilir. İsterseniz bir iyiniyetli yorum da ben yapayım. "Cumhurbaşkanlığı seçimi önemlidir. Milletvekilinin aslî görevi de meclisteki toplantıya katılmaktır. Öyleyse her parti mutlaka bu toplantıya katılmalı, gerekiyorsa olumsuz oy kullanmalı, ama nasıl olsa kaybedeceğiz diye toplantıya katılmamazlık etmemelidir." Ne dersiniz? Sonuçta meclis yeter sayıda üyenin katılımıyla toplanır. Ama seçilmeye yetecek oy çıkmazsa, ikinci tura geçilir. Sizin iddianızın dayanağı sadece gönlünüzden geçen duygularınız galiba...

30 Aralık 2006 23:56
Milli Eğitimden not komedisi

Notları kuyumcu terazisiyle tartmak mümkün olmadığına göre böyle hassas bir uygulama reel olarak imkânsız. Ancak sanıyorum, ileride sınavsız olarak liseye giriş sıralaması yapılırken kolaylık sağlaması için böyle bir ayrıntı düşünülmüş olsa gerek..

30 Aralık 2006 23:15
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 973
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster