Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Birlik içinde kalın...

Dünyada öyle açgözlüler var ki, hiçbir şey onları doyuramaz. Dediğiniz gibi Saddam bunu haketmişti. Ama bu yargılamayı yapan ve bu cezayı veren Amerika olmamalıdı. İdam sonrası olacak olayların Amerika'yı igilendiren bir tarafı yok ki... Zaten onun istediği o...

30 Aralık 2006 22:54
Herkes layığını bulur

Saddam hakkında söylediklerinize bir nokta dışında aynen katılıyorum. O da Saddam'ı müslüman kabul etmenizdir. Sıraladığınız bunca insanlık dışı işi yapan kimse müslüman olamaz. Dediğiniz gibi elinde sürekli Kur'an taşısa da... Müslümanların en büyük eksiği, müslümanlık dışı her şeyi yaptığı halde, kendini müslüman ilan edenlere karşı otokontrol sistemi geliştirip onları dışlayamaması... Bu yüzden daha çok çekecekleri var. Türkiye'nin bundan ibret almasına gelince... Keşke diyorum ama hiç ümidim yok. Âkif'in dediği gibi, hiç ibret alınsaydı tarih tekerrür eder miydi? Elinize sağlık.

30 Aralık 2006 22:49
367 umudu ve 367 kabusu

Bir konuda herkesin % 100 aynı görüşte olması mümkün değil. 12 Eylül'e karşı olanların olması çok doğal. Ancak ezici bir çoğunluğun o terör ortamından kurtulduğu için "ohh!" dediği bir gerçek. O yüzden genel olarak 1982 Anayasa oylamasına hayır oyu verilmesi gerçekten imkânsızdı. Ben de oy kullandım, hiç anlattığınız türden bir şey yaşamadım. Sandık başındaki insanların kimliği ve kişiliğiyle bağlantılı olarak belki bazı yerlerde dediğiniz şeyler olabilir. Ayrıca "Hayır" propogandası yasak filan da değildi. 367'ye gelince, iki şeyi karıştırmamak lazım. Meclisin toplanabilmesi için 184 kişi gerekiyor. 367 cumhurbaşkanlığı seçilme sayısı. Peki 184 kişiden 367 oy çıkar mı? Çıkmazsa ikinci tura geçilir. Bir de işin başka bir yönü var. 550 kişilik parlementoda neden 367 kişi mecliste yok? Milletvekilinin birinci görevi mecliste bulunmak değil mi? Oyunu ister olumlu, ister olumsuz kullanabilir. Ama toplantıya katılır. Oturuma katılmamak iyiniyetli bir davranış mıdır, çok tartışılır.

30 Aralık 2006 22:38
Sana blog hediye ediyorum anne...

Bence annenize verebileceğiniz en güzel hediyeyi seçmişsiniz. Üstelik bize de güzel bir yol göstermişsiniz. Sizinki kadar olmasa da pek çok anne benzeri şeyleri yapar, yapmaya çalışır. Ama böyle bir teşekkür alamaz. Oysa her insan yapması gereken en rutin iş için bile birinin kendisine değer vermesinden büyük mutluluk duyar. Anneniz bu hediyeyi eminim ömür boyu unutamaz. Tebrikler...

07 Aralık 2006 13:17
Bu adam sizce de angut mu?

Her mesleğin kendine has özellikleri vardır ve olmalıdır. Taksicilik öyle sıradan ir olay değildir. Ama bugünkabalık, saygısızlık bir tarafa gideceği yeri bilmeyen taksi şöförleri vardır. Bir insan angut olabilir ama, onun taksi şöförü olmaması lazım. Böyle biri yüzünden üzülmeye değmez. Bakın size hem binerken hem inerken yardım edenler olmuş. Yeter ki böyle insanlar azalmasın, tükenmesin.

05 Aralık 2006 13:07
Çivi çiviyi nasıl söker?

Başdöndüren sorularına cevap yetiştirmek gerçekten imkânsız. Ben aşkı sadece sevmek olarak algılıyorum. ne olursa olsun sevmek. Senin olsa da olmasa da sevmek. O zaman bütün yollar otoban... Aşk bu kadar soru sorduruyorsa insana, burada aşktan öteye beğenilmek, beğenilmemek, reddedilmek, ulaşamamak, anlatamamak, anlaşılamamak gibi sorunlar var demektir. Bunların hepsi bir kasis gibi insanı zıplatır durur. Gel sen bu kötü yoldan (!) vazgeç bence, en yakın gişelerden otobana gir. Sevgiyle kal...

05 Aralık 2006 12:45
Kadin Cumhurbaskani bize fazla mi gelir?

İnsanlar arasında hiçbir şekilde ayırım yapılmasından yana değilim. Hele cinsiyet farkını gündeme getirmek kadar anlamsız bir şey düşünemiyorum. Bir kadın cumhurbaşkanımız olması arzusuna katılmamak mümkün değil. Ancak sadece "kadın olsun" düşüncesi, teklifi ve ısrarı bana biraz anlamsız geliyor. Parlementoda böyle bir görev için hemen akla gelebilen birkaç bayan olur da, niye olmasın diye düşünülebilir. Zorlayarak farklı bir kaosa sürüklenmenin gereği yok. Ayrıca sıraladığınız özelliklerden bir çoğuna sahip olduğu için başta hepimizin göğsünü kabartan -bir anlamda benzer bir taktikle göreve gelen- ilk kadın başbakanımızın bıraktığı izlenimler de unutulmadı. Liyakat ilk şarttır. Bu görevi hak eden biri için kadın olması erkek olması farketmez.

24 Kasım 2006 09:33
Üniforma ve kimlikler

Ben daha çok subay ve astsubay gazinolarının alrı olduğunu gördüğümde bu ne garip uygulamadır diye kendi kendime sorardım. Mantığını da bir türlü bulamazdım. Meğerse daha değişik ayırımcılıklar da yapılıyormuş. Halkımızın gözünde güvenilirlik açısından ilk sırayı alan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, bu kadar basit ve küçük bir konuyu, hiç dallandırıp budaklandırmadan kendi içinde en kısa zamanda mutlaka çözeceğine inanmak istiyorum. Çünkü bu uygulalar böyle bir kuruma gerçekten yakışmıyor.

22 Kasım 2006 10:01
Çocuk pornosu sitelerini “ tık ” layanlar bu yazıyı okur mu?

Bu tür iğrençliklerin temelinde iki neden yatar. 1. cinsel tatminsizlik, 2. sapık ruhluluk. Cinsel tatminsizlik ya cinselliği yaşayamamak ya da aşırı yaşayıp değişiklik aramak şeklinde kendini gösteriyor. Sapıklığın tıbbî olarak tedavisi gerekiyor. İnsan olarak bu iğrençlikten uzak kalmak için ya Allah korkusu, ya kanun korkusu, ya da insanlık iradesi gerekiyor. İnsanın kendini "insan" olarak tanımlayıp insanca yaşaması ve kötülüklere karşı iradesini kullanabilmesi için, sağlıklı bilgi alması, iyi bir ailede yaşaması, dinî, ahlakî eğitim görmesi ve bütün bunları bilinçli olarak zihninde yoğurması gerekiyor. Bütün bunlar, siyasi, ekonomik, kültürel vb. hayatı pozitif hale gelmiş toplumların bireylerinde biraraya gelebilir. Yine de arada kaçaklar, özellikle ruh hastaları, fırsat düşkünleri, bir anlık şeytana uyanlar olacaktır. Bunu önlemenin yolu da bu tür şeyleri uluorta konuşmamak, yaymamak, duyurmamak, hiç bilmeyenin aklına getirmemektir. Burada medyaya büyük görev düşüyor.

20 Kasım 2006 09:37
Sonunda oldu seni aldattım, içim kan ağlayarak...

Anlattığınız olaydaki şartlar, kadınlar için olduğu kadar erkekler için de geçerlidir. Tabii ki eşini seven, eşi tarafından sevilen ve bir çift olmanın sorumluluklarını bilen kadın ve erkeklerden bahsediyorum. Erkeklerin daha kolay aldatmasına gelince, bunun sebebi, yetiştiriliş tarzları dolayısıyla, eşini aldatmanın çok da kötü bir şey olmadığını sanmaları, hatta övünç vesilesi bile yapabilmeleridir. Diğer taraftan bizim toplumumuzda kadınların da bunu kolay kabullenmeleri, ekonomik nedenlerle problem haline getirmeyi bile düşünmemeleri, erkeklerin bu yanlış olgusunu körüklemekte, ekmeğine yağ sürmektedir.

16 Kasım 2006 19:16
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 973
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster