Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Hocayla zekat konusunda sohbet...

(1) Erol bey, epeydir Blog'a girmediğim için yazılarınızdan mahrum kalmıştım. Bakıyorum işi ilerletmişsiniz. Artık sorulan sorulara cevap vererek fetva makamına da geçmişsiniz. :-))) Neyse bu girizgahtan sonra yazıya şöyle bir katkıda bulunmak istiyorum. Bugüne kadar zekât müslümanlara maalesef iyi öğretilemedi, anlatılamadı. Çoğumuz İslâm'ın şertı beş. İkisi zenginleri ilgilendiriyor, biri kelimei şehadet, söyleyivericez tama. Geriye kaldı mı oruçla namaz. Senede bir ay oruç tutup günde 5 defa da yattık kalktık mı, en iyi müslüman olduğumuzu sandık. Oysa kazın ayağı öyle değil. İslam'ın şartı beş değil, doğrusu "İslâm 5 temel esas üzerine kurulmuştur" demeliyiz. Ve her müslümanın bu beş esası uygulaması gerekir diye düşünmeliyiz. Yani bunları yapınca müslüman olunur değil, müslüman bunları yapmakla mükelleftir, demeliyiz ve olayı böyle anlamalıyız. Zekâta gelince, zaten işimize gelmeyen o yüzden de dışladığımız zekâtı bir de deveyle, koyunla, altın-gümüşle anlatmaya kalkışmayalım.

28 Temmuz 2012 01:36
70 dakika fazla oruçtan sonra, üç aylar ve teravih yalan mı?

(6) Göz göre göre İslâm'a göre ters davranışlarda bulunanlara "müslüman" demeyeleim, onların yaptıklarıyla İslâm'ı yargılamayalaım. İslâm'ın doğru anlaşılıp doğru uygulanmasına çalışalım. Hep başkalarının yanlışlarını görüp tenkit etmek yerine, doğrusunu kendimiz yapalım. Doğruyu yayalım, doğru yapanları çoğaltalım. Sahtekârları, defoluları, çürükleri ayıklayalım. Topluma yarar sağlayalım, yazdığımız, çizdiğimiz işe yarasın. Meselenin çok farklı boyutları da var tabii. Bu şekilde yorum kutusuna sığacak gibi değil. Ama ana hatlarıyla durum budur. Abdülaziz Bayındır hocanın söylediği yanlış değildir. Ama bugüne kadar yapılanların da öyle kötü bir tarafı yoktur. Asıl mesele İslâm'ın insana, topluma verdiği önemle ilgili konularda hiç kimsenin kılını kıpırdatmamasıdır. Mesele sadece namaz ve oruç değildir. Asıl mesele insandır, toplumdur. Ne yazık ki hepimiz bir ibadet konusuna, hem de onunsadece şekil şartlarına saplanıp kalmışız. İşin özüne bir inebilsek... Selam ve saygılarımla...

28 Temmuz 2012 01:21
70 dakika fazla oruçtan sonra, üç aylar ve teravih yalan mı?

(5) İşi sağlama almak diye bir deyim vardır bilirsiniz. Bunun dindeki karşılığı "takva"dır. Bazı hocalar, belki günaha girmek korkusuyla, bazı şeylerin sınırlarda dolaşması yerine, daha garantili olmasını istemişlerdir. Sahurla ilgili tartışmanın esası budur. Sabaha karşı "yalancı fecir" denilen, sanki sabah oluyormuş hissi veren bir aydınlık belirtisi vardır. İmsak için Kur'an'da belirtilen "siyah iplikle beyaz ipliğin ayrılması" yani günün aydınlanması kavramından yola çıkılarak, bu birinci fecir esas alınmıştır. İş sağlama bağlanmıştır. Bu ilk defa söylenen, tartışılan bir şey değildir. Bugün bir çok modernist geçinenin yeni buluş gibi ortaya attığı her şey geçmişte yüzyıllarca evvel söylenmiştir, tartışılmıştır. Henüz Allah'ın emirleri ve yasakları arasında maalesef(!) insana zararı olan bir şey bulunamamaıştır. Aklımızı başımıza alalım. Yanlış yapanlar, dini yanlış anlayanlar, yanlış uygulayanlar yüzünden, dini suçlamayalım, dindarları rencide etmeyelim.

28 Temmuz 2012 01:14
70 dakika fazla oruçtan sonra, üç aylar ve teravih yalan mı?

(4) Söylenmesi gereken şuydu: "Kardeşim, böyle dindarlık mı olur? Sen dindar mindar değilsin, düpedüz sahtekârsın..." Ve bu tipleri İslam çerçevesinden dışlamalıydık. Biz ne yaptık? "Böyle din mi olur?" deyip kabahati dine yıktık. Moderniz ya, dine karşıyız ya, böyle şeylere ihtiyacımız yok ya... Sonuçta geldiğimiz nokta budur. Yani sonuç olarak din, Allah'ın koyduğu dindir. Kitap ve sünnet ortadadır. Bunun dışındakiler, tarih boyunca, İslâm'ın yayıldığı topraklarda yaşayan toplumların gelenekleri, görenekleridir. Gerçi onların çoğu da zararsız, hatta faydalı şeylerdir. Zaten bu tarafları düşünülerek uygulamaya konulmuş, kimse sesini çıkarmamıştır. Yazınızda konu ettiğiniz teravih namazını kılmak bugüne kadar birine zarar mı vermiştir? Kandilleşmekten, insanların birbirini arayıp sormasından, birbirine ikram etmesinden zarar gören mi olmuştur? İnsanlar fazladan kefaret orucu tutarak günaha mı girmişlerdir? Sahurun bir saat önce olmasından kimseye bir şey mi olmuştur?

28 Temmuz 2012 01:04
70 dakika fazla oruçtan sonra, üç aylar ve teravih yalan mı?

(3) Zekât'ın ne anlama geldiğini bilirsiniz. herkes kazancının kırkta birini, yani % iki buçuğunu fakir, yardıma muhtaç insanlara ayıracak. Düşünebiliyor musunuz bir ülkenin milli gelirinin % iki buçuğu her yıl yardım fonuna aktarılıyor. Vergi kaçırmak, geliri az göstermek gibi bir durum da yok. O ülkede fakir insan kalır mı? Çünkü müslüman doğrudan Allah'a olan inancı bağlılığı sebebiyle ibadetini yapar. Böylesine ancak müslüman denir. Ama maalesef insanlar başkaları görmeden yapabildikleri her şeyi, inançlı olduklarını söyledikleri halde de yapmaya başlamışlar. Allah'ın her şeyi bildiği, gördüğü gerçeğini gözardı etmişler. Böyle bir şey gerçekte mümkün değil ama, öyle sanmışlar işte. Adam hem namaz kılıp hem hile yapabilmiş. Oh ne güzel, iki tarafı da idare ediyorum diye düşünmüş. Başta söylemiştim ya, şehirli, kültürlü tabaka dine sırtını dönünce, aşağı tabaka böyle bir kısır döngüye girmiş. Ne yazık ki, bu insanlara, kardeşim sen ne yapıyorsun, dememiş.

28 Temmuz 2012 00:50
70 dakika fazla oruçtan sonra, üç aylar ve teravih yalan mı?

(2) Ama dini ygulayanlarınn hep yanlışı olmuştur. Ne yazık ki inananlar hep kaapalı devre çalıştıkları için, bu yanlışlar düzelmek yerine zamanla daha da çoğalmıştır. Aslında din medeniyet demektir. Medeniyet kelimesinin kökü de DİN'den gelmektedir. Ne yazık ki insanlar zenginleşince, her şeyi kendi imkânlarıyla elde edebildikleri hissine kapıldığından, din fakirlerin ve köylülerin eline kalmıştır. Oysa dinin onlara vereceği fazla bir şey yoktur. Onların dine katacağı ise hiçbir değer yoktur. İslam'ın 5 temel esasından ikisinin mali imkâna dayalı olması çok ilginçtir.

28 Temmuz 2012 00:40
70 dakika fazla oruçtan sonra, üç aylar ve teravih yalan mı?

(1) Mesut bey, sanki yıllardan beri boşuboşuna bir şeyler yapmış, bu yüzden maddi manevi çok zarara girmiş biri gibi, almışınız sazı elinize döktürüyorsunuz. Yapmayın lütfen. Bu şekilde ne yanlışlar düzelir, ne insanlar dinden soğur, ne toplum huzur bulur, ne de size bundan bir fayda gelir. Olay abarttığınız kadar korkunç bir şey değil. Siz de gayet iyi biliyorsunuz ki, Blogda normal bir konuda yazı yazsanız kimsenin ilgisini çekmez, okunmaz, tıklanmaz. Ama konu çarpıksa, başlık vurucuysa, resim cazipse herkes ilgilenir. Bayındır hocanın yaptığı da o. Yıllardır bilinen şeyleri farklı şekilde ortaya koyup biraz dikkat çekmek. Önceleri bu tarzı benimseyen hocalara kızıyordum ama, şimdi hoşuma gidiyor. Hiç dinle ilgisi olmayanlar da dinin doğrularını yanlışlarını tartışmaya başlıyorlar. Aslında dinin bi yanlışı yok. Uygulayanların yanlışları. Bunu bilerek kullandım. Çünkü dine karşı olanlar, hemen onun bir yanlışını eksiğini bulma sevdasındalar. Böyle bir şey mümkün değil.

28 Temmuz 2012 00:34
Ben başaramıyorum, bu işin doğrusu nedir?

Doğru karar diye birr şey yoktur aslında... Verdiğin kararların doğru çıkması diye bir şey vardır. Bu bazan denk gelir, bazan gelmez... Şansınız, bilginiz, öngörünüz, aklınız, mantığınız hepsi bir sentez oluşturur. Çıkan sonuç sizin istediğiniz gibiyse doğru karar verdiğinizi zannedersiniz, değilse yanlış karar verdiğinizi sanırsınız. Doğru ve yanlış kadar önemli bir başka faktör daha vardır. Yararlı ve hayırlı... İstediğinizin olması bazan sizin için hayırlı olmayabilir. Çünkü o sonucun doğurduğu başka sonuçlar, ömür boyu uzanan olaylar zincirinin başlangıcını oluştururlar. Öyle olmasaydı nasıl olacaktı, bunu bilemeyiz. Belki daha iyi olacaktı... İşte mesele budur. Onun için verdiğiniz kararın sonucu ne olursa olsun, onunla mutlu olun ve asla keşke demeyin. Yaratıcı herkese bir akıl vermiş. Hepimiz aklımız kadar düşünüp karar vermek durumundayız. Başkasının aklıyla hareket edemeyiz. Kendi yaptığımıza da razı olmak zorundayız. Gerisi laf ü güzaf... Bu sınırlı kutuya bu kadar sığdı. Slm

15 Temmuz 2012 15:56
Anti-Kapitalist Müslüman Gençler ve İslam üzeri sol romantizm sosu

Çalışmadan kazanmak yok.. Çalışanla çalışmayan arasında da bir fark olmalı. Devletin bedavadan herkese dağıttığı mülk, tembelliği teşvikten başka ne işe yarar? Ezelden ebede insanlığın ihtiyacını giderecek şekilde planlandığı bildirilen evrensel bir dinin böyle basit şekilde yorumlanması, hele 1 Mayıs maskaralığına bulaştırılması, doğrusu bana çok üzücü geliyor. İhsan Eliaçık farklı yorumlarıyla belki yeni bir heyecan getirebilirdi. Ama işi bu şekilde ayağa düşürünce, siyasete bulaştırınca, hele istismarcıların derekesine indirince, bence "ideolog" olma vasfından da uzaklaşmış oldu. Duyuramadığı sesini belki bu şekilde duyurmayı planladı ama, maksat ses duyurmak değil, doğru ve yararlı söylemlerle İslâm'a samimi olarak yeni bir ivme kazandırma çabası olmalıydı... Yazık oldu diye düşünüyorum. İnsanlar "farklı bir anlayışla ortaya çıkan" yeni ideologlara olan inançlarını kaybediyorlar bu şekilde... Bundan kimseye bir fayda gelmez diye düşünüyorum. Selam ve saygılarımla....

29 Nisan 2012 02:09
Anti-Kapitalist Müslüman Gençler ve İslam üzeri sol romantizm sosu

İslâm eğer kıyamete kadar baki kalacak ve insanlığa yol gösterecek bir din, bir hayat görüşü, bir sistemse, yanına başka sıfatlar eklemek gereknez, gerekmemeli... Antikapitalist, devrimci, sosyal adaletçi vs... "Sol"un bu oluşuma arka çıkışı sosyal adaletten bahsettikleri için filan değil, olsa olsa sola biraz destek çıktıkları, bu arada İslâm'a yeni bir ayrılıkçı unsur soktukları için olsa gerek... Afişteki "Mülk Allah'ındır" ayetinden yola çıkmaları sakat bir davranış... Osmanlı da yüzyıllarca Mülkün Allah'a ait olduğunu bilerek, söyleyerek, uygulayarak yaşadı ama, ne sosyal adaletçi olabildi, ne devrimci... Sonuçta Allah'ın olan mülkü birirleri kullanacak, geçici de olsa dünyada onun sahibi olacak... İslâm'ın ekonomik alandaki "sosyal adalet" ilkesi,ne en uygun emri zekât müessesedir. Zekât vermek içinse zengin olmak gerekiyor. Yani varlığın paylaşımı, herkese dağıtılması gibi bir şey söz konusu değil. Olamaz da.. Çünkü İslâm'ın bir diğer önemli emri de çalışmak. (devamı var)

29 Nisan 2012 02:01
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 970
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster