Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Kadınların sihirli değneği

Yazınızı ilk okuyan ben olmuşum. Tıkladıktan sonra farkettim ki tamamen kadınlara yönelik bir yazıymış. O yüzden satır satır okudum desem yalan olur. Fizik güzellik açısından çok güzel öğütlerde bulunmuşsunuz. Bu tavsiyelerinize uyan bir hanıma rastladığımda, herhalde bana da cazip geleceği içine kendisiyle yakınlık kurmak isteyebilirim. Ancak bir yerde oturup konuşmaya başladığımızda, dış dünyasını süsleyen güzelliğin, içinde olmadığını farkettiğimde, o rimeller, rujlar, allıklar hiç bir işe yaramayacaktır. Elbette bir kadının bakımlı olmasını arzu ederim. Erkeklerin de öyle. Kendine değer vermeyen insan, başkalarına da değer vermez, biliyorum. Ama kadınların bilgi gibi, kültür gibi, espri kabiliyeti gibi, anlayış gibi sihirli değneklere de ihtiyacı var sanırım. Gereksiz bir yorum mu oldu bilemiyorum ama, sürçü lisan ettiysem affola... Selam ve saygılarımla...

24 Şubat 2012 11:23
Pastahane mi, manav mı?

Kadri bey, yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil. Ancak nedense benim aklıma işin bir başka yönü geldi. Mesela süslü püslü, modern, şık, albenisi olan mekânlarda, şatafatlı sözlerle sunulan hiç faydasız hatta zararlı fikirlere karşılık, salaş manaf tezghı gibi görüntüsü pek de içaçıcı olmayan, dizaynı, ambalajı doğru dürüst yapılmamış bazı fikirler de insanlar için çok yararlı olabilir mi? Siz böyle bir şey düşündünüz mü bilmiyorum ama, şeytan benim aklıma bunları getirdi. Hani denir ya, zehir paslı teneke kâse içinde değil, altın kadehlerde sunulur diye... Selam ve saygılarımla...

24 Şubat 2012 11:07
"Edep, anlatılarak değil, yaşanayarak kazanılır."

Her biri birer "özlü söz" niteliğindeki cümlelerden oluşan yazınızı zevkle okudum. Elbette içinde katılamadığım bazı hususlar var ama, bu kanaatlerin başkalarının telkiniyle ezberlenmiş klişeler yerine, sizin bizzat yaşayarak, kendi muhakeme ve mukayesenizle oluşmuş olması onların değerini eksiltmiyor. Düşüncelerimizin şekillenmesinde çok farklı etkenler var elbette. Önemli olan bunu sadece "kendi kanaatimiz" olarak başkalarına sunabilmek, farklı düşünenleri kınamadan, hele şiddete ve baskıya maruz bırakmadan, doğruları ısrarla anlatmaya gayret etmek ve bu şekilde düşüncemizi iletmeye çalışmaktır. Bu anlayışa sahip insanların en azından kimseye zararı olmaz. Dediğiniz gibi herkeste iyiyle kötüyü ayırdedebilecek bir bilinç var. Ancak bu bilgimizi uygulamaya dökme konusunda proplem yaşıyoruz. Doğru bildiklerimizi tam olarak yapmıyoruz. Problemin en büyük ayağı budur. Selam ve saygılarımla...

24 Şubat 2012 10:44
Bireysel Dindarlık mı Kamusal Dinsellik mi?

(Devam) Başörtüsünün dinen gerekli bir uygulama olduğu konusunda günümüze kadarki bütün din âlimlerinin ortak bir kanaati var. Ayrıca bin dört yüz küsur senedir dünyanın her yerinde "müslüman" toplumlarda da bu böyle uygulanmış. Her şeyin tartışması yapılabileceği gibi, bu konuyu da tartışarak, Kur'an'da başın örtülmesini emreden kesin bir emir olmadığını söyleyenler çıkmıştır, çıkacaktır. (Kesin farz olan namazı bile kılmayanlar var) Ancak çoğunluğun görüşünü, düşüncesini, kanaatini hiçe sayıp "aykırı ve bize uygun" diye tek bir kişinin söylediklerine sarılmak bana pek de mantıklı gelmiyor. Özellikle aykırı söylemlerin şan ve şöhrete katkısı da göz önüne alınırsa bu tür çıkışlar biraz da "şov" kokuyor. Sayın Şahin Filiz beyefendi de (sandığınız gibi hanım değil) maalesef böyle aykırı çıkışlar yapan bir akademisyen. Söyledikleri yanlıştır demiyorum. Ama doğruları anlatmanın binbir türlü yolu var. Bence amaç "yanlışı düzeltmek"se seçilecek metot bu olmamalı. Selam ve saygılarımla...

23 Şubat 2012 17:03
Bireysel Dindarlık mı Kamusal Dinsellik mi?

Başlık ilgimi çektiği için yazınızı okumak istedim. ancak yazınızın içeriği ile başlığı arasında bir irtibat kuramadım. Din zaten otomatik olarak bireyseldir, çünkü muhatabı insandır. Ama insanlar kendi inançları doğrultusunda birlikte hareket ederlerse bundan toplumsal bir sonuç da çıkabilir. Bireyleri dışlayan veya onların istekleri, arzuları hilafına yapılan toplumsal düzenlemeler, zamanla uygulanamayıp kaybolmaktadırlar. Başörtüsü meselesi hem dini hem sosyla bir konudur. Art niyetsiz, peşin hükümsüz gerçek yönlerini masaya yatırarak tarafsız bir şekilde ele alıp incelemek ve gereğini yapmak gerekiyor. Bu kadar özelliği bir araya getirmek zaten zor olduğu için, olayın siyasi boyutları da önüne gelen herkes tarafından mıncıklandığı için maalesef sorun çözümlenmek yerine düğümlenmiş görünüyor. Olayları yüzeysel görmemekte fayda var. Bi yerinden tutup hoop diye tenkit etmek de çözüm değil, birilerinin gözünün içine sokmak da... diye düşünüyorum. (devamı var)

23 Şubat 2012 16:50
Etkili blog sayfası için yapılması gereken 10 şey

Önce kendiniz deneyip bunun olumlu sonuçlarını alırsanız, tespitleriniz o zaman daha da inandırıcı olur sanıyorum. Selam ve saygılarımla...

20 Şubat 2012 14:00
Blogda gruplar, gruplaşmalar

Guplaşmalar elbette hoş bir şey değil. Keşke hep beraber yekvücut bir görünüm sergileyebilsek... Ama her insan başlıbaşına bir dünyadır. Farklı düşünceleri, farklı zevkleri, farklı istekleri vardır. Aslında bunun normal olduğunu algılayıp herkesi olduğu gibi kabullenmek, gruplaşmanın önüne geçebilecek en etkili yöntemdir. Blog deryasında bir damla bile sayılamam herhalde ama, kendi adıma kimseye karşı ön yargılı bir yaklaşımım olmadığını ve olmaması gerektiğini düşünüyorum. Böyle olunca yazar arkadaşlarımı da hiç gruplandırmaya kalkışmadım. Aksi takdirde olaylar bizi ister istemez bir bölünmüşlüğe, kendimizi bu gruplardan birine yakın hissettiğimizde de karşı çıktığımız gruplaşmaya götürür diye düşünüyorum. Kimseye müdahalede bulunmadan yazılarını yazmaya çalışan ve düşüncelerini ortaya koyanları "ayrı bir grup" olarak algılamak yerine, normal bir davranış içinde olduklarını kabullenip, diğerlerinin de buna ayak uydurması, belki bu bölünmüşlüğü ortadan kaldıracaktır. Selam ve saygıyla.

20 Şubat 2012 13:52
MB'nin bir başka önemi ve büyüklüğü

Yılmaz bey, geçmiş olsun. En kısa zamanda başarılı bir tedavi sonucu sağlıklı şekilde aramızda olmanız dileğiyle... Selam ve saygılar...

20 Şubat 2012 13:38
The Cemaat mi, R.Tayyip Erdoğan mı, güç savaşını kim kazanacak?

"İnsan"ın ve artı olarak "çıkar"ın olduğu her yerde çekişme olması çok normal. Bu açıdan dediğiniz gibi iktidarla onu destekleyen cemaat arasında bir sürtüşme de olabilir, anlaşmazlık da olabilir. Ancak şu da bir gerçek ki, böyle bir şeyin varlığından çok, olmasını arzu edenlerin beklentileri ve oyunları kamuoyunu meşgul ediyor. Hangi kesimle olursa olsun, devlet içinde ikilem doğurabilecek hiçbir çekişme ülke menfaatine olmaz. Bu yüzden böyle bir olayın olmasını vatandaş olarak öncelikle arzu etmemeliyiz, olmasına fırsat da vermemeliyiz, seyirci de kalmamalıyız. "Bakalım kim kazanacak?" gibi bir beklenti, her iki halde de bundan yararlanacakların ellerini ovuşturmasına yarar, sizin de belirttiğiniz gibi vatandaşa değil... Tarih boyu hep güçlüler kazanmıştır, biliyorsunuz. Fiziksel olarak da bu doğaldır. Doğrusu ben her zamanki iyimserliğim ve samimiyetimle haklının kazanmasından yanayım. Umarım bu sefer böyle olur da, kaybeden yine "Türkiye insanı" olmaz. Selâm ve saygılarımla...

14 Şubat 2012 14:09
Lefter'in Cenaze Töreni Size Ne Düşündürdü?

Filiz hanım, samimi duygular içeren yazınızı okurken ben de çok duygulandım. Yürekten inanan insanların kalplerinde kötülük barındırmaları mümkün değildir. Onlar her zaman vicdanlarına hesap vermeye hazır halde yaşarlar. Bu yüzden ölümden de korkmazlar. Kötülük yapmayı düşünmeyen, elinden geldiğince de herkese karşı iyi olmaya çalışanlar, ölümden niye korksunlar ki... Ayrıca ölümün o kadar korkacak bir yanı da yok. Her gece bir anlamda ölüyoruz ve hiçbir acı da duymuyoruz. Korkulan taraf herhalde, bu dünyanın hesabı sorulduğunda verilemeyecek cevaptır. Öte yandan bu dünyadaki tanıdığımız sevdiğimiz insanlardan daha fazlası öbür tarafta. Genellikle yaşı bizden büyük olan bütün akrabalarımız, dostlarımız, arkadaşlarımız, hatta az da olsa bizden küçük bir çok tanıdığımız oradalar. En azından yalnızlık çekmeyeceğimiz kesin. Bir Blog oluşturacak kadar uzun yorumlarınızı, bir yazı halinde yayınlamanızın isabetli olacağını düşünüyorum. Katkılarınız için teşekkür eder selam ve saygılar sunarım

16 Ocak 2012 22:44
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 970
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster