Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Masumiyet Müzesi - Orhan Pamuk

orhan pamuk'un yeşilçam filmlerini andıran romanı masumiyet müzesi. kitabın kahramanı kemal'in uzak hısmı fisun'a aşık oluşu, bu aşkı kendi kendine imkansızlaştırışı, kitap boyunca 44 kez sevişmeleri- sonuna kadar gitmek kavramının gereksiz yere vurgulaşı- fisun'un kemal'den kaçışı, fisun'un evlenmesi yine de kemal ile yasak bir ilişki içine girmesi, tüm bu olanları bilen en azından hisseden fisun'un ailesi, kemal'in şoförü, kemal'in terk ettiği nişanlısı, kemal'in acı çektiği günler boyunca edindiği çalma dürtüsü, tüm bu olayların içinde okurun aklına düşürdüğü ise masum kim? masumiyet ne? sorusu...

08 Eylül 2009 09:41
Ölümünün 5. Yılında Anne'me

g/özlem başka bir şey değil. ağır vagonlar gibi yollarda/ ellerinde, omuzlarında/ ağır yüklerle/ ilerleyen/ yaşan(ı)tı yüzü/ pembe derin çizgi./ acısından şevkat /sarıp koyabilir yan/ağına evladının. (ve anne dediğin hem bilge, danıştığın/ hem kutsal bir hazine güç aldığın/ hem kız kıza sohbet safıdır, hep dost kaldığın.) sevgi ve selamlar.

29 Mayıs 2008 16:24
Yeşilini kaybeden adam

Yaşadığım küçük kasabanın yeşilinden etkilenmiş olacağım, ilkokul birinci sınıfta şiir yarışması düzenlenmişti. Şiir konusu öğretmenler gününe yönelikti. Tamamını hatırlamıyorum ancak şöyle bir bölümü vardı; 'her yeşili gördüğümde sizi hatırlıyorum öğretmenim'.Yazdıklarımı arkadaşlarıma gösterdiğimde 'öğretmeni inek yerine koymuşsun' gibi birşey söylemişlerdi ve ben çok üzülmüştüm. Yeşil üretmenin de rengidir ve giderek uzaklaşıyor siliniyor yeşil, kimliklerimizden, şehrimizden, yurdumuzdan...

29 Mayıs 2008 15:56
36. Yılda, “Darağacındaki üç fidan”dan Yusuf Arslan’ın annesi ve ablasıyla bir söyleşi! -1-

Anıt ''Halkın ulusu, rüzgârın kardeşiydi onlar / ateşin öğündüğü üç alınteri nebisi / bir şafak vakti zulmün dehlizinde / yiğitlik anıtını süsledi bedenleri / Biri engin denizlerle arkadaş / biri inancın cömert definesi / biri sabrın korkusuz aslanıydı / onurun mescidi şimdi cesetleri / Halkın ulusu, rüzgârın kardeşiydi onlar / ölüme taviz vermedi hiçbiri'' Refik Durbaş *** Olayın siyasi çizgisinden çok geride kalan kısmı bir annenin yalnızlığı.Evladının ismini an/a/maması...Kırgınlığı, şüphesiz çabuk ayrıldığı için.Acıyan yüreğini demir bir kılıf gibi fotoğrafsız odalara yüz sürüşü.tek başınalığı...acıyı tek başına omuzlayışı...36 yıllık suskunluğu. Yaşananlarının hukuki, siyasi vicdani sorumluluğunu taşıyanların 'asmasaydık da beslesemiydik' anlayışını süren vurdumduymazlıkları... Bu görüşmeyle bilinmeyeni aydınlattığın için seninle gurur duyuyorum babacım.

06 Mayıs 2008 10:08
Tek tarafı kızarmış şeftaliler

Düş peşinde koşan korkak tazı Vurulduğunda gözlerinde uçan martlılara dokunulmasın ve bıraktığında içindeki isyan çiçeklerini ellerine yüreğime bir ayna tutar mısın?

02 Mayıs 2008 10:51
Bu hayat kimin; benim mi kardeşimin mi?

Küçük bir kızın yaşamını sürdürmesi için anne ve baba ciddi bir karar veriyor.Bir bebek dünyaya getirecekler ve bu bebek şu an hayatta olan evlatlarının yaşamını sürdürebilecek ablasına donör olacaktır.Ve bebek dünyaya gelir, tamda düşünüldüğü üzere ablası hastalandığında 'ilaç' misyonunu üstlenir.Ama bunun nedenini de anlamaya çalışır. Anne baba ikinci bebekleri doğduktan sonra uygun olan iletişimi sağlayarak bir uzman yardımıyla belki de iki çocuğu arasındaki dengeyi kurabilirlerdi.Anna ablasına karşı hoşgörülü yaklaşabilir, hem abla hem de anne baba küçük kızın tedavi sürecinin parçası değil ailenin bütünlüğünü sağlayan bir birey olarak bakabilirlerdi.Duygusal davrandığımızda sadece tek bir konuya kilitlenip kalırız, gerçekleri atlarız.Olayın diğer boyutunu, 'öteki'leşen bir evladının varlığını, inançlarını, düşüncelerini, ideallerini göz ardı etmeyerek. Sağduyu ile hoş görü ile denge kurulabilirdi.Buradaki dört 'taraf' için de empati geliştirilmeliydi. Selam ve sevgiler.

28 Nisan 2008 16:18
Aşk hangi gÖzegende

Aşk hep kendimizden uzakta...Bir uçurtmanın kuyruğunda bazen yada bir gemi vapurunun dumanında... Bir aseton şişesinin içinde kimine göre de, uçucu yani... Kimsenin sahip olamadığı sadece dokunduğu bir güzellik aslında aşk.Kırgınlığımız, küskünlüğümüz, içimize oturan acının başka bir anlamı olabilir mi? Uçurtmalara baka dursun aşkı özlemle ananlar, uçurtma yolunu almıştır çoktan ve sevgi, yanı başımızda onu farkedeceğimiz günü bekleyecek kadar fedakardır. Sevgi ve selamlar.

15 Nisan 2008 10:00
Süslü ve tembel kadın yemeği

Merhaba Tülin Abla, benim de yadırgadım bir konudur, dizi oyuncularının, şarkıcıların yemek proğramları sunması, daha doğrusu yemek hazırlaması, tarif etmesi...Eskiden aşcılar tarif verir, sunucular proğramı sunardı.Yani, işin ehli hazırlar yemeği, püf noktalarını verirdi, sunucu da konuğunu ağırlardı... diye biliyorum...***Tv yapımcılarının, showman lerin savunduğu türlü şaklabanlıklarına, çirkinliklere kılıf bir sözcük gurubu var ya ' halk bunu istiyor' acaba halk bunu mu istiyor?Yoksa hayretle mi bakıyor tüm olan bitene ? Oluşan çirkinlik çorbasına kepçe mi yapılıyor halk acaba? hani, acaba diyorum...***Medyatik kişiliklerin hitap ettikleri belli bir zümre, hayranları v.s. olabilir anlar ve saygı duyarım.Bir yandan da gözardı edilen dediğiniz gibi bu olanaklara hiç ulaşamayan yurttaşlarımız var.***Bu tür proğramları medyatik kişiliklerin reyting oranını düşünmek yerine, 'gerçekten' halka faydalı olmak adına özellikle beslenme uzmanlarının katkılarıyla hazırlanmasını tercih ednlrdn

09 Nisan 2008 11:14
Simit mi poğaça mı

Sabah mahmurluğunu dağıtan iki şekerli bir fincan çay sıcacık, çıtır çıtır susamları dağılan gevrek simit bir taraftan izlediğim sokak; beraber adımladığım yol yolcuları (hızlı adımlar/ uğultu/ ara ara uğultuyu delen gülüşler/ arabaların korna sesleri) az önce uyanan şehrimin maviyeşil tonları ve kahvaltıda iyi bir sohbet arkadaşı güne daha iyi bir başlangıç olabilir mi? :)

09 Nisan 2008 10:39
Önce can mı, vicdan mı?

Filmi gerçekten merak ettim...Yorumdan yola çıkarak kişinin vicdan muhasebesi ve kişisel çıkarının da tartıldığı bir film gibi görünüyor. Teşekkürler, kaleme alıp hayat verdiğiniz için.

08 Nisan 2008 15:15
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 62
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 487
Kayıt tarihi
: 13.08.07
 
 

Ondört yıldır Antalya'da yaşıyorum, kültür- sanat konularına özel ilgi duyuyorum...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster