Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Evrende enerji yoktur

Madde enerjinin birim zamanda sıkıştırılmış halidir. Frekans dediğimiz enerjinin fotonik taşınımıdır. Einstein zamanı ışık hızının Karesi olarak zaten içinde göstermiştir.Evren bir plazmadır (maddenin 4.hali). Her şeyi felsefeye dönüştürerek te açıklayabiliriz ama bir nirengi noktası eksik olamaz. Enerjinin alt katları boşluk fenomeni ve sanal parçacıklar. Orayı da bir aşalım isterim. Teşekkür ederim.

01 Temmuz 2019 15:17
İbn Haldun'a direnen millet: Türkler

Merhabalar. Turkler`in yayilma istenci bir gudu, kader dir. bu kendi zamaninin icinde bir kuantum belirsizligidir: ruha yayilan kosmos da diyebiliriz. Hind kutsal metinlerinde soyle bir yazit vardir,"Tanrı gözlerle görülmez, gözler Tanrı ile görür. Tanrı kulaklar ile duyulmaz, kulaklar Tanrı ile duyar. Algı ve bilincin kaynağı Tanrı'dır." (Kena Upanishad)Bu metinler milat sonrasi dinler gibi oznel degil, nesneldir. kisisellestirilmemistir. Yer yuzu yasalarinin zemininde insan ve canlilik kendi bilinc katsayisi ile orantili olarak iradesini kontrol seviyesini belirleyen sey bu katilimdir. insan, akilli olmanin ilk adiminda iradesi kendi ile bulustu. Hayvan doganin gudumunde sadik bir surec izlerken insan, bu tutkunun esaretinden akli ile kurtuldu ve eylemlerinden, kendinin kontrol alanina giren tum seylerden sorumlu olmaya kesin neden sundu. yani dunyanin donusu ``kader`` iken insan donekligi kader olmaktan cikti, akli ile dogal seleksiyona el verdi. durum bu. TESEKKURLER

19 Mart 2016 12:46
Şaman davulu

Çok 'doğal'bir konuya, kaynağımızda ki hasretlerimize dikkat çekmenize sevindim. Bizim davulumuzu elimizden alıp, arap çöllerinin kum fırtınalarına saplanıp, bıraktılar! Kaynaktan gelen o temiz akarımız ne yazık ki bulandı! Doğanın ruhundan bir ritimle titreşen davul sesi, rezonansa kaydırıyor ve özümüzdeki akışkanlıkla doğaya doluyoruz. Duruluyor, dinleniyoruz.Bunu anlatmak zor gelsede, bu kadim sanatın bir evladı olarak kendimi şanslı hissediyorum.Benim davulun sesi bana hoş geliyor! Teşekkürler emeğinize....

09 Haziran 2015 21:29
Şiddet

Küresel Coğrafyanın yeşillik örtüsüne baktığımızda tam ortalarda bir yerlerdeyiz. Şiddetin içselleştirilmesinin coğrafi haritasının karanlık tarafında ülkemiz yer edinir. "Kadınlar sizin tarlalarınızdır, İstediğiniz yerden..." gibi, daha nice öğretilerle binlerce yıldır "emtia" gösterilen ve iradesi devredilen bir kuşatma egosunun demir parmaklıklarında tutulan bir cinsiyetin ahı, şiddetin mayasıdır! Ataerkil düzeyin içinde şekillenen tüm kafalar, dengeyi bozmanın garipliğindeler. İyi eğitim alsa da Örülen 'şiddet ağı' içindeki iyilik bilmecesi kadar bir sınırla hakimiyet Erkeklerindir! Oluyor.Aslında yetersizlik sendromu bu kutuptan ivmelense de ortak belirsizliğe sürükleniyor. Şiddet, sistemin çöküntüye uğramasıdır. Artık eski tüm senaryolar sorgulanmalı yeni dünyayı birlikte hiç bir dogmatik yaftalara sığınmadan başarmak zorundayız. Eskimiş tapınaklardan çıkıp İNSAN TAPINAĞI VİCDAN VE BİLGELİĞİ ETRAFINDA YENİDEN İNSANLAŞARAK BAŞARMALIYIZ.BU POTANSİYEL VAR VE YENİ DÜNYA BİZLERİ BEKLİ

31 Mart 2015 19:56
Hikmetler : John Lennon

Dünya derin dincilerinin onu öldürdüğünü sezgiliye biliyorum. Dünya dinleri için, 'organize delilik' demiştir. Ve kendi ?? Kral Tanrısını Dünyaya dayatmak ve bu uğurda kim ne uyarmış, uyanmışsa hallediyorlar! Radikal dincileri ve örgütleri de bu cerahat besliyor. Dünya bu İ.Tehdidi altında. Zorla insanlığa tecavüz ediyorlar, bangır bangır! John Lennon doğu bilgeliğinin, Nesnel din anlayışının ruhu ile bezenmiş, yüreği yaşamı koruma sevinci ile bezemmiş bir yüksek değerdi! Katledilmesi ufak şeylerle geçiştirilmemeli. İnsanlığın başına giyotin kılıcı gibi dikilen organize 'tek tanrıcılar' deşifre edilmeli ve bu beladan John onuruna saygıyla kurtulmanın gününü başlatmalıyız. Her yerde ahtapot gibi sarmalandılar.Müzik ?? eşliğinde ruhumuzu bu dayatma kirlilikten yıkamak isteyen John kardeşimizin önünde saygıyla eğiliyor, kahrolsun küresel kirliliğe, diyorum

24 Mart 2015 14:42
Okullarda öğrenci cep telefonları yasaklansın mı?

Merhabalar Ali İhsan bey. Güzel bir konuya değinmişsiniz. Ayrıca hepimizin gözünden kaçırdığı, Toplu halde yaşam alanlarının Cep telefon yoğunluğunun yaratmış olduğu Elektromanyetik radyasyon kirliliği. Bir çok cep telefonu birarada bulunmasının 'titreşimde' tutulsa dahi ortamın doğal manyetizmasını bozuyor ve insanlarda konsantrasyon bozukluğu, dikkati toplayamama ve telefonun tutulduğu noktaya göre çocuklarda lösemi, kan yapım Merkezlerinde sıkıntı, beyin hücre arası enformasyon tıkanması gibi bir çok zincirleme reaksiyon başlatabiliyor! Ayrıca gözümüzden kaçan, kalp pili taşıyan bocalarımız, evlatlarımızı da tehlikeye atıyoruz. Konu ile ilgili uzman kişiyim. Araştırmalarımın ve mesleğimin gereği birikimlerimle anlatıyorum. Bu konuyu teftişlerimizde sorgulayın hatta sınıf dışında bir noktada tutulmasını, gerekirse ders müddetince tamamen kapatılmasını sağlayın. Aynı cevizin kabuğu içinde çürümüş içliği gibi beyinlerimizin yavaş yavaş suyu çekiliyor ama geç anlayacağız! Saygılarımla..

24 Şubat 2015 12:19
Aşık Şeref Taşlıova'nın ardından

Şeref Üstadımıza Allah'tan Rahmet dilerim.Ozan geleneğimizin sarmal ipliklerimiz,Anadolu'muzun DNA bilgi kodları..yurdumun yüreğini sarıp sarmalayan bu yiğitler gittikçe,'Anne üstümü ört,üşüyorum' diyorum.Bu değerleri, maddi mahrumiyete salıyoruz ama tükenmeyen bir güçle yüreğinize sarmalıyoruz.Bir dizi çeken oyuncularımız,şeref bocamızın ömür kazancını kazanıyor.Ama Şeref ozanlar çabuk tüketilmiyor.Anadolunun bitmeyen dizileridir, Şeref'li Ozanlarımız..Sonsuzluğun bağrında ışıklar içinde yat,Yiğit Ozan...

23 Eylül 2014 11:20
Türk toplumu ve değişim...

Çok dikkatli ve emek verilerek, sezgi ve araştırmaların disiplininde güzel bir deneme, Teşekkürler....Derler ya, bin kitap okursan bir kitaba yorum verebilirsin..GÖLET VE IRMAK MİSALİNDEN BAKTIĞIMIZDA IRMAK GİBİ AKAR OLMAK, YAŞAMIN DOĞASINDA VARDIR. DEĞİŞİM, YAŞAMIN SIKIŞAN HAVASINI ATAR, KOKUYU DAĞITIR, HAVAYI YENİLER; ırmak tazeliğinde şırıl şırıl....GÖLET OLMAK, KOKUYU ÜSTÜNDE BARINDIRMAKTIR..TAA KURUYANA KADAR. Buradan yola çıkarak, toplumları koşullandıran önceliklerin ayırdımına vardığımızda, o toplumun değişim refleksini ölçeklendire biliriz. Türklerin, diğer tüm toplumlarda olduğu gibi zeka seviyelerinde bir sorun yok, onu sizlerde söylüyorsunuz,. Bu durum, doğru ve doğanın özüne uygun bir anlayışla özgürlük dokusunu zedelemeden birlikte bir "yetişme" ve "bir arada" olma eğitimini beceremedik. Bir çok nedenler vardı ve bu nedenler tam anlaşılamadan, kaos arttırılarak devam ediyor. Özgür bir zeka alanı, tüm sorunların üstesinden gelme kudretine sahiptir.Zekanın parıltısı doğanın özünden damıtılan fotonlardır.. Türk İnsanı "uyanmak" adına bu sürecin farkına varacak ve dünyaya geldiğine pişman olmayacak bir güzelliği yaşama armağan edecektir..Sevgilerimle..

15 Eylül 2014 19:49
Yer çekimi kütle çekimi diye bir şey yok, uzayın bükülmesi var

Yazınızın doğru anlaşılabilmesi için, açıklamayı tek boyutluluktan üç boyutlu duruma getirmemiz gerekir..Yer çekiminden veya "uzay bükülmesinden" önce bilinmesi gereken olay manyatizma-manyetik alan ve bileşenleri..Özetle, Dünya kendi ekseni etrafında dönüşünde iç çekirdekle dış çekirdek faz farkı-plazma akımları-elektrik akımı neticesinde manyetik alan oluşur ve bu alan-mevcut EMK Prensiplerince, vektörel bir açıklama ile, elektrik alanı, manyetik ve gravitasyon üçlemi devreye girer..Çok basit bir anlatımla mıknatıslanma ve çekilen nesne ilişkisi doğar.İç içe geçmiş gibi görünse de bu etki uzayı iyice içine doğru çeker. biz buna "yer çekimi " dememiz bu bütünselliğin tamamına olan yorumudur. yani sadece "vakum olayı" yoktur; vakumu ivmelendiren kutupsalığın sarmaladığı nesneler bu iki-hatta üç boyutlu bir çekimin etkisine girer. bu güç nesneleri ferro, para,diya manyetik bir etkileşime sokar. demiri yükler ferro yapar,suyu diya manyetik bir "itkiye sokar..Yanıldım mı bilmiyorum.Saygıl

01 Haziran 2014 21:51
Berdel (Yavrusuna kast etmek, sonra yavrum diye mezarına kapanmak )

"biz Türkler de" dediğiniz yorumda,bunun Türklük karakteri ile ilişkisinin olmadığını toplumsal "dogmatik " baskının bir sarmaşık gibi koca Dünya'yı ve Ortadoğu'yu sarıp sarmaladığın da görebiliriz.Türklerin Orta Asya bozkırlarında "kadın sultanları" vardı ve onları baş tacı ederlerdi.Atamız'ın Kadın haklarına gösterdiği bu umut,aynı zamanda Türklüğün ruhundan beslenen hasretlerdir..Ortadoğunun kan çukurlarında beslenen bu ilkellik,anadolu insanının bağrının tam ortasında koca bir sorun olarak puntalandı..Dogmatik boğmacaya tutulan toplumun önce Çocukluğu öldürüldü,sonrası sakatlanan yaşam alanı..Zekadan yoksun bu alan,içindeki tüm canlar için büyük bir sorun..İnsan zekası bu karanlığın ve vicdansızlığın üstesinden gelecektir..Saygılarımla.

29 Nisan 2014 19:36
Toplam blog
: 131
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 264
Kayıt tarihi
: 23.02.09
 
 

Kalenderce yaşarım. Okurum, gezerim, Çocukluğum şanslıydı; özgürlük en büyük mükafatım. Hiç bir kal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    Her birimizin geldiği dünya,eskilerin işgalinden kurtulamaz bir tuzakta.Uyanmalı,yeni dünya kurmalı!