Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Bilgilendirme

Yazılarınız o güzel fikir ve duygularınız için teşekkür ederiz. Size tanımakla çok memnun oldum. Selamlarımla, sevgilerimle. şuayipodabaşı/Ölüler Kentinin Ozanı

24 Ağustos 2015 13:33
İmam Nikâhı

İmam Nikahı, lastik gibidir. erkek tarafından istenildiği gibi evirip çevrilir. Batman'da imam nikahıyla üç kadınla evli olanları gördüm. Hangi kadın resmi nikahlıysa, bütün çocukların hüviyetinde sahte annenin yani nikahlı kadının adı yazar. Şimdi durum değişti. Nüfusa verilen beyanla kimlik çıkarılıyormuş. Nikah soran yok. Dini ve resmi nikahın ikisinin birden olması ahlaki bir sorumluluk. Ülkemizin batısındaki yerli halk tarafından iki nikah birden yapılır, eskiden beri. Doğuda, resmi nikah atlatılır. imam nikahıyla da kadınlar mağdur edilir. Kadınların miras hakkı da yoktur doğuda. Yasal olarak devlet otoritesi işi sıkı tutmalı. Yoksa kadınlar hep ezilmeye mahkum olurlar. Küçük gelinler, kurbanlar hiç bitmez. Birde diyanet, "lades" haramdır diye boş işlerle meşgul olacağına, bu işlere bakmalı.Selamlar.

31 Ocak 2014 19:53
Ayazdı... Ve... Kıpkırmızı

Batman'da Kozluk ilçesinin Samanyolu Köyü'n de öğrencilerim okula girerken lastik ayakkabılarının suyunu boşaltırlardı. Sobada yol kenarlarından topladığımız taksi lastiklerini lastik pabuçları yakardık. Hatırladıkça boğazım düğümleniyor. Selamlar.

07 Ocak 2014 19:33
Hangi "biz"?

"Ben" böyleyim dersem. Toplum dışında izole edilmiş bir hayatın içinde bir kişiyi temsil ederim. "Biz" dersem toplumun orta yerinde, bir çok insanla olumlu ilişkileri olan ve hayatı renklendiren insanlarla birlikte olduğumu ifade ederim. Kısacası "biz" böyleyiz işte. "Ben" tek başıma bir "hiçim." Yok,"hiçbir şeyim" aslında. selamlar.

22 Aralık 2013 22:58
Sevgili Şuayip Odabaşı’na Çanakkale’de puslu insan manzaraları başlıklı yazısına mektup

Çanakkale'de "Puslu İnsan Manzaraları" bitecek gibi değil. Çanakkale'de yeni keşfettiğim puslu bir hayatı olan Deli Bektaş birisine kızdığı zaman "Pilavını yerim senin" diye bağırıyor, hem de kızmadan. İnsan manzaraları, berraklaşmak yerine daha da belirsiz hale geliyor. Yine de her sabah yeni bir umutla uyanıyoruz. Çok basit bir istek olabilir, "herkesin ölmeden önce birilerine pilav yedirmesi yani yardım etmesi en büyük dileğimiz. Nerede olursak olalım;, sizin, bizim bu duyarlılığımız, insanlara bakış açımız, karşımızdaki kişinin haberi bile olmadan gelip bizi yaralıyor. Elimizden çok fazla bir şey gelmemesi de bizleri üzüyor. Karınca misali en küçük kırıntının bile bir insanı güldürmesi mutlu etmesi bizlere yetiyor. Cevabım gecikse de, sizin bu yazıdaki duyarlılığınıza ortak oluyorum. Duyarlı davranışınızı alkışlıyorum. Selam ve sevgilerimle

19 Aralık 2013 18:32
Milliyet blog öğretmenleri

Yazınızı dikkatli bir şekilde okudum. İlginç bir şey söyleyeyim. Çanakkale'de öğretmenler günü nedeniyle öğretmenler arasında öykü yarışması düzenlendi. "Unutkan Öğretmen" adında bir öykü gönderdim. Amacım ödül almak değildi. Benden başka katılan olmayınca, benim kafa yapım ve öyküm onlara uymayınca etkinlik kaldırıldı. Yazınızda bahsettiğiniz blog yazarı arkadaşların hepsi değerli insanlar. Benim hakkımda yazdıklarınıza da teşekkür ederim. Ben hep başımdan geçenleri yaşadıklarımı yazıyorum. Biz özelliğimi daha belirteyim. Bağlama çalıp beste yaparım. Yutubede türkülerimi dinleyebilirsiniz. Size çok teşekkür ederim. Çanakkale'den selamlar sevgiler.

25 Kasım 2013 20:36
Toprak

O bahsettiğiniz yerleri çok iyi bilirim.Adatepe'de taş evlerde yatıp zeytin topladım,70'li yıllarda. Böyle abartı yoktu. Evler milyon dolar değildi. Zeytinin değeri vardı. Şimdilerde üç ay kalınan yazlıklara feda edildi her şeyler. Birde aldatıldı toprak sahipleri. Yazınızda da bunu anlatmışsınız. O toprakların sahipleri sattıkları toprakların üstünde kurulan sitelerde işletmerde çöpçülük bile yapamıyorlar. Gerçek bu. Şimdi de altıncılar çıktı başımıza bela. Selamlar sevgiler.

25 Kasım 2013 15:59
Benim dedem

Büyüklerin dedelerin ninelerin kıymeti ölünce anlaşılır nedense. Eskiden evin küçük oğlu bakardı ninelere dedelere. Şimdilerde "Huzurevleri" icat oldu mertlik bozuldu. Bakıcılar var katlanılan. Yaşlılık zor iş. Dedenize uzun ömürler dilerim. Çanakkale'den selamlar.

22 Ağustos 2013 23:15
"Dövülecek çok kişi var" demiş Harun Tan

Boş bir sandalyeyi aldım ilgisiz bir masanın yakınından. Adam döndü bana, "çocuk oturacak" dedi. "Çocuk nerede" dedim. Adam yakama yapıştı. Dövülecek ben değildim. Dövülecek adama karşı gücüm olsa da, kültürüm uygun değildi. Yine de dövebilsem döverdim. İki kişiye bir kişi az oluyor. Birde bu toplum dört nala kaçma derdinde. Kimse haklının yanında yer almıyor. Yaşam tecrübem bunları gösterdi bana. Sizin yazdıklarınız çok doğru. selamlar.

12 Ağustos 2013 20:54
Bloglar ve yorumlar 1

Hoş bir yazı olmuş. Bir yobaz okursa, sopayı belinde kırabilir. selamlar.

12 Ağustos 2013 20:38
Toplam blog
: 421
Toplam yorum
: 596
Toplam mesaj
: 69
Ort. okunma sayısı
: 1520
Kayıt tarihi
: 19.12.08
 
 

1957 Çanakkale/Yenice doğumluyum. Öykü ,deneme, şiir yazarım. Yazdığım bir çok şiirin bestesini d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster