Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Tolga YARICI

söz konusu kurumların hepsi bana ve sergime sahip çıktılar, uzun lafın kısası ömer abi araştırdığımda ülkemde fotoğrafçılığın ne olduğunu gördüm ve karımca kararınca bir şeyler karaladım ve yüze yakın mesaj içinde sadece de size cevap veriyorum . teşekkür ederim abi

12 Şubat 2013 07:40
CEVAP

Sevgili Tolga birinci açıklaman için yer kalmadığından buraya şunu eklemek istiyorum:Fotoğraf sanatı için sıradan bir esnaf olma gibi pratik uygulamalar yerine bu kalıcı sanat için yoğun bir çaba harcamışsın bugüne kadar.Bu çabaların günden güne gelişerek gerekli etkileri sağlayacaktır.Çağımıızn değişen ve değiştirme gücü olan görsel sanatlar ile sanal iletişim kişilikler kadar toplum kesimlerinde de bilgi bilincini yükseltmeye başlamıştır.Bunu çok iyi kullanmak gerekiyor.Umarım o güzel fotoğraf çalışmalarının sanal bağlantılarını da yazıların altına eklersen ben de diğer okuyucuların da onları görerek mutlu olurlar.Galerilerim arasında bulunan bir kaç portre çalışmam var, dilersen bakarsın.Bana vermiş olduğun bu içten açıklamalar için ne kadar teşekkkür etsem az.Bence diğer okuyucularına da yazmalısın ki onlar da en az benim kadar mutlu olsunlar. Okuyucu yorumlarına verdiğimiz cevaplar ile ek bilgiler yolu ile yazımızı geliştirdiğimiz gibi onların da katkıları oluyor.Esen kal.

12 Şubat 2013 12:31
Tolga YARICI

dedemden şamarı yedim, onu sen değil fotoğraflarını görenler esnafmısın,sanatcımısın onlar belirleyecek demişti. bir dahada hiç kendime sanatçı veya fotoğrafçı demedim ,br şeyler yaptıysam toplum alır hak ettiğim yere joyar dedim. 2012 yılında ülkem adına the birds fotoğraf sergimle çıkış yaptım ,dünyanın çeşitli ülkelerinde çektiğim yaban kuşları, dünya ülkelerini dolaşacak bir sergiydi ancak ne olduysa anlayamadım sergime hiç gelmemiş hiç tanımadığım insanlar tarafından adım iftira itham ve karamalara maruz kaldı internetden ülkemde fotoğrafçılık adına bir kaç üstad var sanırsak binlerce fotoğraf ustası olduğunu gördüm. sadece ebebeynlerinizin kredi kartı ile bir foto mak.almak yeterliymiş neğersem, yahu 350 kişiyi mahkemeye verdim , bir çoğu kaçtı gitti bana o çamur atanlar a tek tek belge gönderdim herkes iftiraları yayımladı ama kanıtlarımı yayımlamadı, yurtdışında upı,magnum ,fıap gibi büyük fotoğraf birliklerine kendi isteğimle değil onların davetiyle üye olmuşumdur,

12 Şubat 2013 07:38
CEVAP

Sevgili Tolga 2012'deki The Birds başarından dolayı,geç de olsa kutlarım seni.Başarı çok kıskanılır bilirsin. Dayanmak ve yılmadan çalışmak gerek.Gerçekten bizde çok iyi yetişmiş binlerce fotoğraf sanatçısı var.Bildiğin gibi dijital fotoğrafçılık da aldı başını gidiyor.Oysa olayın sanat ve estetik yönü öyle kolay kolay yakalanabilecek bir alan değil. Bu da titiz çalışmakla olur. O güzel fotoğraflarını nerede görebilirim bilmiyorum. Umarım bir gün yayın alanında bulundukları yerin erişimini da yazarsın. Çalışmalarınıda başarılar dilerim. Esen kal...

13 Şubat 2013 15:27
Tolga YARICI

siz bana tolga bey diye hitap etmişsiniz ama, benim doğduğum yıl siz yüksek okul eğitimini tamamlamış ve başta yaşınıza ardından ise tarafıma moral veren mesajınız sıcaklığına istinaden bende sizlere ömer abi diye hitap edeceğim,izniniz ile, ömer abicim son yıllara istinaden,aile büyülerim eğitim yaşamımdabana yol gösteren eğitmenlerim ve yaşamım boyunca bir şeyler paylaştığım yetkin insanlardan aldığım, öğretilerin başında hiç bir zaman yaptığım veya kendimce başarı olarak gördüğüm bir eylemimi ben yaptım diyerek duyurmanın ayıp ve edep dışı olduğunun eğitimiyle yetişdim,pişdim tevazuda etmiyeyim bir anlamdada yandım. ancak günümüz teknolojisinin yarattığı sanal alem kahramanları ve ne olduğu belirsiz showmanlari karşısında böyle bir yazıyı yazmak boynumun borcu gibi hissettim, abi yıllar süren nerdeyse 1 asırı bulacak aileden gelen fotoğraf mesleğimizde, hiç bir zaman yaptığım işe sanat diyemedim 1986 yılında tüylerim yeni biterken, siz esnafsınız ben sanat adına yapıcam

12 Şubat 2013 07:33
CEVAP

Sevgili Tolga bana yazmış olduğun bu açıklamalarından dolayı var ol!Yazdığın gibi aramızda en az bir nesil farkı var,bu açık. Ancak kendini anlatmış olduğun AğrıDağı ile başlayan kısa tanıtımın ile ailenizdeki fotoğrafçılık mesleği ille diğer çıkışların karşısında senin gibi bir genç için bir şeyler yazmak sorumluluğum var diye düşünerek buradayım.Az önce okuduğuma göre sen de bu aşamaya hiç de kolay gelmemişsin.Sen bastırmazsan kimse armut piş ağzıma düş,yapmıyor.Özellikle gençleri yüreklendirebilecek sorumluluklar ile donanmış ne yakınlarımız ne özel kesim ne de Devlet adlı işveren vardır.Kimse gençlerin öne geçmesini istemiyor.İstenilen tek şey kulluk,kölelik!Atalarımızın söylemiş olduğu gibi 'azmin elinden hiç bir şey kurtulmaz!'Sende bunu gördüğüm için daha çok yazamdım.Babam sinema işletmeciliği yaptı iki yıl.Zeis Icon körüklü fot.mak.vardı.İlk karanlık odayı birlikte kurmuştuk onunla 1957'de.Şahin Kaygun da uzaktan akrabamdır.Yazmalıyız,çekmeliyiz.İlgin için teşekkürler Tolga.

13 Şubat 2013 15:28
Ohannes

Sevgili yazarım Ömer Faruk MENCİK YILMAZ, Yeni yılınızı en içten dileklerimle kutlar, sağlık, esenlik, mutluluk ve işlerinizde başarılar dilerim. Sevgi ve dostlukla…

31 Aralık 2012 20:33
CEVAP

Sevgili Ohannes ben de sizin, yakınlarınızın ve Fransa'daki Ermeni yurttaşlarımızın Yeni Yılını en içten duygularımla kutlar; sağlık esenlik, mutluluk, dayanışma ve karşılıklı anlayış çerçevesinde sonsuz bir barış dilerim. Sen de ben de İstanbul'a çok tutkunuz. Umarım bir gün İstanbul'da buluşuruz. Bu arada torunun Mane'ye de uzun bir ömür dilerim. O güzel şiirlerini okudukça ağlamak geliyor içimden inanır mısın? Bir de bazan kendimi Kayseri'deki çocukluk arkadaşın Ömer Faruk yerine koyarak düşünüyorum seni be Ohannes. Keşke o da bize katılsa diyorum aramıza. Hrant'ın da söylediği gibi 'bizi' bile bile ayırmışlar be Kardeş! Sağlık esenlik dolu bir 2013 diliyorum...Her şey gönlünüzce olsun Aziz Ohannes.

01 Ocak 2013 01:12
Mesut KARİP

Yeni yılınızı en içten duygularla kutlar, sağlık ve mutluluklar dilerim.

30 Aralık 2012 09:36
CEVAP

Aziz Arkadaşım ben de sizin yeni yılınızı en içten dileklerimle kutlar size, ailenize ve milletimize özlemini çektiğimiz sağlık,dayanışma, sorumluluk ve barış bilinci dolu nice yıllar dilerim. Her şey gönlünüzce olsun Kadri Bey.

30 Aralık 2012 15:13
Ahmet AK

Merhaba Sayın YILMAZ, ne güzel değerlendirmişsiniz! : Sanayi Hamlelerimizin "nasıl bir başarısızlığa sürüklendiğini de gördük bu ülkede. Bugün bazı metal üretimi ve kalıpçılık dışında hangi sanayi var TR'nin? 'Fabrika yapan fabrikalar' sürecine girilmeden bağımsız olma ne mümkün kardeş! Var olunuz.." Diyorsunuz, teşekkürler, altına imzamı atıyorum, izninizle. Takip eden yazılarımda, sizin de çok yerinde olarak tahmin ettiğiniz unsurlara değineceğiz yine öğrencilerimizle... Bugüne kadar geleceğiz ve durumu anlayıp anlamlandıracağız. Desteğinize ve ilginize her zaman ihtiyacımız var. Saygılarımla. A.AK

13 Aralık 2012 17:59
CEVAP

Ahmet Bey bilgi birikiminiz ile dün bugün içerikli tespitleriniz için teşekkürlerimiz sunarım.Ben de mesleğime ek olarak sosyolojik tarih bağlamında bir şeyler yazmaya çalışıyorum.Bu konuda okumalarım yanında merhum Prof.Dr.Nejat Göyünç Hocama da çok borcum vardır.Sizin ve öğerencilerinizin sohbetlerinden ben de gerekli vurgular doğrultusunda geleceğin daha aydınlık olabileceğine umudumuz artıyor.Bu ne karanlık,diye meydanlara çıkmak gerekiyor bence.Osmanlı çöküş süreci ile TC'nin kuruluş sürecini az da olsa araştırmış bir belgeselci olarak inanın karamsar olmamak elde değil.Liseyi K.Maraş'ta okumuş olmaktan dolayı MSB ile NATO'nun anlaşması sonucu K.Maraş'a bir Partiot Savunma Üssü kurulması kararı karşısında karanlıklar akla ziyan bir durumda olduğumuzu göstermiyor mu?İran'a karşı Ağrı,Van,Hakkari dolayları dururken K.Maraş seçimi bir saçmalıktan öte nedir?Yoksa HayaliHaritalar ile HayaciCemaatler için askeri uygulamalar mı başlatılıyor diye kaygılanmamak elde değil.Saygılarımla can.

14 Aralık 2012 17:20
Ahmet AK

Sayın Ö.F.M.Yılmaz, merhaba; elbette BAĞIMSIZLIK da bir unsur olarak var ve olmalıdır. Dolayısıyla TÜRKİYE'nin gelecekte "nerede durması gerektiği" önemlidir. Bu konuda http://blog.milliyet.com.tr/yarinlarin-dunya-sinda-lider-kim-olacak-/Blog/?BlogNo=391587 yayımlanan yazıma bir göz atmanızı öneririm. Eleştirilerinizle zenginleştiğimi hissediyorum. Teşekkür ederim. Bu yanıtımı ve onay seçeneğimi Milliyet blog sayfalarımda girdim ancak işlem yapmadığı için ayrıca bilgilerinize sunuyorum. Saygılarımla. Ahmet AK

12 Aralık 2012 11:19
CEVAP

Haklısınız Ahmet Bey.O yazınızı da okumuştum.Öğrencileriniz de siz de çok bilinçlisiniz.Yazılarınızdaki o gizemli ve özlü yaklaşımlarınızı biliyorum. Anlatım gücünüz etkileyici.Her şeyi birden açıklamıyorsunuz.Bağımsızlığın nasıl bitirilmeye çalışıldığını açıklıyorsunuz.Bildiğiniz gibi toprak ve toplum üzerindeki egemenliğini kuran devlet iradesi bağımsızlık niteliğine bürünmeden özgür davranamaz.Osmanlı da bunu yaşadı;bağımsızlığını sağlayamadığından ki bunu siz de incelemişsiniz (yed-i vahit) çıkışından on yıl sonra gelen Balta Limanı Sözleşmesi ile onu izleyen diğer ticari teslimiyet Osmanlı'nın Yarı Sömürge sürecinden hiç de kurtulamayacağının birer belgesi değil midir? Atatürk'ten sonra yaşanan süreçte de yaşanılan budur bence.Prof. Erbakan'nın Sanayi Hamlesi'nin nasıl bir başarısızlığa sürüklendiğini de gördük bu ülkede.Bugün bazı metal üretimi ve kalıpçılık dışında hangi sanayii var TR'nin?'Fabrika yapan fabrikalar' sürecine girilmeden bağımsız olma ne mümkün kardeş!Var olunuz..

12 Aralık 2012 16:24
Ahmet AK

"İnsanlık Onuru"na yorumunuz için teşekkür ederim. Büyük Millet'imizin mazlum evlatları umut veriyor, uyanıyoruz elbet. Üç temel faktör bizde var; 1 Nüfus, 2 Toprak, 3 İdeoloji. Bugün kamu politikaları hatalı da olsa 2023 bu üç nedenle uyanış ve dikiliş yılımız olacak. Bu dikiliş dünyaya asla bir diklenme olmayacak. Sevgili Ö.F.M.YILMAZ ilginizin devamını dilerim. Saygılarımla. A.AK

06 Aralık 2012 13:25
CEVAP

Ahmet Bey söz konusu üçlemeniz içerisinde BAĞIMSIZLIK var mı? O bağımsızlık ki devletlerin toz kondurmadıkları,onsuz ayakta kalamayacakları bir kişiliktir.Devletlerarası eşitlik de bağımsızlık ile at başı gider.Osmanlı Devletimiz bağımsızlığını Almanya'nın silah sanayiine ve Ortadoğu'ya doğru demiryolları yapımına feda etmeye başlayınca son çöküş belirtileri başladı.O bağımszılık ki toprak,nüfus,dil,tarih,kültür ve içi doldurulması gereken sizin vurguladığınız geleceği de gören iç ve dış siyaset sarmalı ideoloji ile ayakta durabilir.O Yoksa başka orduların kendi çıkarları için sizin o toprak parçası ile dil,kültür,tarih,edebiyat gibi unsurlar ile bezeli nüfusun yanı başına bazı silahlarını konuşlandırmaya başlayınca bağımsızlık da kültür de dil de geçmiş ola.İşyeri tabelalarına da bakalım.İyi niyetler ile yola çıkmış olsak da elin oğlu uygulamada işler karışıyor. Köroğlu'nun çalıp söylediği gibi, 'Eller ariftir yoklar senin bendini/Dağıtırlar tuzağını fendini!' Yazmak gerek kardeş...

07 Aralık 2012 17:56
Ahmet YILMAZ

Başarıyı tek başımıza da elde edebiliriz. Ama yaşadığımız mutluluğu paylaşamazsak, o başarıdan hiç zevk alamayız. Bayramlar, bireylerin “toplum” olmasını sağlayan manevi harçlardır. Her yıl, daha üst basamaklara çıkarmamız gerektiği halde, onu biz kendi ellerimizle iğdiş ettik. Aile fertlerinin yılda iki kez de olsa bir araya gelmesini, sevgiyle kucaklaşmasını sağlayan bayramları, tatil niyetine kullanıp, büyüklerimizden uzaklara kaçtık. Bir “el öpmek”ten bile kaçındık. Sonra da sevgiden ve saygıdan uzak, yabancı bir toplumla karşılaştık… Bayramlaşmak tek kişiyle yapılacak bir eylem değil… Birbirimizle, her birimizle ayrı ayrı bayramlaşarak, onun hazzını yaşayacağız ki, sevincimizi paylaşıp toplumun tüm katmanlarına yayabilelim… Bu duygularla hepinize, bayram sevinci içinde geçen sağlıklı, mutlu, başarılı bir ömür diliyorum. Selam ve saygıyla…

20 Ağustos 2012 17:26
CEVAP

Ahmet Bey bu tespitleriniz ile güzel dileklerinize katılmamak mümkün değil.Ne ki evde yangın var! Küçük Amerika olmak özlemi 1950'lerden 1980'lere oradan da AKP iktidarlarına sıçrayan bir yabancılaşma eğilimi değil midir?Kimileri 'ele verir talkımı kendi yutar salkımı' şahsiyetsizliği içinde değil midir?Siyasetçisi dokunulmaz olan,iktidarı eleştirilemeyen bir cemiyet nasıl kokuşmaz?Osmanlı da bu tür yanlış Avrupaileşme eğilimleri ile paramparça olmadı mı?Gemisini kurtaran kaptan,köşe dönmecilik, ben zenginleri severim,önce kendi adamımız ya da benim adamım sütten çıkmış ak kaşıktır yargıları giderek kökleştirilmiyor mu?Siyaset çözüm üretemediği için terörün açtığı yaygın kopuş ve ayrılıkçılık eğilimleri için ne dersiniz?Toplumumuza şırınga edilen mikroplar günden güne çoğalıyor.Bu da köklü bir kopuş ya da birbirinden uzaklaşma durumu değil midir?Bu yabancılaşma yılda iki kez de çözülemez.İktidar gerekli tedbirleri alamaz ise Hakkari'de Bakan Şahin'nin başına gelenler çoğalabilir...

22 Ağustos 2012 02:27
Aysegül Akbay Yarpuzlu

Evet, senaryo ve film süreçlerinin oldukça profesyonelce ve karmaşık olduğunun farkındayım. Aslında kişisel maddi bir beklentim yok..Eğitici belgeseli çekecek bir Ankara'lı şirketle anlaşabilirsem, az da olsa biraz para da harcayabilirim diye düşünüyorum. Noktayı koyunca size metni maillerim. Desteğniz için teşekkürler. İyi bayramlar...

19 Ağustos 2012 19:36
CEVAP

Peki Hocam. Önce eserin ortaya çıkması gerek. Haklısınız. Benim vurgulamak istediğim çalıntı olayının içerisinde eserinizin tanınanamama olayı da var olabilir. Çünkü eseri çalanlar yazılı olandan hareketle bilimsel olandan çok ticari yöne de kayabilirler.Eserinizi okumak isterim gerçekten. Blog alanınıza üye oldum. Benim blog alanına da yollayabilirsiniz, desem ki başkaları okur. Doğrusu: omerfarukmencik@hotmail.com alanına yollamanızdır, eğer uygun görürseniz. Kolay gelsin. Saygılarımla...

20 Ağustos 2012 19:38
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 1011
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 

 
 
     
     
     
    • Siyaset sosyolojisi [198]
    • Hukuk sosyolojisi [44]
    • Güncel [31]
    • Sosyoloji [27]
    • İletişim Sosyolojisi [26]