Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Hanife ÇITA

http://blog.milliyet.com.tr/meltem-hanim-cok-yoruldunuz-emek-verdiniz-ama---bu-ulkede-kadina-siddet-sahnesi--elbette-yasaklanir-/Blog/?BlogNo=342186 MERHABA****yukardaki linkimi TIKLAYIP magazin YAZIMI OKUYUP TAVSİYE EDER MİSİNİZ**YORUMLARINIZI DA BEKLİYORUM** teşekkürler **SEVGİLERİMLE***

07 Ocak 2012 21:14
CEVAP

Hanife Hanım sorunu çok güzel işlemişsiniz.Ne yazık ki bizde kadın sadece ve sadece 'ana' olarak tasarlanmıştır.Oysa değişen dünya düzeninde evde beşik sallayan ANA artık 'çalışmak, üretmek, koca eline bakmamak' istiyor.Kaldı ki eskiden de ANALARIMIZ BACILARIMIZ gerektiğinde erkeler ile çalışırdı: 1071'den sonra kurulan BACİYAN-I RUM (Anadolu bacıları) ile İMECE işlerinde çalışan KADIN işkence görmezdi. Köy sosyolojisi alanında saha çalışmam da var. 60'ı aştığım şu günlerde şunu söyleyeyim: KADINI DÖVMEK değişime direnmekten başka bir şey değildir bu bir.İkinci konu ise NAMUS konusundaki 'kuşkucu' yaklaşımlarımızdır.KADINA ŞİDDET konusunda İslâm çok sınırlayıcı öğütler öngörse de ne yazık ki ne İslam ne de çağdaş hayatın gerekleri çerçevesinde bilinçlenememiş olan kesimlerde özellikle ve çoğu zaman da Feodalitenin ezdiği topluluk kesimlerinde KADIN ezilmektedir.Bu konuda ne yazık ki her yıl dayak yiyen, işkence gören,intihara yönlendirilen ya da öldürülmelerine 'intihar süsü' verirler.

08 Ocak 2012 00:31
Ahmet YILMAZ

Her yıla yeni bir umutla girmek âdet olmuş... Oysa yıllar hayatımızın bir parçası değil, zamanın bir parçası. Günden güne, aydan aya, yıldan yıla geçmekle insan hayatında bir şey değişmez. Sadece ömrümüz kısalır, o kadar... Biz yine de hep beklentilerle girdik yeni yıllara... “Bu yıl daha güzel geçsin” dileklerimizi hiç eksik etmedik dilimizden. Çoğumuz hayal kırıklığına uğradık, umduklarımıza erişemedik. Şimdi 2012 yılının daha kötü geçeceğine dair çeşitli söylentiler var. Belli mi olur, tam tersine bizim için her şey daha güzel oluverir. Sonuçta bu kararı veren yüce bir varlık var. Sevgi, saygı ve selâmlarımla yeni yılınızı kutluyor, beklediğinizden daha güzel geçmesini diliyorum.

02 Ocak 2012 21:40
CEVAP

Aziz Arkadaşım güzel dilekleriniz için en içten teşekkürlerimi sunarım. Değişim ya da zaman en büyük güçtür. Bunu tek tek bizler duyar; sevinir, sızlar, bunalırız. Kimi musibetler için lanet okur ya da ALLAH'a havale deriz.Vazgeçilemeyecek nice kutsal değerlerimizden başka dertleneceğimiz pek çok maddi ve siyasi sorunlarımız olsa da, vurgulamış olduğunuz gibi geleceğe umutla bakmak özümüzde var.Sorunlarımızın pek çoğunun üstesinden gelebilecek gibi görünsek de Batı'dan gelen esintiler ile onların güdümündeki TERÖR Belasından kolay kolay kurtulamayacağız gibi geliyor bana.Çünkü sorunun maddi ve manevi içerikli bataklıkları kurutulmak istenmiyor gibi geliyor bana. Birileri Batı bu tür insani girişimlerden çok rahatsız olur diye korkuyor sanki! Oysa batı BİRLİK(vahdet) için de kol kola, omuz omuza yaşarken, bizim 'parçalara ayrılmamız' için geriden geriye seyirci olmak yolunu seçmiş gibi görülüyor. Umarım Hükümet bu gaileyi de aşacaktır.Hayır dileyelim komşumuza, hayır gelsin başımıza.

03 Ocak 2012 15:31
Ahmet YILMAZ

Bayramın huzur ve mutluluğuna gölge düşürecek olaylarla sarsıldık bu bayrama girerken yine... Ama hayat devam ediyor... Bir musibet bin nasihattan evlâdır demiş atalarımız... Yaşadığımız olaylar, umarım böyle bir hayra vesile olur. Selam ve sygılarımla sağlıklı, mutlu, huzurlu nice bayramlara erişmenizi temenni ediyorum.

09 Kasım 2011 19:24
CEVAP

Sevgili Yılmaz kimi musibetler bazı tasarılar sonucu ortaya ortaya çıkmış olmasın? Bu açıdan 'emperyalizm' adlı sinsi ve sabırlı örgütlenmenin Orta Doğu kapsamında Türkiye'yi de sarsmakta olduğu çok açık. Doğal bir kıyım ve tıkım demek olan deprem ise sağlam yapılmış evleri, konakları yıkamadı. Hükümetler eli ile yapılan binaların ilk sarsıntıda yerle bir olduklarını biliyoruz. Yaşadığımız olayların hayırlara vesile olması ancak ve ancak Hükümet, adeletle ve güvenlik güçlerinin hep birlikte terör örgütü ile siyasi uzantılarını ezmesi ve depremlere karşı her türlü tedbiri alması ile mümkün bence. Yine de hayır dualarımızı dilden düşürmemek gerek. En içten sevgilerimle. Esen kalınız...

09 Kasım 2011 20:46
Kerim Korkut

Her ilkbaharda gelinciklerin en güzel başlangıçları müjdelemesi gibi, bu bayramın da size ve ailenize mutluluk ve neşe getirmesini diliyorum.

06 Kasım 2011 07:03
CEVAP

En içten sevgi ve saygılarımla nice kutlu günler bizimle olsun aziz arkadaşım...

06 Kasım 2011 14:01
Ohannes

Sevgili yazarım Ömer Faruk MENCİKYILMAZ, Yaşamın kaynağı Sevgi ise, sevgi bir tutku, tutku bir amaç, amaç bir şeyleri birileriyle paylaşmaksa, paylaşmak dostluk, dostluk hatırlamaksa eğer hep aklımdasınız! bayramlarda ve her gün dostluğumuzun daha da pekişmesi ve ebedi olması dileğimle daha nice MUTLU BAYRAMLAR DİLERİM. Gurbet kuşundan, selam ve sevgiler. Sevgi ile kalınız. Mutluluğu bölüşmemek için, kurulmuş düzen, elimizden bir şey gelmiyor. Mutluluğu bölüşmemek için bu savaşlar, terörler, tüm dünya aynı. Güçlü olanın güçsüzü ezdiği bir topluluk olmuş, insan dediğimiz canavarlar.

05 Kasım 2011 22:42
CEVAP

Sevgili yurttaşım OHANNES ortak duygular, sevgiler,umutlar ve düşünceler içinde olmak kadar güzel bir mutluluk yoktur.Bazı farklılıklarımıza rağmen sizde bu soyluluğu görüyorum.Ne ki sen orada biz de burada nice güzelliklerin ve umutların özlemi ile tutuşuyoruz.Umduğumuz dünyada 'güçlüler' ile onların fikir babası maşaları ile bizi birbirimize kışkırtan 'silah üreticileri' olmayacaktır. Bu dünyada olmasa bile Allah bize ötede en güzel yerlerden birini bağışlayacaktır umarım. Çok güzel başlayan dostluğumuz yazıştıkça ya da birbirimizi okudukça pekişecek ve ebedi olmak yolunda ilerleyecektir be Ohannes. Ben de burada Ankara'da bir gurbet kuşu sayılırım. Bu çerçevede Hrant Dink geliyor aklıma; o da 'ürkek güvercin' idi aramıza var olan. Onu yeri geldikçe bazı yazılarımda anıyorum.Annemin akrabalarımın yanında olma isterdim.Belki bir gün eski adı İronopolis olan Düziçi'nde birlikte gezer tozarız. En içten sevgi ve saygılarımla seni kucaklar,ev halkına da en içten saygılarımı sunarım.

06 Kasım 2011 14:15
Ohannes

Sevgili kardeşim Ömer Faruk MENCİKYILMAZ, merhaba, sizin yorumunuza mesaj yazmıştım, bugün baktığımda silinmiş olduğunu gördüm, çok özür dilerim. Bu akşam bir daha yazmaya çalışırım. Saygı ve sevgilerimle, kendine iyi bak, sağlık ve esenlikler dilerim. Kardeşin Ohannes. 28 Eylül 2011 20:00 / Bu mesajımı, benim hatamdan ileri gelen bir durumla, sevgili kardeşim Ümit CULDUZ'a göndermişim, sizden de özür dilerim. Cevabımı yazdım. Sevgi ile kal.

01 Ekim 2011 22:52
CEVAP

Çok teşekkür ederim Sevgili Ohannes. MB'un yeni biçimine ben de alışamadım. Silinmemiştir sanırım. Geçenler ben de yaşadım benzer bir olayı. Sağlık olsun. Güzel şiirlerini okuyorum. Yalnız değilsin, bunu unutma. Senin o yüce duyguların da bizi ısıtıyor çok uzaklardan da olsa. Garabet'in Kaybolmayın Çocuklar adlı çalışmasını bir yerlerden bulurum. Çok önemli çalışma bence. Hiç bir şey karanlıkta kalmamalı... Oys ane kadar çok öykülerimiz vardır acı tatlı. Yaşamak böyle bir sarmal işte....Her şey gönlünce olsun aziz arkadaşım...

02 Ekim 2011 13:42
Ohannes

Sevgili ve değerli kardeşim Ömer Faruk MENCİKYILMAZ, mesajınızı Garabet kardeşime ilettim. Film gelecek ay sinemalarda özel olarak gösterime sunulacak, size kasetini (DVD) gönderecek, adresinizi iletirseniz memnun olurum. Tekrar güzel yazınız için, çok teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle. Sevgi ile kalınız.

08 Ağustos 2011 22:36
CEVAP

Aziz Arkadaşım Ohannes bizi birbirimize bağlayan duygularımız çoğalarak çevremizdeki herkesi sarıp sarmalasın ki bu ülkenin çocukları olarak bir arada;sevgi ve saygı içinde yaşayalım. Garabet'in de vurgulamış olduğu gibi şu kutlu günlerde birbirimizi dualarımızdan uzak tutmayalım. Garabet'i araştırdım sanal ortamda: Hrant'ın adlandırdığı Atlantis Yurdu ile bazı çok çarpıcı dramatik saptamalar umarım canlandırmalar ile oldukça etkileyici olur.Ne ki iyi bir senaryo olmadan yola çıkılmaması gerekir. Film çekmenin ne kadar zor bir iş olduğunu ben de yaşadım yıllarca.Drama,belgesel,tanıtım ve tv dizileri çektim:Çok çalıştım,tez yoruldum.İstanbul'da olsam Garabet'e ki belgesel çekmenin de pek çok yolu vardır,kendimce yardımcı olmak isterdim.1970'lerden beri bu işin içindeyim karınca kararınca. Kesit, Ateş Yakmak,İbiş'in Rüyası, Zaman Zaman İçinde dramaları yanında pek çok il tanıtımı ile GAP belgeselleri çektim.Umarım Kaybolmayın Çocuklar filmini ben de görürüm.Adresimi az sonra yazacağım.

09 Ağustos 2011 00:49
Kadri KANPAK

FACE den mesajınızı aldım, oradaki sayfamı okursanız arkadaş listesine kapalı. Ancak en çok tanışmak yüzyüze konuşmak istediklerimdensiniz, kısmetse Temmuz'da Ank geleceğim, iletirim müsait olursanız görüşürüz. Saygılar...

04 Haziran 2011 11:40
CEVAP

İlginiz için çok teşekkür ederim Kadri Bey. Beklerim.

04 Haziran 2011 21:12
Ohannes

Sevgili ve değerli kardeşim Ömer Faruk MENCİKYILMAZ, son yazınıza yorum yazacaktım, ama yazıda karışıklık olduğu gibi, bazı yerleri veya hepsi iki kere yayına girmiş, yazınızı geri çekerek, gerekli düzeltmeleri yapmanız gerekmektedir. Teşekkür eder, saygı ve sevgilermi sunarım, kendine yi bak, sevgilerimle...

08 Nisan 2011 22:48
CEVAP

Sevgili ve Değerli Ohannes Kardeşim aylardan beri yazışamıyoruz. Düziçi'nde annemin yanındayım: yaşlı olduğu için onunla uğraşmak, burada kafamı dinlemek gibi bir sürece girdim. Kuru Tarih konusundaki kargaşa ne yazık ki yazı kendi alanına bindirildikten sonra kayıttaki düzenleme bazan çok zor oluyor. Bu yüzden baktım ki her dokunduğujm yerde satır atlaması meydana geliyor; öyle bırakmak zorunda kaldım. Bir de evde internet bağlantım olmadığından buradaki Güzel Düziçi Gazetesi'nde pek de eğleşmek istemediğimden Kuru Tarih adlı denemem bir yığın olarak çıktı. Sen de bilirsin ki işin içinde (W) word ya da (W) home-office sorunu da var. Umarım herşey yolundadır? Yine yazışalım desem de bu alanda sağlıklı bir iletişim yapamıyoruz. Burada Düziçi'nin tarihi konusunda çalışıyorum.Buranın Doğu Roma döneminden bilinen ilk adının İrenopolis olduğunu buldum. Eirene ile Nemesis adlı eski Yunan tanrılarının adlarından gelen bileşik bir isim bu. Netteki araştırmama göre dünyada eşi yok bu adın.

13 Nisan 2011 16:33
yürürdurmaz

çünkü artık kimyamızı korumak için bize kimya dersinde ''safahat''ı tavsiye eden,kimya öğretmeni ''efe cemil!''ler yok.benim amcamı bir blogda güzel bir şekilde yadetmeniz hoşuma gittiği için ,ben de size kısa bir mesaj gönderiyorum.bu sadece tanımadığımız birine verdiğimiz bir selam.alınır-alınmaz o kişiye kalmıştır,hoşçakalın...dr.mustafa yürürdurmaz çerkezköy devlet hastanesi başhek.yrd.-tekirdağ

01 Mart 2011 11:18
CEVAP

Sevgili Mustafa var ol! Beni eski günlere doğru yönelttiniz... Çok geç de olsa burada karşılaşmak ne güzel. Geçen yıllar içinde neler, neler bozulmadı ki ede!? Akif bile nice durumlara tevil olunarak, istismar edildi yllarca. Hiç bir bakımdan bu durumlara düşmemeliydik. İyi niyetlerle çıkılan yollarda en umulmadık durumlar oluyormuş anlaşılan. Bir hekim olarak bunları siz de görüş yaşıyorsunuz bire bir. Yazışalım. 0506.781 89 87.

02 Mart 2011 14:13
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 1011
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 

 
 
     
     
     
    • Siyaset sosyolojisi [198]
    • Hukuk sosyolojisi [44]
    • Güncel [31]
    • Sosyoloji [27]
    • İletişim Sosyolojisi [26]