Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Tülin Aksoy

Muharrem bey, az önce bir yorumunuzu okudum; MB'de sistemin kopyalamaya izin vermediğini yazmışsınız. Doğrudan kopyalatmıyor ama, eğer bloğun altındaki Yazdır kelimesine tıklarsanız ayrı bir pencere açılıyor ve blog orada kopyalanabilir formda oluyor. Bilgilendirmek istedim. Saygı ve dostlukla...

17 Nisan 2011 22:16
CEVAP

İlginize teşekkür ederim. Yazdırmaya izin veriyor da kopyalamaya izin alamadım. Belki de benim işletme program ayarlarımdandır. Aslında evde tarayıcılı bir yazıcı bulundurmak lâzım.

18 Nisan 2011 15:12
Mustafa Tunç

Hilmi Abi sizden övgüyle bahsedince tanımıştım sizi, iyiki de takipteyim, mailinizi alabilirmiyim ya da ben bıraksam ... mustafadedegs@hotmail.com

09 Nisan 2011 14:04
CEVAP

Gerçi Mayıs başında uzunca bir zaman yok olmaya çıkacağım. Dağ başında bir köye küçük bir ev yaptırmaya çalışacağım. Sanal alemle bağlantım aylarca kesik kalabilir. Ancak gene de ben E-Posta adresinizi kaydettim. Benimkiler de şunlar: mamidacka@gmail.com mamirem@superonline.com İlginize sevindiğimi bildirerek teşekkürlerimi sunarım.

10 Nisan 2011 11:39
Yüksel ÖNAÇAN

Facebook sayfama ışınladım. Sakıncası yoktur sanırım.

08 Nisan 2011 15:12
CEVAP

Teşekkür ederim. Oradan iyi yer mi bulacağım? Emeğine sağlık.

09 Nisan 2011 13:04
Arif ÖĞÜTÇÜ

Daha önceden hazırladığım taslak bloglarım arasında tesadüfen rastladığım, ancak sonradan daha önce "Kırkından sonra" başlığıyla yayınladığımı farkettiğim "Aşkın yaşı kaç" başlıklı blogumu yayından almış bulunmaktayım, bu nedenle değerli yorumlarınız silinmiştir, bu değişiklik için özür diliyor saygılar sunuyorum..

29 Mart 2011 15:52
CEVAP

Canınız sağ olsun. Nazik bilgilendirme için teşekkürler.

29 Mart 2011 17:47
Mustafa Tunç

Ben sizi zaten önceden ekledim ve takip ediyorum. Darüşşafakalı değilim Hilmi abiyi çok seven biriyim bu yüzden abi diyorum. İzniniz olursa sizede abi demek isterim. Çok az kaldı tüm bloglarınızı okumak üzereyim.

10 Mart 2011 22:26
CEVAP

Memnun olurum. Bu daha da güzel; çünkü "abi" hitabı bu durumda okuldan kalma bir alışkanlık değil de gönlünüzden kopan bir iltifat olmakta. Çok teşekkür ederim.

11 Mart 2011 13:23
Mustafa Tunç

Merhaba abi. Şiirden anlamayacak kadar belki duygusuz kısacası odun biri olsam da sizin bloglardakinleri okuyunca ben dahi etkilendim, çok güzel yazmışınız. Yüreğinize sağlık. Hilmi abinin blogunda denk geldi isminiz ordan keşfettim :) Saygılar bizden ...

09 Mart 2011 21:07
CEVAP

Övgü dolu yorumunuza teşekkür ederim. "Hilmi Abi" hitabınızdan Darüşşafakalı oldupğunuz seziyorum. Adınızı blog haberci listeme aldım. mizah yazılarını severim. Takip etmeye çalışacağım. sevgiler saygılar

10 Mart 2011 16:46
Kerim Korkut

Ölen kişiyle ilgili hiçbir şey yoktur.”Ölen ölmüş…” şeklinde özetlenen bu davranış insanlarımızın vefasızlığıdır. Kim öldürmüş? Neden öldürmüş? Bizim bu işte ihmalimiz, suçumuz var mı? Devletin ihmali, suçu var mı? Hiç sorgulamadan kimimiz çocuk gibi ağlayıp kimimiz kayıtsız ve ilgisiz kişiliğimizi acıyla gizleyerek tek laf etmeden başımız öne eğik çıkıp gideriz mezarlıktan evlerimize.

18 Şubat 2011 17:40
CEVAP

Haklısın. Asıl ayıbımız cenazeden sonraki yas dönemi bittiğinde bile sorumluluk payımızı sorgulamayışımızdır.

19 Şubat 2011 12:44
Kerim Korkut

Suçluya ceza sanki öldürdüğü adam için değil de yanlış davranışı için verilir. Hâkim ya da kanun uygulayıcıları ellerinden gelse “Niye yaptın lan?”diyerek suçlunun yaramaz çocuk gibi kulaklarından çekecek ya da eline cetvelle vuracaklardır. Bu adamı niçin öldürdün değil de bu suçu niye işledin şeklinde yaklaşılır konuya. Buna bir de toplumsal hassasiyetlerimiz, dini ve insani telkinlerimiz eklenince üç kişiyi kesmiş katil sanki istemeyerek elinden kaza çıkmış biri gibi çıkar karşımıza. Bütün suçlular aynı zamanda mağdurdur. Sanki her şey ölenin yüzünden olmuştur. Vay hain vay! Niye geldin de bu adamın silahının, bıçağının önünde durdun, elini kana buladın?

18 Şubat 2011 17:39
CEVAP

Tek yanlı öznel bir bakış açısı. Benim şahit olduğum muhakemelerde suçluya genellikle "neden yaptın" diye sorulmuştur.

25 Şubat 2011 12:29
Kerim Korkut

“Olan olmuş. Ölen ölmüş. Artık giden geri gelmez. Biz yaşayana bakalım.” mantığı hukukun katledilmesidir. Ölen kişiyi sen mi yarattın? Senin görevin hukuk terazisini doğru tartmak. Şunu bunu kayırmak değil. Yaşayana endeksli hukuk, kişiye endeksli kanun olamaz.”Topluma kazandırmak” yaklaşımı doğru bir yaklaşım değildir. Suçlu kişilere karşı nefret de sevgi de duymamalıyız. Onlara karşı davranışımız nötr olmalı. Topluma kazandırmak yaklaşımı adaleti zedeler. Planlı bir cinayette bile çok küçük masumluklar olabilir. Biz eğer bugünkü hukuk sisteminde uygulanan “topluma kazandırmak” anlayışı ile konuya yaklaşırsak planlı cinayet işleyenlerin o bildiğimiz iğrenç gözyaşlarını görür fakat ölenin eşi ve çocuklarının yürek burkan ağlamalarını duymayız. Acıyacağımız kişiyi bile şaşırır, ölenin eşine adet olsundan “başın sağ olsun” derken neredeyse katilin boyununa sarılıp onu teselli ederiz. Topluma kazandırma düşüncesi adaletin içinde hiç olmamalıdır. Aslında adaletin içinde adaletten başka

18 Şubat 2011 17:38
CEVAP

Hatalı bir bakış açısı. Topluma kazandırmak suçluyu mazur görmek değildir. Suçluyu suçun işlenme nedenlerinden kurtarma niyetidir. Bir ceza affı da değildir.

25 Şubat 2011 12:31
Kerim Korkut

Doğru fikirlere bile işlerine gelmediği için karşı çıkanlar olabilir.İşte bu oran%24'tür.%76 evet dediği zaman %24'ü dinlemeyeceğiz demektir. Sokaklara çıkarlarsa tepelerine binerim hem de haklı olarak.Bugün %40 kanun çıkarıyor %60 sokaklarda protesto ediyor biber gazı jop.Peki haklılar mı? Halk demokrasisinde kavga olmaz.%76'nın kabul ettiği bir kanun için kim kavga edecek. Hastayım yazım bozukluğunu mazur görün.

15 Şubat 2011 19:43
CEVAP

Ysnlış ve sallama hesaplamalar yapıyorsun. Kanun yapan yüzde kırk teoride yüzde yüzü temsil etmekle millet tarafından görevlendirilmiş bir hükümettir. Pratikte elbetteki hiçbir kanun yüzde yüzü memnun edici olamaz. Öyle kanunlar vardır ki sadece yüzde biri ilgilendirir ve memnun eder. Ancak gene de bu kanuna demokratik toplumların yüzde yüzünün uyması beklenir ve zorunludur da. Örneğin homoseksüellerin reşit iradeli ve rızalı cinsel tercihlerinden dolayı çalışma ve eğitim hakkından mahrum edilemeyeceği gibi. Belki tezlerinde demokratik insan haklarıyla gündelik yaşamı düzenleyen ayrıntı yasalarını ayrı kategorilerde ele almalısın. Ancak bu kez de halk oyuna sunacağın yasaların demokratik insan hak ve özgürlüklerine uyumunu denetleme sorunu çıkacaktır. Bu denetleme görevi kimin? Yasa insan hak ve özgürlüklerine uygunsa halktan yüzde 76 onay istenecek mi? Aslında düşünceni açmak istiyorsa E-Posta olarak yazman daha uygun olmaz mı? mamidacka@gmail.com sevgilerle

25 Şubat 2011 12:43
Toplam blog
: 373
Toplam yorum
: 2808
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 1599
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster