Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
yasamdan

umarım iyisindir..selamlar

22 Kasım 2008 23:34
CEVAP

Merhabalar; İşsiz mahşerine katılmak dışında iyiyim teşekkür ederim. Siz nasılsınız?

25 Kasım 2008 11:55
yasamdan

Bir soluk al yaşamdan, ta ciğerlerine kadar çek nefesini, nasıl bir güzelliğe sebep olacaklarını o nefeslerin, anla. O nefesle, neler görebildiğine bir bakabilsen. Bir soluk al mutluluktan; Mutluluk donuk, anlık fotoğraflarda değil; mutluluk oyunu oynamak da değil, onu yüreğinde, gözlerinde, içinde seyretmektir. Kendini mutsuz, sevgisiz bırakırsan, karşındaki de mutsuz, sevgisiz kalır. Derin bir soluk al ciğerlerine çek bütün havayı tek bir nefeslikmiş tek bir nefesin kalmış gibi. Ve sinirlenme, hiçbir yerden küçük rüzgarlar hissedilmez ama dağlardaki karlar görünür... Karanlıkla yaşama. Derin bir soluk al. Sevgiyi sana kimse bağışlayamaz. Yaşamını da asla geri veremezler. Sevgi, hayatla arandaki gerçek bağ, gerçek ilişkidir. Başka ağlara takılma. Yaşam mucizesini solukla. Bir çınarın kuvvetle tutunduğu gibi doğaya; sen de yaşama tutun sevinçle. Derin bir soluk al. Her an yeniden başla sevgiye, sevince; yaşadığını hisset güneşte, suda. Onlar yaşarsan var

04 Kasım 2008 11:08
yasamdan

Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir;bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe! - İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğul-anır kadının sonra. Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte. Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok! Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadı

04 Kasım 2008 10:58
yasamdan

Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde, yüreğin susup, mantigin sürüklemeye basladiginda ayaklarini, dağlara dönmeli yüzünü insan. Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak; yeni insanlarla tanışmalı, yeni keşifler yapacak...

04 Kasım 2008 10:48
yasamdan

Ona gitme, buna gitme, kimseye gitme. Olduğun yerde dur. Durduğun yerde bir nefes al. Kendine bir nefeslik izin ver. Kendine hiçbir şey yapmama, hiçbir şey olmama, hiçbir şey aramama, hiçbir şey istememe izni ver. Kendine kişiliksiz olma izni ver. Tatsızlığın ortasında dur ve kendine tatsızlığı tatma izni ver. Belirsizliğin ortasında dur ve hiçbir şeyin belli olmayışına izin ver. Olduğun yerde dur. Durduğun yerde bir nefes al. Kendine bir nefeslik izin ver. Kendine bir eksen belirlemeye, öz disiplin sahibi olmaya, idealist ya da çalışkan olmaya, plana ya da programa ihtiyacın yok. Şu an bu satırları okurken sadece durmaya ihtiyacın var. DUR! Hiçbir yere kaçma, hiçbir yere gitme, hiçbir yere gelme. DUR! Durabilirsen anlarsın; her şey ve herkes önemsiz. Sen önemlisin. Sadece sen. Durabilirsen anlarsın; herkes ve her şey önemli. Sen istersen. Sadece sen istersen... Sadece sen seversen herhangi bir şeyin önemi olur. Sevgi yoksa önemli hiçbir şey yoktur ve yaşadığın herşey, tür

04 Kasım 2008 10:47
yasamdan

Sokrates'e bir gün öğrencileri sormuş: “Dostluk nedir?” Sokrates de onlara şu yanıtı vermiş; "Çocukluğumdan beri arzuladığım bir şey vardır.Kimi insan atları olsun ister,kimi insan köpekleri...Kimisi altını,kimisi de şanı şerefi; bense bir dostum olsun isterim!"...İnsan, biriktiren bir yaratık... Şan şöhret biriktiriyor... Bazıları da Kuledibi'nde Çukurcuma'ya, Üsküdar'da Eskiciler Çarşı'sına, Unkapanı'nda Horhor'a gidip; antika lambalar, cam şişeler, eski koltuklar, tespihler, tombaklar biriktiriyor. Alim kitap biriktiriyor... Cahilse kin biriktiriyor..

04 Kasım 2008 10:45
yasamdan

Bir kadın ’ben üşüyorum’ dediğinde, bunun cevabının ‘üstüne bir şey al,' 'istersen bir taksiye binelim,' 'eve geldik zaten' türünden bir söz olmadığını, 'üşüyorum' dediğinde kadının 'bana sarılsana' demek istediğini ve ona sarılmak gerektiğini öğrenmek epey zamanımı aldı. Sanırım binlerce yıl boyunca isteklerini açıkça söylemelerine izin verilmediği için 'gizli bir dil' geliştirmek zorunda kalan kadınlar, bu kadar basit bir şeyin erkekler tarafından niye anlaşılamadığını, niye 'emeceklerine üflediklerini' hiç anlayamazlar... Erkeklerin, bakkal dükkanının arka tarafındaki salak küçük oğlana benzediğini düşünürler. 'Anlayışsız ve beceriksizler' . Ben ne zaman bu konuyu düşünsem aklıma hep Amarcord filmindeki o sahne gelir. Koca memeli bakkal kadın, köyün ufak oğlanlarından birini bakkal dükkanının arka tarafına çeker. Hayatında hiç çıplak kadın görmemiş oğlanın meraktan ve heyecandan faltaşı gibi açılmış gözleri önünde o inanılmaz büyüklükteki memelerini çıkartır. Kendisine bakan kü

04 Kasım 2008 10:43
yasamdan

Ver gitarımı al ruhunu Al şarkılarını ver oyuncaklarımı Yok yok... Şarkılarım da bende kalsın. Oyuncak oynarken güzel gider. Koş git bana oje al sen en iyisi, Bir de sıfır beden beyin Dokunmamış, öpüşmemiş, sevişmemiş. Kokusuz, düşünmemiş. Bordo veya koyu kırmızı olsun oje Derinlik katsın. Her yana bulaşşın..

04 Kasım 2008 10:41
yasamdan

boşveriyorsam kurala düzene... bırakıyorsam olabildigince beni kureklerine asilmisim zamanin, akintisina cabaliyorsam delilikler yapmak icin cirpiniyorsam kadehimin icindeki her yudum yüregimden kopup gelen her kelime senin ismini bagiriyorsa avaz avaz senin gozunla bakmaya baslamisimdir kendime yikmisimdir tum kalelerimi arsızca....

04 Kasım 2008 10:38
yasamdan

Herşey kırmızı bu akşam… Bir akşam kızıllığını yitiriyor dışarıda, bir kadın kırmızı kıyafetleriyle dans ediyor televizyonda. Bir şarap kırmızısı odam bu akşam. Her yerde bir kırmızlık. Nedendir bilinmez ama kırmızılaşıyor hayatım gitgide… Bir şarap alıyorum, şöyle en kırmızısından, hani birlikte doyumsuzca içtiğimiz, ve gözyaşlarımızı ve mutluluğumuzu ve kahkahalarımızı içine balık niyetine saldığımız, bir sandal olup daha sonra ve kafamız alaçakır bir birliktelikte dönerken dünya misali, oltalarımızın ucuna kurtçuk niyetine umutları takıp ve sallandırıp bir kırmızılığa hayal avladığımız, işte şöyle kan kırmızısından bir şarap… Bir umut salıyorum şarabın en kırmızı, en derin yerine, şöyle birlikte yan yana uzandığımız bir çimen kırmızılığında, kırmızı bir gökyüzünü kırmızı gözlerle seyrederken, kıpkırmızı bir evde, işte nasıl söyleyeyim, ellerin ellerimin arasında, gözlerin gözlerimin güdümünde, sen bende ve ben sendeyken kurduğumuz hayallerin anısına sall

04 Kasım 2008 10:37
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 348
Kayıt tarihi
: 25.10.08
 
 

Balıkesir Üniversitesi Muhasebe Bölümünden mezunum. Okulda kısa bir dönem tiyatroda bulundum. Gerçek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster