Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Ahmet YILMAZ

Başarıyı tek başımıza da elde edebiliriz. Ama yaşadığımız mutluluğu paylaşamazsak, o başarıdan hiç zevk alamayız. Bayramlar, bireylerin “toplum” olmasını sağlayan manevi harçlardır. Her yıl, daha üst basamaklara çıkarmamız gerektiği halde, onu biz kendi ellerimizle iğdiş ettik. Aile fertlerinin yılda iki kez de olsa bir araya gelmesini, sevgiyle kucaklaşmasını sağlayan bayramları, tatil niyetine kullanıp, büyüklerimizden uzaklara kaçtık. Bir “el öpmek”ten bile kaçındık. Sonra da sevgiye ve saygıya hasret, ya da yabancı bir toplumla karşılaştık… Bayramlaşmak tek kişiyle yapılacak bir eylem değil… Birbirimizle, her birimizle ayrı ayrı bayramlaşarak, onun hazzını yaşayacağız ki, sevincimizi paylaşabilelim… Bu duygularla bayram sevinci içinde geçen sağlıklı, mutlu, başarılı bir ömür diliyorum. Selam ve saygıyla…

19 Ağustos 2012 17:40
CEVAP

Saygılar Ahmet Bey... Sağlıklı, mutlu nice bayramlar...

20 Ağustos 2012 12:29
Meltem Şahin

son mesaj ; yazdıklarınız doğrudur..devrimi,M.kemalin ilkelelerini reformlarını sizlere böyle yansıtan ve böyle anlaşılmasını sağlayanlar bugün gerçek taraflarında yerlerini almışlardır. onlar ki zamanın en ateşli Atatürkçüleridir, atatürk ilkeleri için darbe yaptığını söyleyen darbecilerin en büyük destekçileridir.döneminin insanlarıdır..bugün de en aslan demokratlar en darbe katşıtıdırlar . hatırım için ya da başkalarının hatırı için asla ve de asla inandıklarınızı söylemekten kaçınmayın...hiç kimsenin hoşuna gitmese de gerçekliği tartışılır olsa da inandıklarınızı bildiklerinizi söyleyin inandıklarını değil de başkalarının inandıklarını onlara yaranmak için söyleyenlerden olmaktansa böylesi daha dürüstçedir....

26 Ocak 2012 14:10
CEVAP

Bir ideolojiyi beninsemiş olanlar, doğal olarak o ideolojinin sınırları içerisinde konuşmak zorundadır. Düşünülmüş taşımılmış söylenmiş sözleri tekrarlarlar. Kendileri gibi herkesin de bu söylenenleri tekrarlalamasını beklerler. Bu ideolojinin izinden gitmeyenleri ise "yaramaz çocuklar"tarafından yoldan çıkarılmış kişiler olarak görürler. Bütün yaratıcıklarını "Atatürke en güzel methiyeyi kim düzecek" yarışmasında tüketmiş olanların başkalarını, başkalarının etkisinde kalmakla suçlamaları hem sinir bozucu hem de komiktir.

26 Ocak 2012 15:28
Meltem Şahin

karşılaştırmalı bir tarih analizi yapmak yapmak için klavyenizin başına oturmadığınız için k.kore tarihini incelem ihtiyacınız olmaz elbette peki.kemalizm ve k.koreli benzetmesini ne dayanarak yaptınız ? ben bu ülke tarihini ve kemalizmi çok incelediğinizi ve bu sonuca ulaştığınızı düşündüm yanılmışım o zaman.ben kimseyi suçlamadım sadece tespitlerimi yazdım kendinizi suçlu hissettiyseniz bu beni değil sizi bağlar..yazınızı düz bir metin değil analiz ettiğiniz kavramları alt alta yazarak üstelik ideolojilerini bile karşılaştırmamış şu beyaz çorap giyer bu tespih çeker bu şu o bu şu ..bunlar bir analiz değil bir yaftalama bir ötekileştirmedir..şekilciliktir. eğer bu kavramların çıkış noktalarını uygulanışlarını ne getirip ne götürdüğünü ülkeler nezdinde nasıl ele alındığını analiz etmedikten sonra şeklen analizetmişsiniz bir öenmi yok istediğiniz kadar madde bu listeye ekleyebilirisini..sizin bakış açısına göre her baş örtü takan müslümandır. ya da her çarşaf giyen şeriatçıdır mı?

24 Ocak 2012 11:31
CEVAP

her ikisi de devletin resmi ideolojisini benimsemiştir.ikisininde tapılası liderleri vardır.mozolesini öperler.(bazıları) cenazesinde ağlamazsan veya ölüm yıldönümünde saygıduruşunda bulunmazsan dayak yiyebilirsin(eskiden)liderleri koruma kanunu vardır.vatandaşın özel hayatına kılığına kıyafetine karışırla.bütün dünyayı kendilerine düşman bilirler....başka normal ülkelerde var mı böyle şeyler.resmi tarihi bir kenara koyup yakın tarihimizi iyi incelememiz lazım. yazımı çok sevdim. fakat çok büyük iddiaları olan bir yazı değildi o. analiz, tespit demiyelim de gözlem diyelim. bunlar da hep söylenen şeyler zaten. çarpıcı bir şekilde yazmışım ki en çok o okundu.tespih çekenlere beyaz çorap giyenlere modernistler maganda der.(hatırınız için kemalist demedim) bu aşağılamaya bir eleştiridir o. afedersin atletle piknik yapanları da ayılara benzetirler.sakallılar gericidir.çarşaflılar kara fatma. benim söylediğim şeyler ise aşağılama yok.saygılar

24 Ocak 2012 18:37
Meltem Şahin

neden sizin yazınızı didik didik edeyim şurda onlarca blog arasından gözüme ilişen ve yorum katabileceğim noktalar gördüğüm herhangi bir blog, siz aklınıza gelen herşeyi yazmakta eleştirmekte özgürsünüz ama sizin yazılarınıza eleştirmek özgürlüğü sınırlı mı ? bir yazı yazıyor ve bunu yoruma açıyorsanız yapılan eleştirileri yapılan övgüler kadar tahammüllü karşılamalısınız.. siz nasıl ki kemalizmi nasıl algılıyorsanız öyle anlıyorsunuz ve öyle ifade ediyorsunuz ben de sizi anladığım şekilde ifade ediyorum . kısaca diyorum ki yazınız bana bunları ifade ediyor hoşunuza gitmediyse ne yapabilirim ki.anlayış gösterin lütfen, buyurun benim de birkaç naçizane blogumda görüşlerimi dile getirdiğim yazılarım var okuyun analiz edin hem böylece ön yargınızla değil okuyarak görüşlerimi öğrenmiş olrusunuz..sanırım yorumumda dediklerim tam anlaşılmamış. kemalist ve kuzey koreli benzetmesine takılı kalmışsınız. demek kendi yakın tarihinizi öğrenmiş bir de k.kore tarihini incelemişsin tebrikler..

23 Ocak 2012 09:44
CEVAP

Yorumunuz, katkınız için teşekkür etmiştim. Yorumunuzu dikkate alarak yazımı da sorguladım. Fakat aynı hasasiyeti, hatta daha cıddi suçlamalarda bulunurken göstermiyorsunuz demek istiyorum. Benim de karşı eleştirim bu. Bundan da siz rahatsız olmayın. Kendizi siz de sorgulayın. Karşılaştırmalı bir tarihi analiz yapmak niyetiyle klavyenin başına oturmamıştımki K.Kore tarihini inceliyeyim. 2 yazınızı okumuştum zaten.Yorum da yaparım. Eleştriye tahammül durumunuza orada bakmış da oluruz:)

23 Ocak 2012 13:22
Ayrıntıda gezinmek

Ekrem Bey. Yorumu açtığınız zaman, yorumun sağ yanında mektup zarfı işareti var. Ya da cep telefonundaki mesajınız var işareti gibi. Onun üstüne tıkladığınız zaman küçük bir bölme açılır. Yazacağınızı oraya yazıp, yayınla ya da güncelle diyorsunuz. Hepsi bu. Selamlar

17 Ocak 2012 00:54
CEVAP

Tamam işte. Teşekkür ederim. :)

18 Ocak 2012 08:44
Ahmet YILMAZ

Her yıla yeni bir umutla girmek âdet olmuş... Oysa yıllar hayatımızın bir parçası değil, zamanın bir parçası. Günden güne, aydan aya, yıldan yıla geçmekle insan hayatında bir şey değişmez. Sadece ömrümüz kısalır, o kadar... Biz yine de hep beklentilerle girdik yeni yıllara... “Bu yıl daha güzel geçsin” dileklerimizi hiç eksik etmedik dilimizden. Çoğumuz hayal kırıklığına uğradık, umduklarımıza erişemedik. Şimdi 2012 yılının daha kötü geçeceğine dair çeşitli söylentiler var. Belli mi olur, tam tersine bizim için her şey daha güzel oluverir. Sonuçta bu kararı veren yüce bir varlık var. Sevgi, saygı ve selâmlarımla yeni yılınızı kutluyor, beklediğinizden daha güzel geçmesini diliyorum.

02 Ocak 2012 11:24
Ahmet YILMAZ

Ekrem bey, Bayramın huzur ve mutluluğuna gölge düşürecek olaylarla sarsıldık bu bayrama girerken yine... Ama hayat devam ediyor... Bir musibet bin nasihattan evlâdır demiş atalarımız... Yaşadığımız olaylar, umarım böyle bir hayra vesile olur. Selam ve sygılarımla sağlıklı, mutlu, huzurlu nice bayramlara erişmenizi temenni ediyorum.

08 Kasım 2011 22:27
Toplam blog
: 62
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 545
Kayıt tarihi
: 12.09.11
 
 

1963 Rize doğumluyum. İlkokulu Rize'de, ortaokulu Üsküdar'da okudum. Elektrik Teknik Bilimler kur..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    Yazılarım çocuklarımdır. Karga olan da kuzgun görünüyor. Beklet. Evlatlıktan reddet. Oku ve yayınla.