Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
Necip Köni - Adana / TR

Merhabalar... Sevgili dostlarım... Bunun ile ilgili olarak yazmış llolduğum Dünyamız elden gidiyor! http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=184370 bloğumuda şayet merak edip okursanız, ilgili mesajı alacağınızı ümit ederim... Hepimizi gezegenimize karşı bireysel ve müşterek sorumluluklarımız olduğuna ikna etmek. İLGi ve ALAKALARINZA ŞİMDiDEN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM... SEVGİLER, SELAMLAR ve SAYGILARIMLA... NECiP KONi - ADANA / TR insaat Muhendisi *DÜNYAMIZ ELDEN GİDİYOR..! *Daha Yeşil Bir Dünya için

08 Haziran 2009 19:08
diyojen

Bu yüzden, böyle tatsız bir duruma yol açmamak için sizden ricam yorum göndermeyiniz. Bu yanıt sansürü ilginçtir ki sadece sizin yorumlarınızda söz konusu oluyor. Bunu rastlantıyla açıklamak güç. Bugüne dek hiç kimsenin yorumunu silmedim ve silmek de istemiyorum ama böyle haksız duruma düşmemek için yapabileceğim başka bir şey de yok. Saygılarımla...

31 Mayıs 2009 13:07
CEVAP

Ayrıca bu sorunun bizden hariç bir çok kişiyi, ikiliyi etkileyen ve insanları yorum yazmaktan alıkoyan bir gelişme olduğunu tahmin ediyorum. Çünkü blog ortamında farklı fikirlere sahip olan sadece bizler değiliz ve blogun ara sokaklarından benzer fikileri benzer tarzlarda tartışan bir çok insan var. Herkes sorunu kendi lokalinde yaşıyor ve genele yansıyan bir sey olmadığını düşünüyor. Ama büyük olasılıkla durum hiç de öyle değil ve sizin bu şikayetiniz belki de sorunun çözümü için bir adım atmak için vesile olacaktır. Umarım bir sonuç alır ve sorun çıkmadan yazılarınıza yorum yazma hakkına yeniden kavuşurum. Saygılarımla

02 Haziran 2009 16:30
diyojen

Merhaba; bu özel iletiyi gönderme nedenim sizden bir ricada bulunmak. Lütfen bundan sonra yazılarımın altına yorum yapmayınız. Aslında yorumlarınız yazıyı zenginleştiriyor ve şikayetçi değilim. Bu ricamın nedeni MB'deki çok ama çok haksız ve yanlış bir uygulama. Ben sizin yorumlarınızı hemen yanıtlayarak yayına alıyorum ama editörler nedendir bilinmez sadece sizin yorumunuzu yayına alıp benim yanıtımı yayınlamıyorlar. Son yorumunuza verdiğim yanıt hala yayınlanmadı. bundan önce başka bir yorumunuzda da olmuş ve aradan üç dört gün geçtikten sonra yayına alınmıştı ki hiç bir anlamı kalmıyor, çünkü sadece sizin yorumunuzu okuyanlar yeniden aynı yazıyı okumaya dönmediklerinden, geciktirilen yanıtımın hiç bir anlamı kalmıyor. O yüzden sanırım bu adil olmayan, eşitlikçi olmayan ve size yanıt verenin sesini kesen/kısan bir uygulamayı siz de onaylamazsınız. Nedeni siz olmasanız da sonuçta tek yanlı haksız bir durum oluştuğundan bunu önlemek için yapabileceğim tek şey yorumunuza onay vermemek.

31 Mayıs 2009 13:03
CEVAP

Sayın Diyojen, yaşanılan sorun ve sizin öneriniz üzerine, düşüncelerim oldukça uzayacağı için iki adet blog yazdım ve yayına verdim. ayrıca editörlere konu ile ilgili bir mail gönderdim. Umarım problemin çözümü yönünde bir gelişme olur. Ancak tüm çabalarımıza karşın bir gelişme olmaması halinde ise ne yazık ki sizin çözümünüz doğru bir yöntem olarak algılamadım. bunun nedenlerini de ikinci yazımda belirttim. Burada sizin engelleme çabanıza karşın inatla yorum yazmak istemek gibi bir çaba olmadığını umarım sizde fark etmişsinşizdir. Mesele önerdiğiniz çözümün ilkesel olarak doğru olmaması ile ilgili. Yoksa toplam yazılarınız ve benim yazdığım yorumlar karşılaştırıldığında ciddiye alınacak bir oran oluşturmadığını ve olmasa da olur mantığının kolayca kurulabileceğini görürüz. Ama kolay olan yöntem ne yazık ki her zaman doğru değildir. Ben de bunun neden doğru olmadığını açıklamaya çalıştım.

02 Haziran 2009 16:27
yucel evren

Yorumum size ulaşmadı anlaşılan

28 Mayıs 2009 12:21
CEVAP

Sayın evren, dün akşam saatlerinde bana ulaştığını fark ettiğim yorumunuzu ancak bugün öğle vakitlerinde yayınlayabildim. Gecikmeden dolayı zür dilerim, yorum ve cevabım şu an yayındadır,

28 Mayıs 2009 16:55
Uzay Gökerman

Aradan çok zaman geçti. Yalnız bu yazıyı okumanı isterim. Gözünden kaçabilir diyerek gönderiyorum. http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=177107

20 Mayıs 2009 09:05
CEVAP

Haklısın gözümden kaçmış. Okudum ve ilk zihnimde oluşanları yorum olarak gönderdim. ama elbette katıldıklarım ya da itiraz ettiklerim bunlarla sınırlı değil. Yazı kalıcı ama bir o kadar da ağır bir iletişim şekli. Keşke zaman zaman sohbet olanakları olsaydı. Neyse şu an elimizde olan tek seçenek daha fazla ve daha sık aralıklarla yazmak. hatırlatman için teşekkürler,

20 Mayıs 2009 11:25
Hicran Tuncer

'Posmodernizm'den önce modernizmi anlat' bence tutuculuğun en üst basamağı.Özgürlük kavramını algılıyorsunuz fakat kesinlikle uygulayamıyorsunuz.İnsanlar neyi nasıl yazacağına kendileri karar verirler,siz istediğiniz şekilde yorum yapın.Bu yaptığınız ;bir öğrenciye kompozisyon konusunu verip oturup sonra o kompozisyonu kendisi yazıp okul duvarına asan,veya bir yarışmaya gönderen öğretmenlerin tavırlarına ne kadar da benziyor.Neyse saygılarımı sunuyorum,yalnız rica ediyorum bundan sonra neyi ne zaman yazacağıma karar vermeyin ya da verin verin özgürsünüz,ama bu sizin için sadece vakit kaybı olur.

27 Nisan 2009 18:37
CEVAP

Sayın Tuncer, "eleştirmek"te bir özgürlüktür. Elbette eleştirmek müdahale noktasına ulaşırsa meselenin boyutu değişir. Ama sanal alemde bir başka insanın yazısını dair bir değerlendirmeyi bir müdahale olarak değerlendirmek bence doğru değil. Bu nedenle benim değerlendirmelerimi eleştiri niteliğinde değerlendirirseniz sevinirim. Elbette eleştirinin düzeyi bir nebze sert ve kırıcı olmuş olabilir. Bundan dolayı özür dilerim. Ama eleştirimin sizin ifade özgürlüğünüze müdahale olarak değerlendirmemenizi rica ederim. Ben yalnızca kendimce konunun daha kapsamlı bir çerçeveden ve doğru bir güzergahtan değerlendirmenin daha doğru olacağını düşündüm ve bu fikrimi size ilettim. Elbette kendi ifade tarzını seçmekte özgürsünüz, saygılarımla

28 Nisan 2009 19:59
Hicran Tuncer

Felsefik kavramları algılamak ve yorumlamak,o kavramların ansiklopedilerde ve terminolojilerde,mesela mimarlık gibi,ne zaman kullanılmaya başladığıyla ilgili değildir bence.Postmodernizm benim için yaşamda ilkesizliktir ve ben bu ilkesizliği ikinci dünya savaşı sonrasındaki sosyal değişime ve çözülmeye bağlarım.Postmodernizm ve modernizm arasındaki farklarla ilgili herhangi bir yazı yazmayı da düşünmüyorum.

20 Nisan 2009 20:43
CEVAP

Bir kavramı henüz oluşmadığı tarihlere bağlamak ilginç. Hele ki postmodernizmi kaba bir tanımlama ile ilkesizliğe bağlamanız daha da ilginç. Daha da ilginç olan başka birşey ise modernizmi tanımlamadan postmodernizmi tanımlama çabanız. Bu aslında tutucu tavrın en rastlanılan şeklidir. Yeni birşey çıkar ve ismi yaygınlık kazanır. Siz değişimden ürker ve hayatınızdaki tüm kötülükleri ona bağlarsınız. Hatta o kadardır ki, gelmiş ve geçmiş olan her kötülük ona bağlanabilir. Sizde de bu çabayı gördüm nedense. Hayır, tüm bunlar postmodernizmi çok değerli bulduğum için değil elbet. Post modernizmde elbette geçici ve zamanla üstüne birşeyler eklenerek ya da antitezi oluşturularak çöplüğü atılacak bir kavram. Ama bir kavramla bu şekilde körü körüne kavga edip felsefi yazı yazmak çok anlamlı gelmedi bana. Saygılarımla

21 Nisan 2009 15:41
Ahmet Secer

Yazılarımı okumanızı tavsiye ediyorum, o zaman neden kilisenin özür dilediğini anlayabilirsiniz, evrim teorisinin çöküşü ile ilgili yazılarımı da okumanızı tavsiye ederim.

07 Nisan 2009 10:13
CEVAP

Sayın Ahmet Secer, sizin, Harun Yahya kod adlı şahısın ve Süleyman Yusuf'un sitelerinden kopyalayıp yapıştırarak yayınladığınız ve hiçbir şekilde yorum yapılmasına imkan vermediğiniz yazılarınıza yeterince göz attım. Açıkcası gerçek yazılar dururken sahtelerini okumak ilgimi çekmedi.Tamamı ABD'de yaşayan hıristiyan muhafazakarlarının yayınlarına dayanan ve akıl karıştırmaktan başka amacı olmayan bu yazıların bilimsel bir temeli yok. Hatta inançla bilimi karşı karşıya getirmek gibi çok tehlikeli bir görev edinmiş durumdalar. Ben size örneğin bu ay yayınlanan NTV Bilim dergisini tavsiye ederim. Orada özellikle ABD'de doktora yapan Türk öğrencilerin yazıları ilginizi çekecektir. Tek yönlü beslenmemk umarım sizin için zihin açıcı olur. Saygılarımla

07 Nisan 2009 12:41
Tamer KAPLAN

Bloguma yazdığınız yorum, yanlış noktaya tıkladığım için cevapsız çıktı. Sizi bu cevaptan mahrum bırakmak istemedim. Sosyologların ya da siyaset bilimcilerin seçim sonuçlarına bakıp toplumdaki yönelimler hakkında yorum yapması elbette ki red edemeyeceğimiz doğru yargılar içerir. Ama iş A partisini şu tavrından dolayı cezalandırıp(aşikar bir strateji yanlışlığı veya hatası yoksa) , B partisini şu politikasından dolayı ödüllendirdi demek genelde sübjektiftir ve bence derin bir anlam ifade etmez. Bu yorumların tam tersi de doğru olabilir. Hele partilerin kendi düşüşlerini gerçekçi olarak sorguladığına daha zor şahit olursunuz. Genellikle rakip partinin oyu azalmışsa felsefesi yanlıştır da kendilerinin oyu azalmışsa "seçmenle iyi iletişim kuramamışlardır". Yazım bu yönde bir hiciv olarak algılanmalı. Saygılarımla

31 Mart 2009 16:16
CEVAP

İlginiz için teşekkür ederim. Elbette çıkan neticeyi kendine yontan yorumlar olacaktır ama bu süreçten karlı çıkan, süreç kendi aleyhine gelişmiş olsa da bu durumla yüzleşebilen olacaktır. Yoksa seçim sonuçlarını da bir propaganda malzemesi olarak değerlendirmekte mümkün. Saygılarımla

31 Mart 2009 17:01
DurmuşGüler

Nerelerdesiniz?

19 Mart 2009 21:23
CEVAP

Şu sıralar İstanbul Su Forumundayım. Dönünce yazılarıma aynı hızlada devam etmeyi umuyorum. İlginiz için teşekkürler.

20 Mart 2009 12:27
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1782
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster