Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
POLAT

günaydın filiz cim,,hayırlı haftalar,,eyitmensin anladım,, filizcim sanırım şuan,çalışmıyon,,istanbulun neresinde siniz,filizcim seni tanımak istiyorum?görüşmek üzere kendine iyibak,,

05 Mart 2012 10:28
CEVAP

Merhaba, mesajınızı şimdi gördüm.( çok geç... Kusura bakmayın. Buraya bakmayı bilmiyormıuşum.... Ben şu an çalışmıyorum...Siz neler yapıyorsunuz, nerede yaşıyorsunuz? Kadın mı erkek mi oldugunuzu da bilmiyorum.... İyi geceler....

08 Temmuz 2012 21:09
POLAT

merhabalar filiz manım,,şuan doktor ğörevimi yapıyorsun,,nerede,,yapıyorsunuz,,tşk

24 Şubat 2012 15:56
CEVAP

Merhaba, İyiyim çok sagolun, ya siz? Ben tıp doktoru degilim.. Eğitim Bilimleri doktorası yaptım...:)

03 Mart 2012 14:07
Ahmet YILMAZ

Her yıla yeni bir umutla girmek âdet olmuş... Oysa yıllar hayatımızın bir parçası değil, zamanın bir parçası. Günden güne, aydan aya, yıldan yıla geçmekle insan hayatında bir şey değişmez. Sadece ömrümüz kısalır, o kadar... Biz yine de hep beklentilerle girdik yeni yıllara... “Bu yıl daha güzel geçsin” dileklerimizi hiç eksik etmedik dilimizden. Çoğumuz hayal kırıklığına uğradık, umduklarımıza erişemedik. Şimdi 2012 yılının daha kötü geçeceğine dair çeşitli söylentiler var. Belli mi olur, tam tersine bizim için her şey daha güzel oluverir. Sonuçta bu kararı veren yüce bir varlık var. Sevgi, saygı ve selâmlarımla yeni yılınızı kutluyor, beklediğinizden daha güzel geçmesini diliyorum.(tam size mesaj gönderirken bilgisayarda bir problem yaşadım. Mesaj ikinci kez gönderilmişse kusura bakmayın.)

02 Ocak 2012 12:29
üç nokta

Merhaba, Nuri Bilge nin filmi dolayısıyla denk geldim yazılarınıza.Garip bir tesadüfle bu yaz eşimle çok gitmek isteyip de gidemediğimiz yerlere gitmişsiniz.Hatta Selimiye için Kırmızı Balık isimli bir yerle neredeyse rezervasyon yaptırıyorduk ki, araya hayat girdi:) Neyse izlenimlerinizi not ederek okudum.Zira seneye ki tatil programımda sizin bu yıl gidip gördüğünüz yerler olacak kısmetse.Selimiye izlenimlerinizi merakla bekliyorum.Bu arada, Yılmaz Pansiyon un fiyatını yazmamışsınız:) Önemlidir malumunuz.Bir de kaldığınız yer dışında ki ortam, fiyat ve gezilecek yerler anlamında bir şeyler bulabildiniz mi? Mavi gezi gibi vs.Selamlar.- yayınlanmaması ricasıyla-

25 Eylül 2011 13:00
CEVAP

Hakslınız, bazı şeylere değinmemişim.... Yazacagım inşallah... Bir de gercekten önceden rez yaptırmayın daha dogrusu para ödemeyin... gidip gezin öyle seçin... ben buna karar verdim ama Yılmaz genellikle dolu ve pek begendiğimden oraya rez yaptırarak giderim. Ve Selimiye'deki Gölge Pans.. zaten 3 odası var, yer ayırtmadan boş yer bulmak muc,ize olur... Selimiye'yi de yazacagım... Teşekkürler..

25 Eylül 2011 13:32
Devrim Atılkan

Merhaba Filiz Hanım, http://blog.milliyet.com.tr/Kitabim_cikti/Blog/?BlogNo=292149 adresinden kitabımın çıktığı yazısına ulaşabilirsiniz. Kendi blogunuzda kitabım için tanıtım desteği verirseniz çok sevinirim:)sevgiler devrim atılkan/ krize inat hayat

26 Şubat 2011 17:42
Ahmet YILMAZ

Hayat beklentilerden ibaret bir yerde… Yaşımız ne olursa olsun, yine de gelecek yıllardan bir şeyler bekliyoruz. Giden yıllarda bir türlü denkleştiremediğimiz şeyleri yerli yerine oturtmak istiyoruz. Tıpkı arzularımızdaki gibi, düşlerimizdeki gibi… Ben kendi adıma yaşadığım güzelliklerin çoğunu, beklenmedik zamanlarda yaşadım. Hüzünleri de beklemediğim ortamlarda… Yine de hayal kurmak, ümit etmek, kötü bir şey değil… Kimimiz 2010 yılını bu bağlamda belki hasretle anacak, kimimiz de nefretle hatırlayacak… 2011 de ondan çok farklı olmayacak aslında… Olaylar değişecek, mekânlar değişecek, dekorlar değişecek, kişiler değişecek sadece… Devran bildiğince dönmeye devam ederken, biz kendi adımıza yeni bahtlar yaşayacağız, yeni senaryolar sahneye koyacağız… Ne olursa olsun, “Mutlu Son” hepimizin ortak beklentisi… Bu duygularla yeni yılda ummadığınız kadar güzellikler, mutluluklar yaşamanızı temenni ederek, selam ve saygılar sunuyorum…

31 Aralık 2010 07:28
Ahmet YILMAZ

Mevsime göre güzel bir havada, 9 günlük bayram tatiline girdik. Özel bir derdi olmayanlar için bayram mutlu geçecek gibi… Bir türlü çözüp gündemden kaldıramadığımız siyasi dertler de artık en azından çoğunluğun kanıksadığı bir hale geldi. Hani derler ya, mutluluk ve huzur biraz da bizim beynimizde… Bardağın boş tarafını görmekten vazgeçemeyenlerin tadabilecekleri hazlar zaten oldukça azdır. Bu duygularla her zaman olduğu gibi, bayramın sizin için, ülkemiz için, milletimiz için esenliklerle dolu geçmesini; derdi, kederi, üzüntüsü, hastası, çaresizliği olanlara Allah’ın sabır, yardım, şifa, umut ve kolaylıklar vermesini diliyor, en içten sevgi ve saygılarımla, selâmlar sunuyorum.

14 Kasım 2010 16:15
mertyildirim

"bireysel farklılıklar" konusunda ders verebilir missiniz:). ben de size "bireysel farklılıklar" konusunda ders verebilirim. hem de ücretsiz: bazıları başörtüsü takar, bazıları takmaz.................................... İsterseniz devamını da anlatırım.

12 Kasım 2010 15:24
CEVAP

Böyle sokuşturmalar, dokundurmalar. Sizde saygı da yok bilgi de yok:( BAŞÖRTÜSÜ özgürlük falan degil -2. sınıf vatandaş olma özgürlüğü! hah 80 sonrası bu üllkesnin gündemine yapay olarak sokulmuş, belirli bir görüşün simgesidir. Uzatmayacagım ve birsey yazarsanız cevap vermeyecegim Saygılı kişilerle tartışırım ve bilgili.

14 Kasım 2010 16:25
Matilla

Elbette ki sizde benim gibi, bir çoğumuz gibi olan bitenin farkındayız. Sadece bizde değil bütün dünyada giderek her şey kötüleşiyor. Peki, ya çare? bilinen, onlarca yıldır denen yöntemlerle o yüce ve kutsal demokrasi mücalemizi vermeye devam mı edelim? Bir şeyler yapmalıyız ve bu yapacağımız da elbette ki darbe olmayacaktır. Ama demokrasinin sonuna geldiğimizi, artık her şeyin giderek kötüleştiğini, ortalama toplumsal aklın sorunları çözmekte yetersiz kaldığını görmemiz gerekir. Demokrasi işte budur diyebilmemiz gerekir. Neden toplumları ortalama akıl yönetiyor da insanlığın ortak aklını temsil eden bilimsel akıldan faydalanmayı akıl edemiyoruz diye sormamız lazım. Ben bilim adamı değilim ama sizin gibi, sizin hocalarınız gibi analitik düşünce becerisine sahip insanların eğitim düzeyi ilk okul 4 üncü sınıf geçmeyen bir ortalama tarafından yönetilmesine gönlüm razı gelmiyor, aklım ise hiç anlayış göstermiyor. Demokrasiyi savunmak dağdaki çobana devleti emanet etmek değil mi? Selamlar

19 Eylül 2010 00:55
CEVAP

Merhaba... dediklerinize katılıyorum. Sıkıntımız bu işte... Pek çok açıdan benden düşükler tarafındfa idare ediliyorum... Bu, benim gibi diğer insanlar için de geçerli...:( Bu yüzden umutsuzuz....

22 Eylül 2010 10:10
Ahmet YILMAZ

Bayram en güzel duyguları başkalarıyla paylaşmaktır. Bizse en güzel duyguların sadece bize ait olduğunu sanıyoruz, sadece kendimizi beğeniyoruz, tek doğru düşünen kişi olduğumuzu zannediyoruz, başkalarına burun kıvırıyoruz, “ötekiler” deyip herkesi dışlıyoruz. Bayram, karşımızdaki insanın cinsiyetini, yaşını, mesleğini, sosyal, siyasal ve ekonomik durumunu sorgulamadan, ona el uzatmaktır, uzanan eli sıkmaktır, gerekirse öpmektir. Bayram, ortak sevincimizi ve mutluluğumuzu dışa vurmaktır, güven vermektir, dost kazanmaktır, sevmektir, sevilmektir, hoş görmektir, affetmektir. Bu duygularla bayramınızı kutluyor, bu mutluluğu anlayabildiğimiz ve yaşayabildiğimiz sürece samimi bir insan ve sonuçta bu insanların oluşturduğu gerçek demokrat, çağdaş, ilerici ve yenilikçi bir toplum olabileceğimizi ifade etmek istiyorum efendim. Selâm ve saygılarımla…

08 Eylül 2010 22:24
CEVAP

İyi bayramlar. Çok güzel yazmışsınız. Ama artık "öyle" bayramlar kalmadı... Ne büyükler aranıyor, ne affetme olayı var... Insanlar kendi işinde gücünde tatilinde dünyasında...

11 Eylül 2010 08:09
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 108
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 1160
Kayıt tarihi
: 24.08.07
 
 

Çevremizdeki kalite(sizlik) ile ilgili yazılarım. Çevremizi kuşatan beton binalar, insanlar, iliş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster
 
 
 
 
 
     
     
     
    filizeyuboglu.blogspot.com