Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ağustos '17

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
72
 

Cılavuz Köy Enstitüsü

Cılavuz Köy Enstitüsü
 

 

              “Siyaset ve para, düşman kardeşler gibidir./ Anlaşırlarsa, bölüşürlerse mesele yok./ Anlaşmazlarsa kıyamet kopar.  / Biraz zarar doğar ama sonuçta hemen anlaşır ve uzlaşırlar.” NADİR ELİBOL  (Rüzgâr Gibi Geçmedi)           

             Kars – Arpaçay Ortaokulundagörev yaptığım 1966 – 1967 ders yılında Çıldır’a Ardahan’a, Göle’ye, Iğdır’a kadar gittim de Susuz’a gidemedim. (Günümüzde il merkezi olan Ardahan ve Iğdır, o yıllarda Kars’ın ilçesi idi.)

            “Olabilir… Çok mu önemliydi Susuz?” denebilir.

            Önemliydi elbette.

            Çünkü, Cılavuz Köy Enstitüsü vardı orada.

            Eski bir Köy Enstitüsü olan Aksu’da okumuş, Dicle ve Hasanoğlan’da öğretmenlik yapmış biri olarak 1940’larda Cılavuz Köy Enstitüsü olarak kurulup adı sonradan Kâzım Karabekir Öğretmen Okulu olarak değiştirilen bir eğitim yuvasını ziyaret etmemeli miydim ben? (Cılavuz ilçesinin adı da sonradan Susuz olarak değiştirilmiş.)

            Elin Köy Enstitüleri sevdalısı genç kızı Fay Kirby, 1950’lerde taa Amerika’dan, Kanada’dan kalkıp geliyor da ben burnumun dibindeki yere niçin gidemiyordum. “Aymazlık” mı, “bilinçsizlik” mi, “korkaklık” mı, “tembellik” mi?.. Ne derseniz deyin, kabulüm.

            Bizim Kemah Kaymakamı Turan Eren, Susuz’a atanınca 31 Mart 1980 günü yeni görevine başlar. On gün sonra Kars Valisi telefon eder. “Kapatma kararı verilen Kâzım Karabekir Öğretmen Lisesinin durumunu görüşmek üzere, yarın ilçenize geleceğim.” der. Hemen, okulla ilgili geniş bilgi alır Kaymakam: 850 civarında öğrencisi, 60’a yakın öğretmeni ile ilçenin can damarıdır; bu yatılı okul.

            Ancak son yıllarda, boykot ve işgal eylemlerinin sıklaşması nedeniyle eğitim ve öğretim seviyesi çok düşmüş. Ayrıca devlete karşı faaliyetler görülmüş. Her geçen gün bu olumsuzlukların artması nedeniyle okulun kapatılmasına karar verilmiş.

            Ertesi gün Vali Fevzi Baysan, Milli Eğitim Müdürü, Jandarma Alay Komutanı, Emniyet Müdürü ve MİT Bölge Başkanı ile birlikte gelir. Kaymakamlıkta çaylar içilirken, “Öğretmen lisesine gidip kapatma kararını uygulayalım bugün” der Vali. Ama yanılıp da:

          “İlçeye yeni atanmış bir Kaymakam olarak sen ne düşünüyorsun?” diye soruverir. Bildiğiniz gibi, böyle durumlarda, kendini çok akıllı sanan birçok yönetici, “Siz ne emrederseniz öyle yapalım, Sayın Valim” der. Turan Eren ne demiş bakalım:

            “Ders yılının bitmesine az kaldı. Ben bu süre içinde okulun yeniden bir eğitim kurumuna dönüşmesi için bütün gayretimi göstereceğim. Bu fırsatı bana verin. Başarabilirsem ne âlâ… Olmazsa yazın, okullar tatilken uygulayalım bu kararı.”

            Sana ne be kardeşim! Sen bu ilçeye gelmeden önce verilmiş bir karar bu. “Siz münasip gördükten sonra Sayın Valim, bir an önce kapatalım gitsin. Vatan ve millete hainlik yaptığı yüksek makamınızca saptanan nankörleri barındıran bu mikrop yuvasının elbette bir an önce kapatılması gerekir.” deyip ilk kez karşılaştığın Vali’nin gözüne girmeye baksana!

            Ve bak işte, senden sonra fikri sorulan MİT Başkanı, Millî Eğitim Müdürü, Emniyet Müdürü ve dahi Jandarma Alay Komutanı “Bu okul adam olmaz; kesinlikle kapatmak gerekir” diyor. Dahası, Milli Eğitim Md. “Bu mikrop yuvasını bir an önce kapatmakta yarar var.” diye ısrar ediyor.

            Milliyetçilik, vatanseverlik, vazifeşinaslık budur işte!

            Vali’den izin alıp da,  Kars ilinin eğitiminden sorumlu yöneticisine, “Sayın Müdürüm, bu okula kaç kez gittiniz?” diye niye soruyorsun be kardeşim? Koskoca İl Millî Eğitim Müdürü, koltuğunu bırakıp da taa Cılavuz Köy Enstitüsüne, (Pardon, Susuz’daki K. Karabekir Öğretmen Lisesine) niçin gitmek mecburiyetinde olsun ki!

            O gitmez de Vali niye gitsin, İl Emniyet Müdürü niçin gitsin? Onlar gitmez de MİT Başkanı ve Jandarma Alay Komutanı gider mi?

            “Vatan hainliği derecesinde suç işleyen öğretmenler”den de söz eder; M. E. Müdürü. Demek ki, 1966’da Hasanoğlan Öğretmen Okulundaki Musa Okay ve Hüseyin Erkan gibi, Cılavuz’daki Öğretmen Okulunda da varmış; sürgüne gönderilmesi gereken vatan hainleri! (İyi de, Kars’tan daha ötesi neresi olurdu ki?)          

Son olarak, “Sayın Valim, burada ben dâhil, hiçbirimiz bu okula gitmemişiz. Ben, elbirliği ile gerekeni yapalım; hiçbir yararı olmazsa, ondan sonra kapatalım, diyorum.” deyince Kaymakam:

            “Doğru söylüyor Kaymakam Bey.” der Vali. “Ben dâhil, bu okula gelmedik, sahip çıkmadık. Şimdi kapatmıyoruz. Kaymakam Bey’e bir fırsat veriyorum. Kapatılacaksa, dediği gibi, yazın kapatmak daha doğru. Haydi, şimdi hep birlikte ziyaret edelim okulu.”

            Bu sonucu hiç ummuyordunuz, değil mi?

            Ne yani, Valilerin tümü de, “Dediğim dedik, çaldığım düdük!” diyen insanlar mıdır? Başta yanlış bir karar verseler bile, siz onlara işin doğrusunu güzelce anlatırsanız, “Karar verdim bir kere. Tükürdüğümü yalamam ben.” diye inat mı eder hepsi?

            Vardır, öyleleri de vardır elbette ama her yöneticiyi, her bürokratı niçin aynı kefeye koymalı!

            Kaymakam, bir gün önce Vali telefon eder etmez, hemen okul müdürünü aramış, “Yarın Vali ve beraberindekileri size getireceğim.” deyip çok iyi hazırlanmalarını istemiş.

            Gerçekten de Okul Müdürü Necmettin Zeyrek ve öğretmenler, Vali ve beraberindekileri çok sıcak bir ilgiyle karşılar. Gazinoda çiçeklerle çok güzel süslenmiş bir masanın çevresine oturulur. Vali, “Önce şunu itiraf edeyim ki, bugün, bu okulu kapatmak için gelmiştik buraya. Ancak yeni Kaymakamınız bu kararımıza şiddetle karşı çıkıp beni ikna etti. Bu kurumun yaşaması sizin için de, çocuklarımız için de çok önemli. Ne gerekiyorsa birlikte yapalım. Ben bütün yetkilerimi Kaymakamınıza devrediyorum. Siz de elinizden geleni yapın ki, bu okulu yaşatalım.” der.

            Yönetici ve öğretmenler, “Biz de okulun kapanmasını istemiyoruz. Bu konuda Kaymakam Bey’e her türlü yardımı yapmaya hazırız.” derler.

            Vali gördüklerinden ve duyduklarından memnun olarak ayrılır okuldan. Susuz’a döndüklerinde memnuniyetini belirttikten sonra, “Ama bundan sonra bir gün bile boykot olması durumunda, okulu kesin olarak kapatacağını” söyler.

            Kaymakam, öncelikle 1 Mayıs gibi özel günleri de dikkate alarak sık sık uğrar okula. Kimi öğretmenlerin öğrencileri kışkırtmasını önlemek için, 12 saat süren toplantılar yapar. Çok yorulur ama boykota da engel olur.

            Böylece, kapanmasına karar verilen Cılavuz Köy Enstitüsünün, (Affedersiniz, yani Kâzım Karabekir Öğretmen Lisesinin) kapanmasını da önler.    

Daha başka ne beklersiniz siz, bu genç ve idealist yöneticiden? (*)

                                                                                    Hüseyin Erkan

                                                                       huseyinerkan@dilemyayinevi.com.tr

 

(*) Sanmayın ki, babamın oğludur Turan Eren. Uzaktan yakından hiçbir bağım, bağlantım yok kendisiyle. Anı-roman türündeki “Üç Dilek” adlı eserini okuyuncaya kadar ne selam almışlığım var, ne selam vermişliğim. Bu böyle biline.

           

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 175
Toplam yorum
: 38
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 259
Kayıt tarihi
: 21.02.11
 
 

1942'de Antalya'ya bağlı Akseki ilçesinin Gödene (Menteşbey) adlı kuş uçmaz kervan geçmez bir köy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster