Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
119
 

Dipsoman Bir Dahi: Neyzen Tevfik

Dipsoman Bir Dahi: Neyzen Tevfik
 

"Dipsomanlar, alkol bağımlısıdır ama uzun süre hiç alkol almayabilirler. Sonra birden içki nöbeti başlar. Umarsızca, çılgınca, ölesiye içerler."

Aklıyla gerçeği, kalbiyle aşkı arayan, mutlak özgürlüğün peşinden ruhunu dolduran isyankarlık ve insan sevgisiyle koşan, gündelik hayatın bayağılığına küfreden, adaletsizliğe öfke yağdıran, ney'de can bulmuş meyde can vermiş sergüzeşt, divane,  berduş, sanatkar ve dipsoman; Ömrü meyhane ile tımarhane arasında geçmiş bir dahi: Neyzen Tevfik

Bodrum'da çocukluğunun geçtiği kasabanın kahvesindeki dervişlerin ne çaldığını sorduğunda babasının "ney evladım" cevabıyla neyzenliğe ilk adımını atmıştı. Babasından "ney" isteği kabul görmeyince çardaktan kopardığı kamışı kaval haline getirmiş ve böylece kendini mest eden ney'le tanışmıştı.

Çocukluğu boyunca yakasını bırakmayan sara hastalığını ve yerli yersiz bayılmalarını büyük aşkı ney'i ile dindirmeye çalışıyordu.
İzmir Mevlevihane'sine girmesiyle sanatını daha geniş ortamlara yayabilmiş, seçkin kişilerle tanışmıştı.
İstanbul'a gidişi ününün kısa zamanda artmasını sağlayacaktı. Zekası, sempatisi, küfürleriyle sarayların aranan ismi olacaktı.

Hayatı uçlarda yaşayan biriydi Neyzen. Saraylardan çıkıp Galata ve Beyoğlu'nun izbe sokaklarında berduşlarla buluşurdu.  Ve lafını hiç esirgemezdi, azılı bir muhalifti, düzene küfreder bu nedenle defalarca sorgulanır, tutuklanırdı. Çok geçmeden İstanbul'u terkedip Mısır'a gitti. Orada da mey'ini çekiyor, içindeki acıları ney'ine üflüyordu.

En yakın dostu Mehmet Akif'ti. Mehmet Akif'in Safahat'ında bir şiirin açıklamasında şöyle bir ifade bulunur: "Tevfik Neyzen’in üç bin dört yüzüncü tevbesinden isti’fası münasebetiyle.”... Evet, Neyzen Tevfik'in sık sık alkolü bıraktığı ve tekrar başladığı bilinirdi. Bir süre hiç içmeden hayatına devam eder, ancak sonra tekrar içerdi üstad.

Hatta dostu Akif'e bir daha meyhaneye ayak basmayacağına dair söz vermiş ama çok zorlanınca meyhaneye atın üstünde girdiğini ve böylece verdiği söze sadık kaldığını söylediği bile anlatılırdı.

Dünya bir meyhane olmuş Neyzen de dönüp duruyordu. Günün her saati demlenen bir matiz gibiydi. Öyle ki bir gün yakın bir dostu Neyzen Tevfik'i yine meyhaneden çıkarken gördü ve "Vallahi üstadım, seni meyhaneden çıkarken görmek beni üzüyor." diye yakındı. Neyzen kendisine acıyan dostunu şöyle teselli etti: "Öyleyse hemen meyhaneye döneyim." diyerek hayatına kaldığı yerden devam edecekti.

Mısır'da ne yaptığı bilinmeyen Neyzen nihayet İstanbul'a döndü. Ama ruhunun acısını yine dindiremedi. 1940'lı yıllarda Bakırköy Akıl Hastanesinin 21 nolu koğuşu O'na ayrıldı; istediği zaman geldi, yattı,  dinlendi ve çıkıp gitti. Neyzen'in deli damarı tutuyordu arada bir. Ancak bir gün dar yoldan geçmek için müsade istediği adamın "Ben senin gibi ciğeri beş para etmez adamlara yol vermem!" demesine karşı istifini bozmadan usulca kenara çekilip: "Ben veririm." demesi bile onun ince zekasının sadece küçük parıltıları olarak hatırlanacaktı.

Ney'i dergahtan çıkartıp halkın ayağına götüren Neyzen Tevfik ölümüyle akademisyeninden bilimadamına, esrarkeşinden serserisine kadar herkesi cenazesinde buluşturmuş ve omuz omuza yürütmüştü.

"Bir kova suyu damla damla içsen de bir kere içsen de su biter." diyerek hayatı tüm güzellikleriyle bir kerede kucaklayıvermişti.

Nil ALAZ, Nedim ÜSTÜN, Matilla ve 1 diğer kişi bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 117
Kayıt tarihi
: 20.06.17
 
 

Edebiyat öğretmeniyim. Halen çalışmktayım. Tüm yazılar şahsıma ait olup izinsiz iktibas edilmemes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster