e-posta şifre      Şifremi unuttum - Aktivasyon maili gönder
Emine Pişiren http://blog.milliyet.com.tr/edebiyatgalerisi
Ana Sayfam Hakkımda Bloglarım Mesajlarım Milliyet Yorumlarım Blog Yorumlarım   Önerilerim
Arama
Tüm kategoriler
Hakkımda

Kayseri doğumlu, ilk-orta-lise ve üniversiteyi istanbul'da bitirdim.Kültür Bakanlığına bağlı bir devlet dairesinden emekli oldum.Şimdi Balıkesir'de...





Kategori:
Edebiyat

   Blog habercisi!
   Blog yazarına mesaj yaz!

Yazdığım konular
Anılar (3)
Aşk - Evlilik (1)
Ben Bildiriyorum (3)
Bilim (1)
Deneme (11)
Doğal Tedaviler (1)
Dostluk (1)
Edebiyat (2)
Felsefe (1)
Genel Sağlık (1)
Güncel (5)
Kitap (1)
Kültür - Sanat (3)
Öykü (4)
Sağlıklı Yaşam (1)
Siyaset (3)
Şiir (2)
Tarih (1)
Yazdığım gruplar
EDEBİYAT GALERİSİ NET (37)
Önce Rabbime sonra da üç kişiye teşekkür borcum var -4-
Edebiyat Galerisi Bayrağı
Yazarın diğer bloglarından
Günah keçisi seçmeyelim lütfen!.. - Güncel / 03.02.2010 00:57:12
BİZ NEDEN ANLAYIŞSIZ OLALIM Kİ?-2- - Kültür - Sanat / 02.02.2010 16:35:02
Biz neden anlayışsız olalım? -1- - Kültür - Sanat / 02.02.2010 16:31:21
tümü
Twitter Milliyet Blog
Anılar  -  27.11.2009 - 22:56 

Tabi bütün bu gelişen durumlardan benim haberim olmadığı gibi, kendimi hasta yatağında bile Sarı Kız Şiir Etkinliği Projelerine kaptırmıştım. Öyle ya, körfeze tam 60 şair ve yazar arkadaşım gelecekti. Onları en iyi bir şekilde ağırlamak ve etkinliği sorunsuz gerçekleştirmek istiyordum.

İkinci patologdan gelen rapor, hepimizin yüreğine su serpmişti. Doktor beş hafta aşı yapacağını söylemiş ve sonrası sabırlı bekleyişlerimize kalmıştı.

Şiir etkinliğimiz az kalsın iptal olacaktı. Zeytinli Belediye Başkanı Hasan Aslan Bey son anda çark etmiş, “Ben onca şair ve yazarı ağırlamakta zorlanırım” demiş bizi sanki kedere boğmuştu. Gamlı Baykuş, gibi düşünmenin anlamı yoktu. Ameliyatımın üzerinden henüz bir hafta geçmesine rağmen, aracımıza atlayıp önce Güre Belediyesi Başkanı ile görüşme yaptık, tüm otellerinin dolu olduğunu ve geç kaldığımızı söyleyen başkana “teşekkür edip” doğruca Edremit Belediye Başkanına çıktık. Yılmak yoktu. Bir yol kapandı mı, başka bir yol mutlak açık olurdu.

Edremit Belediye Başkanı sabırla beni dinledi. Daha önce ona neden başvurmadığımı, neden geç kaldığımızı sorgulayınca, diğer belediyenin sponsorumuz olma vaatlerine kandığımı, ilettikten sonra;

“Başkanım, eğer sizde bize hayır derseniz başımı eğeceğim, ben bunu Edremit’in onuru olarak da değerlendirmekteyim, çünkü 60 kişi bilet almış ve yola çıkmaya hazırlar, kimi randevularını iptal etmiş, kimileri de ‘biz kumda bile yatarız’ diye razılar…Hadi üç beş kişiyi evimde konuk edeyim, ama ya diğerleri? Sizden çok rica ediyorum başkanım, onurumuzu kurtarın…”

Sağ olsun başkan durumu hoşgörü ile karşılamıştı.

Sonrası çorap söküğü gibi geldi. Tüm organizasyon masraflarını üstlenip, 60 şair ve yazara ev sahipliğini mükemmel gerçekleştiren Av. Tuncay Kılıç Bey, benim tahminimden öte cömert ve asil davranmıştı.

Aksi halde biz şiir etkinliğine “Sarıkız” adını verdiğimiz; Sarıkız’ın makamını ziyaretine, hele hele 1760 metre yüksekliğe tırmanmamız mümkün değildi.

Ormanda buz gibi suları içip Kaz Dağının en yüksek tepe noktasına vardığımızda, bize rehberlik eden Edremit Belediyesinde Halkla ilişkiler Müdürü Zekeriya Özdemir, Kaz dağı hakkında ve Sarıkız hakkında bilgi verdi:

“ Kaz Dağı’nın eski çağlarda ve mitolojideki adı “İda Dağı”dır. Efsaneye göre; “İda” adını “İdaios”tan alır. “İda” adı, Anadolulu sair Homeros’a göre “Bin pınarlı, çok pınarlı, hayvanı ve bitkisi bol olan yer” demektir. Yunanlılar döneminde Kazdağı’na “İda-Ilyeda” ve doruğuna da “Ayda” denilmektedir. “Ayda”ilâhların ve ilâhelerin kutsal merkezidir. Sarı _aman dininden olan simal Türklerinden Aktav Türkleri buraya gelip yerleşince eski inançlarını Türk-Islâm perdesine bürüyerek “Ayda” doruğuna “Sarı kız” ve asıl dağa da “Kazdağı” denir. “Kaz” kelimesi; bütün “Tahtacı” dediğimiz Türkmenlerce kutsal sayılan bir hayvandır.”

Beş yüz metre yayan yürüdükten sonra Sarıkızın edebi dinlencesi gözükmüş, körfez göğün mavi rengini almış, sonsuza uzanır gibi ayaklarımızın altında uzanmıştı.

Ayaklarım yorulmuş ve kasıklarıma ağrılar girmişti. Daha fazla yürüyemedim. Ameliyat olduğumu çoğu arkadaşımdan saklıyordum. Eşimin bana günde tam dört kez zorla içirdiği bitkisel extratlarla ayakta duruyordum. Acı dayanılır gibi değildi. Sarıkız Makamının olduğu tepeye baktığımda gözümde uzamıştı 100 metrelik mesafe.

Sarıkız makamına gidememiştim; bir çam ağacının gölgesinde benim gibi geride kalan, öykü ve roman yazarı Ayşe Yamaç ile birlikte çöküp oturduk. Sarıkız makam ziyareti ve Belediye Başkanı konuşması bitirdikten sonra gönül dostlarımız yanımıza varınca, anlatılanlar ise dudak ısırtacak nitelikteydi.

“Ah, Emine Hanım, keşke gelseydiniz yukarıda çok şey kaçırdınız, çok şey…”

Antalya’dan katılan gönül dostlarımızdan başta Abdülkadir Budak olmak üzere Mehmet Seviş, Şaban Aktaş, Bekir Sapacalı’nın açıklamaları ile bende oldukça şaşırmıştım.

Sit alanı olan Kaz Dağlarında ne sigara içmek, ne de ateş yakmak serbest değildi. Oysa ki; biz Edebiyat Galerisi Net olarak “edebiyat meşalesi” yakacaktık, ama izin verilmeyince, sağ olsun Mehmet Seviş, o harika aklını çalıştırmış, bir koşu kırtasiyeciye gidip, Türk Bayrağı almıştı, bana da;

“Bizde bayrağımızı dikeriz Emine Hanım, üzülmeyin” diyerek asık yüzümü sevinçle aydınlatmıştı.

Bayrak dikilmiş, kitapları olan yazarlarımız; Sarıkız Makamına tek tek okunması için aylarca emek verip yazdıkları yürek özlerini, manevi duygular içinde bırakmışlardı.

Hava sıcaktı ve herhangi bir esinti de yoktu. Tek yaprak kımıldamıyordu. Bu durumda herkesi şaşırtan bir şey olmuştu!

Şairlerin kitapları yan yana dizildikten sonra; en başta bulunan kitap sayfası, tek tek kendiliğinden açılmış ve bir sayfada durmuştu. Sayfa açık ve sanki biri okumaktaydı.

Bizi getiren araçlara kadar yürürken herkes kendi arasında bu konuyu konuşuyor ve manevi yorumlar yapıyorlardı. Bense bu kutsal anı göremediğim için hüzünlüydüm.

Evet, çok şeyi kaçırmıştım…

Emine Pişiren/Bursa

23.11.2009

Devam Edecek

Bu blog şu ana kadar 117 kez görüntülenmiştir..
« Blog yazarının önceki blogu Blog yazarının sonraki blogu »
« Bu kategorideki önceki blog Bu kategorideki sonraki blog »
  Yorum yaz   Soru sor   Gönder     Yazdır   Hata bildir
Bu blogu paylaş
Facebook Google Yahoo Mixx Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Uyarı: Milliyet Blog kullanıcıları ve üyeleri, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi bulunduğu her türlü fikri eser, fotoğraf, resim vb. materyal ve ürünleri kullanamazlar. Blog kullanıcı ve yazarlarının, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi olduğu yazı, resim vb. ürünleri kullanması durumunda, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk kendilerine aittir. Söz konusu haksız kullanım nedeniyle Milliyet İnternet Hizmetleri A.Ş. nin hiçbir hukuki sorumluluğunu bulunmamakta olup, haksız kullanım nedeniyle Milliyet İnternet Hizmetleri A.Ş. nin üçüncü kişilere ödemek zorunda kalabileceği her türlü tazminat ve/veya adli/idari para cezaları Blog kullanıcılarına rücu edilecektir.
Diğer blog yazarlarımızdan
Kategori: Mizah

Baykal- Cübbeli Ahmet görüşmesi!

“Esselamün aleyküm verahmetullahi Hocam; ben Deniz Baykal!!”

“Oooo, Ve aleyküm selam Muhterem kardeşim! Ehlen ve sehlen!”

“Geçmiş olsun Hocam! Allah cem-i cümlemizi hastalıklardan kaza ve belalardan korusun inşaallah!”

“Bi...

Ahmet Balcı
05.02.2010 07:42:30
Kategori: Deneme

Üşüyorum

Küçük çocuğun morarmış dudakları ve soğuktan bembeyaz olmuş parmaklarını gördükçe üşüyorum... Ne kaloriferin sıcaklığı, ne sobanın çıtırtısı, ne de sırtımdaki yün kazağın tenimi yakarak batması etkilemiyor beni... Oysa ne güzeldir ayaklarımızı d...

Emel Aygören Şen
07.02.2010 23:34:30
Kategori: Güncel

Bıktırdınız artık!…

İçeridekiler…

Her Allah’ın günü ekranlara çıkıp kâh ağlayan, kâh gülen, kâh saçmalayan, heykelinin dikilmesini isteyen, “ordu bana suikast yapacak!..” paranoyasıyla ortalığı velveleye veren, TSK’ a ve Atatürk’e saldıran, Menemen olay...

Tülay Hergünlü
04.02.2010 13:46:22
Kategori: Gündelik Yaşam

Böyle zenginlik olmaz olsun!

Uzun yıllardır görüşemediğim bir çocukluk arkadaşım vefasızlıkla suçlamış beni.
Oysa oluşturduğumuz hiçbir ortama kendisi katılmazdı!
Bir ziyaretine gideyim, işin aslını öğreneyim dedim. Adresini ...

Arif ÖĞÜTÇÜ
05.02.2010 00:13:04
Kategori: Siyaset

Recep Pakdağ gözlüğünü neden çıkardı, kavga etmek için mi, gözlükle kavga edilmez mi?

Gözlüğünü çıkardı.

Ringe çıktı.

Rakibiyle karşılaştı.

***

Gözlüğünü çıkardı.

Denize girdi.

Yüzdü.

***

Kaleciydi.

Gözlüğünü çıkardı.

Kaleye geçti.

***

F...

Süleyman EKİM
05.02.2010 16:02:57
Milliyet.com.tr Milliyet Emlak Real Age Arabam.com Hangisinegitsek.com Araki Bulaki BizeBiz 1309121