e-posta şifre      Şifremi unuttum - Aktivasyon maili gönder
Emine Pişiren http://blog.milliyet.com.tr/edebiyatgalerisi
Ana Sayfam Hakkımda Bloglarım Mesajlarım Milliyet Yorumlarım Blog Yorumlarım   Önerilerim
Arama
Tüm kategoriler
Hakkımda

Kayseri doğumlu, ilk-orta-lise ve üniversiteyi istanbul'da bitirdim.Kültür Bakanlığına bağlı bir devlet dairesinden emekli oldum.Şimdi Balıkesir'de...





Kategori:
Edebiyat

   Blog habercisi!
   Blog yazarına mesaj yaz!

Yazdığım konular
Anılar (3)
Aşk - Evlilik (1)
Ben Bildiriyorum (3)
Bilim (1)
Deneme (11)
Doğal Tedaviler (1)
Dostluk (1)
Edebiyat (2)
Felsefe (1)
Genel Sağlık (1)
Güncel (5)
Kitap (1)
Kültür - Sanat (3)
Öykü (4)
Sağlıklı Yaşam (1)
Siyaset (3)
Şiir (2)
Tarih (1)
Yazdığım gruplar
EDEBİYAT GALERİSİ NET (37)
Önce rabbime sonra da sonra üç kişiye teşekkür borcum var -Son Bölüm-
sarıkız şiir dinletisi
Yazarın diğer bloglarından
Günah keçisi seçmeyelim lütfen!.. - Güncel / 03.02.2010 00:57:12
BİZ NEDEN ANLAYIŞSIZ OLALIM Kİ?-2- - Kültür - Sanat / 02.02.2010 16:35:02
Biz neden anlayışsız olalım? -1- - Kültür - Sanat / 02.02.2010 16:31:21
tümü
Twitter Milliyet Blog
Ben Bildiriyorum  -  28.11.2009 - 22:24 

"Ümit mi? Ümit en son kötülüktür!
Pandora'nın kutusu açılıp, Zeus'un içinde sakladığı bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman, orada son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı: Ümit. O zamandan beri, insanlar yanlışlıkla kutuyu ve içindeki ümidi iyi şans olarak yorumladı. Fakat Zeus'un arzusunun, insanların, kendilerini işkenceye teslim etmeleri olduğunu unuttuk. Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır."-Nietzche-

Yakalandığım kanser hastalığını geçici de olsa unutturan bu güzel ve telaşlı günlerim artık çok geride kaldı, ama anılarımızdan asla silinmeyecek, kareleri de hafızalarımızda bıraktı.

Sayıları 60’ı bulan gönül dostlarım, sanal dünyadan reel dünyada buluşmanın keyfini yaşamışlardı. Senelerdir kalem dostluğu yapmış olduğumuz dost yürekler birbirleri ile dostluk köprüsü oluşturmuştu.

Herkes kendi şehrine gidip, ben kendi hastalığımla baş başa kaldığımda bir gerçeği de yazmadan geçemeyeceğim.

Haftada bir aşı olmak için Edremit Devlet Hastanesine gidiyordum. Doktorum aşılarımı, mesaneme serumla birlikte veriyordu. Verilen ilaç idrar kesemde iki saat kalıyordu. Sonrası çok sancılı geçiyordu; ertesi güne kadar sık sık tuvalete taşınıyor, kanamalı ve ağrılı idrar yapıyordum. Doktorum bu durumun normal olduğunu, aşının fayda ettiğini, söylemesi beni ve eşimi rahatlatıyordu.

Eşim, etkinlik boyunca yanımdan hiç ayrılmayıp, destek olduğu gibi, alternatif tedavisinde kullandığım extratları da günde dört öğün bana içirmişti.

Asıl beni yaşatan ve yaşamda tutan eşimin bu gayretleri olmuştu. Onun yaşlı gözlerini ve” gizli gizli” Allah ile konuşmalarına sessiz bir tanıktım. Otuz yıllık hayat arkadaşım, benim “ölmemem” için çırpınıp durmaktaydı.

Alternatif bitki şurup ve haplarını onu kırmamak adına içmeye başladım.

Bir şişe bitmiş, ikinci şişeye başladığımda ilacın tadını değişik bulunca, hemen şişenin üzerinde yazılı telefon numarasını çevirdim. Telefona çıkan sekreterden yetkili kişiyle görüşmek istediğimi ilettim.

Bir süre sonra bir erkek sesi ahizeden duyuldu:

“Buyurun, ne istemiştiniz?”

“Yetkili kişiyi” demiştim.

“Evet, benim. Yetkili kişi ile görüşüyorsunuz, konu neydi?”

“Pardon adınız nedir?”

“Faruk Durukan”

“Siz kimsiniz Faruk Bey?”

“Adımı google yazınca kim olduğumu görürsünüz, ben kimle görüşüyorum hanımefendi?”

Ukalaca bir yanıt aldığımı sanmıştım o zaman.

Gülümsedim bu tavıra;

“Benim adım da Emine Pişiren, googl’a benim adımı da yazınca kim olduğum çıkar beyefendi?” demiştim.

O bu sözlerime aldırmamış göründü;

“Peki, Emine Hanım, konu neydi?”

Derdimi anlatmıştım. Önce gergin geçen konuşma, hastalığımı öğrendikten sonra Faruk Bey, sesini yumuşatmış ve adresimi istemişti. Alternatif ilaçların mucidiydi telefondaki ses.

Ertesi gün buluşmak üzere sözleştik ve telefonu kapadım.

Kanserle savaşıyordum. Yaşamak için her devaya koşuyordum…

Üç ay sonra tetkikler yeniden yapılacak ve beni kurtaran Dr. Süleyman Özer Beye ne kadar teşekkür etsem azdı. O şimdiye kadar bine yakın aynı ameliyatı başarıyla gerçekleştirmiş ve benimkinde de elini çabuk tutmuştu. Kanseri başındayken yakalayıp, kurtulmuştum. Ama içimde olan bir kuşku da vardı:

“Ya, kanser hücreleri diğer dokulara sıçramışsa!..”

Bu düşünceler aklıma geldiğinde bir sinek gibi savıyor kendimi şiire, öyküye ve yazım alanına veriyordum. İyinin ve kötünün ötesinde kalmak istiyordum. Ben bu düşünce dumanları içindeyken yine beğendiğim bir bilge Nietzche adeta kulağıma fısıldamıştı.

“Beni öldürmeyen şey beni güçlendirir.”

“Ölümün son iyiliği bir daha ölümün olmamasıdır.”

"Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır."

Bu sözler ruhumda duş tesiri yapmıştı. Birşeyi ümitle beklemek, hele ki belirsizlik içinde ümit etmek gerçekten işkence çektiriyordu ruhuma. Yüksek sesle kendime teselli verdim.

“Amann atın ölümü arpadan olsun, alt tarafı gelecek olan bir ölüm, neden yaşayabileceğim günleri onu düşünerek öldüreyim?”


Üç ay göz açıp kapanıncaya kadar geçmişti. Doktorum ameliyathane de yeniden incelemeyi bilgisayarlı ortamda, mesaneme ışıklı bir alet sokarak inceledi, bana da gösterdi ve müjdeyi verdi:

“Hadi gözünüz aydın Emine Hanım, artık iyileştiniz. Bundan sonra her altı ayda bir kontrolleriniz var, sakın ihmal etmeyin ve sigaradan uzak durun…”

Ona ne kadar teşekkür etsem azdı.

Küçük bir hastanede, kırsal bir bölgede adı basında geçmeyen bir doktora hayatımı teslim etmiştim. O da maharetli elleriyle ameliyat etmiş ve beni kurtarmıştı.

Beni yaşama döndüren dört kişiye TEŞEKKÜR borçlanmıştım.

Önce Rabbime, bana yeniden hayat verdiği için…

Sonra eşime, beni yaşama teşvik ettiği için…

Sonra Dr. Süleyman Bey’e, beni ameliyat edip kurtardığı için…

Daha sonra da bilim adamı Faruk Durukan’a, bana alternatif tedaviler sunup, maddi manevi yaşam desteği verdiği için…

Teşekkür ederim ALLAH’IM…

Teşekkür ederim CANIM EŞİM…

Teşekkür ederim Dr. SÜLEYMAN BEY…

Teşekkür ederim FARUK DURUKAN Emine Pişiren/Bursa/23.11.2009

Bu blog şu ana kadar 94 kez görüntülenmiştir..
« Blog yazarının önceki blogu Blog yazarının sonraki blogu »
« Bu kategorideki önceki blog Bu kategorideki sonraki blog »
  Yorum yaz   Soru sor   Gönder     Yazdır   Hata bildir
Bu blogu paylaş
Facebook Google Yahoo Mixx Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Uyarı: Milliyet Blog kullanıcıları ve üyeleri, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi bulunduğu her türlü fikri eser, fotoğraf, resim vb. materyal ve ürünleri kullanamazlar. Blog kullanıcı ve yazarlarının, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi olduğu yazı, resim vb. ürünleri kullanması durumunda, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk kendilerine aittir. Söz konusu haksız kullanım nedeniyle Milliyet İnternet Hizmetleri A.Ş. nin hiçbir hukuki sorumluluğunu bulunmamakta olup, haksız kullanım nedeniyle Milliyet İnternet Hizmetleri A.Ş. nin üçüncü kişilere ödemek zorunda kalabileceği her türlü tazminat ve/veya adli/idari para cezaları Blog kullanıcılarına rücu edilecektir.
Diğer blog yazarlarımızdan
Kategori: Haber

Cep telefonu dolandırıcıları ve sahtekarlarına dikkat..!

Merhabalar, Sevgili arkadaşlar..!

Aslında sizlere bildirmekte olduğum bu haberi çok uzun zamandır belkide çoğumuz duyar geçeriz, ancak kişinin başına gelmedende olmuyor bu hassasiyet duyarlılığı her nedense.! Örneğin bu talih kuşu be def...

Necip Köni - Adana / TR
09.02.2010 15:45:11
Kategori: Güncel

Beklentilerimiz…

Özel çalışma odasında Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu, ve yanındakileri ağırlayan...

Rıza Üsküdar
05.02.2010 20:50:39
Kategori: Siyaset

Lİder biatçılığı

Fakülte yıllarımda beni pek seven Felsefe Bölüm Başkanı Hocam Ahmet Aslan, bir bölüm odası sohbetimizde bana "Aydın sence nedir?" dediğinde, o günkü Marksist kafamla: "İşte halkını aydınlatan falan.." lafları etmiştim de Ahmet Hocam devam etmi...

U. KESİCİ
06.02.2010 12:33:07
Kategori: Öykü

Kavak ağacı ve kabak

Merhabalar,

Bu gün sizlerle paylaşacağım konu Kıssadan Hisse, Bu konu hızlı koşup çabuk yorulanlar için

yazılmış hikaye tarzı bir bloğum olacaktır.

Ulu bir Kavak ağacının yanında bir Kabak filizi boy göstermiş.

Ba...

Alyoşa-Sevmek Güzeldir.
04.02.2010 19:42:43
Kategori: Güncel

Plakada devrim! Kişiye özel plakalar geliyor...

Emniyet Genel Müdürlüğü oto plaka sisteminde bir devrim hazırlığı içerisinde. Yıl ortasında hayata geçirilecek “tek plaka” uygulamayla TC kimlik numarasına göre verilecek plaka ömür boyu...

Dinçer Oruç
04.02.2010 13:24:16
Milliyet.com.tr Milliyet Emlak Real Age Arabam.com Hangisinegitsek.com Araki Bulaki BizeBiz 1309121