Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Mukaddesçe konuşan satırlar

http://blog.milliyet.com.tr/blog.mukaddes

08 Eylül '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
116
 

Eğitimli kadınlar mutlu yarınların teminatıdır

Eğitimli kadınlar mutlu yarınların teminatıdır
 

Şiddetin kadınlarla beraber anılması talihsiz bir yaklaşım olsa da istatistiksel göstergeler bu dayanağı güçlendiriyor. Kadına şiddet konusundaki duyarlılığın artmasında sosyal medyanın payı inkar edilemez. Medyada gündem oluşturmuş bazı şiddet vakalarına sosyal ağlar aracılığıyla kınama mesajları yağarken, şiddetin artmasına anlam veremiyorum.

Daha net bir anlatımla, şiddet denildiğinde aklımıza neler geliyor? Şiddetin engellenmesi için öncelikle kapsamının bilinmesi gerekir ki bu tanılamaya çoğunlukla net bakmadığımız kanaatindeyim.

Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü’ ne göre şiddetin farklı anlamları şöyledir:

1. Bir hareketin, bir gücün derecesi, yeğinlik, sertlik

2. Hız, "Rüzgârın şiddeti."

3. Karşıt görüşte olanlara, inandırma veya uzlaştırma yerine kaba kuvvet kullanma

4. Duygu veya davranışta aşırılık

"Sesinin tonunda siteminin şiddetini azaltan bir yumuşama vardı." (Necati Cumalı)

(http://kelimeler.net alıntı )

Burada dikkati çeken öğelerden bazıları şunlardır, diğerinin varlığını tehdit unsuru olarak görmek suretiyle psikolojisini bozmak veya kaba kuvvet uygulayarak zarar vermek. Medyadan takip ettiğimiz kadarıyla, tanıma ilave edeceğim bir unsurda dozajını kaçırmış sahiplenme tutumudur. Devamlı kontrol etme isteği, sahiplenme davranışının sapkınlığı şiddetle de doğru orantılıdır. Sahiplenme sözünden kastım, karşıdakini aciz durumda görerek onun adına karar verebilmek durumudur. Bahsettiğim husus şiddet tanımında değinilen ‘onu bu konuda denemek daha doğrusu sindirmek’ tabiriyle de alakalıdır.

Kontrol altına alınamayan öfke şiddeti tırmandırır!

Gündelik yaşamımızda şiddeti öyle özümsemişiz ki olayları dar bir kalıba soktuğumuzda bir adım ötesini göremiyoruz. Çocuğunu tartaklayan anne veya babaya, ‘çocuk onların değil mi, sever de döver de’ diyoruz. Hayvanlarını hırpala yanlara, ‘terbiye veriyor’ diyoruz. Apartmanımızda gece yarısı yükselen çığlıklara aile kavgası diye müdahale etmiyoruz, daha doğrusu edemiyoruz da. Sokakta birbiriyle tartışanları ayırmak yerine seyretmekle yetiniyoruz. Trafikte çıkan çatışmalarda dahi bagajlardan çıkarılan sopalarla olayları çözülemez raddeye getiriyoruz. Ufak münakaşalarda bile elini cebine sokanların ne çıkaracakları muamma…

İşin garip kısmına gelince, ailesinin veya yakınlarının darbeleriyle yaşamını yitiren çocukların ardından sayısızca kınama mailleri atıyoruz. Üstelik bu seremoniye şiddet uygulayan ailelerde katılıyor. Kadın cinayetleri medyaya yansımışsa tepkimizde haberin kapsamıyla ilintili. Olayda tecavüz ve cinayet varsa şiddet olduğuna kanaat getiriyoruz yoksa tartaklanmayı, psikolojik olarak karşı tarafı küçültmeyi, kin ve nefret duygularıyla kabaran öfkeyi şiddet olarak göremiyoruz.

Şiddet hayatımıza bu denli girmişken, kadınlara uygulanan şiddetin kapsamlı olarak değerlendirilmesinin en önemli dayanağı ve haklı gerekçesi kadın cinayetlerinin gittikçe artıyor olmasıdır. Bu konuda eğitimsizlik kadar yanlış veya eksik eğitiminde önemli payının olduğunu düşünenlerdenim. Dünyaya tek başına gelen insanlar, irade gücü ve iyi bir eğitimle birey olma vasfını kazanır. Birey olabilme, kendi kararlarını verebilme, seçimlerinde özgür olma gibi birçok hakkı da beraberinde getirir. İrade gücü ise yapmamız gerekenler ile yapmamamız gerekenler arasındaki tercihlerimizi şekillendirerek düşünce ve eylemlerimizi kontrol altına almamızı sağlar.

İrade gücü eylemlerimizi de yönlendirir

Kişi, kendini kontrol edebilecek güce yani iradeye sahipse bir başkası tarafından sapkınca sahiplenmeye de ihtiyaç duymaz.  İrade gücü aynı zamanda karşımızdaki kişi veya davranışın profilini saptayarak gerektiğinde ‘dur’ diyebilmeyi de hak olarak görür. Her ne surette olursa olsun şiddeti hafife almak veya göz yummak ileride içinden çıkılmayacak durumlara da sebebiyet verebilir. Türü ne olursa olsun şiddet hiçbir surette meşrulaştırılamaz.

Hızla gelişen günümüz şartları, sosyal yaşamda cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm bireylerin beraberce yol almalarına, sorumluluklarına uygun şekilde davranmalarına olanak sağlamıştır. Şiddet eğilimli olanlar, iradi zayıflıklarının faturasını ödememek veya başkasına ödetmemek için psikolojik destek alabilirler. Bu nedenle, sapkın davranış şekillerinin verdiği zararlar göz önünde bulundurularak şiddete karşı bilinçlenmek, davranış ve düşünce şekillerini olumlu yönde değiştirmek, bireysel ve toplumsal huzuru artıracaktır.

Eğitimli kadınlar güçlü yarınların teminatıdır

Şiddetin tanımına bir kez daha bakacak olursak, ‘otorite sağlamak için diğerinin varlığını tehdit unsuru olarak görmek’ tabiri geleneksel yapılarda paylaşımlarının tek elde toplanmasını da sağlar. Kararları alan ve uygulayan tarafa nazaran,  fiil ve davranışlarında edilgen olan taraf ise kadındır. Kadının pasif konumda olmasının önemli bir nedeni de eğitimden ve ekonomik güçten mahrum bırakılmasıdır.

Eğitimden yoksun bırakılan kadın, çocuklarına ve çevresine yeterli olamayacaktır. İnsani yaptırımlardan, kararlardan mahrum bırakılan kadın, zaruri bir teslimiyetin içerisinde kimliğinden ve kişiliğinden uzaklaşacaktır. Varlığını bağımlı olarak sürdüren kadının şiddet de dahil birçok haksız eyleme maruz kalması yetiştirdiği çocukların yaşamını da olumsuz etkileyecektir kuşkusuz. Bu zorunluluğun ve yetersizliğin içerisinde geleneksel yanlışları sürdürmesi de yadırganmamalıdır ki nitekim şiddete meyilli erkekleri yetiştirenlerinde kadın olması manidardır.

Eğitim sözcüğünden kastım, öğrenilen doğruların yaşama makul ölçüde yansıtılmasıdır. Zorunlu tahsil yaşamında zaruretten öğrenilen bilgilerin okul yaşamıyla sınırlı kalmasını kastetmiyorum. Mantık ölçüsünde güzel öğütler veren bir kitabın kapağı kapatıldığı anda bilgilerin içinde kalması gibi bir şey de değil söylemek istediklerim. Teoriden yaşama uzanan bilgelikle işlenmiş deneyimlerin pratiğe yansıtılmasını kast ediyorum.

Şiddetin yansımaları, insan yaşamını tehdit ediyorsa çözümler eğitim müfredatlarında da yer almalı kanaatindeyim. Beşeri ilişkilerde karşılıklı iletişimler, ayrım yapmaksızın tüm canlıların yaşam haklarına saygı, yine cinsiyet farkı gözetilmeksizin yapılan yardımlaşma gibi sosyal dayanışmayı ve etkileşmeyi artıran metotlar küçük yaşlardan itibaren çocukların yaşam şekillerine ilave edilmeli görüşündeyim. Çünkü yaşamımızdaki tüm sorunlar ancak ve ancak eğitimle aşılır.

 

 

Şahin ÖZŞAHİN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 338
Toplam yorum
: 854
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 424
Kayıt tarihi
: 31.01.13
 
 

İşletme Fakültesi mezunuyum. Kamu sektöründe çalışmakta iken malulen emekliye ayrıldım. Kitap oku..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster