Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '11

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
1563
 

Ekonomide büyüme rakamları...

Ekonomide büyüme rakamları...
 

Tüm televizyon kanalları, internet haber siteleri ve özellikle yandaş medyanın manşetleri, TÜİK tarafından açıklanan yılın ilk çeyreğine ait büyüme rakamları ile dolu. 

Evet, Türkiye 2011'in ilk çeyreğinde yüzde 11 büyümüş… 

Bu büyüme rakamı, bir önceki çeyreğe göre yüzde 1.4 daha büyük. Ancak rakamın büyüklüğüne bakarak, sevinmemizi gerektirecek bir olay yok ortada. Bu büyüme rakamları, ithalata dayalı bir büyüme! Yani bu büyüme, üretime dayalı bir büyüme olmadığından, istihdamı arttırıcı etki yapmıyor. 

Piyasaların beklentisi neydi? Yüzde 9, 7… 

Ekonomiden anlayanlar bilir, ekonomideki bu sıcaklık, önümüzdeki dönemde hükümet tarafından soğutulmak zorunda. Eğer soğutucu önlemler alınmazsa, dış ticaret açığımız hedeflenenin üç dört katı daha yüksek olur. O zaman ekonomiyi Arapların getirdiği sıcak parada kurtarmaz! 

Gelin ekonomi böylesine nasıl büyümüş bir göz atalım. 

Rakamlara baktığımızda; ithalata bağlı yüksek büyüme Mayıs ayı dış ticaret rakamlarına da yansımış durumda. Mayıs ayı dış ticaret açığı 10.1 milyar dolar! İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 52.1 ile tarihinin en düşük seviyesine inmiş durumda. Mayıs ayında dış ticaret açığı yüzde 104.2 oranında artışla rekor kırmış vaziyette. 

Ekonomi uzmanlarının söylediği gibi, böylesine yüksek dış ticaret açığının sürdürülebilmesi mümkün görünmüyor. Eğer önümüzdeki günlerde, ithalata kısıtlama veya ucuz malların girişine yüksek gümrükleme rakamları yüklenmezse, bu tüketim çılgınlığı frenlenmezse, önümüzdeki yıllarda borcumuzun katlanarak artacağını ve ülkeye giren sıcak paranın ülkeyi terk etmesinden sonra, dünyada kriz olmazken, bizde yeni bir ekonomik krizin patlayacağını söylemek için ekonomi bilmeye gerek olmadığını düşünüyorum. 

Dünyada ekonomik yanlışları sürdüren ülkelerin ne hale geldiğini hep birlikte görüyoruz. İşte Yunanistan… 

Ülkemizin yaz ayları, tüketimde tam bir çılgınlık dönemi olarak geçer. Bu çılgın tüketim alışkanlığı, bize ekonomideki genişlemenin ikinci çeyrekte de devam edeceğini gösteriyor. Bunun anlamı şu: Ekonomi genişleyecek, genişlerken de dış ticaret açığı daha da büyüyecek. Bu dış ticaret açığını da borç alarak kapatmak için ele güne avuç açacağız. 

Şu rakamlara bakıldığında; Mayıs ayı itibariyle ihracatın yıllık bazda %11, 7, ithalatın ise %42, 6 artması, cari açığımızın daha da büyüyeceği anlamına geliyor 

Rakamlar şöyle: İhracat 2011 yılı Mayıs’ta ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11.7 artarak, 10 milyar 948 milyon dolara, ithalat yüzde 42.6 artarak 21 milyar 5 milyon dolara yükselmiş. Mayıs ayında dış ticaret açığı yüzde 104.2 artışla 4 milyar 926 milyon dolardan 10 milyar 57 milyon dolara çıkmış. Bu dönemde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 66.5’ten yüzde 52.1’e gerilemiş. İhracat 2011 yılının ilk 5 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20.1 artışla 54 milyar 263 milyon dolara yükselirken, ithalat yüzde 43.8 artışla 98 milyar 17 milyon dolara ulaşmış. Dış ticaret açığı yüzde 90.3 artarak 43 milyar 754 milyon dolar düzeyinde gerçekleşmiş. Yılın ilk 5 ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 55.4’e gerilemiş durumda. 

Aslında fazlada söylenecek bir şey yok. Bu halkın yüzde 50’si halinden memnun olduğuna göre, geriye kalan yüzde 50 düşünsün. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

60 yıldan beri iktidara gelmemiş partiden kastiniz CHP ise o partinin Bülent Ecevit başbakanlığında 2 kere iktidara geldiğini ve her ikisinin de ekonomik krizlerle sona erdiğini unutuyorsunuz galiba. İlki zaten arşivlerde var. İkinci Ecevit iktidarının CHP değilde DSP adı altında gerçekleşmiş olması sorunu değiştirmez çünkü kadrolar hep aynıydı ve 2 ye bölünmüş olmaları benim sorunum değil olsa olsa bir hizip sorunuydu. Kaldı ki CHP 1950 öncesinde yeterince uzun bir dönem tek parti olarak iktidardaydı ve o yıllardaki icraatları da unutulmadı. Diğer taraftan ben ne Özal dönemini ne de AKP iktidarını savunmuyorum, savunduğum tek şey al birini vur öbürüne durumunun olmasıdır. İster halkçıyım desin ister muhafazakarım desin, bütün siyasi partiler günümüze kadar ülkeyi daima "devletin malı deniz, yemeyen domuz" zihniyetiyle yönetmişlerdir. Ben ayrım yapmıyorum ama CHP nin bütün partilerden daha çok sabıkası olduğu da ayrı bir gerçek. Sevgiler ve selamlar

Mustafa Atilla 
 02.07.2011 23:32
Cevap :
Merhaba, CHP'nin 1923 ile 1950 arasındaki icrataatlarını beğenmiyorsunuz, ancak o dönemdeki kıt imkanlarla kalkınma oranını biliyormusunuz? Ben Bülent Ecevit'i hiç bir zaman CHP'li olarak görmedim. her zaman kendi çıkarını, toplumun ve partinin çıkarından üstün tutmuştu rahmetli. Kimin neyi yediğini bu gün çok daha iyi görüyoruz. Selamlar...  03.07.2011 19:50
 

Büyüme hesapları sakat. Tüketim çılgınlığına,fiyat artışlarına bile büyüme diyorlar. O zaman düşük açıklanan enflasyonla halk aldatılıyor.Bu tüketim de çoğu borçla. Ufukta kriz görünmüyorsa ben bir şey bilmiyorum. Selam ve saygılar.

Turbest 
 01.07.2011 1:58
Cevap :
Merhaba, yorum ve katkı için teşekkürler. Batıdan selamlar, saygılar...  04.07.2011 14:50
 

İnsanlar seçimlerde bir partiye oy verirken "ben yüzde yüz hayatımdan memnunum" mantığıyla seçim yapmaz. Aksine seçimini yaparken alternatiflerine de bakar. Bu nedenle de AKP ye oy veren herkesin gidişattan yüzde yüz memnun olduğunu düşünemeyiz. Ben eminim ki AKP nin oy artışında ya CHP gelirse korkusu da önemi bir rol oynamıştır. Kesin olan şu ki son 3 seçimde AKP'ye daha çok güvenenlerin sayısı sürekli artmıştır ve buna da saygı duymak gerekir. Bence de AKP iyi bir parti, sütten çıkmış ak kaşık değildir ancak ne var alternatifleri ile karşılaştırıldığında öbürlerinden daha çok güven verdiği de ayrı bir gerçektir. Ekonomik göstergeleri beğenmeyebiliriz ama AKP öncesi iktidar partilerinin içini boşalttıkları ekonomiyi de unutmamak gerekir. 1999 da AKP öncesinde gecelik faizlerin yüzde binin üzerine çıktığını, bir gecede devalüasyon yapıldığını hatırlıyor musunuz? Sadece bankacılık sektöründe 65 milyar doların buharlaştığını halkın yüzde 50 si unutmadı hala. Sevgiler ve selamlar

Mustafa Atilla 
 01.07.2011 0:21
Cevap :
Merhaba Mustafa Bey. Ben sırf AKP'ye oy verenlerden bahsetmiyorum. Yapılan bir kamuoyu araştırmasında halkın yüzde 52 si hayatından memnun olduğunu ve mutlu olduğunu belirtmiş, bundan bahsediyorum. Ayrıca 1980 yıllarda, Özal'ın batırdığı bankerler döneminde de aynı faiz oranları vardı. Herkes o günlere bu gün övgü dolu sözler söylemiyor mu? 60 yıldan beri iktidara gelmemiş bir partiden niye korkarlar onuda anlamış değilim. Selamlar...  01.07.2011 16:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 3524
Toplam yorum
: 5989
Toplam mesaj
: 305
Ort. okunma sayısı
: 1533
Kayıt tarihi
: 23.03.08
 
 

Antalya'da 1956 yılında doğdum. Emekliyim, Üniversite mezunuyum. Evliyim, bir oğlum var Mimar. Günlü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster