Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
48141
 

Gerçek 6 ok... Ve CHP'nin 6 ok'u...

Gerçek 6 ok... Ve CHP'nin 6 ok'u...
 

6 ok'un anlamından çıkartılan öğelere dikkat!.. kirletiyorlar...


Cumhuriyet Halk Partisi’nin bayrağında ALTI adet OK var.

CHP, seçimlerde (sadece seçimlerde) halka gidip, bu ALTI OK’lu bayrağını sallandırarak “oy” istiyor.

Bu aynı CHP, örgütünün resmi bir organı olan Parti Meclisi’ni toplayarak, ALTI OK’u (resmi biçimde) yeniden yorumluyor.

Parti Meclis'i toplantısında Enis Tütüncü'nün hazırladığı “Anadolu Solu” başlıklı 18 sayfalık rapor okunuyor, tartışılıyor ve kabul ediliyor.

Evet, kabul ediliyor!..

CHP Parti Meclisi, ALI OK’a yakıştırılan yeni tanımları, en üst resmi organında resmi şekilde kabul ediyor.

Altı Ok, Öyle Değil; Böyledir(!)

Ve sonuç olarak, CHP’nin temel hedeflerini simgeleyen ALTI OK, yeniden aşağıdaki şekilde yorumlanıyor:

q Cumhuriyetçilik: Demokrasi, özgürlük, eşitlik bütünlüğünde yaşam biçimidir.

q Milliyetçilik: Sevgi, barış ve dayanışma temelinde yurttaşlıktır,

q Halkçılık: Orta sınıfın üstünlüğünde sosyal adalettir,

q Devletçilik: İnsan merkezli sosyal devlettir,

q Laiklik: Aklın özgürleştirilmesidir,

q Devrimcilik: Gençliğin öncülüğünde değişim...

Lütfen yukarıdaki tanımları dikkatlice okuyunuz.

Yıllardır sürdürülen psikolojik savaş ortamı temelinde sürdürülen kültür emperyalizminin dimağlarımıza işlemiş olduğu ön-yargılardan arınarak, tekrar tekrar okuyun yukarıdaki tanımlamaları.

“Yeni Dünya Düzeni ve globalizm” adı altındaki renkli makyajı ile piyasaya sürülen emperyalizmin, tül perde arkasına gizlenmiş yeni yüzünü teşhis edin satırların arasında....

Cumhuriyetçilik

Her şeyden önce şu soruyu sormak gerekir:

- CHP parti meclisi, ALTI OK’u niçin, yeniden yorumlamak gereğini duymuştur?..

Cevaplanması gereken temel soru budur.

Demek ki, ALTI OK’un gerçek yorumu bugün bazı “kişi”leri rahatsız etmektedir.

Cumhuriyet’e karşı en amansız saldırıların yapıldığı bu “Karşı Devrim” sürecinde bu meselenin gündeme alınması ve CHP Parti Meclisi’nde görüşülerek, karara bağlanması bir tesadüf değildir.

Bu kişiler, devir değişti, koşullar farklı; dolayısıyla, ALTI OK da yeniden yorumlanmalıdır, diyeceklerdir...

Bu söylem, açık bir psikolojik savaş argümanıdır.

İçinde yaşadığımız dönem, Cumhuriyet Devrimi’ne karşı harekete geçen karşı devrim güçlerinin Cumhuriyetin bütün kalelerine tırmanmalarını sürdürdükleri bir süreçtir.

Laiklik tehlikededir, Cumhuriyet tehlikededir, milli bütünlüğün bölünmesi için sürdürülen çalışmalar had safhadadır, halkçılık ilkesi, emperyalizmin yerli işbirlikçileri eli ile uygulamaya konulan “Serbest Piyasa Ekonomisi” sistemi ile yerle bir edilmiş durumdadır. Devrimcilik ise, bugünün yöneticileri için gerçek bir “öcü”den ibarettir...

İşte tam bu ortamın odak noktasında yer alan ve bayrağındaki ALTI OK’u göstererek, Atatürk’ün partisi sıfatı ile halktan oy isteyen bir parti, ALTI OK’u yeniden yorumlama ihtiyacını duymuş bulunmaktadır.

Peki, nedir Atatürk ilkelerinin bir tanesi olan Cumhuriyetçilik?..

CHP Parti Meclisi, Cumhuriyetçiliğin eski(!) tanımlarını beğenmemekte ve O’nu, “demokrasi, özgürlük, eşitlik bütünlüğünde yaşam biçimi”, olarak tarif etmektedir.

Cumhuriyetçiliğin beğenilmeyen tarifleri nelerdir peki?..

Cumhuriyet Halk Fırkası'nın (Partisi'nin) 1931 Programı, Cumhuriyetçilik ilkesini şöyle tanımlamaktadır:

- Fırka (parti), Cumhuriyetin, milli hâkimiyet mefkûresini en iyi ve en emin surette temsil ve tatbik eden devlet şekli olduğuna inanır. Fırka, bu sarsılmaz kanaatle Cumhuriyeti, her türlü tehlikeye karşı her vasıta ile müdafaa eder."

Atatürk, daha sonra 1927 yılındaki Büyük Nutuk'unda, 23 Nisan 1920 günü toplanan Meclis'in bir hükümet kurmasıyla ortaya çıkan fiili durumu şöyle özetlemiştir:

- Böyle bir hükümet, milli hâkimiyet esasına dayanan halk hükümetidir. Cumhuriyettir."

Atatürk,

- Türkiye Cumhuriyet'i şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz, derken de, Cumhuriyet'in, siyasal devrimin ötesinde bir toplumsal devrimi içerdiğine işaret etmektedir.

Meselenin özü ve esası buradadır: Türkiye Devrimi'nin ALTI OK ilkesinde yer alan Cumhuriyetçilik, saltanat ve hilafetin yıkılmasının ötesinde, onların temsil ettiği şeyhlik, ağalık, aşiret reisliği gibi Ortaçağ ilişkilerinin kökünün kazınması programını da içermektedir.

Cumhuriyet Halk Partisi, ya bayrağındaki birinci ok olan Cumhuriyetçilik ilkesini, gerçek tanımı içinde savunacak ve mücadelesini bu yönde geliştirecek veya CHP Parti Meclisi’nin yapmaya çalıştığı gibi, Cumhuriyetçilik ilkesini, bugün sürdürülmesi gereken çetin mücadelenin dışına taşıyacak ve “monşer” içerikli yorumların arkasına saklanacaktır.

İşte yapılmak istenen de budur.

Cumhuriyet kurulurken, padişahlığın kalkmasına karşı çıkan gericilik, bugün Ortaçağ ilişkilerini, tarikatların iktidarını ve şeriat devletini savunmaktadır. O nedenle Cumhuriyet Devrimciliği, Ortaçağ kurum ve ilişkilerinden arınma mevzisinde mücadelesini yoğunlaştırmak zorundadır...

Milliyetçilik

Lütfen dikkat edin... Ve milliyetçiliğin tarifinden neyin çıkartıldığını bulun, çıkartın...

Atatürk milliyetçiliği (yani ALTI OK), dış sömürüye ve bu sömürün yerli işbirlikçilerine karşı ulusal çıkarların, tek kelime ile, vatanın savunulmasıdır; tam bağımsızlıktır!

“Sevgi, barış ve dayanışma temelinde, yurttaşlık...” Tabii ki öyle!

Peki milliyetçilik kavramından, emperyalizme karşı ülkenin savunulması ilkesini çıkarttığınız zaman geriye ne kalır?..

Hani nerede sevgi?.. Ya barış?.. Ve neyin dayanışması?.. Sonuç olarak, emperyalizme karşı savunulmayan bir ülkede kimin ve neyin yurttaşlığı?..

Bu soruların cevapları yoktur.

Ve işin en kötü yanı, Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi içinde bu soruları soracak düzeyde yurtsever kişilerin bulunmamış olmasıdır.

CHP, Atatürk’ün ALTI OK’undan, Parti Meclisi kararı ile, emperyalizme karşı mücadeleyi çıkartmıştır. “Bağımsızlık benim karakterimdir”, diyen Gazi’nin kurduğu parti, resmi biçimde bağımsızlık mücadelesini partinin hedeflerinden kazımıştır.

Halkçılık

CHP Parti Meclisi, halkçılığı, orta sınıfın üstünlüğünde sosyal adalet olarak tanımlamaktadır.

Bu garip tanımlama kısalığı ile ters orantılı olarak, büyük sorunları da beraberinde getirmektedir.

CHP Parti Meclisi’ne göre, halkçılık, bir sınıfın üstünlüğünde gerçekleşecektir. Ve bu sınıf, orta sınıftır.

Ayrıca, halkçılık, bu sınıfın üstünlüğünde oluşturulacak sosyal adalettir...

Oysa Mustafa Kemal Atatürk, 1 Aralık 1921 günü Meclis'te Bakanlar Kurulu'nun yetkisi hakkında yaptığı konuşmada şöyle demektedir:

- Halkçılık, toplumsal düzenini emeğine, hukukuna dayandırmak isteyen bir toplumsal doktrindir.

Halkçılık, devletin halktan, yani emeği ile yaşayanlardan yana olması demektir.

Halkçılık, emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçilerinin yarattığı çıkarcı, sömürücü, hortumcu düzene karşı, emekçi halkın ekonomik, sosyal ve kültürel değerlerinin savunulmasıdır.

CHP Parti Meclisi’nin, yapmış bulunduğu yen halkçılık tarifi, ilk bakışta masum bir görüntü çizmektedir. Tarifin içinde “sosyal adalet” kavramı dahi yer almaktadır. Ancak, tarifin içinden özenle ayıklanan ilke ve esas, “emek” kavramıdır.

CHP Parti Meclisi, “En yüce değer, emektir” diyememektedir.

“Halkçılık, toplumsal düzenini emeğine, hukukuna dayandırmak isteyen bir toplumsal doktrindi, .” diyememektedir.

İşte meselenin özü ve esası buradadır.

Devletçilik

CHP’nin bugünkü yöneticilerinin ALTI OK’da yer alan devletçilik ilkesinden neden rahatsızlık duyduklarını izah etmeyi gereksiz bir meşgale olarak görüyoruz. Emperyalizmin ürettiği ve sadece emperyalist ülkelerinin çıkarına işleyen “Yeni Dünya Düzeni” ve onun ekonomik sloganı olan “Serbest Piyasa Ekonomisi” söylemi, bugünün CHP yöneticilerinin temel düsturudur.

Bu noktadaki temel zorluk, ALTI OK’da yer alan en temel ilkelerden birisi olan “Devletçilik” okunun yönünü emperyalizmin rahatsız olmayacağı yeni bir menzile doğru (yeniden) ayarlamaktır.

Ama gerçek anlamda çok zor bir iştir bu.

Çünkü temeli itibariyle emperyalist sömürüye karşı ülke ekonomisinin savunulması için geliştirilmiş olan bir ilkenin, emperyalizmin istediği yöne doğru yeniden ayarlanması mümkün değildir. Bu çabayı göstermeye çalışanlar hangi makamda bulunurlarsa bulunsunlar ve ne ölçüde becerikli ve olurlarsa olsunlar bu yönde yeni bir ayar tutturmaları oldukça güçtür.

Laiklik

CHP’nin bugünkü yönetimine göre, laiklik, aklın özgürleştirilmesinden ibarettir...

Aklın özgürleşmesi sözü, ilk bakışta zihinlerde hayli parlak bir “imaj” yaratmaktadır... Aklın özgürleşmesi söylemi, sanatsal yaklaşımı ile hayli cilalı bir kavramdır. Ancak, Ilımlı İslam stratejilerin, tarikatların, laik düzene karşı açıkça cephe almış siyasal akımların devleti adım adım işgal etmekte oldukları bir sürecin içinde hayli yetersiz kalmakta ve günümüzde izlenmesi gereken çetin mücadeleyi yansıtmaktan hayli uzak görünmektedir.

Oysa, laiklik ilkesinin açılımında önemle altı çizilmesi gereken unsurlar şunlardır:

n Kemalist laikliğin özü, din fikirleriyle dünya işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.

n Kilit sorun, din fikirlerinin devlet ve siyaset hayatının dışına çıkarılmasıdır.

n Dinsel inanç ve fikirler, bir vicdan meselesidir, Allah'la kul arasındaki ilişki alanının dışına taşırılamazlar.

n Din fikirleri, vicdanda kaldığı sürece özgürdür. Bu özgürlük, dine ve dinsel cemaatlere ve örgütlenmelere değil, insana tanınmıştır. Bireyin inancına, inançsızlığına ve ibadetine baskı uygulanamaz.

n Gericiliğe fırsat verilemez.

n Laikleşme, son tahlilde toplumun düşüncesinin dönüşmesidir, bir ideolojik- kültürel devrim sorunudur.

Laiklik, milli hâkimiyet (demokrasi) ve çağdaşlaşma içindir.

Dinin süratle siyasallaştığı ve şeriatçılığın topluma egemen olmasına çeyrek kaldığı bir ortamda, toplumsal muhalefete öncülük edecek, dinci-şeriatçı saldırıya karşı durabilecek bir önderliğe çok büyük ihtiyaç duyulduğu bir ortamda, CHP yönetiminin laikliği salt “sanatsal” bir yaklaşımla “yeniden tarif etmesi”, üzerinde ciddiyetle durulacak bir gelişmedir.

Kemalist Devrim, dinin yalnız siyasallaşmasına değil, toplumsallaşmasına da set çekmiştir...

Dinin dünya işlerine karışmamasının, anlamı budur.

Din, yalnız bireyin vicdanında bulunacak ve birey, kişisel ibadetinde özgür olacaktır.

Laikliğin tarifi budur. Ve bu tarif, ALTI OK içindeki seçkin yerinden kaldırılamaz.

Laiklik, tabiidir ki aklın özgürleştirilmesidir; ancak, aynı zamanda politik İslam’ın Devlet’e egemen olmasına karşı yürütülmesi gereken bilinçli ve tavizsiz bir politikanın da adı ve adresidir....

Devrimcilik

Devrimcilik, laik cumhuriyeti, Atatürk devrimlerini ve insanın insanca yaşama hakkını savunmak ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümü sonrasında gelişen karşı devrim sürecine karşı durmak ve Atatürk Devrimleri’ni tamamlama mücadelesinin atılımcı adıdır.

Devrimcilik, ALTI OK içinde yer alan diğer ilkelerin en önemlisi ve onları hayata geçirmenin yöntemidir.

Türk devrimcileri, başlarında Mustafa Kemal’in önderliği ile Türkiye halkını örgütleyerek, silah kuvveti ile emperyalizmi yenmiş ve Osmanlı Devletini yıkarak, yerine devrimci bir Cumhuriyet kurmuş... Ve böylece de, siyasal iktidar sorununu çözdükten sonra Ortaçağ ilişki ve kurumlarını toplumdan devrimle temizleyen büyük bir pratiğe girişmişlerdir. İşte bütün bu işlerin toplamı, Kemalist Devrim'dir...

Mustafa Kemal çok açık bir şekilde şunları söylemektedir:

- İnkılap (devrim), Türk milletini son yüzyıllarda geri bırakmış olan kurumları yıkarak yerlerine, milletin en yüksek uygarlık gereklerine göre ilerlemesini sağlayacak yeni kurumları koymuş olmaktır.

Kemalist Devrim'in önderleri ve başta Atatürk, eski sistem çürüdüğünde ve koşullar olgunlaştığında başvurulacak tarihsel bir zorunluluk olarak tarif etmişlerdir.

Atatürk'ün Büyük Nutku'nun sonunda yer alan Gençliğe Hitabesi ve Bursa Nutku, bu devrimci anlayışın ürünüdür:

Söz konusu metinlerde açıklıkla, gaflet, dalalet ve hıyanet içindeki yöneticilere, onların emrindeki devlet kuvvetlerine ve adliyeye karşı direnme görevi verilir. Devrimi terk eden ve çürüyen devlet güçlerine karşı çözüm, devrimdedir. Devrimi yapacak kuvvet de, halk ve gençliğin ta kendisidir. Devrim, bir devlet eylemi değil, örgütlü halk eylemidir.

Kemalist Devrim'e ihanet edenler, devrimden korktukları ve devrimciliğin kendi düzenlerini bozacağını açık olarak bildikleri için, Kemalizm'in devrimci yönünü halkın gözünden kaçırmak için ellerinden geleni yapmışlardır ve halen de yapmaktadırlar.

Onlara verilecek en güzel cevap ve ALTI OK'un Devrimcilik ilkesini en iyi anlatan metin, Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Gençliğe Hitabesi ve Bursa Nutku'dur.

Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran partidir.

Atatürk Devrimleri’ni yaratan ve uygulayan süreci yaratan partidir.

Bu süreç, Orta çağ kalıntılarından arta kalmış bir saltanatın, işgal edilmiş bir ülkenin ve tümü ile çökmüş bulunan bir ekonominin müflis kalıntısından... modern, çağdaş ve tam bağımsız bir “vatan” yaratmış olan bir halk hareketinin bilançosudur...

Bu muhteşem zaferin rüzgârını arkasına almış bulunan o günün devrimci Cumhuriyet Halk Partisi, bugün CHP parti binalarının balkonlarına asılı bulunan CHP bayrağını nasıl tasarlamış ve nasıl yaratmış, biliyor musunuz?

CHP’nin yetkili organları oturmuşlar ve bir “Bayrak Talimatnamesi” düzenlemişler.

Bayrak Talimatnamesi’nin ilgili maddesi şöyle:

“Cumhuriyet Halk Fırkası Bayrak Talimatı:

· Cumhuriyetçiyiz

· Milliyetçiyiz

· Halkçıyız

· Devletçiyiz

· Laikiz

· İnkılâpçıyız

Bayrak Talimatnamesi:

1- Cumhuriyet Halk Fırkası (partisi) için ALTI OKLU bayrak kabul olunmuştur.

2- ALTI OK, Fırkanın (partinin) altı ana vasfını temsil eder. Milleti yükseltmek için fırkanın ruhunda kaynayan hızın ve ilericiliği gösterilmesi fikri, fırka (parti) işareti olarak okların kabul edilmesinde esas olmuştur.”

Atatürk Devrimlerinin ideolojisinin oluşmasında en önemli düşünsel uğraşı veren, Mustafa Kemal Atatürk’ün yakın dava arkadaşı ve onun unutulmaz Adliye Bakanı Prof. Dr. Mahmut Esat Bozkurt, “ANADOLU İHTİLALİ” ismini taşıyan çok önemli eserinde şöyle yazıyor:

Türk ihtilalinin prensiplerini şu cümleler içinde kısaltabiliriz:

Ulus egemenlik (Kayıtsız ve şartsız)

Cumhuriyetçilik.

Milliyetçilik.

Halkçılık.

Devletçilik.

Laiklik.

İnkilapçılık (devrimcilik)...

Sembolü ALTI OK olan Türk ihtilali işte bu esaslar içinde tüm geçmişi tasfiye etti!..

Ve bunun yerine ekonomik, sosyal ve siyasal yönden en radikal bir yenilik yarattı.”

Türk Devrim Tarihi’nin mimarlarından Atatürk’ün silah ve dava arkadaşı Mahmut Esat Bozkurt böyle diyor...

Ve şimdi CHP’nin yetkili organları, Anadolu İhtilali’nin bu vazgeçilemez ilkelerini, emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçilerinin emellerine uyarınca yönelebilmek uğruna, yeniden “yorum”luyor.

Bu ilkeler dövüşülerek kurulmuş olan bağımsız Türk Cumhuriyetinin omurgasıdır!

CHP’nin bugünkü yöneticilerinde ise, maalesef bir “kemik erimesi” mevcuttur.

Bu ilkeleri savunmak, vatanı savunmaktır.

Bu ilkeleri terk etmek, düşmana sırtını dönmektir.

ALTI OK, içinde yaşanılan süreçte, önemi ve değeri daha da iyi ortaya çıkan bir can simidi; Tam Bağımsız ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin en değerli kültürel mirasıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 752
Toplam yorum
: 335
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 498
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa’da (Mehmet Kemalettin’den olma, Emine İffet’ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster