Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
138
 

Hep Ben, Ben ve Egom

Hep Ben, Ben ve Egom
 

yalnız kadınlar,


Gezi Parkı ve sonraki gündem ile ilgili olarak hiç yazmadım. Yazmayı uygun bulmadığım için , değil. Kızgınlığım geçsin diye bekledim.

İnsanları anlamıyorum. Sizden farklı düşünen olabilir. Farklı yaşamlar. Farklı hayat tarzları. Ben insanların niçin inandığına ve neden bunları yaptığını anlamak ile yükümlüysem, inanan ve elini beş vakit Tanrı'ya yakarmak için açanlar, ve Yaradan 'ın insana irade diye bir şey verdiğini, ve bu iradeyi yok saymayı seçenler niye insanlığı ve tüm evrenleri anlamak ile yükümlü hissetmiyorlar kendilerini.

Her şey çok basit bir matematik denklemi değil mi halbuki. Yeryüzünde yedi milyar insan yaşıyor, ben doğruyum demek nasıl büyük bir ego demek, ve ben doğruyum egosunu diğer topluluklara başkalaştırma duygusu ile empoze ederken hiç mi bilmiyorlar el açanlar, aslında sistemin tutsağı olduklarının. Tüketim toplumu olma yolunda bir adım daha köleleştirildiklerinin. 

Türkiye 'nin global ekonomik krizden kurtulmasının sebebi aslında iyi bir ekonomik yönetim olmadığı gerçeğini hepimiz biliyoruz.Türkiye'yi bu ekonomik krizden hiçbir şey olmamış gibi çıkmasının sebebi kapitalıst sistemin kendine ekonomik sömürge olarak yeni pazarlar bulmuş olmasından kaynaklanıyor.

Ama bu demek değil ki durum iyi. Hayır değil. Sistemin kendi iç dinamiğinde muhakkak çöküşler olmalı. Bu develüasyon, veya parasal krizler veya halk ayaklanması şekli ile başlar.

Aslında bunun üzerine söylenecek çok şey var. Asıl takıldığım şey.

Başbakanın "MİLLİ İRADE " söylemini çokça kullanması. Evet ortada bir "İRADE" var. Ama Milli olup olmadığı belli değil.

Ya ben bu kelimenin anlamını bilmiyorum, Ya Başbakan.

-------------------------------------------------------------------------

Ölümü gördüm. Öldükten sonra sevdiklerimin gözlerinde. Hayat sevincini öyle bir yaşamışlarki. Evde resimlere bakıyordum. Ölmüş olan sevdiklerimin gözlerinde gördüm, yaşam ile ölüm arasındaki çizginin aslında ne kadar ince ve acımasız olduğunu.

Sana ne tatlı bakıyorlar. Belki ruhen biliyorlar gideceklerini,ve sevdiklerine bir mesaj veriyor gözleri. Sen yaşa, kendin için, benim için, doğru olan her şey için diyor o gözler.

-------------------------------------------------------------------------------

Şimdi şunu soruyorum kendime sevmek mi, güvenmek mi, dokunmak mı ?

Herşeyi bildiğimi zannettiğim, bir dönemde aslında hiç de bir şey bilmediğimi öğrendim.  Aslında dürüstlüğün bu ülkede kaldırılabilir bir şey olmadığını, yalakalığın daha geçerli olduğunu, herkesin hak ettiği bir biçimde kendini tanımadan yaşadığını, değil aynı yatağı paylaştıkları insanları, yanyana yaşadıkları insanlara bile güvenmediklerini gördüm.

Vucutlarından bağımsız ruhları oldukları, vücutlarını terbiye etmek için ruhlarına deli gibi baskı uyguladıklarını ve kendi bilinçaltında ikili bir beyin yarattıklarını diğer insanlar önünde de diktatör olduklarını hepsini yeni öğrendim.

Halbuki felsefe çok basit, yaratılan her şeyi sev. Yaratılan her şeye sevgi ile dokunmasını bil. Dokunmanın ayıp olmadığı, insanları sevmenin doğal olduğu. Güvenmenin bunların başında geldiğini ve bunların hepsinin bir bütün olarak çok güzel olduğunu.

------------------------------------------------------------------

Yeni bir hikayem var.

Burada yazsam ne olur. Arkası yarın gibi olur mu.

AYRIK OTUM

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 348
Kayıt tarihi
: 05.09.07
 
 

9/6/1971 Kars doğumluyum. Aslen Perşembe - Ordu'luyum. Yeşilini tavsiye ederim. Yeşilin mavi üzerind..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster