Hizmet, karşılık beklemeden insanlığın hayrı için yapılan faydalı işlerdir. Hizmetin karşılığı Hz. Allah’ın rızasıdır. İnsan dünyaya geldiği ilk andan itibaren öğrenmeye ve bilişsel olarak gelişmeye başlar. Daha sonra, dikilen bir fidanın bir ağaç olup meyve vermeye başlaması gibi Allah rızası için hizmet vermeye başlar. Çünkü ”Halka hizmet, Hakk’a hizmettir”. Görünürde insanlara hizmet ediliyor gibi olsa da aslında hizmet Hz. Allah’a yapılan en büyük ibadetlerdendir.
“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.( Buhari, Mağazi, 35.)” Hadisinde Peygamber Efendimizin (s.t.a.v) işaret etiği gibi Allah indinde makbul bir kul olmak insanlığa hizmetle mümkün. Yüce Rabb’imiz Al-i İmran suresinin 114. ayetinde ”Allah’a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, hayır işlerinde de birbiriyle yarışırlar. İşte onlar iyi insanlardandır.” Diyerek iyi insanların özelliklerini bildiriyor. Hz. Allah herkese farklı nimetler bahşetmiştir; Kimine zenginlik, kimine güç kuvvet, kimine ilim vs… Hz. Allah Kullarını sınadığını Mülk suresinin 2. ayetinde ‘’O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.” sözleriyle bildirmiştir. Hizmetin faydası çift yönlüdür, Hizmet eden de hizmet edilen de kazanır. Hizmet eden kişi ahlaken güzelleşir, mutlu olur. Bu mutluluk dünyevi arzu ve heveslerden alınan mutluluğa benzemez. Çünkü burada zevk alan ruhtur. En önemlisi, hizmet eden Hz. Allah tarafından sevilir. Hizmet Ehli Hz. Allah’ın korumasındadır. Peygamber Efendimizin (s.a.v) bize bildirdiği üzere” Bir kul, din kardeşinin yardımında bulunduğu sürece, Allah da onun yardımında olur.”(Tirmizi, Hudud 3) Ve Kehf suresinin 107. ayetinde olduğu gibi Hz Allah “ İman edip Salih ameller işleyenlere gelince, onlar için Firdevs cennetleri konak olmuştur.” diyerek, rızası için hizmet eden kulunun ahretteki mükafatını söylemektedir.
Bugün dünyamızın hali içler acısıdır. Kimileri tokluktan israf ederken kimileri de açlıktan ölmektedir. Hz Allah’ın verdiği nimetleri paylaşarak yaşasaydık dünya bu durumda olmazdı elbette. Allah katında hizmetimizin kabul olunması için; Allah’a ve ahret gününe gerçekten iman edilmesi şarttır. Bakara suresinin 62. ayetinde Hz Allah şöyle bildirir ; “Şüphe yok ki, iman edenler, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiiler, bunlardan her kim Allah’a ve ahret gününe, gerçekten iman eder ve Salih amel işlerse elbette Rabb’leri katında bunların ecirleri vardır, bunlara bir korku yoktur, bunlar mahzun da olacak değillerdir.” Herkes hizmet edebilir, yeter ki güzel bir gönle sahip olsun. İnsan öldüğü zaman artık sevap kazanamaz, sevap kazanma süresi bitmiştir. Ancak Peygamber Efendimiz (s.a.v) bize bildirdiği “İnsan ölünce ameli kesilir.(Amel defteri kapanır.) Ancak üç şey müstesna(onlar yazılmaya devam eder):Sadakayı cariye(insanların uzun zaman istifade ettiği çeşme, yol, köprü, hastane, cami…), kendisinden istifade olunan ilim(kitap vb), kendisine duacı olan Salih evlat.”.(Ebu Davud, Vesaya; 14; İbn Mace, Mukaddime; 20) bu ameller hariç. Gerçek mutluluk bir başkasını mutlu etmekten geçer. Hem bu dünyada hem ahrette mutlu olmak için Hz Allah’ın sevgisini kazanacak işler yapmalıyız. Yine Peygamberimiz (s.t.a.v) bize; ‘’ Allah bir kulunu sevdiği zaman Cebrail’e derki:” Ben falanı sevdim sen de sev” Cebrail de göktekilere aynı şekilde nida eder, sonra onun için yeryüzünde bir sevgi yerleşmiş olur. İşte Allah’ın; iman eden ve Salih ameller işleyenler (var ya), Rahman onlara bir sevgi yaratacak “ ayeti bunu ifade eder.(Tirmizi, Tefsiru’l-Kur’an 20) Hayır işlerini hep erteler, emekli olunca yaparız deriz. Acaba emekli olmaya ömrümüz var mı? Hadi olduk diyelim güç kuvvet, sağlık kalacak mı? Kendimizi değişik hobilerle rahatlatmaya çalışıyoruz, yapabileceğimiz en güzel hobi” yardım faliyetlerinde” yer almak olmalı! Hz Allah; Asr suresinde insanın ziyanda oluşunu ve ziyandan nasıl kurtulacağını da şöyle bildirmektedir; “ 1-Asra yemin olsun ki, 2-İnsan mutlaka ziyandadır. 3-Ancak iman edenler, Salih amel(iyi işler) işleyenler, birbirine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.” Atalarımızın dediği gibi “kişinin lafına değil, yaptığı işine bakınız.” Hizmet; kişinin Hz Allah’a olan sevgisinin, aşkının ispatıdır. Hizmet de, diğer ibadetlerde olduğu gibi riyasızca, samimiyetle, aşkla yapıldığında güzel olur. Allah âşıkları hizmette yarışırlar, Allah’a olan aşklarını, coşkularını bu şekilde sergilerler. Hz Allah Bakara suresinin 148. ayetinde ” Ümmetlerden her birinin bir yönü vardır, o ona yönelir, haydin, hep hayırlara koşun, yarışın. Her nerede olsanız Allah sizi toplar, bir araya getirir. Şüphesiz ki Allah her şeye kadirdir.” Diyerek hayır işlerinde yarışmamızı istemektedir. Kişi hizmeti kendi yapıyor zannetse de Allah’ın yardımı hizmet edenin üzerinedir. Bu yüzden büyük işler az kişinin gayretiyle başarılmıştır. Nahl suresinin 128. ayetinde Hz Allah “ Şüphesiz Allah, takva sahipleri ile ve iyilikte bulunanlarla beraberdir.” diyerek dikkatimizi bu hususa çekmektedir. Hz Allah iyi işler yaparak neler kazanacağımızı Bakara suresinin 277. ve Zariyat suresinin 15. -16. ayetlerinde şöyle özetler, “ İman edip iyi işler yapan, namazı dosdoğru kılıp zekatı verenlerin Rabb’leri katında elbette mükafatları vardır. Onlara hiçbir korku olmadığı gibi, onlar mahzun da olmazlar.” “ Şüphesiz ki takva sahipleri Rabb’lerinin kendilerine verdiği sevabı almış olarak cennet bahçelerinde ve pınar başlarında bulunacaklardır. Çünkü onlar bundan önce iyilik yapıyorlardı.” Bu dünyada en önemli şey Hz. Allah’ın sevgisini kazanmaktır. Hz Allah Al-i İmran suresinin 134. ayetinde” onlar (Allah’tan hakkıyla korkanlar), bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar, insanları affederler. Allah iyilik edenleri sever.” diyerek kimleri seveceğini bize bildirmektedir. Hz Allah; rızası için hizmet edenlerden razı olsun inşallah, hizmet etmeyenlere de hizmet etme aşkını yani Kendi aşkını vermesi dileğiyle…