Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '17

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
116
 

İslam'da kapanma var mıdır?

İslam'da kapanma var mıdır?
 

Doğal insan yaşamı olan “Klan, Kabile ve Grup” topluluklarına baktığımızda, herhangi bir kapanmanın olmadığını rahatlıkla anlayabiliyoruz. Ne zaman ki insan zekası gelişip belirli bir bilinç seviyesini yakalamışsa, toplumda akılcı ve mantıklı yaşamla birlikte birçok zıtlık içeren gerçek dışı saplantı ve tapınmaların varlığı da görülmektedir.

Konuya daha eski tarihlerden bakacak olursak, M.Ö. 65 bin yıllarında Avcılıkla (Paleotik Cağ) başlayan ilk (proto) sosyalleşmede, kadın ve erkeğin doğal bir ortamda hiçbir yerini kapatmadan yaşamıştır.

Soru 1. Bu tarihte yüce tanrı neden peygamber, kutsal kıtap ve kadınlar kapansın diye bir emir göndermedi?

Bu yaşam şekli M.Ö. 15 bin yıllarına kadar devam etmiş olup, Tarım Çağın’dan (Neolitik) itibaren kadının (Ana Tanrıça) bilgeliği ve öncülüğünde insan zekasının daha fazla gelişmesiyle, aile ve toplumsal yapıda büyük bir yenilik başlamış oldu.

Soru 2. Bu dönemde de yüce tanrı neden kadınlar kapansın diye kutsal kitap ve emir göndermedi? Özellikle neolitik çağda kadının öncülüğünde ail ve insan olma kavramı en üst aşamalara çıkmış olup, kapnamayla ilgili herhangi bir  düşüncenin ve de izin olduğunu görmek mümkün değildir.  

M.Ö. 5000 yıllarına gelindiğiğnde, yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlayan Sümer Uygarlığıyla (Kral Tanrıcılık) birlikte, yazma ve okuma başta olmak üzere sanat, ticaret, zevk ve eylencenin çeşitliliği, insan yaşamının niteliğini oldukça yükseltmiş bulunmaktadır.

Soru 3. Bu tarihte de yüce tanrıdan ne bir kutsal kitap ne de kapanma emrinin olduğunu gösteren bir kanıt ya da belge bulunmamaktadır.

Tüm bu gelişimlerden faydalanan Sümer Krallıkları, Kral Tanrı Saraylarında ve toplumsal yaşamda sınıf (Kast) sistemine geçmişlerdir.  En üst 1. Derecede Kral Tanrılar, 2. Derece Yardımcıları, 3. Derecede Ordu Komutanları, 4. Derecede Sarayın her türlü hizmetini gören Kadınlar, 5. Derecede Esnaf ve Sanatkârlar, 6. Derecede ve en alt kesim olan köleler şeklinde bir düzen oturtmuşlardır.

Böylece Kral Tanrılar Saraylarını ziyaret eden misafirlerini en iyi şekilde ağırlamak için yatacak yerinden tutun da, kadın ve erkek ihtiyaçalarını giderecek hizmetleri karşılayan seks işçisi kadınlara, orta seviyede bir değerle saraylarda yer vermiştlerdir.  

Erkeklerin cinsel ihtiyacını karşılayan ve önemli bir yerleri olan bu kadınların, diğer kadınlarla karıştırılmaması içini başlarına eşarp niteliğinde bez bağlamaları istenmiştir. Kadınların başlarını örtmeleri kesinlikle dini amaçlı değildir. İfade edildiği gibi diğer evli kadınlarla karıştırılmaması içindir.

M.Ö. 100 ya da 50 yıllarına gelindiğinde, ne hikmetse yüce tanrının aklına Peygamber ve Kutsal Kitap göndermek gelmiştir. Böylece her üç tek tanrılı din kendi dönemlerinde kadınların her tarafını kapatmasını istemişlerdir.

Bu örtünme olayı dinler tarafından daha ileri aşamalara götürülerek, kadınların el ve yüzleri hariç tüm vücüdu kaplayacak şekilde büyük elbiselerle kapanmaları allahın bir emri olarak topluma ve kadınlara dayatmışlardır.

Asrı Saadet İslam toplumunda Hz. Muhammed’in ölümüne kadar kadınların kapanması, diğer tek tanrılı dinlerde olduğu şekilde devam etmiştir. Daha sonra ortaya çıkan Mezhepsel İslam, birbirleriyle yarışırcasına tüm dini İslami politikalarını kadın üzerine yoğunlaştırarak, kadının daha da kapanmasını ve de sosyal hayattan men edilmesini en iyi İslam yaşamı olarak görmüşlerdir.

Ve böylece özellikle İslami her Mezhep daha da katılaşarak, bunun bir Allah ve Kuran emri olduğu iddiasıyla, erkek cinsiyetçi egolarını tatmim etmek  amacıyla, kadını çarşaf ve evin içine hapsedip, beş kadınla evlenmeyi ise yine Allahın bir emri olarak inanmaları.

Halbuki Kuran-ı Kerim’in Ahzap Surisi vb. birkaç Ayette, kadınların kapanmasıyla ilgili sadece edep yerlerinizi kapatın diye ifadeler vardır. Bu ifadenin dışında kadınların el ve yüzleri de dahil tamamen kapatılması ve de sosyal hayattan çekilmeleriyle ilgili, en ufak bir bilgi bulunmamaktadır.

Daha önce de ifade edildiği gibi her din ve toplumsal yapı, maneviyatın dışında kendi bölgesel ve ekonomik çıkarlarına göre kadınlara belirli statüler tanımışlardır. Bu da Allahın bir emri değil sadece erkek egemenlikli cinsiyetçi bir bakış açısıdır.

Tüm olay bundan ibaret olmasına rağmen, Yahudilik ve Hıristiyanlık bu bağnazlığı Reform ve Rönesanslarla aşmıştır.. Anacak İslam dini ise bırakalım gerici bağnazlığı aşmayı, her geçen gün çağın biraz daha gerisinde  yaşamayı çok büyük marifet sayıp, kadınların hayatları zehir edilmektedir.

Kadını çarşaf ve evin içerisine kapatarak namusu koruduğunu düşünen anlayışlar, diğer taraftan en az dört kadınla evlenip, bir evde dört kadınla yaşadığı zevk ve alemi acaba hangi namus kategorisinde görmektyedirler?

Ve ünlü Alman Filozof Frederik Nietsche’nin namus üzerine söylemiş olduğu şu ifade her şeye yanıt niteliğindedir. Filozof der ki, “Kim ki namus Şövalyeliği yapıyorsa, bilin ki en büyük namusuz odur.”  Bu ifadeden sonra fazla söze gerek kalmamaktadır.

Özet olarak şunu belirtmek gerekirse, kapanma, örtünme ve açılma konusu, tüm toplumlarda her bölgenin coğrafi, iklimsel, ekonomik, eğitim ve felsefi yapılarına göre oluşan bir durumdur. Bazı toplumların felsefi düşüncesinde açıklık medeniyet ve onurluluk şeklinde görülürken, başka bir toplumda ayıp ve namus konusu yapılması eğitim ve kültür seviyelerinden kaynaklanmaktadır.  

Bunun da Allah ve Kutsal emirle uzaktan yakından en ufak bir alakası bulunmamaktadır.  Bu vb. meseleyi Allah ve dine bağlayanların tek bir amaçları vardır o da şudur.

Tembel yeteneksiz ve beceriksizlikleri yüzünden dünyanın gerisinde kalıp, bu ayıplarını kapatmak ve de erkek cinsiyetçi egolarını tatmin amacıyla, kadınları hazır sömürü aracı görüp, dini politikalarla menfaat sağlamaktır. Kapanma ve açılmanın ne İslam diniyle ne de başka bir kutsallıkla uzaktan yakından en ufak bir alakası bulunmamaktadır. Tek amaç, kadın cinsiyeti üzerinden sömürü gerçekleştirmektir.

Bilindiği gibi dünyada bugüne kadar gerçekleşmiş sömürlerden birisi, teknoloji ve silah ticaretiyle yapılırken, diğer de kadın cinsiyeti üzerindendir. işte dinci tembel ve menfaatçiler başka sömürü aracı bulamadıkları için, din ve kadını kullanarak bu emellerine ulaşmaktadırlar Bunun başka da bir izahatı bulunmamaktadır.

Cemal Zöngür

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tabii ki ego ve libidoya hakim olmaktır. TACİZ suçtur ancak giyinirken toplumsal şartlarda tahrikte göz önünde bulundurulmalıdır...

Kadri KANPAK 
 06.05.2017 10:06
Cevap :
Kadri Bey, tartışılan sorun yemek ya da beslenmek değil. Tüm sorunlar bahsettiğiniz gibi olsaydı, yazıp tartışmaya bile gerek kalmazdı. Ancak ele alınan konu bir insalık sorunudur. İlgi ve yorumunuza teşekkür ederim Selamlar.  06.05.2017 18:32
 

Örtünmede kriterin 'tahrik' faktörü olduğunu düşünüyorum. Kapalı ama full makyajlı olanlara ne demeli..?

Kadri KANPAK 
 22.04.2017 12:48
Cevap :
Kadir Bey Merhaba; öcelikle ilgi ve yorumunuz için teşekkür ederim. Kapanma her ne kadar tahrik unsurunu ortadan kaldırır gibi göründe de, kesinlikle öyle değil. Hatta bazen kapalılar açıklardan daha çok tahrikkâr olmaktadır. Peki buna ne demeli? Tek mantıklı yol insanın cinsel vb. egolarına biraz hakim olmasıdır. Selam ve saygılar.  23.04.2017 21:48
 

Yazınız çok nitelikli tebrikler, Zaten anlaşılır olmaygörünmesi kadını nasıl günahkar ve ahlaksız kılar? Ya da tüm bu olabilecekleri bir parça bez mi önlüyor yani? Saç teli erkeğin cinsel dürtülerini nasıl tetikler? Bu konuya yönelik bende http://blog.milliyet.com.tr/sac-telinin-gorunmesi-ve-anakronizm/Blog/?BlogNo=423933#aCom blog yazmıştım, selam ve saygılar.

Nizamettin BİBER 
 22.04.2017 12:32
Cevap :
Nizamettin Bey tekrar merhaba; öcelikle ilgi ve yorumunuz için teşekkür ederim. Sizinle aynı pencereden ve aynı felsefi doğrultudan baktığımız için, farklı bir şeyler ifade etmeye gerek görmüyorum. Benden de saygı ve selamlar.  23.04.2017 21:52
 

İslamda örtünme var mıdır, gibi bir başlık yazacağına, İslam var mıdır, din var mıdır, yada Allah var mıdır, diye yazsan daha dürüstçe olurdu...İnanmadığın bir dinin vaazını vermek en hafifinden densizliktir..Kadınların belli ölçüde kapanması nasıl erkek şehvetinin eseri oluyor..Aksine onları cinsel malzeme olarak görenler açıp saçıp meydana sürenlerdir..Porno filmlere malzeme yapıp, ticari başarısında reklam unsuru olarak kullananlardır...Ama sen evinde oturan kadını cinsel malzeme olarak takdim ediyorsun...Biz kimsenin dinine imanına karışmayız da siz de bizimkine karışmayın bari...

ali açıköz 
 21.04.2017 14:36
Cevap :
Ali Bey; dinler her ne kadar pozitivizm dışı olsalarda, Psikolojik açıdan bir takım insanları terapi şeklinde umutlu kılıp yaşamaya sürüklediğinin bilincide olan birisiyim. Ateistliğimi de sizden saklayacak kadar zayıf değilim. Ayrıca ben Kuran_ı Kerimi bir dindardan ve de inananlardan daha çok anlayarak okuyup incelemiş birisiyim. Konuyla ilgili içerisinde geçen bilgileri vermişim, neden zorunuza gidiyor. Bu kadar agresif tepki vermenin altında yatan psikolojiyi biliyorum; İnsanın somut gerçek yaşamını inceleyen pozitif bilim karşısında çaresizi ve cevapsız kaldığınızdandır. Ben somut ve gerçeklere dayanan tarihsel bilgiler sunmuşum, sizin hoşunuza gitmeyebilir. Elinizde gerçek kaynlarınız varsa,bunların aksini iddia edip düşünceleriniz yazabilirsiniz.   28.04.2017 21:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 57
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 154
Kayıt tarihi
: 27.03.16
 
 

Eğitim: Yüksekokul, Meslek: Yönetim, İlgi Alanım: Tarih, Felsefe ve Sosyoloji üzerine araştırma. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster