Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '14

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
3726
 

Japonya'da yaşam ve tasarruf

Japonya'da yaşam ve tasarruf
 

İhracat için kurun uygunluğu (100Yen=1$) ve rekabetçi fiyat şart.


Kalkınmak özellikle altyapıya, eğitime ve teknolojiye yatırımı gerektiriyor. Bunun için gerekli para; ya tasarruf ederek ya da ihracat fazlası olup kâr ederek veya borç alarak sağlanabilir. Borç alarak yatırım yapılması ileride borcun ve faizinin  ödenmesini gerektiriyor.

Japonlar İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1990’lara kadar  tasarrufa ve yatırıma önem vererek, ihracat odaklı, devlet direktifli kalkınmış Japonya’yı oluşturdular. 1951’de 14.2 milyar$ olan Gayri Safi Milli Hasıla’ları (GSMH), 1980’de 1040.1 milyar$’a erişti. Ekonomide 73 kat (1040.1/14.2) gelişme oldu.  Aynı zaman diliminde en iyi ikinci ülke Almanya’nın yaklaşık 29 kat ve İngiltere’nin 13 kat büyüdüğünü belirtmek karşılaştırma için yararlıdır.  Japonya, Amerikan askeri şemsiyesine dayanarak savunma harcamalarını GSMH’nın %1’inden az ve asgari seviyede tuttu. Para birimi yen’i, dolara göre düşük tutup ihracata önem verdi. İthalatta; teknoloji transferi ve üretilmeyen gıda kalemleri öncelik aldı.  Eğitim, arge, üretim ve altyapı başlıca yatırım alanlarıydı. 

Bankalar, iş adamlarına  yeni iş alanları kurması için, Japonların tasarruflarını düşük faizli krediyle verdiler. Japonya’nın  yeniden imar edilmesi işi, ekonomik gelişmede süreklilik sağladı. Bu durum 1990’lara kadar devam etti. Japonya ABD’den sonra ikinci büyük ekonomi oldu. Japon ekonomik mucizesi, ihracat fazlası  bugünkü Çin gibi geçmişte kitaplara konu oldu.

ABD’den sonra 2000’li yıllara ikinci büyük ekonomi olarak gelen Japonya,  sırasını Çin’e 2001  ve Hindistan’a 2012 yılında devretmiş halen dördüncü büyük ekonomidir. 2012 yılı ihracatı 799 milyar$ kişi başı ihracatı 6 000$ üstünde olup GSMH 4.6 trilyon$ olan büyük bir ekonomidir. İhracatını en çok Çin, ABD, AB ve Güney Kore’ye yapmaktadır. İhraç kalemleri hızlı tren, otomobil, makine, elektronik, optik ve tıbbi cihazlar, demir ve çelik ürünleri, kimyasal ve imalat malzemeleridir.                   

Japonya da kişi başı yıllık gelir 36 900$ düzeyindedir. Japonya yaklaşık 127 milyon nüfuslu, 378bin km2 alanlı endüstriyel bir ülkedir. 65 yaş üstü 31.5milyon  nüfusun dörtte biri sayılabilir. İşgücü yaklaşık 62 milyondur. İşsizlik, iş gücüne göre 1953-2013, altmış (60) yıllık dönemde %2.7 oldu. Şimdi %4 civarında. Nüfus artışı son yıllarda yok, doğumlar ölümlerden daha az.

1990’lı yıllara gelindiğinde Japonyada toprak ve gayrimenkül aşırı kıymetlendi. İki odalı, banyolu, tuvaletli ve mutfaklı  bir dairenin fiyatı, banliyöde veya şehirde olmasına göre  2014 itibariyle 400bin$-1.5 milyon$ arasındadır. Ortalama evin 1m2’sinin fiyatı yerine göre  4 000$-10 000$ civarındadır. Tokyo'nun taşı, toprağı, ekonomi ve ticaret sebebiyle (İstanbul'dan kıymetli) gerçekten altındır.

1990’lı yıllarda eve ve borsaya yönelen insanlar daha sonra olan mali krizle çok zarar ettiler. Yen’in değer kazanması petrol ve diğer ithalat kalemlerinde alım gücünü yüksek tutsa da, Japon ihracat ürünleri, yen değer kazandığından, alıcılara pahalı gelmeye başladı.

Zaman içinde geri dönmeyen krediler çoğaldı ve bankalar iflas noktasına geldi ve devletten mali yardım istediler. Son 22 yıldır ihracat artışının azaldığı, emekli yaşlı yüzdesinin (%24.8) arttığı, iç borcun arttığı görülüyor. 1992’den beri ekonomi ortalama %1 civarında gelişiyor veya bazı yıllar yerinde sayıyor. Japon devletinin GSMH’nın 2.2 katı borcu var. Bütçeleri her yıl %10’a yakın açık veriyor. Bu aşırı devlet borçlanması ekonomiyi son 20 yıldır canlandırma çabalarından kaynaklanıyor. 2014 itibariyle bankalarda 142 trilyon yen yaklaşık 1.4trilyon $ (100yen=1$ varsayımıyla) karşılığı hazine senedi var. Faiz yok, enflasyon yok sayılabilir.

Japon başbakanı Shinzo Abe ekonomik durgunluğu aşmak amacıyla, kırılabilen tek ok yerine direnci artan dayanıklı üç ok sunuyor. Bunlar esnek finans sistemi, esnek yıllık bütçe, özel sektörü geliştirecek gelişme stratejisi olarak belirtiliyor.  Hükümet para basıp, alt yapı ve benzeri harcamaları artırarak  ekonomiyi canlandırmayı umuyor. 2013 yılındaki harcama artışı 180 milyar$ düzeyindedir.  Kişiler, şirketler piyasanın düzeldiğine karar verirlerse borç alıp, yatırım yapmayı planlayabilecektir.

Piyasada yen artınca, dolara karşı değeri düşecek ve Japonyanın ihracatı tekrar artacak beklentisi var. Ayrıca, piyasada paranın artması aile kazancını ve harcamaları da artırabilecektir. Aksi görüş ise yen’in dolar karşısında değer kaybetmesinin ithalat alım gücünün azalmasına yol açması veya ithalat için gerekli “Japon yen’i bedelinin artması”dır. Başbakan Abe bu sonuca ekonominin canlanması uğruna katlanılabileceğini düşünmektedir.

50 yıldır ihraç odaklı ve teknolojiye dayalı bir gelişme izlenmesine rağmen otomobil dışında Japon şirketlerinin veriminin azalması, rekabetçiliklerini kaybetmesi, şirkete giren bir Japona ömür boyu iş sağlamanın getirdiği mali yük ve Japonyada yaşlı, emekli nüfus yüzdesinin artması ve deprem, tsunami ve Fukushima nükleer felaketinin ardından nükleer enerji kullanımından vazgeçilmesinin ithal  enerji faturasını artırması  ülkede göze çarpan olumsuzluklardır.

Bazı kişiler sorunun daha derin olduğunu, mevcut teknolojilerin ABD’ye göre %30 geride kaldığını, şirketlerin vergi yükünün %30’dan %20’ye indirilmesi gerektiğini ve daha esnek istihdam politikalarına ihtiyaç olduğunu belirtmektedir.

Ayrıca, nükleer enerjiden tamamen vazgeçmek akılcı değildir. Güvenlik tedbirlerini en üst düzeyde tutarak, GSMH %14’ünü bulan, enerji faturasının makul düzeylerde kalması fosil yakıt ve nükleer enerjinin birlikte kullanımını gerektirmektedir. 50 adet kurulu nükleer santralı elden çıkarmak başka, tedbir alıp, modernize ederek %70 yerine %90 verim almak ve yüksek kapasite kullanımını sağlamak başkadır. Nükleer enerji şu an enerji ihtiyacının %10’unu karşılıyor. Geçmişte bu oranın %40'lara çıkması planlanmıştı. Nükleer kazadan sonra nükleer enerji politikasının gözden geçirilmesine karar verildi. Esasen Fransa enerji ihtiyacının %75’ini nükleer enerjiden karşılamaktadır. Enerjide hibrid yaklaşım, bütçe açıklarının karşılanabilir düzeyde tutulması için, şarttır.

Japonlar son yıllarda Çin, Güney Kore gibi Uzakdoğu Asya ülkelerinde ihracata dayalı üretim şirketleri kurdu ve ABD gibi bu ülkelerde ucuz işçilikten, altyapıdan ve Japon üretim makinelerinden yararlanıyorlar. Bu yatırımlardan sağlanan kâr bütçe açığını azaltmaktadır.

Siyasi alanda Çin  (Senkaku adaları), Rusya (Kuril adaları)  gibi ülkelerle anlaşmazlıklara yol açılmaması, iyi ilişkilere devam edilmesi gerekmektedir.

Makro düzeyde yukarıda belirtilenler olurken, son elli (50) yıla bakıldığında kişi ve aile düzeyinde yaşam ve tasarruf konusunda uzun yıllardır istikrar vardır. Sadece minimalist yaklaşımda bazı farklılıklar da olabiliyor.

Japonyada eve girerken terlik giyme adeti var. Evin içi temiz ortam, dışarısı kirli ortam sayılıyor. Ayrıca, tuvalet  ve banyo ayrı, bağımsız ortamlar olarak bulunuyor.  İş yeri randevularına genellikle on (10) dakika önceden gitme nezaketi var. Japonlar nazik. Bankada veya başka bir yerde işiniz düşerse mutlaka halletmeye çalışıyorlar.  Arabanıza benzin doldururken ön camı siliyor ve atılacak çöpünüz varsa almak istiyorlar. Servis iyi. Japonyada yıllık oturma vergisi var. Vergiler makul düzeyde. Yaşam güvenliği iyi. Sağlık hizmetleri iyi. Çok kuvvetli bir orta tabaka var. 

1960’lardan itibaren  Japonlar uzun yıllar büyük oranlarda tasarruf yaptılar. 1990’lı yıllara kadar Konfuçyüs öğretisi ve geleneksel tutumlu yaşam yaklaşımı %15’lerin üzerinde (en büyük değer %44) tasarruf sağlarken 2007’lerden itibaren tasarrufların azaldığı ve son yıllarda  %1.1 ortalamasına düştüğü görülmektedir. Japonlar şimdi de tasarruf yapmak istiyorlar. Ancak yaşam pahalandı ve eskisi kadar tasarruf edemiyorlar. En başta ev fiyatları, araba kullanım maliyetleri, yiyecek, içecek, benzin, aylık elektrik, su, gaz faturaları bu pahalılığın göstergesi.  Japonların çoğu, 1989 yılında Tokyo’da  aşırı kıymetlenen ev ve arsa fiyatlarının sebep olduğu krizle borsadan zarar etmiş olduğu için, parasını artık borsada değerlendirmiyor.

Japonya’da evin idaresi her ailede olduğu gibi önemlidir. Diğer ülkelerden farklı olarak Japonya’da  evin yönetiminden,  ister evinde bulunsun isterse herhangi bir iş yerinde çalışsın farketmez, ev hanımı sorumludur. Ev hanımı paranın nasıl harcanacağına, büyük alımlara, yapılacak yatırımlara karar verir. Bütçeyi yapar. Her kadının bir bütçe defteri vardır ve adına kakeibo derler. Aylık, haftalık gelir gider bölümleri vardır ve herbir haftalık bölüm iki (2) sayfadır. Bir sayfa gelir, diğer sayfa gider bölümüne aittir. Böylece bir haftada ne harcandığı ve bütçe açığı kolayca görülür. Planlanmamış, umulmayan harcamalar da kaydedilir. Özellikle ev hanımı gıda harcamalarına titizlik gösterir. Dışarıdaki masraflar kaydedilir. Çoğun ailelerce peşin harcama yapılır ve masrafın ne olduğu anında ödenen parayla hissedilir. Aylık kazancın yaklaşık dörtte biri  (%22) ev için harcanır.

İlk çocuğunu doğuran kadınların yaklaşık yarısı işe sonradan dönmez ve çocuğuna bakar. Kredi kartı ölçülü ve ödeme aracı olarak kullanılır. Japon hanımı kocasına sadece cep harçlığı örneğin aylık 350-400$ karşılığı yen verir. Bazı Japonlar su şişesini yanında taşır. Japon erkeklerinin çalışma saatleri oldukça uzundur. Yaşamda ekonomik davranmak benimsenmiştir. Günlük hayatta restoran veya lokantadan yenilmesi pahalıdır ve çözüm olarak şehirde çok sayıda içecek, yiyecek satan otomatik makinelerden veya varsa şirket imkanlarından yararlanılır. Mutfak veya ev için ihtiyaç duyulan aletler “100 yen Mağazaları” ndan 105 yene (5 yen tüketim vergisi) alınabilir.

Tabii Japonyada da tüketim sever insanlar var. Bunlar evde değil , restoranlarda (ortalama 10-30$ veya daha fazla) yemek yiyor ve ortam atmosferi önemli diyorlar. Yiyeceğe çok para harcıyorlar. Ucuz bira içmiyorlar. Pahalı elbiseler giyiyorlar. Sonuçta ay sonunda tasarruf olamıyor.

Tutumlu olanlar ise otomobil (küçük olanı yaklaşık 10 000$) kullanmıyor, bisiklete biniyor. Uzak yerlere trenle gidiyor.  Ev masraflarını sınırlıyor. Elektrik pahalı (0.26 $ kWh bedeli) olduğundan yazın klima az kullanıyor. Giysi veya cihaz eskilerini, ABD’deki gibi, ikinci el pazarında satıyor. “Made in Japan” kullanıyor. Tipik Japon beslenmesi, mevsime uygun sebze, deniz ürünü, soya bezelye, fasulye ürünleri ve pirinçle besleniyor ve akşam süpermarket kapanmasına az kala indirimli ürün satın alıyor.  Bir batılı bu durumu “Japonun tüketim isteği ve rekabet yok” diye özetlemeye çalışıyor.

Sonuç: Japonya örnek bir refah devleti. Son yılların durgun ekonomisinin canlandırılması hedefi var. Geçmişte olan hatalardan (1989 krizi) halk fazla ders almış ve tedbirli durumda. Herkes tutumlu ve ceplerde ufak delikler var. Enflasyon birikimleri eritir diye korkuluyor.  Abenomics politikası, ceplerdeki delikleri kapatıp tüketimi artırmayı ve atıl kapasitesi olan endüstriyi harekete geçirerek, modernleştirme, daha rekabetçi yapma ve ihracatı artırmayı hedefliyor.  Başarılı olamazsa basılan paralar sebebiyle “Japon yeni” değer kaybedeceğinden ithalat pahalanacak,  ithal ürünler için devalüasyon olacak ve refah azalacaktır öngörüsü var. Başarılı olursa ülkede devletin harcamalarını artırması ile yeni bir on yıllık gelişme ve refah dönemi sağlanabilecektir.

Abenomics politikasını Anadolu’da A köyü için uygulayalım. “100 kişilik A köyünde yaşayan köy ağasının yastık altındaki parasını çıkartıp, oğlunu evlendirmesini düşünelim. Başlık parası verdi. Köyde halı dokuttu, kurban kesti, düğün yaptı, yeni elbiseler yaptırdı. Köyde yeni bir aile kuruldu. Halıcı, çoban, terzi, berber, türkücü para kazandı. Bu kişiler kasabaya gidip alışveriş yaptılar. Kasabada, A köyü zengin dediler. Kasabadan bir genç ağanın kızına talip oldu.Köy canlandı. Ağanın yastık altı parasının heba olduğunu söyleyen veya hatırlatmak isteyen var mı? Ağa beş altı sene daha beklese parasını daha iyi kullanabilir miydi? “.

Güçlükle olsa da şimdi uygulanan bir plan, gelecek hafta uygulanacak mükemmel bir plandan daha iyidir. George S. Patton

Yararlanılan kaynaklar:

Japan’s postwar economic miracle (1950-1990) Written by Maciamo on 16 May 2004

Sang's Economics Blog; Will Abenomics save the Japanese Economy April 6 2010

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1572
Kayıt tarihi
: 14.10.12
 
 

Elektronik Y.Mühendisiyim. Teknik alan dışında Tasarruf ve tutumlu yaşam, Kişisel Finans Yöne..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster