Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '09

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
15381
 

Kayıp gül

Kayıp gül
 

Bir kitap daha bitti ve bunu da paylaşmadan geçemeyeceğimi anladım. Tavsiye üzerine pek sık kitap alıp okumam. Genel tercihim, kitap okumaya ihtiyaç duyduğumda bir kitapçıya gitmek ya da her sene sabırsızlıkla kitap fuarına gidip bir yıllık kitap almak şeklinde olur. Kitapları seçerken, kitabın bana seslenmesini beklerim. Binlerce kitabın arasında gezinirken, bir tanesi bana haykırır sanki, gel yanıma al beni eline ve bak. Kapağına bakarım önce, sonra da arkasını çeviririm. Ya kitaptan ufak alıntı bir paragraf olur ya da kitabın kısa bir özeti. Bazen de Kayıp Gül'de olduğu gibi kişilerin, yayınların yorumları olur.

Uzun zamandır, ciltli bir kitap almamıştım elime. Annemin kütüphanesindeki eski, klasik romanlarda olduğu gibi sert bir cildi vardı. Ve ilginç bir şekilde sıkı sıkı bir şeffaf poşetle kaplanmıştı. Kitabın ismi elbette beni içine aldı. Kayıp Gül. Benim adımda Gül ya. Bir de Uluslararası Bestseller yazıyor. Serdar Özkan adında Türk bir yazar bunu yazan. Tamam dedim alıyorum. Bakalım ne yazmış bizim Türk yazar da bestseller olmuş .

Poşeti açıp kitabı incelemeye başladım. Yazarla ilgili sayfayı açtım. 75 doğumlu Robert Koleji ve ardından Amerika Lehigh Ünivesitesi İşletme ve Psikoloji eğitimi almış bir insan evladı Serdar Özkan. İlk romanı olduğunu öğrenince önce çok şaşırıyorum, kitaba olan ilgim daha da fazla artıyor. İnsan ilk romanında ne yazar da 28 dile çevrilir, 30'dan fazla ülkede basılır ve bestseller olur. Okuyup göreceğiz dedim içimden.

Ben genellikle geceleri yatmadan önce kitap okumaya fırsat bulabiliyorum. Malum iş ve çocuklar. Yatar yatmaz kitabı aldım elime ve yıllardır görmediğim bir şeyi fark ettim kitapta. Sayfa ayracı olarak bir ip sarkıyordu. Ciltli kitaplarda olurdu bu tabi dedim. O kadar hoşuma gitti ki anlatamam. Ayrı bir zevk aldım okurken, o ipi alıp kaldığım yeri işaretlerken.

İlk kelimesi Efes'di. Bizim topraklarımızdaki bir yerden bahsederek başlıyordu hikaye. Sonra ilk bölümde bir baktım olay San Francisco'da geçiyor, isimler yabancı. Hayda dedim, ne bu şimdi? Türk bir yazar yabancı şehirlerde yabancı isimler kullanarak mı bestseller olabiliyormuş diye düşündüm ama yanılgım büyük oldu. Hikaye öyle bir döndü dolandı Türkiye'ye ve Türk insanına geldi ki düşündüklerimden utandım.

Hikaye çok anlatılabilir bir hikaye değil. Yani katil bahçıvan dememiş olmak için sadece konusundan bahsedeceğim. Belki ilginizi çeker.

Diana adında bir genç kız kahramanımız. Avukatlık okuyor ancak içinde yazar olmak gibi bir arzusu var. Avukatlığı para ve şöhret için tercih ediyor. Babasını küçükken kaybettiğini zanneden Diana annesi hastalanıp ölürken Diana'ya babasının ölmediğini hatta bir de ikiz kardeşinin olduğunu söylemesiyle hayatı değişiyor. Annesi ölümden önce ona yazdığı bir mektupta gidip kardeşini bulmasını istediğini söylüyor. Diana önce bunu kabullenmek istemiyor ama hayatında ki bir kaç rastlantısal olay onu kardeşini bulmak üzere hareketlendiriyor. Elinde 3 tane mektup var. İkizi Mary'nin annesine yazdığı mektuplar. Mektupları okuyarak, ipuçları bulmaya çalışarak yollara düşüyor. Ve evet yolu İstanbul'a kadar geliyor. Zeynep adında bir diğer kahramanımız var. İstanbul'lu bir hanımefendi. Diana kardeşi Mary'nin mektuplarından onun güllerle konuşabildiğini öğreniyor. Ve bunu ona öğretebilecek tek kişi de Zeynep Hanım. Güllerle konuşma fikri garip elbette. Ama bu kitaptan sonra olabilir mi diyor insan. Bundan sonrasını anlatamam zaten. Okumanız gerekir. Merakınızı çekti mi bilmem. Ama şunu söyleyebilirim eğer içinizde yazar olmak gibi bir hayal taşıyorsanız ve bunu gerçekleştiremiyorsanız her ne sebeple olursa olsun, bu kitabı okumalısınız. Kimbilir belki de hayalinizi gerçekleştirmek üzere ilk adımı atmış olursunuz.

Bu kitabı gördüğümde bana neden seslendiğini de anladım sonunda. Hayatımda çok önemli yer tutan (bu konuda bir blog da yazmışlığım var) siyah güllerden de bahsediyor olması. Belki siz de hayatınızdan çok önemli bir parça bulabilirsiniz. Keyifle okuyacağınız bir kitap. Sevgilerle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

beğendim.. Hakikaten de best seller olmayı hakedecek derecede başarılı bir kurgusu var. Gerçi ben yarısında olayı çözmüştüm :)) Ama olsun, anlatımı kounların bağlantısı filan çok hoş. Türk yazarın dünya çağında çok saatn bir kitap yazması da ayrı bir kıvanç kaynağı bizim için... Sevgi ve muhabbetle

Murat HACIOĞLU 
 14.04.2010 11:36
Cevap :
Beğenilmeyecek gibi değil aslında. Ama yine de zevkler ve renkler tartışılmaz elbette:))) Sevgiler:))  23.04.2010 18:45
 

Bir iki gün içinde kitapçıma gideceğim. Listede Dewey de vardı:) Şimdi bu da girdi. Başta da Kayıp Sembol var. Bir iki tane de oradayken bir kaçı dikkatimi çeker, aynen size olduğu gibi, "bak bana bak" derler. Bakarım, önce ön yüzü sonra arka yüzü. Yatmadan önce okuyorum sizin gibi. Yatağımın baş ucunda bekçilerim oluyor kitap dostlarım. Silahım kadar kutsallar. Ve yüzlerce teşekkürler bu akıcı ve duru kitap tanıtımları için, güzel kitap dostu.

Emine Supçin 
 20.12.2009 15:32
Cevap :
Ben teşekkür ederim, kitap tanıtımlarımı okuyup değer verdiğiniz, dikkate aldığınız için. Umarım okuduktan sonra da memnuniyetinizi bildirerek beni sevindirirsiniz. Sevgilerle :))  23.12.2009 0:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 145
Toplam yorum
: 709
Toplam mesaj
: 146
Ort. okunma sayısı
: 2152
Kayıt tarihi
: 30.10.06
 
 

1975'de Gelibolu'da doğdum. Mutlu bir evliliğim ve iki tane oğlum var. 13 yıllık İngilizce öğretmeni..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster