Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Temmuz '17

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
49
 

Kendime Hasret Kalmışım Haberim Yok

Kendime Hasret Kalmışım Haberim Yok
 

Kendimi çok özlemişimmmmm, günlerdir kendimle hasret gideriyorum. 

Yaklaşık iki aydır yalnızım, yalnızım derken gerçekten yalnızım. Öyle bir yerdeyim ki ne bir arkadaşım, ne ailemden bir kimse, ne bir akrabam ne de eşim var yanımda. Bilmediğim bir şehirde tanımadığım inlasanların arasında kendimle başbaşayım. 

Uzun zamandır hep böyle bir şey dilemiştim Allahımdan, çok şükür ki dileğim kabul oldu. Yalnız restoranta gidip yemek yiyorum, yalnız şarabımı içiyorum, yalnız bilmediğim bu şehrin sokaklarını geziyorum, yalnız denize giriyorum, yalnız alış veriş yapıyorum, yalnız uyuyorum. O kadar çok özlemişim ki kendimle bir şeyler yapmayı, hesap vermeden, açıklama yapmadan, zamansız yaşamayı.  

O kadar keyif alıyorum ki bunları yalnız yaparken, çünkü kendimden çok uzaklaşmışım, kendimle başbaşa kalmayı, konuşmayı özlemişim.  Başkalarının isteklerine göre yaşamaktan, hareket etmekten, aman bu üzülmesin, o da kırılmasın, şu da küsmesin, onun da gönlü olsun derken ben kaybolup gitmişim, beni unutmuşum. İçimden benden barça kalmamış. 

Kumru ne ister, ne bekler, neyi özler, neyi sever hepsi bir sandığa konup tavan arasına kilitlenmiş sanki. İki aydır buradayım, buldum o sandığımı tozlu tavan arasında ve bir bir çıkarmaya başladım içindekileri bana dair her ne varsa. Her birini çıkardığımda umutlarım, aşklarım, üzüntülerim, beklentilerim, keşkelerim, isteklerim  gözüm biraz daha doldu. Sonunda  damlalar oldu, damlalar yağmur oldu aktı aktı aktı......

Olsun bu gözyaşları kendim içindi, ilk defa da olsa kendim için bir şey yapıyordum. Kendim için ağlamak bile güzeldi, saklamadan , özgürce , bağır çağır. 

Sonra bir bir döktüm hesap defterine keşkeleri, iyikileri.  Baktım ki keşkeler çoğunlukta, artık hayatın dümenini alma zamanı gelmişte geçiyor bile dedim. Pusulama kimseyi karıştırmadan yoluma devam etmem, keşkelerin hepsini iyi kiye çevirmem gerekiyor. Kendim için, yaşamı anlamak için, gelişmek için bunu yapmam gerekiyor. 

Bugüne kadar yaşamı tanıyamamışım, başkalarının dikte ettiği hayatı yaşayarak kendimi çok üzmüşüm, hayatı kaçırmışım. Kimseleri üzmeyeyim, kırmayayım diye hep kendimden vermişim, kendimi üzmüşüm, kırmışım, ihmal etmişim. Bir  de baktım ki artık bende verecek bir şey kalmamış. Bunlar hep bastırılmış, hep ertelenmiş, hep diğerlerinin istekleri önceliklendirilmiş. 

Sordum kendime - niye geldin bu hayata, nedir senin misyonun ? Kölelik mi, özgür olup yaşamı, kendini anlamak geliştirmek mi? Tabiki ikincisi, ama maalesef hepimiz bir şeylerin kölesi ve bağımlısıyız. İşimizin, ailemizin, eşimizin, sevgilimizin, sosyal ortamlarımızın, çocuklarımızın.....

Bir şeyler beni hep durdu, hep kendimi ikinci plana attırdı. Siz de çok iyi biliyorsunuz bunları, sizlerde pranglalarla yaşıyorsunuz benim gibi :(

Bunu farketmekte güzel, burdan belki topu gole götürebilirim. Belki bu maçı da ben kazanırım ha ne dersiniz ?   

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 157
Kayıt tarihi
: 22.03.15
 
 

LİSANS MEZUNUYUM FİNANS SEKTÖRÜNDE ÇALIŞIYORUM İLGİ ALANLARIM; Kitap okumak, insan davranışlarını..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster