Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '15

 
Kategori
Dünya Şehirleri
 

Kiev notları

Kiev notları
 

Kiev


5 – 6 Ekim 2015 de, iki gün bir geceliğine Kiev’e gittim geldim. Çok kısa değil mi derseniz, “değil, tadı damağınızda kalsın”, derim. İyi organize olursanız, organize olmayan birinin bir haftada görebileceği kadar ilginç şeyler görebilirsiniz. Aynı şekilde Ukrayna’nın diğer şehirleri olan, Yalta, Harkov, Livov’u da gezebilirsiniz. Kısa olmasının bir avantajı da toplam maliyetin düşük olması. Gidiş dönüş uçak 230 – 330 dolar arası, şehir merkezinde gayet iyi 3-4 yıldızlı bir otel 120 – 140 dolar arası olabilir.

Her ülke enteresan, her millet ilginç, her milletin tarihi ilginç, her millet kahraman, sadece öğrenmek, okumak veya daha kolayı, dinlemek yeterli. Kiev’in (dolayısıyla Ukrayna’nın) en büyük meydanının ismi ne biliyor musunuz? “Maydan”, yani meydan ! Hani şu büyük protesto olaylarının olduğu, yüzlerce, binlerce insanın öldüğü meydan.

Görülecek ilginç yerlerin başında Katedral var. Çok geniş bir arazi üstüne kurulmuş, tahminim 150 -200 dönüm vardır. Ortodoks, barok tarzı, süslü renkli, altın kaplamalar, kubbeler, hem yer üstünde hem de yerin altında pek çok oda, salon, çok ihtişamlı ve yüksek bir kule vb. Kutsal kişilerin tabutları, tabutun üstü camdan ama cesetlerin sadece bir eli açıkta, görebiliyorsunuz, bir nevi mumyalanmış herhalde. Ortalıkta epey din adamı, talebeler vb dolaşıyor.

Şehir ağaçlıklı, yeşil, ormanlık alanlar, parklar bol. Şehir merkezi, meydan, ana caddelerde bol bol oturacak yerler yapılmış, ahşap, güzel, bizdeki gibi uyduruk, bankaların reklam niyetine koyduğu banklardan değil. Büyük masif ve estetik havası olan şeyler.

Bana en ilginç gelen şeylerden biri de muhtelif yerlere bırakılmış piyanolar ve bu piyanoları çalan insanlar. Meğerse bazı kişiler evlerinde bulunan eski piyanoları getirip şehrin müsait yerlerine bırakıyorlarmış. Piyano çalmayı bilen insanlar da oradan geçerken, oturuyorlar piyanonun başına, artık çalabildikleri kadar çalıyor, sonra kalkıp gidiyorlar, ben böyle iki tane gördüm, çok ama çok hoşuma gitti, bir müddet dinledim.

Otobüslerin yenisi de var çok eskisi de. Eski otobüsler fiziken eski olmasa bile model olarak çok eski görünümlü, ta 1950 ler den kalma gibi. Metro istasyonları,  vagonları da çok eski. Otobüslerde ve metroda bizdeki gibi, yaşlılara ve çocuklulara yer veriliyor. Sokaklarda para dilenen insanlar var ve insanlar durup kutularına  para koyuyorlar (atmıyorlar, koyuyorlar). Ben görmedim ama trenleri de çok eski imiş, mesela Lvov Kiev arası (bizim Ankara Istanbul gibi) 11 saat sürüyormuş, kısa süren 5-6 saatte giden ekspres tren de varmış.

Benim için Kiev’ de görülecek en ilginç yer, 2. Dünya Savaşı Müzesi idi, oraya yaklaşık üç saatimi ayırdım, mutlaka İngilizce bilen bir rehberle gezmelisiniz. Bizim rehber Kiev Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu idi. 2. Dünya Savaşında Ukrayna halkının mensup olduğu devletler her iki taraftan. 1939 da Stalin ile Ribbentrop arasında imzalanan anlaşmaya göre Polonya ikiye bölünüyor yani paylaşılıyor. Bir taraf Alman tarafı, bir taraf Sovyet tarafı. Bu haritanın üzerinde Stalin ve Ribbentrop’un imzaları olan versiyonu müzede var. Dolayısıyla Ukraynalıların bir kısmı, Çek, Polonya, Almanya vb tarafında bir tarafı da Sovyet tarafında olduğu için Ukraynalılar savaşta birbirlerine karşı savaşıyor, birbirlerini öldürüyorlar. Çok acı ama siyasilerin bir milleti nasıl birbirlerine öldürttüklerine güzel bir misal. Bildiğiniz gibi savaşın başında, 1939 da Ribbentrop – Molotof anlaşmasına göre Almanlarla Sovyetler müttefikti, sonradan Almanya bu anlaşmayı bozdu.

İkinci Dünya Savaşında toplam 60 milyon kişi ölmüş. Sadece Stalingrad savaşında iki taraftan ölenlerin toplamı 2, 5 milyon insan, herhalde bunun 1,5 milyonu Sovyet tarafından olanlardı. Mukayese için söylüyorum, Çanakkale de her iki tarafın ölü sayısının toplamı 250 bin civarında, Kurtuluş Savaşımızda bizim toplam kaybımızın ise 15-20 bin, azami 30 bin civarında olduğu söylenir. 1941 kışı Rusya ve Ukrayna’da çok soğuk geçmiş, normalde sühunet kışları eksi 15-20 iken o sene eksi 35-40 lara varmış, kamyonların, tankların benzin depoları donmuş vb. Almanların muvaffak olamamalarında tabii ki Sovyetlerin kahramanca savaşmaları, Stalin’in iradesi gibi faktörler etken ama bu soğuk kış da etkili olmuş.

Müzede ki ilginç köşelerden birinde iki ailenin anne ve oğullarının fotoğrafları ve hikayeleri var. Birinde bir anne ve 11 erkek evladı, hepsi şehit olmuş, (onlarda da şehitlik var, yani vatanı için ölen birinin ölmediğine, ruhunun cennete gittiğine inanıyorlar). Diğer ailede bir anne ve 9 erkek evladı, hiç biri ölmemiş, savaştan sağ çıkmışlar. Bu arada kadın fotoğraflarında (pek çok fotoğrafta) gördüğüm başörtüsünü sordum, aynen bizimkilere benziyor. Onların dininde de bir bayan evlendikten sonra başını örtmek zorundaymış ama sonradan bu adet kaybolmuş (ama demek ki 2. Dünya savaşına kadar baş örtmek adeti onlarda da varmış).

Müzedeki ilginç belgelerden biri de Stalin, Jivkof vb tarafından imzalanmış meşhur 270 Nolu kararname. Buna göre savaşta esir düşmüş ve savaş bittikten sonra Sovyetlere iade olunmuş Sovyet asker, subay, generallerinden çoğu sorguya çekiliyor, casuslukla suçlanıp idam ediliyorlar. Stalin’in paranoyaklığının işaretlerinden biri.

Kiev’de çok müze var, mesela Kiev’in tarihi müzesi, Sanat Müzesi, Modern Sanat Müzesi vb, onları gezemedim.

Şehrin iki ayrı yerinde, geçtiğimiz yıllarda Kievde meydana gelen protesto olaylarında yakılan binaların, meydanda insanların günlerce geceledikleri çadırların, ölen yüzlerce binlerce insanın, çocuk yaşta gençlerin fotografları  var. Şimdi o binalar restore edilmekte. Bizim GEZİ olaylarını andırıyor. Bunun neden böyle olduğunu sordum. İlk başta hükümet bu gösterileri önemsememiş, kendi haline bırakmış, nasılsa kendi kendine söner, son bulur diye düşünmüş. Sonradan durdurmaya çalışmış ama artık çok geçmiş, olaylar hükümetin de kontrol edemeyeceği boyutlara varmış ve binlerce kişi maalesef ölmüş.

Gelelim kızlara, işin en heyecanlı yerine… Efendim evet kızlar güzel, hoş ama, eğer sokakta ki bütün kızların dünya güzeli gibi, manken gibi olduğunu sanıyorsanız hayal kırıklığına uğrarsınız, güzeli de var, güzel olmayanı da, uzun boylusu da, orta boylusu da.

Yaza yaza yaz geldi, çarşıya kiraz geldi, daha yazacaktım ama, mürekkebim az geldi. 

 
Toplam blog
: 326
: 941
Kayıt tarihi
: 10.03.11
 
 

Okullar: TED Ankara Koleji, ODTÜ, Bogaziçi Üniversitesi (Master) İş Hayatı: Philips, Anadolu Endü..