Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '17

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
262
 

Kişisel gelişim- gelişme

Kişisel gelişim- gelişme
 

Dalaylama diyor ki elinizde bir-iki tane yüzük olduğunda kendinizi farklı hissedebilirsiniz. Ama on parmağınızın onunda da yüzük olduğunda o yüzükleri farketmezsiniz bile.

Bloomberg’de Bill Gates’i seyrediyorum; Afrika’da insanlar için yaptıklarını anlatırken gözlerinin içi parlıyor. Ve karısını nasıl sevdiği konusunda o kadar net veriler veriyor ki dünyanın en mutlu insanı gibi hissediyor.

Ve diğer bir milyarder Warren Buffet Bill Gates’in vakfına 37 milyar dolar bağışta bulunmuşluğun rahatlığıyla diyor ki “para duyguları satın alamaz”. “Eşim öldüğünde onun anısı için bir şey yapmam gerkiyordu ve bunun için çabuk karar vermem gerekiyordu. Karım dünyadaki her insanı çok severdi ve buradan hareketle insanlara yardım etmeye karar verdim”.

Abraham Lincoln birgün meclise giderken yolda bir domuzun çamura saplandığını fark ediyor. Hemen at arabasından inip çamurdan domuzu kurtarıyor. Herkes şok yaşıyor çünkü meclise üzerindeki kıyafatele nasıl girebilecektir? Soruyorlar “bu yaptığınız doğru mu?” diye. O da cevap cevap veriyor: “Doğru olanı yapmak her zaman doğrudur”.

Warren Buffet’e dünyadaki en değerli şeyi sorarlar ve o da cevap verir: “Sevgi!”. “Verdikçe azalmıyor aksine çoğalıyor!”.

Geçen gün Emir Sultan Camii’nde dua ettikten sonra yolda yürüyerek arabama giderken bir seyyar satıcının yere bir zil düşürdüğünü görüyorum. Eğilip o zili alıp kendisine veriyorum. O da “Allah razı olsun” deyiveriyor.

Warren Buffet ayrıca başka bir tespitte daha bulunuyor: “Dünyadaki en kaliteli şey sevgidir”.

Bu sabah Bloomberg TV’de öyle şeyler seyrettim ki nefesim kesildi. Gözlerim yine yaşla doldu.

1994 Kasım ayında askere gitmeden önce hellalik alıyorum. Sadettin beye sordum: “Askerde nasıl davranmalıyım?”.

“Anıl doğru insan her yerde doğrudur!”

-Doğru söylüyorsunuz...

Ne kadar dağınık anlatıyorum değil mi? Hatta konu başlığını kendi kötü emellerim için bile kullanıyor olabilirim!

Çünkü bana göre kişisel gelişkin insan iyi ahlaklı insandır! Çünkü doğru olanı yeni baştan keşfetmiştir! Ona kitaplarca, felsefelerce bahsedilen DOĞRULUK kavramını KENDİ BAŞINA yeni baştan keşfetme sürecine ben KİŞİSEL GELİŞİM diyorum!

Ne kadar garip değil mi? Neden ben hep böyle yazılmış ve tespit edilmiş kavramlarla uğraşıyorum? Niye onca kampanyalarla oluşturulmuş kavramları yerlerinden sarsarak yeniden tanımlayıp sizlere ifade etmeye çalışıyorum? Niye daha çok sizlere kendi kişisel düşüncelerimi aktarıyorum? Oysa alıntılar yapmak çok kolay! Oysa hepimizin hayatında bir “google” tanrısı mevcut!

Farkındayım başkalarını delil gösterip günah işlemek hepimizin kolayına geliyor. Ve hatta bu durumu hafifletmek için namazlar, oruçlar, umreler, koyun kesmeler kolayımıza gidiyor. Böylelikle kendi olma zorunluluğumuz bir hayli azalıyor. Hatta yaratmış olduğumuz belalar için Allah ismini kullanıp ondan yardım dilenmek, fazlasıyla rahatlatıcı ama bilin ki her birimiz ne yaparsak yapalım KENDİ olma sorumluluğumuzdan yırtamıyoruz.

Bunca tatil ve ortam değiştirmeler bize fayda sağlayamıyor çünkü hepimiz BİLİNÇ ve VİCDAN SAHİBİYİZ ve her koyun gibi kendi bacağımızdan asılacağız öbür dünyaya giderken!

Haydi hepimiz kendimizi mümkün olduğunca geliştirelim; ne dersiniz?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kişisel gelişim kitaplarını sevmem hemen hemen hepsi Amerikan toplum yapısına özgüdür, evrensel değerlere atıfta bulunarak yerel kodlarda oluşturulmuş kişisel gelişim yazınız çok öğretici ve keyifli idi, teşekkürler, selamlar

Nizamettin BİBER 
 13.02.2017 9:27
Cevap :
Tam amacıma yönelik oldu yorumunuz ve beni açıkçası yüreklendi. Teşekkür ederim... Selamlar  14.02.2017 13:26
 

Verdiğin örnek kişiler insan sevgisine uygun değil bence! Boşver sen film repliklerine, "Saadet parayla olur!" Benim de on yüz bin milyarım olsun, sokaktaki herkesle kucaklaşır, sevgi yumağı olurum. Hani şu evlerini ve üç beş kuruşlarını çocuklarına değil de ihtiyaç sahiplerine verip intihar eden kanserli karı koca var ya, sokakta üşüyen köpeğin üzerine sırtındaki montu örten belediye işçisi var ya, yere düşen zilini satıcıya veren Anıl var ya işte bana göre gerçekten samimi yürekler onlar. Lincoln zamanında siyasi şovlar yok muydu sanıyorsun! Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 13.02.2017 8:31
Cevap :
Saadet parayla olur mu olmaz mı bilmem ama ben her zaman insanlara şans verilmesinden taraftarım. Tanımadığım insanlar olması itibariyle yorum yapmayacağım ama söyledikleri şeyle benim de inandığım şeyler olması dolayısıyla örnek olarak kullandım. Sevgi ve ahlak dünyayı kurtarabilir. Aksi zaten hepimize malum... Sevgi ve selam ile  14.02.2017 13:30
 

Eleştirim, düşüncesinden alıntı yaptığın insanlara olmadığı gibi, caddede sokakta birisine yardım eden insanlara da değildir, eleştirim tarih denen insanlığın ortak yanlışlarınadır. Tarih, insanlığın ortak yanlışlarının eseridir, bu ortak yanlışlarda da ekti düzeyinde herkesin payı vardır. Bu anlamda insanlık yüzyıllar öncesinde hayvanları evcilleştirse de, kendisini evcilleştirip medeni bir çizgide tutmayı başaramamıştır. Bu yüzden tarih, medeniyetler çöplüğüdür aynı zamanda. Seven yaşatır, sevgisizler de yıkar dağıtır. Bunu yaparken de insanları birbirine kırdırır. Bugün sevgi merkezli düşünen insanların bir tek seçeneği var: İnsanlığın kadim birikiminden yola çıkarak güncel sorunlarımızı çözecek yeni bir medeniyet kurmak. En azından böylesi bir yolda ilerlemek… Görüşmek üzere, dostça selamlarımla.

Rıza Üsküdar (Anadolu'm ayağa kalkarken) 
 11.02.2017 15:04
Cevap :
Rıza bey o kadar güzel anlatmışsınız ki üstüne hiçbir şey ilave edemem. Haklısınız... Sevgiler, Selamlar  14.02.2017 13:33
 

Sevgi ve sevgiye dair tezahürler elbette önemli; ama giderek sevgisizlik çemberi altına alınan dünyaya küçük sevgi kırıntıları dışında ne yaptığımız da önemli değil mi? On parmağının onunda da yüzük olan, parmaklarındaki yüzükleri fark edememenin ötesinde rahatsız da olur. Bu rahatsızlığıyla ‘bir’ onbirinci parmak arar; ama ‘on’ parmağının kime hizmet ettiğini de bilmez, ya da düşünmez. Onbirinci parmak bazen bitki, bazen hayvan sevgisine dönüşür; ama insanların hayata sevgiyle değil de kinle bakışı da sürer gider. Bu da gösteriyor ki onbirinci parmakta da bir samimiyetsizlik, ya da bir nevi günah çıkarma duygusu baskındır.

Rıza Üsküdar (Anadolu'm ayağa kalkarken) 
 11.02.2017 15:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 577
Toplam yorum
: 1492
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 248
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster