Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '18

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
28
 

Madem Öyle… Ölçütünüz Pısa Sınavları Olsun

Madem Öyle… Ölçütünüz Pısa Sınavları Olsun
 

Ölçüt PISA Sınavları


Tuncay AKÇADAĞ (Doç. Dr.)

Başlık aynı zamanda bir öneri…

Gücüm yettiğince eğitim yazılarını okuyorum. Bu konudaki konuşmaları, tv programlarını, kongreleri filan takip ediyorum. Kendim de yazarak, araştırmalar yapmaya çalışarak düşüncelerimi ve mevcut durumu betimlemeye çalışıyorum. Bu alana gönül vermiş pek çok arkadaşımız, hocamız da benzer biçimde uğraşıyor.

Bu uğraşları kategorize ettiğimizde iki başlık ortaya çıkıyor: durumu betimleyen, sorunu ortaya koyan yazılar ve konuşmalar ve çözüm yolu gösteren yazılar ve konuşmalar. Görüldüğü kadarıyla birinci grupta yer alan yazı ve söylemler %90’ın üzerinde. Durumu betimleyen, sorunu ortaya koyan, olaylara eleştirel yaklaşan yazılar ve konuşmalar heyecan verici ve adrenali yüksek tutan türden olduğu için okuyanı da cezbediyor. Bu nedenle bu türden yazmak daha keyif veriyor.

Ancak artık sıkıştık ve zaman kalmadı. Bir şeyler yapma zamanı. Her öğüt cümlesine lütfen “nasıl?” sorusunu soralım. Kulağa hoş gelen, …yapılmalı, filanca ülke şöyle yapmış, biz de yapalım gibi cümlelere lütfen “nasıl?” sorusuna yanıt oluşturacak biçimde yaklaşalım. Bu kaygıyla birkaç nasıl sorusuna, yanıt oluşturmaya ve çözüm odaklı olmaya özen göstererek devam edeyim. Yani bu yazı yukarda değindiğim ikinci kategoride olsun istiyorum.

Bilindiği üzere okullarımız iki ayrı düzende çalışıyor; özel ve devlet okulları. Devlet okulları masumane bir biçimde kendi yağıyla kavruluyor. İçinde iyi niyetlisi, kötü niyetlisi, niteliklisi, niteliksizi, beceriklisi, beceriksizi, karışmış durumda. Çoğunluğu öğretmenlik görevini yapıyor, denildiği biçimde dersine giriyor ve maaşını alıyor. Hatta küçümsenmeyecek bir çoğunluk bırakın derse girmeyi okul sınırları içinde bile olmaması gerek. Ama olsun. Mevcut sistem bunları korur nitelikte devam ediyor.

Diğer kol olan özel okulların temel amacı bu alana çok iyi bir yatırım gözüyle bakarak büyük paralar kazanmak. Temel kaygı bu olunca ortak nokta, hedef kitle olan veliye şirin görünmek, hatta onu kandırırcasına ikna etmek; kendisi için “çok iyi” algısını oluşturmak öncelikli amaç. Bu düzenekte bu son derece doğal tabi...

Her iki grubun ortak amacı ise çocukları onları bekleyen yerel sınavlarda başarılı kılmak... Eleştirel biçimdeki söylemler ise bu yerel sınavlarda başarılı olmayı yeterli görmemekte, uluslararası sınavlardaki başarıyı öne çıkarmaktadır. Bunun için genel sistem değişikliğinin gerekliliği öne sürülmekte, öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin yetiştirilmesinin önemini vurgulanmaktadır. Tam da burada” sistemi nasıl değiştirelim, öğretmenleri nasıl yetiştirelim?” gibi soruları sormak gerekiyor.

Şöyle yapabilir miyiz?

Herhangi bir okulun öğrencilerini PISA sorularını yanıtlayacak biçimde yetiştirebilir miyiz? Öğrencilerin PISA sorularını cevaplayabilmeleri için okul nasıl bir düzenekte çalışacak; öğretmenler hangi yolları izleyecekler? Buna cesaret eden bir okul var mı? Yöneticisi ve öğretmenleriyle…

Diyelim ki bir butik özel bir okul “biz varız” dedi. İhtiyaçları belirtiyorum:

·         Öncelikle okul kurucusu buna bir bütçe ayıracak ve “bu okulun öğrencileri PISA sorularını yanıtlayacak biçimde eğitim alacaklar” diye hedefinde ısrarlı olacak.

·         Okulun iklimi bu uygulamayı gerçekleştirmeye uygun olacak; yani, nefret ortamı değil, sevgi ve saygı ortamı hissedilecek.

·         Okul yöneticisi söz konusu sistem değişikliğini anlar hale gelecek; yani bir öğretim lideri gibi davranacak.

·         Öğretmenler öğretme alışkanlıklarından vaz geçecek, öğrettiklerinin yaşamla bağlarını oluşturacak biçimde eğitim verecekler. Bunun nasıl olması gerektiğini öğrenecekler, direnç göstermeyecekler. Okul yönetimi de bunun için tüm olanakları sağlayacak.

·         Velilere yapılan iş iyice açıklanacak, onların duruma bilinçli yaklaşmaları sağlanacak.

·         Öğretmenler bu değişimi gönüllü olarak karşılayacak, gerçekten çabalayacaklar. Sık görülen pasif direnç içerisinde bulunmayacaklar.

·         Sürecin izlenip değerlendirilmesini sağlayacak bir sistem kurgulanıp çalıştırılacak.

Herhangi bir devlet okulu için de bazı değişkenler hariç durum benzerdir. Görüldüğü gibi çok zor... Sadece bunu bir okul için düşündüğünüzde bile bayağı iş var. Ancak “olamaz” değil. Bu konularda yazıp çizen, konuşan, laf üreten üstatların sadece tek bir okulu bu hale getirecek bir projeleri var mı? Onu konuşalım diyorum.

 

Matilla bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 173
Kayıt tarihi
: 22.09.17
 
 

Doç. Dr. Tuncay AKÇADAĞ 12 Yıl Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullarında sınıf öğretmenliği, müzik ö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster