Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ağustos '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
2455
 

Misak-ı Milli= Atatürk'ün yol haritası - 1

Misak-ı Milli= Atatürk'ün yol haritası - 1
 

M.Kemal ATATÜR'ün Türkiye'ye,gelecek için çizdiği harita budur...Bu ulusal bir anttır...


MİSAK-I MİLLİ  NEDİR ?

HUDUTLARI NERELERDEN GEÇER?

Başlarken....

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Haziran ayı sonunda Türk Tabipler Birliği'nin 62.Kongresi'nde yaptığı konuşmada, "Misak-ı Milli sınırları açık cezaevi"  şeklinde bir cümle kullandı...Cümlenin siyasi içeriğine değinmeyeceğim. Benim üzerinde durmak istediğin başka şey..."Misak-ı Milli" konusu...

Daha sonra, yine bir CHP milletvekili de aynı şeyi söyleyince, daha önce de değindiğim ve üzerinde çok sayıda blog yazdığım bu konuyu bir kez daha hatırlatmak istedim...

Bu konu, resmi tarihimizde üzerinde fazlaca durulmayan ve eğitimin tüm kademelerinde de "Musul Sorunu" diye kısaca değinilip geçilen bir konudur...

Gönül kırmamak için, Kılıçdaroğlu'nun ve diğerlerinin yanlış söylemediğini; ama eksik söylediğini belirtmek isterim...

Bugünkü, siyasi ya da ulusal sınırlarımız, Lozan'a giderken elimizde bulunan ve gerçekleşmesini istediğimiz Misak-ı Milli Hudutları'nın yalnızca büyük bir bölümüdür...Ama tamamı değildir...

Lozan''a giderken elde etmemiz gereken bölgeler, bloğumun başında bulunan haritadan zaten anlaşılmaktadır....Bu haritanın hudutlarını M.Kemal bizzat çizmiştir

Tahmin ediyorum ki, bu Misak-ı Milli konusu, içinde bulunduğumuz "Çözüm ve Barış Süreci" ile ilgili olarak orta vadede önümüze çıkacaktır.

Bu nedenle bu konuyu özet olarak hatırlatmak gereğini duydum...

 

MİSAK-I MİLLİ'NİN İLK TASLAĞI NE ZAMAN VE KİM TARAFINDAN DÜŞÜNÜLDÜ?.

Kolağası(Kıdemli Yüzbaşı) M. Kemal, 1907'de, Şam'da -- Manastır da olabilir -- görevli iken, arkadaşları ile yaptığı ve ülke sorunlarının tartışıldığı bir sohbet toplantısında, daha önceden çizdiği bir haritayı ortaya çıkarır. Bu haritanın, o zamanki Osmanlı sınırları ile hiçbir ilgisi yoktur...O zaman için arkadaşlarının anlam veremediği bu harita, gelecekteki Türkiye'nin haritasıdır...

Aradan 12 yıl geçtikten sonra bu harita Erzurum Kongresi'nde yeniden ortaya çıkar...Şimdi biz bu ilk haritanın çizgilerine, "Misak-ı Milli'nin İlk Esasları" başlığı altında bir bakalım :

"  -- Doğu ve Batı Rumeli dışında kalan topraklar; Arnavutluk, Avusturya-Macaristan, Sırbistan, Bulgaristan ve Yunanistan'a bırakılacak,

-- Anadolu kıyılarına yakın olan adalar; Yeni Türkiye Devleti'ne kalacak, diğerleri Yunanistan'a verilecek,

-- GÜNEY SINIRINDA; HATAY, HALEP VE MUSUL VİLAYETİ'NİN ( Musul Merkez, Kerkük, Süleymaniye) DIŞINDAKİ TOPRAKLAR ARAPLAR'A BIRAKILACAK.

-- Anadolu'nun Doğu ve Kuzeydoğusunda bir değişiklik olmayacak,

-- Yeni Türkiye içinde kalacak olan Rum, Bulgar ve Sırp azınlıkları dışarıda kalan Türklerle mübadele edilecek." (1)

NOT- 1 : Dikkatinizi çekerim; ortada fol yok, yumurta yok...Osmanlı İmparatorluğu sallanıyor ama çöküş daha başlamamış...Çünkü 1.Dünya Savaşı bile daha 7 yıl sonra başlayacak ve ondan dört yıl sonra da savaşı bitiren 1918'de Mondros Mütarekesi imzalanacak...Bu arada şunu da belirtmeliyim ki,  maddelerde geçen bütün yerler, o sırada,  hala Osmanlı topraklarıdır ve büyük harflerle vurguladığım bölgeler de, "Güneydoğu Anadolu Bölgesi"  içindeki yerlerdir.

 

ERZURUM ve SIVAS KONGRELERİ  ve MİSAK-I MİLLİ....

1907'den 7 yıl sonra 1.Dünya Savaşı başlar...Savaş 1918'de, 30 Ekim'de imzalanan Mondros Mütarekesi ile biter...Mütareke imzalandığında, Türk ve düşman birliklerinin bulunduğu hatlar sınır kabul edilecektir...

Bu yüzdem, M. Kemal, Erzurum Kongresi'nde, 1907 yılında ilk esaslarını belirlediği Misak-ı Mili'yi açıklamıştır...Daha sonra toplanan Sıvas Kongresi'nde de, Misak-ı Mill'nin esaslarını daha da belirginleştirmiştir.

 

OSMANLI HÜKÜMETİ ve MİSAK-I MİLLİ....

Bu sıralarda, İstanbul Hükümeti ile M. Kemal arasındaki ilişkiler henüz bozulmamış, gerekli zamanlarda gerekli yazışmalar ve haberleşmeler hala devam etmektedir...Erzurum Kongresi'nde alınan bu kararlar --ulusal sınırlar ve bu sınırlar içindeki halkın durumu--  28 Ocak 1920'de toplanan son Osmanlı Meclisi'nde Misak-ı Milli(Ulusal Ant) olarak kabul edilmiş; işgalci devletlere ve tüm dünyaya duyurulmuştur...

Bu karar, İtilaf Devletleri'nin hoşuna gitmemiş; Mondros Mütarekesinin ünlü 7.maddesini bahane ederek işgallerini sürdürmüşler ve 16 Mart 1920'de İstanbul'u işgal etmişler ve bu kararı alan Osmanlı Meclisi'ni de kapatmaya zorlamışlardır...

Osmanlı Meclisi, padişah tarafından kapatılınca, 23 Nisan 1920 yılında Büyük Millet Meclis açılmıştır..

 

BMM ve MİSAK-I MİLLİ(Milli Ant)...

24 Nisan 1920'de -- BMM'nin kuruluşundan hemen bir gün sonra -- M. Kemal, Meclis'te  yaptığı bir konuşmada, Misak-ı Milli'nin en son durumunu açıklar :

" Mütareke'nin, imza edildiği 30 Ekim 1918 tarihinde çizdiği hudut, hududumuz olacaktır. Vatanımızın hududu olacak bu hududu, ihtimal teferruatı ile bilmeyen arkadaşlarımız vardır. Yeniden fazla teferruata girmek istemediğimden şu şekilde açıklama yapacağım.

DOĞU HUDUDU, 'elviye-i selase'yi(NOT- 1) dahil ederek düşününüz; BATI HUDUDU, Edirne'den bildiğiniz gibi geçiyor. En büyük değişiklik güney hududunda olmuştur. GÜNEY HUDUDU, İskenderun güneyinden başlar, Halep Kataıma arasından Cerablus köprüsüne uzanan bir hat ve doğu parçasında da Musul Vilayeti, Süleymaniye ve Kerkük çevresi ve bu iki bölgeyi birbirine kalbeden(birleştiren.cd.) hat.

Efendiler, bu hudut sırf askeri düşünceler ile çizilmiş bir hudut değildir; Hudud-u Milli'dir. Hudud-u Milli olarak tespit edilmiştir."(2)

NOT- 1 : Elviye-i Selase(üç liva) ; Kars, Ardahan ve Batum...Rumeli bölgesinde, Makedonya'nun tamamını oluşturan Selanik, Manastır ve Kosava vilayetleri ve bir aralık Yanya, Tırhala ve Manastır'a da "Elviye-i Selase" denmiştir.(3)

İtilaf Devletleri, yeni Meclis'in bu kararından da hoşlanmamış ve daha önceleri aralarında kararlaştırılan Osmanlı'yı paylaşma planlarını, Osmanlı Hükümeti'ne, 10 Ağustos 1920'de  Sevr Barış Antlaşması olarak dayatmışlardır.

 

BU DAYATMAYA ANADOLU'NUN VE MUSUL'UN TEPKİSİ...

Bu antlaşma adının tam tersi, bir barış antlaşması değil; savaş antlaşması idi.. Bu antlaşma, yakın tarihte, bir ulusa ceza olarak kabul ettirilen en sert "barış antlaşması" idi ve savaş ganimeti olarak kasten ve oldukça cüretli bir biçimde ülkenin bölünmesine yol açıyordu.

Sevr Antlaşması'na karşı Anadolu'da görülen tepkilerin benzerleri Musul bölgesinde de görüldü...Bu tepkiler genelde, Musul Vilayeti için düşünülen yönetim şeklinden kaynaklanıyordu...O sıralarda, Osmanlı'nın Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin bir vilayet olan Musul, Anadolu'dan ayrılmak istemiyordu..

NOT- 2 : Bu konunun ayrıntıları içim Musul konusunda yazdığım bloglara göz atılmalıdır...

 

Anadolu ve Musul'da başlayan tepkiler ve direniş, Anadolu'da savaşa dönüşmüş ve Yunan ileri harekatı  Sakarya Irmağı'nda durdurulmuştur. Burada uzun bir hazırlık yapan Türk Ordusu'nun Sakarya'dan  başlattığı taarruz İzmir'e kadar sürmüştü. Zor durumda kalan İtilaf Devletleri, Mudanya'da, Türk ve Yunan temsilcilerini bir araya getirerek 11 Ekim 1922'de Mudanya Ateşkes'ini  imzalamak zorunda kalmışlardır.

 

Sıra, Lozan'da Misak-ı Milli'nin gerçekleşmesine gelmişti....

 Bakalım Lozan'da neler oldu?

 Bunu da bir sonraki bloğumuza bırakalım..

 cdenizkent

   ---------------- : 

(1) Ali Fuat Cebesoy,  Sınıf Arkadaşım Atatürk, İstanbul,1967,ss.116-117

(2) M. Kemal Atatürk, Söylev ve Demeçler, Cilt-1 4.b. Ankara: 1989, s.29

(3) Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, Cilt-7,

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 504
Toplam yorum
: 1301
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 1198
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk, orta ve lise öğrenimi İstanbul'da tamamladım. İstanbul Üniversitesi'nde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster