Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '09

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
3473
 

Mitoloji

Mitoloji
 

<ı>“İnsana değerini veren sahip olduğu yahut sahip olduğunu zannettiği hakikat değil, ona yaklaşmak için harcadığı çabadır; zira mükemmelleşmesi hakikate sahip olmakla değil, onu araştırmakla mümkün olacaktır.” Lessing

<ı>

<ı>“Mitoloji bir din veya bir halkın kültüründe tanrılar, kahramanlar, evren ve insanın yaratılışına dair tüm sözlü ve yazılı efsane birikiminin ve bu efsanelerin doğuşlarını, anlamlarını yorumlayıp, inceleyen ve sınıflandıran bilim dalının adıdır.” Bir başka tarife göre ise: <ı>“Mitoloji, belirli bir uygarlığa ya da dinsel geleneğe özgü inançları, uygulamaları, kurumları ya da doğa olaylarını açıklamak amacıyla görünüşte gerçekten yaşanmış olayları aktaran, ama özellikle ayin ve törenlerle bağlantılı, çoğunlukla kökeni bilinmeyen ve en azından kısmen geleneğe dayanan söylenceler toplamına verilen genel isimdir. Söylenceler, olağan insan yaşamının dışında kalan, ama onun temelini oluşturan örnek olay ve durumlar ile tanrıların ya da insanüstü yaratıkların eylemlerini anlatır. Bu olağandışı olaylar, tarihsel zamanın bütünüyle dışında, genellikle yaratılışın başında ya da tarih öncesinin ilk dönemlerinde geçer. Söylenceler ayrıca insan davranışı, kurumları ve evrensel durumlar için geçerli modeller sunar.”

“Mit, sözlüksel olarak dinle ya da kahramanlıklarla ilgili olan toplumun gelenek ve göreneklerine göre ağızdan ağza ulaştırılan ve zaman içinde değişiklik gösteren söylenceler anlamındadır.” <ı>“Mitoloji, Yunanca “mithos”(söylenen ya da duyulan söz) ve “logos” (konuşma) kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. Eski Yunan’da “geçmişte söylenenlerin tekrar edilmesi ” gibi bir anlamı vardır.” Carl Gustave Jung’a göre: <ı>“Kendi içsel görümüze göre ne olduğumuz ancak mitos aracılığıyla ifade edilebilir. Mitos bilimden daha bireyseldir ve yaşamı ondan daha kesin biçimde ifade eder.”

E. A. Gardner’e göre, Mitoloji: <ı>“Tabiat varlıkları ile olaylarına, kişilik verme sureti ile anlatma şeklidir.” “Mitler genel olarak çok tanrılı dönemleri, olağan üstü kahramanlıkları ve olayları konu alır. Mitolojiler genel olarak dinsel, ruhani ve evrenin ya da halkların oluşumu, yaratılış ve kuruluş mitleri gibi genel temalar içerir.” Her toplumun kendine özgü mitoloji maceraları vardır ve bunlar temsil ettiği topluluğun aynası gibidir. Bu mitlerin barındırdıkları sembolik anlamların gücü uzun süreler boyunca canlı kalabilmelerinin ana sebeplerindendir. <ı>“Eski çağlarda yaşamış olan insanların doğa olaylarına, sosyal ilişkilerine, dini inançlarına bakış açılarının yorumlanmasıdır. Her ulusun, her ülkenin tarihi; çeşitli efsanelerini, destanlarını, kahramanlık öykülerini, inanç sistemini, tanrılarını, insanlarını, masallarını, söylencelerini barındırır.”

Prof. Dr. B. Ögel’e göre: <ı>“Efsanelerin kendilerine Mythus veya Mythe denir. Mitoloji ise bu efsaneleri inceleyen bir ilim koludur. Mitoloji araştırmaları, din tarihi incelemeleri ile de yakından ilgilidir. Fakat mitoloji, yalnızca bir din tarihi de değildir. Mitoloji, insanlığın ruh âleminin sembollerle ifade edilmiş bir aynasıdır.” Mitlerin kültürel ihtiyaçları karşılamak amacıyla oluştuğuna veya oluşturulduğuna dair bir kanı da ortaya atılmıştır. Mitolojide Tanrılar âlemiyle insanlar âlemi arasında paralel ve genel bir benzeşim de bulunmaktadır.<ı> “Birçok mit evrende olanı biteni anlamaya yöneliktir. Kendilerine dışarıdan bakabilecek bir yetiye sahiptirler. Delphoi tapınağının girişinde şöyle yazar “Kendini Tanı”” Budha’nın da dediği gibi: “<ı>Kendin bir ışık ol, kendi dışında hiç bir şey arama.” Bir tarife göre: <ı>“Mitoloji, doğa üzerine işlenmiş olan prototiplerin harici kısmının hayallerde canlandırılarak anlatılma şeklidir.”

<ı>“Sigmund Freud, simgesel iletişimin yalnızca kültürel tarihe değil, insan ruhunun işleyişine de bağlı olduğunu ileri sürdü. Freud böylece tarihselliği aşan, biyolojik bir insan kavramı ortaya attı ve söylenceleri bastırılmış düşüncelerin anlatımı olarak yorumladı. Carl Jung "kolektif bilinçdışı" ile ondan türeyen ve genellikle söylencelerle kodlanan arketipler kuramıyla tarihselliği aşan ruhbilimsel yaklaşımı geliştirdi. Alman ilahiyatçı Rudolf Otto ve din tarihçisi Mircea Eliade gibi bazı araştırmacılar, söylencelerin dindışı kategorilere indirgenemeyen, bütünüyle dinsel olgular olarak anlaşılması gerektiğini ileri sürdüler. Söylence ve ayin okulu olarak anılan çevreye bağlı araştırmacılar ise her söylencenin kendisine karşılık düşen bir ayinin "açıklaması" olarak işlev gördüğünü savundular.”

<ı>

<ı>“Gerçeğin ve bilginin taşıyıcısı sayılan söylencelerin, evreni denetlemeye ya da insan eylemlerini etkin kılmaya yardımcı oldukları düşünülür. Özellikle evrenin kökenini açıklamaya yönelik kozmogonik söylenceler birçok kültürde kralların tahta çıkışı ya da dünyanın esenliğiyle ilgili öteki olaylarla bağlantılıdır. Evrenin kökeniyle ilgili anlatılar, insanın ya da toplumsal kurumların kökenini açıklayan söylencelerle yakından ilişkilidir. Bazı söylenceler, yeryüzünü insanların yaşayabileceği bir yer durumuna getiren kültür kahramanları ya da dünyevi varoluştan kurtuluşu olanaklı kılan varlıklar çevresinde döner. Bazı söylenceler de kötülük ve ölümün nasıl ortaya çıktığını ya da temel bilginin nasıl "unutulduğunu" ve "anımsandığını" açıklar.”<ı>

Bazı mitoloji kaynakları Sümer, Babil, Mısır, Hitit, Pers ve İbrani kültürlerine ait çiviyazısı tabletler, papirüsler, kaya yazıtlarıdır. <ı>“Felsefe de kökenlerini mitolojiden almaktadır. Mitoloji sembolik bir yapım olduğu ölçüde, felsefe de onun soyut sapması olarak görülür. Eski Yunan'da felsefenin etkisi, söylencelerin alegorik biçimde yorumlanmasına yol açmıştır.” Bir nevi insanlığın kendi kendisini sorgulaması, kendine ayna tutmasıdır. Sokrates’in da dediği gibi: <ı>“Sorgulanmamış hayat yaşamaya değer değildir.”

Mitoloji düşüncelere kelimelerle kesinlik vermeye kalkışmaz zira kalıplaşan düşünceler, içinde doğdukları çağlarla birlikte ölürler. Tüm evren’de, değişmeyen tek şey değişimin kaçınılmaz oluşudur, o tabiatın ezeli kanunudur. Mitoloji, olguları yorumlamayı ve bilgi üretmeyi hedefler. Anlatılandan kişisel çıkarım, bireysel aydınlanma önemlidir. Mitoloji ve onun alegorik anlatımı bireye düşünme hürriyeti sağlar. Zıt ve karşıt görüşlere de yer veren mitoloji düşünmeye, sorgulamaya çok önem verir.<ı> “Kavramak için görmek, görmek için de dikkatle bakmak gerek.” diyor Pitigrilli.

<ı>“Üzeri örtülü olan bilgiler, “masal” sınıfına sokulan o görkemli mitolojik külliyatın içinde aranmalıdır.” “Eski Yunanistan’daki inisiyasyonlarda, zaman zaman halka açık olan inisiyatik törenler yapılır ve bu törenler sırasında ezoterik bilgiler, yer yer müzik eşliğinde, bir tiyatro eserini canlandırır tarzda sunulurdu. Mitolojilerdeki efsanelerin hatırı sayılır bir kısmı, inisiyatik serüvenleri anlatmaktadır.”

Mitoloji, özgür düşünceyi destekler. Özgür düşünce ve hür irade gelişim için önemlidir.<ı> “Bilimin doğup gelişmesi, insan düşüncesinin gittikçe özgürleşmesine bağlıdır.” Mitoloji açıklayıcı niteliğinin yanı sıra gizleyici niteliğe de sahiptir. Mitoloji de ezoterik toplulukların eğitim sistemi gibi avam-ı beşere “bu budur” şeklinde bir bilgi vermemektedir. <ı>“Onlara hakikatlerin gereken kadarı, onların anlayabileceği düzeye indirgenerek hikâyelerle anlatılır.” Sembolik hikâyeler ile anlatılmak istenen etkili bir biçimde aktarılır. Bir takım benzetmelerle bireyin aldığından ne çıkaracağına önem verir. Kişinin kendi yolunda, kendi farkındalığını yaşamasına ön ayak olur.

Mitolojideki insan kılığındaki tanrılar, hataları ile ders verip, erdemleri ile örnek olmaktadırlar. Mitoloji, kitlelere şekli anlatımı ile yüzeysel mesajını verirken; derin anlamları uğraşıp çıkarmak da düşünen gerçek insanlara düşmüştür. Mitler yıllarca çocuksu bulunarak uydurma olarak görülmüş ve onlara gerekli önem verilmemiştir. Bazı düşünürlere göre yaşanmışlığı da içerdiği söylenir. Zaman içerisinde verilmek istenen mesajın özü derinlerde gizli kalmıştır. Hermes <ı>“Yukarısı aşağısı gibidir” derken mitoloji de Tanrıların yaşantısını, insanlarınkine benzer olarak tasvir etmiştir: Aydınlıktan yana olmak, doğru, dürüst, bilgece bir yaşam. Özgür irade, kendi yolunu çizme, aklın önemi, çalışmanın, evrene, kendimize ve doğaya farklı bir gözle bakabilmenin önemi hep işlenir. Kadim sistemlerde inisiyasyon süreçleri de konu edilmiştir. Yaptıklarının sorumluluğunu almak, zamanın değerini bilmek, boşa yaşamamak, kendi farklılığından doğan kendi yaratımını paylaşmak ve taş üstüne taş koyabilmek bu anlatımlarda önemlidir. Bir görüşe göre farklı panteonlar da aslında bir olan yüce yaradanın farklı yönleri, isimleridir. Değişim ve dönüşüm yüzyıllar içerisinde mitleri belki farklılaştırmıştır ancak arayan için öz her daim oradadır.

Bu sürekli yenilenme ve dönüşümde <ı>“gerçek insanlar”ın zihinleri her daim açık olsun. Onlar, kendi yollarında elbirliği ile yaptıkları çalışmalar ile öncü olsunlar ve tüm insanlık sevgi ve bilgi ilkeleri doğrultusunda yüce makamına yeniden otursun...

<ı>“Gizli merdivenler var âlemde… Basamak basamak…

<ı>Gökyüzünün dizginlerine kadar uzanan...” Mevlâna Celâleddin Rumî<ı>

<ı>

Berk Yüksel

Kaynakça:

Prof. Dr. B. Ögel; Türk Mitolojisi

<ı>Yalçın Avcıoğlu; Mitoloji

http://www.gizliilimler.tr.gg/Mitoloji.htm

http://tr.wikipedia.org/wiki/Mitoloji

http://www.tarihselblog.com/mit-ve-mitoloji-nedir/

http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/Mitoloji

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 211
Toplam yorum
: 390
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 15078
Kayıt tarihi
: 09.03.07
 
 

21/12/1973 Ankara doğumlu. Lisans ve yüksek lisansını işletme üzerine yaptı. Yaklaşık 15 senelik ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster