e-posta şifre      Şifremi unuttum - Aktivasyon maili gönder
U. KESİCİ http://blog.milliyet.com.tr/ufukkk
Ana Sayfam Hakkımda Bloglarım Mesajlarım Milliyet Yorumlarım Blog Yorumlarım   Önerilerim
Arama
Tüm kategoriler
Hakkımda

50 yaşında dershanelerden SSK emeklisi edebiyat öğretmenyim... Aslen İzmirliyim... 95 yılından beri Antalya' da yaşamaktayım...







Kategori:
Siyaset

   Blog habercisi!
   Blog yazarına mesaj yaz!
Yazdığım konular
Aile (1)
Aşk - Evlilik (8)
Babalar Günü (1)
Basın Yayın / Medya (3)
Bayramlar (2)
Ben Bildiriyorum (2)
Blog (3)
Deneme (6)
Dil Eğitimi (4)
Dilbilim (5)
Dostluk (6)
Dünya (1)
Dünya Kadınlar Günü (1)
Edebiyat (31)
Eğitim (2)
Evcil Hayvanlar (1)
Felsefe (1)
Futbol (8)
Gelenekler (1)
Güncel (81)
Gündelik Yaşam (4)
Haber (2)
Hayvanlar Alemi (1)
İlişkiler (9)
İnançlar (5)
İnternet (1)
Kent Yaşamı (1)
Komşuluk (1)
Kültür - Sanat (8)
Kültürler (1)
Magazin (3)
Meslekler (2)
Mizah (2)
Müzik (1)
Okullar (2)
ÖSS (2)
Öykü (9)
Seçim (7)
Sinema (8)
Siyaset (412)
Şiir (45)
Tarih (1)
Tiyatro (3)
Üniversiteler (2)
Mustafa mı, Enver mi? Kim kimi kıskandı?
Yazarın diğer bloglarından
Türk mizahı - Güncel / 07.02.2010 13:38:48
Lİder biatçılığı - Siyaset / 06.02.2010 15:46:17
Arınç bunu hep yapıyor? - Siyaset / 06.02.2010 15:31:01
tümü
Twitter Milliyet Blog
Siyaset  -  17.11.2009 - 08:42 

20. yy Türk tarihine yön vermiş bu iki lider (Mustafa ve Enver) arasında bir husumetin olduğu kesin de, bir KISKANÇLIĞIN olduğu söylenebilir mi? Eğer, bu iki liderin yaşamına tarih tarih, gün gün değil de (bu işi akademisyenlere bırakarak) şöyle kuşbakışı bakarsak aralarında bir KISKANÇLIKTAN söz edebiliriz gibime geliyor...

Ben de öyle yapıp tarihsel ayrıntıda boğulmadan aralarında var olduğunu düşündüğüm kıskançlığı size anlatmaya çalışacağım.

Biliyorsunuz, Mustafa da Enver de aynı yıl doğumludur. Mustafa'nın tahsiline bir süre ara vermesi (Hani geçim zorluğundan dayısının kâhya olduğu çiftliğe dayısının yanına yerleşirler ya... O ara) nedeniyle, Enver askeri okulda Mustafa'nın hep bir üst sınıfında yer alacaktır. Enver, Türkiye'den kaçıncaya dek de hep Mustafa'nın komutanı olacaktır...

Enver'in yıldızı Binbaşı iken parlamaya başlar. Makedonya dağlarında Bulgarlarla çete savaşlarına girer. Bu çete savaşını İstanbuldan aldığı emirle değil, kendi iradesiyle başlatır. Bu çete savaşlarında çok ünlenir. Hele 10 Temmuz 1908'de Makedonya'da Meşrutiyet'i ilan edince ününe ün katar. İttihat Terakki içinde Talat'tan sonra gelen adam konumuna çıkar. (İttihat Terakki'nin tam bir komitacı tavrı vardır. Resmi olarak lider kadrosu sözde hep gizlidir)

(Bu esnada Mustafa Kemal, adı sanı bilinmeyen bir yüzbaşıdır... Eğer aralarında bir kıskançlıktan söz edeceksek, Mustafa Kemal'in mevkisi ve şanı açısından Enver'i kıskanması söz konusudur bu anda.)

Enver, meşrutiyet ilan etmekle de kalmaz. 1910 yılında Naciye Sultan'la nikâhlanır. Naciye Sultan'ın yaşı küçüktür. Henüz 10 yaşındadır. Enver, binbaşı iken nikanlandığı Naciye Sultan'la ancak 1914'te Yarbay olduktan sonra evlenecektir... Böylece Enver'e saraya DAMAT olmak şanı da eklenecektir...

(Mustafa Kemal'in 19 Mayıs 1919'dan önce istanbul'da yaşadığı pek sözü edileyen bir altı ayı vardır... Kazım Karabekir, anılarında bu altı aydan söz ederken, "Mustafa Kemal saraya damat olmaya çalışırken, ben Kurtuluş Savaşı'nı başlatmıştım bile" diye söz edecektir... Peki var mıdır böyle bir "saraya damat olma çabası" Mustafa Kemal'de? Akademisyen tarihçilere bakarsak vardır. Adını şimdi hatırlamadığım, padişah yeğenlerinden bir kızı istetmiştir de. Fakat kız, Mustafa Kemal'e evlenmeyi istemediğinden "saraya damat olmak" düşüncesi de gerçekleşmemiştir...

Bu "saraya damat olma" isteği, -ki 1919'da artık Mustafa Kemal "paşa" dır- Mustafa Kemal'de bir "Enver kıskançlığı" olduğu izlenimini vermektedir...)

Binbaşı Enver, 1908 Meşrutiyet ilanından sonra, ordu içinde çeşitli görevlerde bulunur... Bu arada yarbaylığa yükselir. Balkanlarda iş karışıktır. Bulgarlar Edirne'yi almıştır. 23 Ocak 1912 de Yarbay Enver ve İttihatçi silahşörleri BABIALİ'yi basar. Hükümeti, istifa ettirir. Yerine yeni bir hükümet getirttir. Sait Halim Paşa, sadrazam; Talat Bey'de dahiliye nazırı (İçişleri bakanıdır.) Harbiye Nazırı Ahmet İzzet Paşa'dır.

(Mustafa Kemal Binbaşı rütbesindedir... Babıali baskınını feci şekilde eleştirir. MUSTAFA - ENVER kartşıtlığı başlamaktadır)

Enver, 1913'te Albay olur. Gözü de Harbiye nazırlığındadır da bir albayı Harbiye Nazırı yapmazlar ki... Buna rağmen Albay Enver, Paşa Ahmet İzzet'e görevden çekil diyebilecektir. Bu arada Naciye Sultan'la artık evlenmesi gerektiği saraya bildirir. 1914'te evlenirler. Naciye Sultan 14 yaşındadır. Albay Enver, 33/34 yaşlarındadır... Ama bu evlilikten önce, Albay Enver, MİRLİVA (tuğgeneral) PAŞA olur. Enver, ancak 19 gün ALBAY kalmış, hemen PAŞA olmuştur. Ardından da elbet HARBİYE NAZIRI... (Bugünkü, genelkurmay başkanı ve milli savunma bakanı) Bu görevlere biraz silah zoruyla gelmiştir... Enver'in en büyük tetikçisi YAKUP CEMİL, Talat Paşa'nın makamına çıkarak, "Enver'i Paşa ve Nazır yapın, yoksa gerisine karışmam" diyebilecektir...

(Enver Paşa'nın bu hızlı yükselişi karşısında Mustafa Kemal, henüz binbaşıdır... Ve başlayacak olan birinci dünya savaşı için "savaşa girmeyelim..." uyarısını durmadan genelkurmaya yapmaktadır... Ama Enver dinlemez... )

Enver Paşa Almancıdır... Orduyu ıslah etme çalışmaları adı altında ordunun bütün üst kademelerine Alman generalleri getirir... Patlayan Birinci Dünya Savaşı'na da kimseye haber vermeden bildiğiniz olaylarla girer...

(Çanakkale savaşı, Birinci Dünya Savaşı'nın bir cephesidir. Bu cephenin, en ateşli bölümüne de artık YARBAY olmuş Mustafa Kemal atanır... Çanakkale cephesinin komutanı Alman Von Sanders Paşa'dır. Ülkenin genelkurmay başkanı ve milli savunma bakanı da ENVER PAŞA)

Çanakkale savunması başarılı olur. Savaşın son demlerinde Enver Paşa, Çanakkale mevzilerini ziyarete gelir... Her mevziyi ve komutanı ziyaret etmesine rağmen Enver Paşa Yarbay Mustafa Kemal'in mevzisini ziyaret etmez... (Enver Paşa'da kazanılan zafer sonrası, bir Mustafa Kemal kıskançlığı başlamaktadır....)

(Kendi mevzisini ziyaret etmeyen Enver Paşa'ya çok kızan Yarbay Mustafa Kemal, askerlikten istifa etme eşiğine gelmesine rağmen, Von Sanders Paşa tarafından "hava değişimi" izniyle, İstanbul'a gönderilir. Bu arada ALBAY rütbesine yükseltilir... Mustafa Kemal - Enver Paşa çelişkisi artık çelişkiden çok bir çatışmaya dönmüştür.)

Ve bilinen son... Birinci Dünya Savaşı kaybedilir... SERV imzalanır. İttihat Terakki ileri gelenleri yurttan kaçar. Talat, Almanya'ya gider, sonra bir suikast sonucu öldürülür. Enver Rusya'ya... Şevket Süreyya, pek acıklı anlatır "Enver Paşa" kitabında Enver'in kaçısını...

(Mustafa Kemal, Serv sonrası ülkeyi kurtarmak için çareler düşünür. Harbiye Nazırı olmayı çok ister... (Bir Enver kıskançığı mıdır, dersiniz?) Ama olamaz... Bu arada Paşa olmuştur. Osmanlı askeri olarak alacağı son rütbedir bu tuğgenerallik... Sonra, 1918 aralığından 1919 mayısına kadar bir altı ay, İstanbul yaşamı... Saraya damat olma ve harbiye nazırı olma isteklerinin yaşandığı dönem... Bu dönemde Mustafa Kemal Paşa'da bir ENVER KISKANÇLIĞI ya da sendromu işaretleri var.)

19 Mayıs 1919... Mustafa Kemal Paşa Samsun'a çıkar ve bir Anadolu savaşı başlatır. Amasya tamimi, Erzurum, Sıvas kongereleri, ardından meclis açma... Artık yeni bir ülke doğuyor sinyallerinin dünyaya duyurulması... Mustafa Kemal Paşa'yı öne çıkartır...

(Bu sırada Enver Paşa'da çok kesin bir MUSTAFA KEMAL KISKANÇLIĞI başlamıştır... Önce, tüm Türkleri kurtarmak için TURANCILIĞA bulaşır... Öyle ya, Mustafa Kemal Anadolu'yu kurtaracaksa, kendisi tüm Türkleri kurtaracaktır. (Fena Kıskançlık belirtisi) bu olmayınca BOLŞEVİKLİĞE soyunur... Bolşeviklere, Türk askerini kendisinin temsil ettiğini kabul ettirmeye çalışır... Bir ölçüde başarılı olur... Ne de olsa saray damadıdır. Bolşevikler, bir ara, Mustafa Kemal Paşa mı, Enver Paşa mı desteklenecek tedirginliğine düşerler... Sonucu SAKARYA SAVAŞI belirleyecektir... Enver Paşa, Sakarya'da Mustafa Kemal'in yenileceğini düşünür. Bolşeviklerin de buna inanmasını sağlamaya çalışır. Hatta, BATUM'a kadar gelir, İstanbul'dan askeri üniformalarını ister. Mustafa Kemal Paşa yenilirse, orduların başına geçecek ve kendi komutasında savaşacaktır düşmanla.... Fena kıskançlık belirtileri... )

Ama olmaz... Enver Paşa'nın Batum'da olduğunu öğrenen Mustafa Kemal, "Yurda girerse tutuklayın" emrini Kazım Karabekir'e verir. Sakarya Savaşı kazanılır... Enver Paşa'nın tüm umutları sönmüştür... Bilinmez bir çete savaşında, bilinmez bir kurşunla bir dağ başında ölür... Öldüğünde 41 yaşındadır... Cenazesi yıllar sonra -yanılmıyorsam 1995- te yurda getirilir...

SONUÇ :

Eimden geldiğince ana hatlarıyla vermeye çalıştığım Mustafa Kemal Paşa / Enver Paşa karşıtlığını veya kıskançlığını şöyle toparlarsam :

1. Mustafa Kemal Paşa' da, Enver Paşa'nın meşrutiyeti ilan etmesi, babıali baskını, saraya damat olması ve artan rütbeleri karşısından bir KISKANÇLIKTAN söz etmek mümkün... Çünkü en az Enver Paşa kadar Mustafa Kemal Paşa da hırslı....

2. Enver Paşa'da, Mustafa Kemal'i kıskanma tohumları Çanakkale savaşında atılmış... Daha öncesinden bir Mustafa Kemal kıskançlığı belirtisi yok Enver Paşa'da... Sonra devam etmiş... Anadolu'yu kurtarmak yerine TURAN'ı kurtarmak, ardından BOLŞEVİK olmak, Enver Paşa'da çok belirgin bir Mustafa Kemal Paşa kıskançlığı...

3. Demek, 20.yy Türk tarihine yön veren her iki lider de dönem ve zaman farkıyla birbirini kıskanmış... Mustafa Kemal'in Cumhuriyet sonrası uğraştığı iki düşman güc vardır... Biri DİNCİLER... Biri eski İTTİHAT TERAKKİCİLER...

4. Peki İsmet Paşa.... Cumhuriyet'in ikinci adamı... Onun Enver Paşa kıskançlığı yoktur da "fena halde" bir Mustafa Kemal Paşa kıskançlığı vardır... Ama gereğinden fazla temkinli olan İsmet Paşa, bu kıskançlığı ancak Mustafa Kemal öldükten sonra açığa çıkaracaktır... (Bu, İsmet Paşa'nın Mustafa Kemal kıskançlığını başka bir yazıya bırakayım...)

17 Kasım 2009

Ufuk Kesici

Önerdiğim Bloglar (2)
[Siyaset] Öcalan'a Nobel ödülü yolu gözüktü.. - cevodem1957
[Siyaset] "Çok ağır bir yazı" - cevodem1957
tümü »
Bu blog şu ana kadar 352 kez görüntülenmiştir..
« Blog yazarının önceki blogu Blog yazarının sonraki blogu »
« Bu kategorideki önceki blog Bu kategorideki sonraki blog »
  Yorum yaz   Soru sor   Gönder     Yazdır   Hata bildir
Bu blogu paylaş
Facebook Google Yahoo Mixx Digg StumbleUpon Del.icio.us reddit Twitter
 
Uyarı: Milliyet Blog kullanıcıları ve üyeleri, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi bulunduğu her türlü fikri eser, fotoğraf, resim vb. materyal ve ürünleri kullanamazlar. Blog kullanıcı ve yazarlarının, üçüncü kişilerin telif hakkı sahibi olduğu yazı, resim vb. ürünleri kullanması durumunda, her türlü hukuki ve cezai sorumluluk kendilerine aittir. Söz konusu haksız kullanım nedeniyle Milliyet İnternet Hizmetleri A.Ş. nin hiçbir hukuki sorumluluğunu bulunmamakta olup, haksız kullanım nedeniyle Milliyet İnternet Hizmetleri A.Ş. nin üçüncü kişilere ödemek zorunda kalabileceği her türlü tazminat ve/veya adli/idari para cezaları Blog kullanıcılarına rücu edilecektir.
Diğer blog yazarlarımızdan
Kategori: İnançlar

İmana zulüm karıştırmak

'İmana zulüm karıştırmak' insanın, Allah'ın büyüklüğünü, gücünü kavramasına, dünyada ve ahirette gerçek mutluluğu ve kurtuluşu için hak dine uyması gerektiğini bilmesine rağmen, din dışı ahlâk özelliklerinden kopamamasıdır. Kur’an’da imanını z...

Elif Alaca
07.02.2010 08:45:04
Kategori: Siyaset

Emasya!

Emaysa Nedir?

Bunu kaç kişi biliyor halk arasında merak ediyorum… Son günlerde sıkça duyduğumuz bir kelime değil mi?

Ben bile bu kelimeyi şu son bir ay içinde duymaya başladım ilk duyduğumda acaba Amasya elmasıyla bir ilgisi var...

Aysen Aydın
06.02.2010 13:09:46
Kategori: Blog

Süleyman Ekim’in yazılarını okumak için, günde 1 yazıdan, 20 yıl gerekli; Ekim’i okumak zaman kaybı

Günde 1 yumurta yeseniz…

Haftada 7.

Ayda 30.

Yılda 365.

10 yılda 3650.

20 yılda 7300.

***

Günde 2 bardak süt içseniz…

Ayda 60.

Yılda 730.

10 yılda 7300.

20 yıl...

Süleyman EKİM
03.02.2010 18:25:51
Kategori: Deneme

Seçemediğimiz hep üzüntü kaynağımız olur, aklımız da o seçemediğimizde kalabilir

Birine karar vermek, diğerini kaybetmek demektir.

Çünkü aynı anda, iki yerde olmazsınız.

İkiye de bölünemezseniz.

Bunlar aklıma "O Kadın" adlı filmini izlerken geldi. Aklımda kalan da Er...

stilwater
03.02.2010 23:11:07
Kategori: Teknoloji

Yeni savaş konsepti

(Kozmik Savaşları - I)

Kozmik kelimesi bilim dışı insanların pek sözünü ettiği, okumalarında fazlaca karşılaştığı bir kelime değildir. Halkın, magazin olmuş bilim haberleri dışında da pek dikkatini çekmez. Anlamı; uzaya ait yada uzayı bil...

Murat SEVGİ
03.02.2010 20:21:22
Milliyet.com.tr Milliyet Emlak Real Age Arabam.com Hangisinegitsek.com Araki Bulaki BizeBiz 1268846